Müzisyenin telif haklarıyla imtihanı

Yıllık satış rakamı hedeflerini tutturmak artık sadece beyaz yakalılar değil, müzisyenler için de önemli. Spotify’ın yeni kararına göre yıllık 1000 dinlenmeye ulaşamayan sanatçılara artık telif ödenmeyecek. Sahte dinlemelere, hileli şarkı yükleyenlere ve sistemi üzerinden dolandırıcılık yapanlara ceza verilecek.
Müzisyenin telif haklarıyla imtihanı

26 Kasım - Disney+
Disney+ ile birlikte

Yeni tutkumuz: A Murder at the End of the World Disney+’ta

Şu sıralar herkesin bahsettiği bir dizi var. Üzerinde sohbet etmekten, ne olacak ne bitecek diye heyecanlanmaktan kendimizi alamadığımız o yapım elbette Disney+ ’ta yerini alan A Murder at the End of the World .

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Geçen akşam özel bir bankada çalışan arkadaşımla konuşurken, yıllık satış rakamına ulaşamadığından bahsetti. Senenin bitmesine az bir süre varken, bunun işi için ne kadar önemli olduğunu anlattı. Bankada çalıştığı için, iş hayatı tamamen rakamlar üzerine kurulu. Fakat günümüzde rakamlar sadece finans sektörü çalışanları için önemli değil. Profesyonel olarak müzik yapanlar ya da ilk kez bir şarkısını dinleyiciyle buluşturmaya hazırlananlar da rakamlar artık senin de dünyanın önemli parçası…

Geçen hafta Spotify, “Wrapped” başlığında topladığı, yıl sonu en çok dinlenenler listelerini açıkladı. Müzik endüstrisine yıllık 40 milyar doları aşan ödeme yaptığını da duyurdu. Öte yandan platform 2024 yılından itibaren hayata geçireceği üç önemli değişikliği de açıkladı.

İlki, 12 ayda 1.000 dinlenme rakamına ulaşamayan sanatçılara ödeme yapmayacaklar. İkincisi, sahte dinlemelere, hileli şarkı yükleyenlere, kısacası sistem üzerinden dolandırıcılık yapanlara ceza verilecek. Son olarak, noisy yani müzik dışı kabul edilen gürültü içeriklerinin 2 dakikadan fazla olma zorunluluğu olacak. 

  • Spotify’a göre süpürge, beyaz gürültü gibi sesler 30 saniye gibi bir süreye sahip olunca üst üste dinleniyor ve kaynağına müzik telifinden çok daha fazla para kazandırıyor. Sistemin içindeki kötü aktörler olarak adlandırdıkları bu 30 saniyeden az sesler, telif parasının akış yönünün değişmesine neden oluyor.

Bunla sadece Spotify özelinde değil; çoğu dijital müzik dinleme platformunda sanatçılara dayatılan kurallar var. Fakat dünya genelinde müzik trendlerini belirleyen Spotify’ın bu yeni kararları, bağımsız olarak sesini duyurmak isteyen birçok müzisyeni zorlu bir sürece sokacak gibi…

Dinleme sayısı her yıl artabilir mi?

Büyük plak şirketlerinin müzik dinleme platformlarındaki anlaşmaları bağımsız müzisyenlerden çok daha farklı. Her ne kadar sistem demokratik bir alan sunduğunu iddia etse de her platformun büyük plak şirketleriyle yaptığı oldukça ciddi anlaşmalar var. Bu yüzden bağımsız bir sanatçının, tek başına ayakta kalabilmesi için telif kazanımlarından önce müzik dinleme platformlarının içinde atması gereken birçok ciddi adım var.

Eğer bağımsız bir müzisyensen, şarkını kendi adına ya da şirket hesabı açarak aracı firma yardımıyla sisteme yüklemelisin. Kendi kendine şarkı yüklemesi yaparsan şarkının dinlenme analizinin yer aldığı raporlamayı düzgün şekilde alamayabilirsin. Bu da ne kadar ödeme alacağını bilememek gibi sorunlar yaşamana neden olabilir.

Bunları yaptın diyelim, şimdi sıra müzik listelerine girebilmek ve şarkını duyurmak… Bunun için de bir pazarlama planına sahip olman gerek. Çünkü platformlar, sanatçıdan neredeyse her hafta yeni bir şarkı talep ediyor. Sanki “Ne kadar çok şarkı üretirsen, senin müziğini o kadar ön plana çıkarırım” düşüncesi hâkim… Şarkının viral olması için Reels mı çekersin yoksa TikTok mu, popüler bir dizide yer almasını mı sağlarsın, bu kısım senin çabana kalmış. Artık sadece üretmek, iyi müzik yapmak pek de mümkün değil. O müziğin dinleyiciye duyurulması için çabanın dışında sabırlı olmaya da ihtiyacın var. Adeta bir beyaz yakalı gibi durmadan ürününe hizmet etmek için uğraşmalısın.

Şans yüzüne güldü ve şarkın tanındı… Spotify’ın katı kuralları burada karşına çıkıyor. Eğer 12 ayda 1.000 dinlenmeyi aşamazsan platform, sana ödeme yapmayacağını söylüyor. Zaten Spotify’ın telif ücretlerinden kazanabileceğin maksimum miktar akış başına 0.003 dolar. Platformun yıllık telif bedelinden kotasına takılan da bir ücret var. Spotify, bunu 1.000’den fazla dinlenmesi olan şarkılara kaydırmak istediğini belirtiyor. 1.000’den az dinlenmeye sahip şarkılardan elde edilen kazancın sanatçılara nadiren ulaştığını, çünkü plak şirketlerinin ve dağıtımcıların genellikle minimum para çekme tutarı talep ettiğini savunuyorlar. Bu küçük ödemeler bu eşiği karşılamadığında, dağıtım şirketlerinin banka hesaplarında kaldığı da söyleniyor. Bu parayı sanatçıların elinden almadıklarını belirtiyorlar. Fakat bu 1.000 dinlenme şartının bir sonraki yıl 5.000 dinleme olarak güncellenmeyeceğinin garantisini de vermiyorlar.

Müzik türü zorbalığına sebep verebilir

Spotify Stockholm ofisi

Zaten minimumda olan telif haklarının şimdi belli bir limite tabi olması sanatçıyı inciten aynı zamanda da “müzik türü zorbalığı”na sebebiyet veren bir karar. Listelerde yer alamayan, niş bir kitleye hitap eden müzisyenler, sadece para kazanmak için popüler işlere kaymak zorunda hissedebilir.

Eleştirmenlerce beğenilen şarkıları seslendiren sanatçıların konserleri dolarken, dinlenme oranı olarak bazen 1.000 barajını bile aşamıyorlar. Bu yazıyı yazarken geçen hafta Spotify’da en çok dinlediğim sanatçının aylık dinlenme oranına baktım. 10 bin dinlenmede kaldığını, en çok dinlendiği şehirde bile aylık 638 dinlenme alabildiğini fark ettim. Bu rakam, dinleyici olarak artık sevdiğim sanatçıya hiçbir şekilde para kazandıramadığım gerçeğiyle yüzleşmeme neden oldu.

Dijital müzik dinleme platformlarının sanatçıya verdiği telif ücretleri zaten tartışmalıyken, meslek birliklerinin sessiz kalması da şaşırtıcı. Ayrıca Türkiye, bu platform ücretlerinin en ucuz olduğu ülkelerden biri. Bu da telif dengesizliğinin çok daha ciddi hissedildiğinin göstergesi.

Kullanıcı merkezli modeli ele almalılar

The Guardian’da Birleşik Krallık’taki East Anglia Üniversitesi’nden akademisyen Amelia Fletcher, sıkıntıyı şu sözlerle dile getiriyor: “Birçok insanın karşılıksız müzik yapması, müziğin sanatsal değerini ortadan kaldırmaz. Fakat Spotify ve Apple Music gibi şirketlerde dinleyicilerden gelen para, dev bir havuza gidiyor ve sanatçıların dinlenme oranına göre ödeme yapılıyor. Bu modele alternatif olan ‘kullanıcı merkezli bir model’ benimsenmeli. Her abonenin ödemesi, bireyin dinlediği şarkılar arasında orantılı olarak paylaştırılmalı. Eğer indie müzik dinliyorsanız, bu para da dinlediğiniz sanatçılar arasında paylaştırılmalı. Bu model, dolandırıcılık sorununu daha etkili bir şekilde çözecektir. Çünkü bir kullanıcı para karşılığında çok sayıda şarkı dinliyorsa her şarkıya giden oran da azalacaktır.”

Deezer ve Soundcloud, yakın zamanda büyük plak şirketleriyle ortaklık kurarak bu modeli denedi. Büyük müzik dağıtıcılarından Believe ise uygulamadan memnun olmadıklarını dile getirdi.

Oysa tüm bu tartışmaların arasında parıldayan bir platform var: Bandcamp. Bandcamp, sanatçıya ödemeyi doğrudan ulaştıran bir site. Fakat bizim gibi sanata çok az para harcayan ülkelerde bu sitenin işlemesi çok zor. Dinleyici olarak müziğe ufak ücretlerle ulaşmaya o kadar alıştık ki onun hava gibi bedava kalmasını istiyoruz…

Birçok müzik dinleme platformunun az etkileşimi olan sanatçılara değersizmiş gibi davranması, Billie Eilish gibi odasında müzik yaparken sesini duyurmaya çalışan sanatçıları daha en başında yolundan mı döndürecek? Müzik endüstrisi artık gelecek vadeden sanatçılara, hiç mi umut vermiyor? Bu gibi soruların cevabı sanatçıların çıkardıkları sesle, dinleyicinin etkisiyle belli olacak. Mesela Neil Young, Spotify’da yanlış bilgiler barındıran podcast’ler nedeniyle müzik kataloğunu 2022’de platformdan çekti ve bir daha da geri dönmedi. Taylor Swift, 2014’te müziğin bedava olmaması gerektiği fikriyle online müzik platformlarından tüm albümlerini kaldırdı. 3 yıl sonra maddi olarak kendisine ödenen teliflerin tatmin edici düzeylere çıkmasıyla geri döndü. Piramidin tepesindeki sanatçıların tavrıyla platformlar belki de ticarethane olmaktan kurtulabilecek.

Görünen o ki, yazının başında da bahsettiğim gibi, bir sanatçıyı beyaz yakalı bir çalışandan ayıran çizgiler artık saydamlaşıyor. Sanatçının da artık yıllık satış hedefini tutturması gerek. Dinleyicinin ise sanatçının ürünlerini satın alması, konserlerine gitmesi ve bu çarkın içinde sanata gerçek değerini vermesi için artık harekete geçmesi lazım…

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🎙️ Defansif Dizayn, telif adaleti

Büyük Ev Ablukada'nın, eskiden yazılmış şarkılardan oluşan yeni albümü Defansif Dizyan çıktı. Spotify, platform kurallarını bağımsız sanatçılar için daha da zorlu hâle getirdi.

04 Ara 2023

Disney+ ile birlikte
İKSV

YAZARLAR

Eda Solmaz

Müzik yazarı

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Altın Portakal'ın ardından: Türkiye sineması nereye gidiyor?

24-31 Ekim tarihleri arasında düzenlenen 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali, yarışma seçkisi ve Film Forum etrafındaki tartışmalarla Türkiye sinemasının bugününü, geleceğini ve festivalin prestij iddiasını sorgulamaya açtı.

Emre Eminoğlu

·

02 Kas 2026

Altın Portakal'ın ardından: Türkiye sineması nereye gidiyor?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Norm: The Tale of Norm Macdonald: Şakanın sonunu beklerken

"Norm: The Tale of Norm Macdonald" bazen tanıdık görüntülerin rahatlığına fazla güveniyor, bazı güç soruların üzerinde daha uzun durabilecekken yeni bir şakaya geçiyor. Yine de Norm’la vakit geçirme duygusunu yakalıyor.

Ömer Şentürk

·

02 Kas 2026

Norm: The Tale of Norm Macdonald: Şakanın sonunu beklerken
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Sinopale’nin kurucuları, küratörleri ve sanatçılarıyla bienalin kentte yarattığı değişim üzerine

İlki 2006'da düzenlenen Sinopale, yirmi yılda Türkiye’nin en uzun soluklu bağımsız sanat oluşumlarından birine dönüştü. Bienalin kurucuları, küratörleri ve sanatçılarıyla 10. edisyon vesilesiyle biraraya gelerek Sinopale’nin kentle kurduğu ilişkiyi ve yerel bilginin çağdaş sanatla buluşma biçimlerini konuştuk.

Melike Bayık

·

02 Kas 2026

Sinopale’nin kurucuları, küratörleri ve sanatçılarıyla bienalin kentte yarattığı değişim üzerine
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Liz Harris’in solo projesi 'Grouper' üzerine: Müzikte gizem hâlâ mümkün mü?

Amerikalı sanatçı Liz Harris’in solo projesi "Grouper", 4 Kasım’da Fiba Salon İKSV sahnesinde. Sanatçı ile konser öncesi Zoom’da biraraya geldik; günümüz müziğini ve karanlıktan nasıl beslendiğini konuştuk.

Eda Solmaz

·

02 Kas 2026

Liz Harris’in solo projesi 'Grouper' üzerine: Müzikte gizem hâlâ mümkün mü?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Roger Crowley: 'Portekiz'in kurduğu imparatorluk, kendi yoksulluğunun ürünüydü'

Roger Crowley, "Deniz Canavarları" kitabında Portekiz’in küçük bir donanmayla Hint Okyanusu’nda nasıl kalıcı bir imparatorluk kurduğunu, deniz ticaretinin küresel güç ilişkilerini nasıl dönüştürdüğünü ve bu sürecin sömürgecilik tarihindeki yerini anlatıyor. Yazarla küreselleşmenin başlangıç dönemindeki ticaret, askerî güç ve şiddet arasındaki ilişki üzerine konuştuk.

Ömer Çeşit

·

29 Eki 2026

Roger Crowley: 'Portekiz'in kurduğu imparatorluk, kendi yoksulluğunun ürünüydü'