Müzisyenin telif haklarıyla imtihanı

Yıllık satış rakamı hedeflerini tutturmak artık sadece beyaz yakalılar değil, müzisyenler için de önemli. Spotify’ın yeni kararına göre yıllık 1000 dinlenmeye ulaşamayan sanatçılara artık telif ödenmeyecek. Sahte dinlemelere, hileli şarkı yükleyenlere ve sistemi üzerinden dolandırıcılık yapanlara ceza verilecek.
Müzisyenin telif haklarıyla imtihanı

26 Kasım - Disney+
Disney+ ile birlikte

Yeni tutkumuz: A Murder at the End of the World Disney+’ta Şu sıralar herkesin bahsettiği bir dizi var. Üzerinde sohbet etmekten, ne olacak ne bitecek diye heyecanlanmaktan kendimizi alamadığımız o yapım elbette Disney+ ’ta yerini alan A Murder at the End of the World . Nedir? Öncelikle aramızda The OA hayranları var mı diye bir soralım. Eminiz ki vardır, işte onlara güzel haber: A Murder at the End of the World ’ün yaratıcı koltuğunda The OA 'yı yaratan Brit Marling ile Zal Batmanglij var! Dahası, dizinin başrollerini son yıllarda yakından takip ettiğimiz isimler Emma Corrin ile Clive Owen paylaşıyor, Marling ise ayrıca oyuncu kadrosunda. İzole bir inziva kampındaki cinayet gizeminin tam ortasına sürüklendiğimiz, toplam yedi bölümden oluşan orijinal dizi, Darby Hart (Emma Corrin) adındaki Z kuşağı amatör dedektif ve teknoloji meraklısı genç bir kadını merkezine alıyor. Darby ve diğer sekiz misafir, gizemli milyarder Andy Ronson (Clive Owen) tarafından İzlanda’da gözlerden uzak ve ihtişamlı bir yerde inzivaya katılmaya davet edilince işte işlerin seyri orada değişmeye başlıyor. Her hafta salı günü yayınlanan yeni bölümüyle hikâyenin peşinden heyecanla gittiğimiz A Murder at the End of the World ’ün ilk dört bölümünü buradan izlemeye başlayarak meraklı bekleyişimize siz de katılabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Geçen akşam özel bir bankada çalışan arkadaşımla konuşurken, yıllık satış rakamına ulaşamadığından bahsetti. Senenin bitmesine az bir süre varken, bunun işi için ne kadar önemli olduğunu anlattı. Bankada çalıştığı için, iş hayatı tamamen rakamlar üzerine kurulu. Fakat günümüzde rakamlar sadece finans sektörü çalışanları için önemli değil. Profesyonel olarak müzik yapanlar ya da ilk kez bir şarkısını dinleyiciyle buluşturmaya hazırlananlar da rakamlar artık senin de dünyanın önemli parçası…

Geçen hafta Spotify, “Wrapped” başlığında topladığı, yıl sonu en çok dinlenenler listelerini açıkladı. Müzik endüstrisine yıllık 40 milyar doları aşan ödeme yaptığını da duyurdu. Öte yandan platform 2024 yılından itibaren hayata geçireceği üç önemli değişikliği de açıkladı.

İlki, 12 ayda 1.000 dinlenme rakamına ulaşamayan sanatçılara ödeme yapmayacaklar. İkincisi, sahte dinlemelere, hileli şarkı yükleyenlere, kısacası sistem üzerinden dolandırıcılık yapanlara ceza verilecek. Son olarak, noisy yani müzik dışı kabul edilen gürültü içeriklerinin 2 dakikadan fazla olma zorunluluğu olacak. 

  • Spotify’a göre süpürge, beyaz gürültü gibi sesler 30 saniye gibi bir süreye sahip olunca üst üste dinleniyor ve kaynağına müzik telifinden çok daha fazla para kazandırıyor. Sistemin içindeki kötü aktörler olarak adlandırdıkları bu 30 saniyeden az sesler, telif parasının akış yönünün değişmesine neden oluyor.

Bunla sadece Spotify özelinde değil; çoğu dijital müzik dinleme platformunda sanatçılara dayatılan kurallar var. Fakat dünya genelinde müzik trendlerini belirleyen Spotify’ın bu yeni kararları, bağımsız olarak sesini duyurmak isteyen birçok müzisyeni zorlu bir sürece sokacak gibi…

Dinleme sayısı her yıl artabilir mi?

Büyük plak şirketlerinin müzik dinleme platformlarındaki anlaşmaları bağımsız müzisyenlerden çok daha farklı. Her ne kadar sistem demokratik bir alan sunduğunu iddia etse de her platformun büyük plak şirketleriyle yaptığı oldukça ciddi anlaşmalar var. Bu yüzden bağımsız bir sanatçının, tek başına ayakta kalabilmesi için telif kazanımlarından önce müzik dinleme platformlarının içinde atması gereken birçok ciddi adım var.

Eğer bağımsız bir müzisyensen, şarkını kendi adına ya da şirket hesabı açarak aracı firma yardımıyla sisteme yüklemelisin. Kendi kendine şarkı yüklemesi yaparsan şarkının dinlenme analizinin yer aldığı raporlamayı düzgün şekilde alamayabilirsin. Bu da ne kadar ödeme alacağını bilememek gibi sorunlar yaşamana neden olabilir.

Bunları yaptın diyelim, şimdi sıra müzik listelerine girebilmek ve şarkını duyurmak… Bunun için de bir pazarlama planına sahip olman gerek. Çünkü platformlar, sanatçıdan neredeyse her hafta yeni bir şarkı talep ediyor. Sanki “Ne kadar çok şarkı üretirsen, senin müziğini o kadar ön plana çıkarırım” düşüncesi hâkim… Şarkının viral olması için Reels mı çekersin yoksa TikTok mu, popüler bir dizide yer almasını mı sağlarsın, bu kısım senin çabana kalmış. Artık sadece üretmek, iyi müzik yapmak pek de mümkün değil. O müziğin dinleyiciye duyurulması için çabanın dışında sabırlı olmaya da ihtiyacın var. Adeta bir beyaz yakalı gibi durmadan ürününe hizmet etmek için uğraşmalısın.

Şans yüzüne güldü ve şarkın tanındı… Spotify’ın katı kuralları burada karşına çıkıyor. Eğer 12 ayda 1.000 dinlenmeyi aşamazsan platform, sana ödeme yapmayacağını söylüyor. Zaten Spotify’ın telif ücretlerinden kazanabileceğin maksimum miktar akış başına 0.003 dolar. Platformun yıllık telif bedelinden kotasına takılan da bir ücret var. Spotify, bunu 1.000’den fazla dinlenmesi olan şarkılara kaydırmak istediğini belirtiyor. 1.000’den az dinlenmeye sahip şarkılardan elde edilen kazancın sanatçılara nadiren ulaştığını, çünkü plak şirketlerinin ve dağıtımcıların genellikle minimum para çekme tutarı talep ettiğini savunuyorlar. Bu küçük ödemeler bu eşiği karşılamadığında, dağıtım şirketlerinin banka hesaplarında kaldığı da söyleniyor. Bu parayı sanatçıların elinden almadıklarını belirtiyorlar. Fakat bu 1.000 dinlenme şartının bir sonraki yıl 5.000 dinleme olarak güncellenmeyeceğinin garantisini de vermiyorlar.

Müzik türü zorbalığına sebep verebilir

Spotify Stockholm ofisi

Zaten minimumda olan telif haklarının şimdi belli bir limite tabi olması sanatçıyı inciten aynı zamanda da “müzik türü zorbalığı”na sebebiyet veren bir karar. Listelerde yer alamayan, niş bir kitleye hitap eden müzisyenler, sadece para kazanmak için popüler işlere kaymak zorunda hissedebilir.

Eleştirmenlerce beğenilen şarkıları seslendiren sanatçıların konserleri dolarken, dinlenme oranı olarak bazen 1.000 barajını bile aşamıyorlar. Bu yazıyı yazarken geçen hafta Spotify’da en çok dinlediğim sanatçının aylık dinlenme oranına baktım. 10 bin dinlenmede kaldığını, en çok dinlendiği şehirde bile aylık 638 dinlenme alabildiğini fark ettim. Bu rakam, dinleyici olarak artık sevdiğim sanatçıya hiçbir şekilde para kazandıramadığım gerçeğiyle yüzleşmeme neden oldu.

Dijital müzik dinleme platformlarının sanatçıya verdiği telif ücretleri zaten tartışmalıyken, meslek birliklerinin sessiz kalması da şaşırtıcı. Ayrıca Türkiye, bu platform ücretlerinin en ucuz olduğu ülkelerden biri. Bu da telif dengesizliğinin çok daha ciddi hissedildiğinin göstergesi.

Kullanıcı merkezli modeli ele almalılar

The Guardian’da Birleşik Krallık’taki East Anglia Üniversitesi’nden akademisyen Amelia Fletcher, sıkıntıyı şu sözlerle dile getiriyor: “Birçok insanın karşılıksız müzik yapması, müziğin sanatsal değerini ortadan kaldırmaz. Fakat Spotify ve Apple Music gibi şirketlerde dinleyicilerden gelen para, dev bir havuza gidiyor ve sanatçıların dinlenme oranına göre ödeme yapılıyor. Bu modele alternatif olan ‘kullanıcı merkezli bir model’ benimsenmeli. Her abonenin ödemesi, bireyin dinlediği şarkılar arasında orantılı olarak paylaştırılmalı. Eğer indie müzik dinliyorsanız, bu para da dinlediğiniz sanatçılar arasında paylaştırılmalı. Bu model, dolandırıcılık sorununu daha etkili bir şekilde çözecektir. Çünkü bir kullanıcı para karşılığında çok sayıda şarkı dinliyorsa her şarkıya giden oran da azalacaktır.”

Deezer ve Soundcloud, yakın zamanda büyük plak şirketleriyle ortaklık kurarak bu modeli denedi. Büyük müzik dağıtıcılarından Believe ise uygulamadan memnun olmadıklarını dile getirdi.

Oysa tüm bu tartışmaların arasında parıldayan bir platform var: Bandcamp. Bandcamp, sanatçıya ödemeyi doğrudan ulaştıran bir site. Fakat bizim gibi sanata çok az para harcayan ülkelerde bu sitenin işlemesi çok zor. Dinleyici olarak müziğe ufak ücretlerle ulaşmaya o kadar alıştık ki onun hava gibi bedava kalmasını istiyoruz…

Birçok müzik dinleme platformunun az etkileşimi olan sanatçılara değersizmiş gibi davranması, Billie Eilish gibi odasında müzik yaparken sesini duyurmaya çalışan sanatçıları daha en başında yolundan mı döndürecek? Müzik endüstrisi artık gelecek vadeden sanatçılara, hiç mi umut vermiyor? Bu gibi soruların cevabı sanatçıların çıkardıkları sesle, dinleyicinin etkisiyle belli olacak. Mesela Neil Young, Spotify’da yanlış bilgiler barındıran podcast’ler nedeniyle müzik kataloğunu 2022’de platformdan çekti ve bir daha da geri dönmedi. Taylor Swift, 2014’te müziğin bedava olmaması gerektiği fikriyle online müzik platformlarından tüm albümlerini kaldırdı. 3 yıl sonra maddi olarak kendisine ödenen teliflerin tatmin edici düzeylere çıkmasıyla geri döndü. Piramidin tepesindeki sanatçıların tavrıyla platformlar belki de ticarethane olmaktan kurtulabilecek.

Görünen o ki, yazının başında da bahsettiğim gibi, bir sanatçıyı beyaz yakalı bir çalışandan ayıran çizgiler artık saydamlaşıyor. Sanatçının da artık yıllık satış hedefini tutturması gerek. Dinleyicinin ise sanatçının ürünlerini satın alması, konserlerine gitmesi ve bu çarkın içinde sanata gerçek değerini vermesi için artık harekete geçmesi lazım…

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎙️ Defansif Dizayn, telif adaleti

Büyük Ev Ablukada'nın, eskiden yazılmış şarkılardan oluşan yeni albümü Defansif Dizyan çıktı. Spotify, platform kurallarını bağımsız sanatçılar için daha da zorlu hâle getirdi.

04 Ara 2023

Disney+ ile birlikte
İKSV

YAZARLAR

Eda Solmaz

Müzik yazarı

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Sadakatsizlikle başa çıkmaya çalışanlar için kitap reçetesi

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

Aslı Perker

·

11 Eyl 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Sadakatsizlikle başa çıkmaya çalışanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende

HİKAYE

'The Unknown': Bir bedeni aynı insan yapan nedir?

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.

Emre Eminoğlu

·

11 Eyl 2026

'The Unknown': Bir bedeni aynı insan yapan nedir?
DuendeDuende

HİKAYE

Yıldız Tozu | Tutkuların, zamansız rastlantıların ve saplantıların ustası: Pedro Almodóvar

Yıldız Tozu'nda bu haftaki konuğumuz tutkunun, hüznün, kırılganlığın cesur ve sıcak dili; İspanyol yönetmen Pedro Almodóvar. Yeni bir Almodóvar filmine giderken sizi neyin beklediğini hiçbir zaman tam olarak bilemezsiniz. Büyük bir filmle de karşılaşabilirsiniz, küçük bir hayal kırıklığıyla da…

Mehmet Sindel

·

11 Eyl 2026

Yıldız Tozu | Tutkuların, zamansız rastlantıların ve saplantıların ustası: Pedro Almodóvar
DuendeDuende

HİKAYE

Paweł Pawlikowski: 'Ben 20. yüzyıldan kalma bir sürgünüm'

Cannes’da prömiyerini yapan "Fatherland" ile ikinci En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazanan Paweł Pawlikowski'yle Thomas Mann’dan savaş sonrası Avrupa’ya, minimalizmden müziğe, entelektüellerin toplumdaki rolünden kendisinin bugünkü dünyada hissettiği yabancılığa uzanan bir sohbete daldık.

Müge Turan

·

10 Eyl 2026

Paweł Pawlikowski: 'Ben 20. yüzyıldan kalma bir sürgünüm'
DuendeDuende

HİKAYE

MUBI Fest'te neler izledik?

İki yıllık aranın ardından geçen hafta sonu İstanbul’a dönen MUBI Fest'in atmosferine ve Cannes’dan taşıdığı dört filme yakından bakıyoruz.

Emre Eminoğlu

·

07 Eyl 2026

MUBI Fest'te neler izledik?