Oldschool'dan, newschool hırs: Sagopa Kajmer

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Rap üzerine konuşmak ve yazmak son yıllarda müzikte en popüler işlerden. Yeni yeni müzisyenleri görsek de yıllardır rüştünü ispatlayan müzisyenlerin işleri çıtayı her seferinde daha da yukarıya çıkarıyor. Killa Hakan, Ceza, Fuat, Şanışer, Sansar Salvo, Kamufle ve diğerleri. Üst üste yayımlanan işler Türkçe sözlü rap müziğin geçmişiyle kurduğu bağları güçlendirirken gelecek için de keyifli zamanlar vadediyor.
Bu türün Türkiye’deki adımlarını geçmişe doğru takip ettiğimizde Sagopa Kajmer yolun kapısında sizi karşılar. İsimlerini kolaylıkla sayabileceğimiz birkaç kişiyle birlikte Türkçe sözlü rap’in yolunu çizen Yunus Özyavuz geçtiğimiz hafta Yunus EP ismiyle beş şarkısını dinleyicisinin beğenisine sundu.

Neler oldu? Uzun bir süredir Sagopa dinleyemeyen insanlar tanıyorum. Ben de onlardan biriyim. 2008’de yayımladığı Kötü İnsanları Tanıma Senesi sonrasında onu dinlemek eskisi gibi keyif vermemişti bana. İki CD’lik Bir Pesimistin Gözyaşları albümü, ardından gelen Romantizma albümü Sagopa için de Türkçe rap için de mühim işlerdi. Hatta Kolera ile düet albüm olan İkimizi Anlatan Bir Şey de özenle hazırlanmış bir albümdü. Takip eden yıllarda Saydam Odalar, Kalp Hastası, Ahmak Islatan gibi albümlerde ise Sagopa’nın o eski havasını bulamamıştım. Neydi o? İlki farklı şarkılardan aldığı örneklerle imzasını attığı altyapılarıydı. Kick'leri, bass'ları, sample’larla sağladığı enstrümantal yapı...Sagopa’nın yeni şarkılarında artık bunlar yoktu.
Rap ve alaturka: Obcure Disorder ve Shi 360 ile söyledikleri We Got Rimes şarkısına Sagopa şu sözlerle girer: "Rap'imin alaturkalığı nedense kimine batar." Bir Pesimistin Gözyaşları şarkısında, 24’te ya da Vasiyet’te bu dediğini duyabilirsiniz Sagopa’nın. Sesindeki boğukluk bile farklıdır. Sonra ne oldu bilmiyoruz ama nağmeli nakaratlarla, iyice elektronikleşen altyapılarla eski okulun öğretmenliğinden istifa etti Sago. (Bkz. İnsafa Gel ve Ahmak Islatan şarkıları. Hatta kimilerinin pek sevdiği Galiba şarkısı.) O iyiden iyi EDM’e kayan altyapılar övündüğü alaturkalılığa kurşunlar yağdırdı.
Nerede o eski aforizmalar: Son yıllardaki şarkı sözlerindeki yavan tat ise Sagopa’nın eski şairaneliğine hiç yakışmıyordu. Her şarkısında en az 10 tane aforizmanın çıkarılacağı sözleri artık kötü altyapıların altında eziliyordu, hatta eski gücünü de kaybetmişti. Son üç albümünde bir şarkının nakaratı bile aklımda kalmadı zira.
İşler değişiyor: Ama son bir yıldır işler biraz değişti. Kim derdi ki Sagopa Patron’la düet yapacak... O, artık eskisi gibi şarkılarında içki ve sigara mesajları veriyordu. Nitekim Toz Taneleri klibinde de rakı içti: "İki kişilikken teke düştüm hayatta/ Ama duble söyledim rakımı ısrarla." Bu cümleler Kolera ile boşanmalarına mı mesaj bilinmez ama bu değişim iyi bir EP’yi getirdi: Yunus.
EP: Kuzeni Go-Khan ile birlikte tamamladıkları EP’de her şarkıya da Murat Joker yönetmenliğinde bir klip çekildi. Şarkıların sıralaması, şarkıların birbiriyle uyumu ve bunları kliplerin takip etmesi üzerine çok düşünülmüş, çalışılmış bir EP olduğunu gösteriyor. Kesinlikle heyecan verici ve sahalarda daha çok görmeyi istediğimiz hareketler bunlar. Altyapılar süssüz ve sade; şarkılarda ise 42 yaşındaki müzisyenin olgunluğu hissediliyor. Kavga etmiyor kimseyle ama sitemlerini de esirgemiyor: "...Mаsamın üstü dolu eski dostların kesik kafataslarıyla..." (Saklama Bulurlar) ya da "...Endamını yitirmiş eskiden sevgime layık olanlar..." (Küreksiz Kayıklar). Ayrıca sözlerindeki samimiyet 24 yaşında söyledikleri gibi: "...Amа hislerim hissizlikten ibaret аnne, bak baba ellerim yazmaktan kesik/ Çocuklarla oynаrım fаkаt bir çocuğum eksik/ Bir tarafım şampiyon bir tarafım yenik..."
• Pankart: Scratch’leriyle dikkat çeken şarkı. Özellikle ilk bölümdeki kafiye düzenindeki ısrar bir miktar yorsa da hikâyeyi bütünleştiriyor.
• Zamanla: Kesinlikle en sevdiğim şarkı. Nakaratını Talib Kweli'nin Listen şarkısına bırakması çok şık olmuş. Çok beğendiğim albüm kapağı şarkıdaki “Salıncağımı cadı sallar.” sözüne selam gönderiyor.
• Küreksiz Kayıklar: Keşke daha uzun olsaydı. Altyapı çok güzel. Nakaratta çok kısa bir süre duyulan akustik gitar detayı çok hoşuma gitti. Ayrıca "...İçinde ölenleri yıkayamaz gassal..." çok güzel lafmış.
• Korsan: Albümün en şahsına münhasır şarkısı. Sagopa da autotune meselesine hayır dememiş. Ana yemeğe gelmeden sunulan lezzetli bir atıştırmalık gibi.
• Saklama Bulurlar: Telaşlı bir Sago’yu dinliyoruz. Hızını da heyecanını da artırıyor. Doğru kelime öfke ise onun da arttığı aşikâr. Sagopa, bir YouTube programında attığı diss'lere dair duyduğu pişmanlıktan bahsetmişti. Onun sağlaması gibi şarkı.
Nakaratlar güzel, scratch'ler güzel. Hatta o kadar ki Korsan şarkısındaki autotune’lar bile rahatsız etmiyor. Biliyoruz Sagopa, neler verdin bu uğurda (Zamanla şarkısındaki söze ithafen) ama değişim bazen böyle daha güzel oluyor.
Bu EP’yi dinledikten sonra Bebeğim Öldü’yü, Vasiyet’i, Trakonya’yı, Şikayetname’yi, Marifetname’yi ve Kırık Çocuk’u tekrar dinleyin. Kırık Çocuk’taki “Ben Sago oldschool'dan, newschool hırs” lafını bu albüm için de kolaylıkla söyleyebileceksiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ayna nöronların hilesi, Fazıl Say'ın Suya Yazılan'ı, Sagopa Kajmer'in Yunus EP'si.
11 Eyl 2020

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.



