Nadal: Madrid Açık'ta mücadele edemeyeceğim

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Rafael Nadal, devam eden sakatlığı nedeniyle Madrid Açık'ta olmayacağını duyurdu.
Rafael Nadal, İspanya'nın başkenti Madrid'de 26 Nisan-7 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek Madrid Açık'a sakatlığı nedeniyle katılamayacağını açıkladı.
Nadal sosyal medyasından yaptığı açıklamada; "Başlangıçta 6-8 haftalık bir iyileşme süreci öngördük ancak şu an 14. haftadayız. Gerçek şu ki durum beklediğimiz gibi değil. Sakatlığım hala iyileşmedi ve turnuvalara katılabilmek için yeterli antrenmanı yapamıyorum. Maalesef bu yüzden kariyerimde önemli yer eden turnuvalardan Madrid Açık'ta mücadele edemeyeceğim." ifadelerini kullandı.
Şu ana kadar toprak sezonunu boş geçen Rafael Nadal Madrid Açık’ı beş kez kazandı. Madrid Açık pazartesi günü başlayacak.
Bir adım geriden: Rafael Nadal, sakatlığı sebebiyle Monako'da düzenlenen Monte Carlo'da oynamayacağını açıklamıştı. Bir süredir sakatlığı ile uğraşan tenisçi kortlara ne zaman döneceğinin henüz belli olmadığını “Tedavime devam ediyorum ve işin aslı ne zaman oynayabileceğimi bilmiyorum” açıklamasında bulunmuştu.
Fransa Açık'a hazırlık niteliği taşıyan toprak kort turnuvaları Monte Carlo, Barcelona ve Madrid'den de çekilmek zorunda kaldı.
Geniş açı: Monako'da düzenlenen Monte Carlo'ya ve ABD'de düzenlenen Indian Wells ve Miami Açık Masters turnuvalarına katılamayan Nadal'ın uzun süreli sakatlığı, tek erkekler dünya sıralamasında ilk 10 içinde kalma rekorunun 912 hafta sonra sonlanmasına neden olmuştu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tadej Pogačar, Paris’te Fransa Turu'nu beş kez kazananların arasına girdiğinde tarihle ve rekorlarla ilgilenmek istemediğini söyledi. Birinci veya beşinci zafer olması fark etmiyordu, Tadej Pogačar o anın tadını çıkarmak istiyordu. Belki gerçekten böyledir. Biz Pogačar’ı Merckx’le, Hinault’yla ve henüz kazanmadığı kupalarla ölçerken o, bisikletin içinde daha yakın şeylere bakıyor: Karşısındaki rakibe, arkasında zorlanan arkadaşına, yol kenarında bekleyen sevdiğine.

Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?



