Mükemmelliği yakalamak

Roger Federer’i bir kömür tanesinden bir elmasa dönüştüren anlara bugünden bakarak, hatırlayarak, o anların kıymetini bilerek ve kutlayarak vedamızı edelim.
Mükemmelliği yakalamak

4 Ekim - tepedenal.com - Punto
tepedenal.com ile birlikte

Temizlik malzemelerinin yeni adresi: tepedenal.com Bahar temizliğinin güz versiyonu için kolları sıvamak ve evinin, işyerinin havasını sonbahara uygun yenilemek isteyenleri tepedenal.com ile tanıştırmak isteriz; çünkü onunla temizlik artık çok kolay. Nedir? Otel, hastane, okul, restoran, fabrika, AVM gibi kurum, tesis ve kuruluşlara temizlik ve hijyen konularında profesyonel çözümler sunan Adonis Endüstriyel Temizlik Ürünleri A.Ş., tepedenal.com ’la küçük-orta ölçekli işletme sahiplerine ve bireysel tüketicilere online market deneyimi sunuyor. Neler var? Performansı yüksek profesyonel ürünler, kolay alışveriş deneyimi, satış öncesi ve satış sonrası kesintisiz müşteri iletişim desteğiyle öne çıkan tepedenal.com, müşterilerine temizlik, hijyen, kağıt, çöp poşeti, ambalaj, kullan-at, gıda ve medikal ürün portföyü altında 36 ayrı kategoride yüzlerce ürün ulaştırıyor. Dikkat dikkat: Bu ay itibarıyla tepedenal.com ’da mutfaktan banyoya, yüzey temizliğinden camlara kadar birçok kategoride %40’a varan Büyük Sonbahar İndirimi sizi bekliyor. Üstelik “ TEPEDENAL10 ” koduyla ilk alışverişe özel ek olarak %10 indirim ve 250 TL ve üzeri alışverişlerde ücretsiz kargo fırsatı da devam ediyor. Güçlü ve hızlı temizliğin keyfini sürmek için tepedenal.com ’u ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

Roger Federer ismi insanın zihnine bir kelime bulutuyla beraber geliyor ve bu kelimeler sanki bir sporcuyu değil de, bir sanatçıyı tanımlıyor: Zarafet, asalet, estetik... Rafael Nadal’ın “tenis kortunda mükemmellikten bahsedeceksek, bu o’dur” diye tanımladığı Federer, 24 yıllık kariyeri boyunca oyunuyla olduğu kadar sporcu ve spor üstü kişiliğiyle de büyümüş, gelişmiş ve mükemmelliğe varmış bir isim. Onu uğurlarken sayılardan bahsetmek de etkileyici olurdu ama bir yanı eksik kalırdı. Roger Federer’i büyüten, bir kömür tanesinden bir elmasa dönüştüren anlara bugünden bakarak, hatırlayarak, o anların kıymetini bilerek ve kutlayarak vedamızı edelim bir de.  

ubi tennis

1993 yılında Basel’de düzenlenen Swiss Indoors turnuvasında bir top toplayıcı çocuk kameralara takıldı. O günlerden kalma madalyalarını hala saklayan bu çocuk, “kalbimde ben her zaman bir top toplayıcı olarak kalacağım” diyen Roger Federer’di. Takvimler 1998’i gösterdiğinde 17 yaşındaki genç tenisçi Junior’larda Wimbledon’ı kazanmış, Amerika Açık finali görmüş ve sıralamada 1 numaraya çıkmıştı. Geçtiğimiz hafta profesyonel kariyerini duygusal bir vedayla sonlandıran Roger Federer’in sahneye çıkışı işte böyle olmuştu.  

Wimbledon’da junior şampiyonu olduktan sonra ilk ATP turnuvasına ülkesi İsviçre’de toprak kortta oynanan Gstaad turnuvasyla adım atan Federer, tur düzeyindeki 2. turnuvası Toulouse’da dünya 45 numarası Guillaume Raoux’u 6-2 6-2’yle geçerek ilk galibiyetini almış, hatta bu turnuvada çeyrek final görmüştü. Sonrasında, kameraların kendisini ilk kez yakaladığı yer olan Basel’de, bu sefer kameraların tam da odağında o vardı, zira dönemin önemli isimlerinden, dünya 8 numarası Andre Agassi’yle oynuyordu. Bu maçı kazanamadı ancak perde açılmıştı. 1999’un ilk aylarında, Marsilya’da kariyerinde ilk kez bir ilk-10 oyuncusunu, 5 numaralı Carlos Moya’yı yendi. Marsilya’nın ardından Rotterdam’da da çeyrek final gördü ve burada 2 numara Yevgeny Kafelnikov’dan set aldı. Memleketi Basel’de bir kez daha büyük bir maç oynadı, bu sefer rakibi 6 numara Tim Henman’dı. Viyana’da ilk 35’ten 3 ismi yenerek yarı final gördü, Fransa’da sert kortta Challenger şampiyonluğu kazandı. Büyük sahnedeydi, 64 numaraya kadar çıkmıştı ancak henüz onun sırası gelmemişti.  

Şu an 30’lu yaşlarında olanlar, takvimler 2000 yılını göstermeye yaklaştıkça artan heyecanı iyi hatırlayacaktır. Her şeyin bambaşka olacağı düşünülen Milenyum çağı, erkekler tenisi ve hatta genel anlamda spor için de yepyeni bir çağı işaret ediyormuş meğer, o zamanlar bunun farkında değildik. Roger Federer’in 18 yaşında Slam’lerde ilk kez boy gösterdiği bu yılda, Avustalya Açık’ta 3.tur, Roland Garros’ta 4.tur, Wimbledon’da ilk tur ve Amerika Açık’ta 3.tur gördüğünü hatırlamakta fayda var. Aynı sene düzenlenen Sydney Olimpiyatları ise, kariyerinde henüz başarı elde etmemiş genç oyuncu için dönüm noktalarından biri. Üstelik Olimpiyat bronz madalyasını kaçırmış olmasına rağmen! Çünkü Sydney Olimpiyatları, Roger Federer’in kendisi gibi İsviçre’yi teniste temsil eden Miroslava Vavrinec ile, yani Mirka ile tanıştığı yer! İkili saha sonra 2002’de Hopman Cup’ta kortu paylaşmıştı.  

Federer ve Mirka

Filmi biraz hızlandıralım ve 2001’deki o maça gelelim. Belki de zamanda kırılma yaratan, erkekler tenisinde çağ kapatıp çağ açan o maç. Aynı kortta tam 7 kez kupa kaldırmış, üstelik bu şampiyonlukların 4’ünü son 4 senede üst üste kazanmış, o ana kadar 13 Slam şampiyonluğu bulunan Pete Sampras ve karşısında herkesin konuştuğu, ağır ağır basamakları çıkan ancak henüz patlamasını yapamamış 19 yaşındaki Roger Federer. Böyle bakınca terazinin bir tarafı oldukça ağır basıyor ancak Pete Sampras, 5 set sonucunda mağlup ayrıldığı bu maçtan sonra hissettiklerini şöyle açıklıyor: “Korttan ayrılırken dengimi bulduğumu hissetmiştim, gerçekten özel bir oyuncuydu. 20 yıl sonra 20 Slam şampiyonu olacağını, yıllarca 1 numarada kalacağını, sporumuzu domine edeceğini o zamanlar bilemezdim.”  

Bu ana kadar geldiğimizde, Federer’in isminin yanına henüz koyabildiğimiz sıfatlar yeteneği, atak ve varyasyonu yüksek, izlemesi keyif veren oyunuyla alakalı. Zira turdaki ilk yıllarında öfke kontrolü konusunda yeterli olmadığını kendisi de itiraf ediyor: “Kortta sinirli biriydim ve kaybettiğimde çok üzülüyordum. Kaybettiğim her puanda söyleniyordum. 16 yaşındayken sürekli antrenmandan kovulurdum. Sonra biraz daha büyüdüm, raket fırlatmanın oyunuma bir faydası olmadığını anladım. Artık daha pozitifim. Merkez Kort’ta dolu tribünler önünde Pete Sampras’a karşı oynayınca bağırıp raket fırlatamıyorsunuz.” 90’ların sonunda saçlarını kötü bir sarıya boyatmış, kortta sinirlerine hakim olamayan Roger Federer’i hatırlayanlar, bugün gelinen noktayı daha da hayranlıkla karşılıyordur diye tahmin ediyorum.  

Roger Federer’in ilk Slam şampiyonluğunu nihayet 2003 Wimbledon’da, Andy Roddick’i yenerek çıktığı finalde Mark Philippoussis’i mağlup ederek kazandı. Aynı sene Agassi, Nalbandian, Ferrero, Roddick ve finalde tekrar Agassi’yi yenerek Tennis Masters Cup’ı kazandı. İlk perde biraz uzun sürmüştü ama sonunda baş rolü kapmıştı! 2004’ün sonunda 4 Slam şampiyonluğuna ulaşmıştı bile! Ancak hem erkek tenisinin hem de Roger Federer’in kariyerinde belirleyici bir gelişme yaşanıyordu: Rafael Nadal isimli genç tenisçi! 2004’te Miami’de 3.turda kendisini eleyen 18 yaşındaki bu genç oyuncu, 2005’te aynı turnuvanın finalinde karşısındaydı. Bu maç, yıllarca izlediğimiz o müthiş rekabetin ve aynı zamanda geçen hafta gözlerimizde yaş bırakmayan o müthiş dostluğun, nam-ı diğer FEDAL’ın ilk tohumlarını eken maçtı adeta. Oyunları birbirine zıttı ama bu yüksek bir keyif veriyordu. Nadal’ın Federer’in kariyeri üzerindeki etkisi Fedal’dan ibaret değil elbette. 20 Slam şampiyonluğu ve sayısız rekorla biten bu müthiş kariyerin belki de en büyük eksiklerinden biri, tek bir taneyle kalan Roland Garros şampiyonluğu. 

Federer, 2009 Roland Garros şampiyonu/USA Today

Buradan hemen bir başka Fedal anına geçelim. Kimilerine göre “tarihin en iyi maçı” olarak adlandırılan, “Strokes of Genius” ismiyle belgesellere konu olmuş 2008 Wimbledon finali. Nadal’ın Federer’in zarif ve çabasızmış gibi görünen stili nedeniyle geri planda kalan savaşçı ruhunu yüzeye çıkardığı bir başka maç. 2 set geriden gelerek tie-break’lerle maça tutunan Federer, yağmur araları, kararan hava... Ve sonunda “5 yıl üst üste şampiyon olan Federer’in Wimbledon’daki dominasyonu bitti mi?” sorusunu sorduran bir mağlubiyet. Cevap: Hemen getirmedi, sonraki sene Federer hem Wimbledon’ı hem de Roland Garros’u kazandı! Ancak 2012 sonrası duraklama dönemi, yine bir Fedal maçıyla bozulacaktı: 2017 Avustralya Açık finali. Hem Federer’in hem de Nadal’ın sakatlıktan döndükleri sezon başında ortaya koydukları müthiş mücadele ve Roger Federer’in Slam şampiyonluğu olmadan geçen 5 senenin ardından 35 yaşında 18. Slam kupasını ellerine aldığı özel maç. Roger Federer uzun kariyeri boyunca istikrarın, vücudunu olabildiğince uzun süre diri tutmanın, maç içinde enerjisini iyi kullanmanın da en iyi örneklerinden biri olduğunu, kariyerinde oynadığı 1500’ün üzerinde maçta hiç maçtan çekilmeyerek kanıtlamış bir isim.  

Federer’in kariyerinin kabullenmesi en zor maçı belki kariyerinin son tekler maçında, üstelik Wimbledon’da Hurkacz’tan bagel yediği maç değil de, Rafael Nadal’ı yenerek çıktığı 2019 Wimbledon finalinde Novak Djokovic’e karşı final seti 8-7 40-15’te kaçırdığı 2 şampiyonluk puanı ve bu şekilde giden 21.şampiyonluk ihtimali olacak. Kendisi de bu maçtan sonra hislerini “Hayal kırıklığına uğramış, üzgün, aşırı sinirli hissedebilirsiniz. Şu an ne hissettiğimi bilmiyorum, sadece çok büyük bir fırsatı kaçırdığımı hissediyorum, inanmakta zorlanıyorum” şeklinde açıklamıştı. Doğruydu, çünkü 21 Slam şampiyonluğuna ulaşma şansını kaçırmıştı ve artık biliyoruz ki bu şans bir daha eline geçmeyecekti.  

Aslında 2019 Wimbledon sonrası, Federer’in emekli olması için uygun zamanmış gibi görülebilir. Tam bu noktada, mikrofonu 18 yaşındaki Roger Federer’e verelim: “Tenisi neden sevdiğimi açıklamak zor, oyunu seviyorum. Mücadeleyi seviyorum. Rekabete dayanan birebir bir oyun. Bunu dünyanın en iyisi olmak için bir meydan okuma olarak görüyorum.”  

Roger Federer’i ulaştığı rekorların ötesinde büyük bir sporcu yapan faktörlerin başında, 18 yaşından 41 yaşına kadar taşıdığı tenis sevgisi geliyor. Federer oyunu seviyor ve oynamak istiyor, ancak kendisini uzunca bir süre az sorunla bugünlere getiren vücudu, onun da etten kemikten bir insan olduğunu hatırlatıyor bizlere. Dikkat ettiyseniz veda mektubunda da, basın toplantısında da hep “rekabetçi tenisi” bıraktığını söylüyor. Sağlıklı olduğu noktada gösteri turnuvaları için kortta olmak istediğini gizlemiyor ve bir hayalete dönüşmeyeceğinin altını ısrarla çiziyor.  

Etki derecesi tenisi, hatta sporu çoktan aşmış, marka işbirliklerinde emeklilikle ilgili herhangi bir koşul bile bulunmayan, rekabetin yüksek olduğu bir oylamada 2010’ların En Stil Sahibi Erkeği seçilecek kadar göz önünde bir figürün hayalete dönüşebilmesi pek mümkün görünmüyor ve son Laver Cup’ın gösterdiği bir şey var ki, tarafı fark etmeksizin her tenisseverin ve tenis oyuncusunun içinde biraz Roger Federer yatıyor. Onun tenisi taşıdığı nokta ve imkansız görünen bariyerleri aşmasının verdiği ilham en azından birkaç kuşağı daha etkilemeye devam edecek. Federer’in bıraktığı miras, yüksek sanat zevki veren oyunu ve rekorlarını bir yana bırakırsak, tam da böyle bir şey. Tarihin en büyüğü olma rekabetindeki en önemli rakiplerinin yanında olmak için koşarak geldiği, arkandan hıçkırarak ağladığı, bir parçası olmaktan mutlu ve gururlu oldukları bir finalle veda etmek. Kendisinin söylediği ve çokça paylaşılan bir söz her şeyi özetliyor aslında: “Önemli biri olmak güzel, ama iyi biri olmak daha önemli”. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Punto Punto

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🎾 Tenis kortunda mükemmellik: Roger Federer

2022 Laver Cup ile profesyonel tenisi bırakan Federer'e, Elif Alper; İpek Öz; Altuğ Çelikbilek; Mert Ertunga; Niko Yenibayrak ve Raket Servis ile veda ettik.

04 Eki 2022

tepedenal.com ile birlikte
Laver Cup

YAZARLAR

Elif Alper

Tenis yazarı @Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Punto Punto

HİKAYE

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Alp Ulagay

·

15 Tem 2026

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası
Punto Punto

HİKAYE

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede
Punto Punto

HİKAYE

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Kavel Alpaslan

·

11 Tem 2026

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?
Punto Punto

HİKAYE

Trump, kartallar ve akbabalar: Dünya Kupası’nın siyasi yolsuzluklar tarihi

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.

07 Tem 2026

Trump, kartallar ve akbabalar: Dünya Kupası’nın siyasi yolsuzluklar tarihi
Punto Punto

HİKAYE

Padel efsanesi Fernando Belasteguín: Zirvede 16 yıl insana ne öğretir?

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.

Deniz Kaynak

·

02 Tem 2026

Padel efsanesi Fernando Belasteguín: Zirvede 16 yıl insana ne öğretir?