NATO genişlemesi: Türkiye için fırsatlar ve tehlikeler

İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya üyelik başvurusu, Türkiye için önemli fırsatları ve tehlikeleri beraberinde getiriyor.
NATO genişlemesi: Türkiye için fırsatlar ve tehlikeler

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NATO, 1949’da İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ortaya çıkan iki kutuplu dünya düzeninde, Soğuk Savaş ortamında sosyalist bloka karşı askeri birliği sağlamak amacıyla ABD, Birleşik Krallık, Fransa, Hollanda, İtalya, Belçika, Danimarka, Norveç, İzlanda, Kanada, Lüksemburg ve Portekiz tarafından kuruldu.

NATO’nun en bilinen özelliği, Anlaşma Metni’nin 5’inci maddesindeki taraf ülkelerden birine askeri saldırı yapılması halinde bunun tüm üyelere yapılmış bir saldırı olarak değerlendirileceği ibaresi oldu. Belki de bu caydırıcı madde sayesinde hiçbir NATO üyesi, başka bir devletin askeri saldırısına maruz kalmadı. Üstelik NATO, “nükleer paylaşım” ile nükleer silahı bulunmayan üye ülkelerin topraklarına da nükleer silahı olan üyelerin silahlarının yerleştirilmesini sağladı. Bu sayede bir üye ülkeye saldırmak intihar etmekle eş anlamlı hale geldi.  

Türkiye’nin üyeliği ve kaçan büyük fırsat

1940’ların ikinci yarısında çok partili sisteme geçerek demokrasi yolunda büyük bir adım atan Türkiye, yanı başındaki Sovyetler Birliği’nin toprak ve Boğazlarda üs talepleri sebebiyle güvenlik endişesi yaşıyordu. Batı ittifakının içinde yer alma konusundaki kararlı duruş sonucu NATO’ya üyelik başvurusunda bulunuldu. Türkiye, Demokrat Parti iktidarının Kore’ye asker gönderme kararının da sonucuyla 1952’de üyeliğe kabul edildi. Yunanistan’ın da NATO’ya katıldığı bu tarih, örgütün ilk genişlemesi oldu.

Yunanistan, 1974’te Türkiye’nin Kıbrıs Barış Harekatı’na sessiz kaldığı gerekçesiyle NATO’nun askeri kanadından ayrıldı. Daha sonra başka güvenlik endişeleriyle dönmek istediğindeyse hem Süleyman Demirel’in hem de Bülent Ecevit’in vetosuyla karşılaştı. NATO’nun kararları oybirliğiyle alma kuralı sebebiyle beklemek zorunda kalan Yunanistan, 12 Eylül 1980’de askeri darbeyle yönetime gelen Kenan Evren’in Ekim 1980’de verdiği onay sayesinde NATO’ya dönebildi.

Bu, Kıbrıs Barış Harekatı’ndaki askeri başarının diplomaside karşılığının alınamaması anlamına geliyordu. Evren, ABD ile ilişkileri korumak amacıyla Yunanistan’a şartsız NATO’ya dönüş onayı vermişti. Oysa Türkiye, Yunanistan’ın dönüşü için Kıbrıs’ta Barış Harekatı sonucunda ortaya çıkan iki devletli yapının tanınmasını şart koşabilirdi. Bu sayede Türkiye hala Kıbrıs’ta “işgalci” olarak tanımlanmaz ve Avrupa Birliği üyelik müzakereleri tıkanmazdı. KKTC de dünyayla ekonomik ve diplomatik ilişki kurabilen bir devlet olabilirdi.

NATO’nun diğer genişlemeleri

NATO’ya 1955’te Almanya, 1982’de İspanya, 1999’da Macaristan, Polonya ve Çek Cumhuriyeti katıldı. 2004’te Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya ve Slovenya, 2009’da Arnavutluk ve Hırvatistan, 2017’de Karadağ, 2020’de ise Kuzey Makedonya örgüte dahil oldu.

Soğuk Savaş’ın sonunda sosyalizmin tüm dünyada çökmesiyle birlikte tek kutuplu bir dünya düzeni hâkim olmuştu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2007’de Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı konuşmada “NATO'nun genişlemesinin barışın korunmasına katkı sağlamadığını, ABD'nin birçok alanda sınırlarını aştığını ve herkese isteklerini kabul ettirmeye çalıştığını” söylüyordu. Putin “ABD'yi saldırganlıkla suçlamak istemediğini ancak ülkesinin bu gelişmelere karşı önlemler almak zorunda olduğunu” da belirtiyordu.

Karşısında Sovyetler Birliği gibi bir düşmandan yoksun kalan NATO’nun amacı sorgulanır hale gelmişti. Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın 2018’de danışmanlarıyla ABD’nin NATO’dan çekilmesini tartıştığı ortaya çıkmıştı. ABD’nin Avrupa ülkelerinden NATO’ya ayırdıkları kaynakları artırmasını istemesi de Avrupalı üyelerde rahatsızlık yaratıyordu. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 2019’da “NATO’nun beyin ölümünün gerçekleştiğini, Avrupa’nın kendi ordusunu kurması gerektiğini” bile söylemişti.

Ukrayna’nın NATO üyesi olmak istemesi, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı işgal girişiminin belki de en önemli gerekçesiydi. Bu işgal, NATO için muhtemelen Putin’in öngöremediği bir hayat öpücüğü oldu. Hızlıca kenetlenip birlik görüntüsü veren NATO, Ukrayna’ya siyasi, teknik ve askeri anlamda geniş destek sağladı. Tek kutuplu düzenin bozulduğu, ABD’nin dünyanın tek hâkimi olarak görülmediği günlerde NATO’nun Rusya tehdidine karşı Avrupa güvenliğinde oynadığı rol yeniden hatırlandı.

İsveç ve Finlandiya’nın üyeliği

Tüm bunların sonucunda Rusya’nın komşusu Finlandiya ve bir diğer İskandinav ülkesi İsveç de NATO’ya üyelik başvurusu yaptı.

Eski İsveç Başbakanı Carld Bildt, Foreign Affairs’deki makalesinde İsveç ve Finlandiya’nın 1995’te Avrupa Birliği’ne üye olmalarının Soğuk Savaş dönemindeki askeri tarafsızlık konseptinden bir dönüş olduğunu ancak iki ülkenin NATO’ya katılan Estonya, Letonya ve Litvanya’nın aksine Rusya ile yapıcı bir güvenlik ilişkisi geliştirmeye çabaladığını öne sürüyor. Bildt, Rusya’nın 2008’de Gürcistan’a müdahalesinin, 2014’te de askeri gücüyle Ukrayna’nın AB üyeliğini engelleme girişiminin ve şimdi Ukrayna’yı tamamen işgal etme planının jeopolitik dengeleri tamamen değiştirdiğini ifade ediyor. Bildt’i doğrular şekilde iki ülkede de ilk defa NATO üyeliğini destekleyenlerin çoğunlukta olduğu görülüyor.

Bildt, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğinin örgütün askeri kapasitesini özellikle hava ve deniz altında geliştireceğini, Rusya saldırganlığına karşı caydırıcılığı artıracağını, Baltık ülkelerinin savunmasını kolaylaştıracağını ve en önemlisi, “Avrupa savunmasında” NATO’nun siyasi gücünü pekiştireceğini, AB ile NATO arasındaki işbirliğini güçlendireceğini öne sürüyor. Bildt, NATO’ya başarılı şekilde entegre olan ve Rusya ile karşılıklı güvenceler vererek provokasyona mahal vermeyen Norveç modelinin çalışabileceğini, İsveç ve Finlandiya’nın Rusya’nın stratejik bölgelerine yakınlığı sebebiyle tıpkı Norveç ve Danimarka gibi “nükleer paylaşımda” yer almayabileceğini belirtiyor.

Rusya’dan karışık mesajlar

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, ise "İsveç ve Finlandiya’nın NATO girişimleri, sonuçları bakımından büyük bir hata. Bu karar neticesinde iki ülkenin de güvenliğinin güçlendirilmeyeceği bizim açımızdan çok açık. Bu karara basit bir tepki vereceğimiz düşünülmesin. Askeri gerilimin seviyesi yükselecek" ifadelerini kullanıyor

Putin ise şaşırtıcı şekilde tonu düşürerek “Rusya’nın İsveç ve Finlandiya ile bir sorunu yok, olmadı. Dolayısıyla bu ülkelerin dahil olmasıyla yaşanacak bir genişleme bizim için doğrudan bir tehdit oluşturmuyor. Ancak bu bölgede askeri altyapının genişlemesi kesinlikle tepkimize neden olacaktır. Bizim için hangi tehditlerin yaratıldığını göreceğiz” diye konuştu.

Öte yandan Gürcistan’dan bağımsızlığını ilan eden Güney Osetya’da 17 Temmuz’da Rusya’ya katılmak için referandum yapılacağının açıklanması, NATO genişlemesine bir cevap olarak yorumlandı.

Türkiye için hem fırsat hem tehlike

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, katıldığı gayriresmi NATO Dışişileri Bakanları toplantısı sonrasında Türkiye’nin İsveç’in ve Finlandiya’nın üyeliğini engelleme niyetinde olmadığını, prensip olarak açık kapı politikasını desteklediğini söylemişti. Çavuşoğlu, “iki ülkenin PKK/YPG terör örgütüyle ve mensuplarıyla yaptığı görüşmeler ve özellikle İsveç’in yaptığı silah yardımı dahil tüm rahatsızlıkların iletildiğini, iki ülkenin savunma sanayi ürünleri konusunda Türkiye’ye yönelik kısıtlamalarının da kabul edilemez olduğunu” belirtmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise daha sonra Türkiye’nin “terör örgütlerine karşı tavrı net olmayan” iki ülkenin üyeliğine evet demeyeceğini, bu ülkeler “bazı teröristleri iade edeceklerini söyleseler dahi buna inanmayacaklarını” söyledi. Erdoğan, Yunanistan’ın NATO’ya dönüşünü ve sonrasında yaşananları hatırlatarak “aynı yerden iki kere sokulmayız” cümlesini sarf etti.

NATO müttefiklerinin Türkiye’nin PKK konusundaki hassasiyetini anlamadığı ya da anlamak istemediği bir sır değil. NATO’nun genişleyecek olması, Türkiye’nin hassasiyetlerinin anlaşılması ve bu konuda adım atılması için bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Türkiye, YPG’nin PKK ile bağlantılı olduğunu kabul ettirerek YPG’ye yapılan yardımları engelleyebilir, yabancı ülkelerdeki terör örgütü üyelerini teslim alabilir, ABD ile S-400 hava savunma sistemi konusundaki anlaşmazlığı geride bırakabilir ve F-35 savaş uçaklarının tedariki konusunda ilerleme sağlayabilir. Keza NATO Genel Sekreteri NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de “Türkiye'nin önemli bir müttefik olduğunu, endişelerini gidermek için masaya oturulacağını” söylemişti.

Öte yandan Türkiye’nin kapalı toplantılarda pazarlık yürütmek yerine kapıyı baştan kapatır gözükmesi hassasiyetlerinin tamamen göz ardı edildiği, suçlandığı hatta Rusya’nın yanına itildiği bir dönemin de başlangıcı olabilir. Türkiye'nin hiçbir kazanım elde etmediği bir senaryoda İsveç ve Finlandiya'nın üyeliğe kabulü, "diplomatik yenilgi" görüntüsüne sebep olabilir. 

Önemli not: Yazı tamamlandıktan sonra Bloomberg, Türkiye'nin İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliği için YPG-PKK konusundaki endişelerinin kabulünü, silah ihracatı kısıtlamalarına son verilmesini, F-35 uçak programına yeniden dahil edilmesini ve  S-400 yaptırımlarının kaldırılmasını şart koştuğunu öne sürdü.  

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

Türkiye ve İran karşı karşıya, NATO genişlemesi

İsveç'in ve Finlandiya'nın NATO'ya üyelik başvurularının Türkiye'ye getirdiği fırsatlar ile tehlikeleri ve Rusya'nın çekilmesiyle Suriye'de değişen dengeleri ele alıyoruz.

18 May 2022

Reuters

YAZARLAR

Bartu Özden

Politics editor @ Aposto

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR