Oyun, yenilikçilik ve müştereklik: Agar Agar

Agar Agar'la son albümleri Player Non Player'dan değişimin kaçınılmazlığına, bir sanat formu olarak video oyunlarından hayalini kurdukları chiptune albümlerine uzanan bir söyleşi.
Oyun, yenilikçilik ve müştereklik: Agar Agar

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

2014 yılında Fransa'da kurulan ve bugüne kadar toplamda iki kısaçalar ve iki uzunçalar yayımlayan Clara Cappagli ve Armand Bultheel'in Agar Agar'ı, synthpop'un melankolik atmosferikliğinde; münzevi dansların yapıldığı pistlere davetiye veren elektronik müziğiyle çıkışını 2016 yılında, Cardan'la yaptı. 

Cardan'ın şöhret ve başarı getiren formülünü tekrarlamak yerine alametifarikaları addedilen müzikal ipuçlarını sürekli deneyerek dönüştüren Agar Agar, 2018 yılında gelen The Dog and the Future'la ses manzalarını progresif elektronik, space age pop ve ötesiyle genişletmiş; oyuncul yaratıcılıklarını ve eylemsel kimliklerini nevi şahıslarına münhasır bir görselliği sahiplenerek sıra dışı bir noktaya evirdi. En son 18 Ocak 2023'te Player Non Player albümünü yayımlayan ikili, müzikal maceralarını tutkunu oldukları video oyunlarıyla buluşturdu. Bir multimedya projesi olarak Player Non Player, Agar Agar'ı disiplinlerarası bir oyun alanında kendilerini yeniden tanımladıkları bir geçişkenliğe taşıdı. 

Clara ve Armand'la 29 Temmuz akşamı +1 Sunar: Gezgin Salon Festivali'yle gerçekleşecek konserlerinden önce konuşma şansı yakaladım; Player Non Player'dan değişimin kaçınılmazlığına, bir sanat formu olarak video oyunlarından hayalini kurdukları chiptune albümlerine uzanan bir söyleşi gerçekleştirdim. Keyifli okumalar!


Bu senenin başında ikinci albümünüz Player Non Player'ı yayımladınız. Player Non Player yalnızca bir albüm değil, aynı zamanda da bir video oyunu. Video oyunlarını ne kadar sevdiğinizi biliyorum. Bu yüzden albümün Agar Agar'la birebir uyuşan bir proje olduğunu düşünüyorum. Player Non Player'ın hem bir müzik hem de bir oyun olarak nasıl ortaya çıktığını anlatabilir misiniz biraz?

Clara Cappagli: Uzun bir aradan sonra meydana geldi açıkçası. Ara vermediğimiz, uzun soluklu turnelere çıktığımız için diğer şeylere odaklanmaya ihtiyaç duyduk bir süre. Bir Agar Agar albümü daha yapmak istediğimizi biliyorduk. Video oyunu hâlihazırda Jonathan Coryn tarafından geliştirilmekteydi ve onun içinde albümün ilk yapıtaşları, ilham verici manzaralar ve karakterler yer alıyordu. Sonrasında içgüdüsel bir şekilde müzikleri besteledik, ortaya çıkan şeyden de hayli memnunuz. Müziğimizle oyun, oyunla müziğimiz serpildi... Bu ikisi arasında mekik dokuyan bir süreçti.

Armand Bultheel: Evet, albüm Jonathan'la kurduğumuz uzun erimli bir ilişki. Oyun üzerinde 5 yıldır çalışıyordu Jonathan. Başlangıçta ilk albümümüzün eşlikçisi olması planlanmıştı. Ancak başka fikirler gelişiyordu ve onları hayata geçirebilmesi için daha fazla zamana ihtiyacı vardı. Biz de süreci zamana bıraktık ve müziğimizle video oyunu birbirine içkin bir hâl aldı. 

Agar Agar, Player Non Player

Kariyerinizin başında çoğunlukla erken 80'lerin synth temelli, drum-machine yönlendirmeli elektronik ses manzaralarıyla özdeşleştirilmiştiniz. Ancak Player Non Player'la modern sürprizlerle dolu, taptaze bir ses macerasına yelken açtınız. Bu albümle deneyimlediğiniz dönüşümü nasıl değerlendirirsiniz, sizce müzik yapımına yaklaşımınızı nasıl yansıtıyor Player Non Player?

CC:  Artık birbirimizin yaratıcı sürecine aşina olduğumuzdan müzik yapmak çok daha keyifli ve oyuncul geliyor. Çünkü ikimiz de diğerinin şarkılarla yakinen, samimi bir şekilde çalışması riskini alabiliyoruz. Bence her birimizin güçlü müzikal ve sanatsal ilhamları var, ancak bu ilhamlar ikimize de dokunan ilhamlar olarak kendi içlerinde tutarlılar. Galiba ilk albümümüzün yayımlanışından beri hemen hemen aynı şeyleri; Towns Van Zandt'ı, Puzzle'ı, Yves Tumor'u ve Sslavia'yı dinliyorum ben. 

AB: Hayatımda gerçekleşen değişiklikleri hissetmek çok önemli benim için. Zorlamıyorum bile bu değişiklikleri, ayyuka çıkıyorlar yalnızca. Onları dinlemeye, peşlerinden gitmeye bayılıyorum. Müzik tıpkı hayat gibi büyüyor. Benim için en güven verici şey belki de şu: Her şeyin değişeceğinin bilinci, her zaman öğrenecek yeni şeylerin, deneyi yapılacak farklılıkların olacağı gerçeği. Diğer taraftan bunun kolektif bir çalışma olduğunu da düşünüyorum. Yani müzik sahnemize taze bir şeyi (kıyısından köşesinden de olsa) dahil etmeyi denemekten, bunun aracılığıyla diğerlerinin önerilerim üzerinde kafa yormasını sağlamaktan bahsediyorum. Eğer aynı şeyler tekrarlamaya devam ederseniz bunlar herkes için kullanışsız şeylere dönüşebilir, kendiniz için bile. 

Fotoğraf: Naia Combary

Bence bugüne kadar yayımladığınız her kısaçalar ve uzunçalarla yalnızca müzikalitenizi dönüştürmekle kalmadınız, aynı zamanda evrenimizin fizik kurallarıyla sınırlı olmayan başka boyutların da kapılarını açtınız. Bence bu; akış hâlinde yazılan şarkı sözlerinizde, sık sık sürreal ve soyut bir hâl alan kapak görsellerinizde ve kendinizi köpek addettiğiniz eylemsel kimliklerinizde gözlemlenebiliyor. Bu bağlamda şunu sormak istiyorum: Video oyunlarıyla hangi noktalarda ve nasıl ilişkileniyorsunuz, onları sözümona gerçek dünyadan kaçış araçları olarak mı görüyorsunuz?

CC: Video oyunlarının insanı kuşatan konseptini, bunun duygusal etkisini çok seviyorum. Beyond: Two Souls'ta bir oyuncu olmayı, rastgele bir çöl çiftliğinden (kaçan kişi âdeta benmişim gibi) kurtarılmayı ya da Life is Strange'te Maxine'nin 3 hayat değiştiren fedakârlıktan birini seçerken içine savrulduğu kederi hissetmeyi her zaman hatırlayacağım. Ben melonkolimi tetikleyen video oyunlarına çekiliyorum çoğunlukla çünkü.

AB: Oyunların kişiyi "gerçek dünyadan" soyutlayan şeyler olduğu fikrine katılmıyorum. Bence zihin dediğimiz şey gerçek dünyanın bir parçasıdır, video oyunları da sizi diğer insanların zihinlerine bağlarlar. Yani gerçek dünyayı duyumsamanızı mümkün kılarlar; tıpkı filmlerin ve kitapların yaptığı gibi. Dahası, şahsi yaşam algınızı zenginleştiren bir başka perspektif sunar ve bunu -Clara'nın da dediği gibi- çok güçlü ve duygusal bir şekilde yaparlar. Video oyunları diğer herhangi bir sanat formu gibidir kısacası; derin deneyimlerimizi ve hislerimizi paylaşmamızı sağlayarak aramızda bağlantılar inşa eder ve birlikte büyümemizin zeminini oluştururlar.  


Kısa Kısa

Fotoğraf: Naia Combary

Agar Agar'ın şu anki müziğini tanımlayacak bir film seçecek olsaydınız, bu hangi film olurdu?

CC: Bayıldım bu soruya! Aynı zamanda hem eğlenceli hem hiddetli, hem derin hem de aldırışsız bir şey seçerdim. Erken dönem bir Pedro Almodóvar filmi olabilir o yüzden, Kika (1993) gibi.

AB: Katılıyorum! 

Tutkuyla sevdiğiniz bir albümün chiptune versiyonunu yayımlama şansınız olsaydı, bu hangi albüm olurdu?

CC: Elliott Smith'in Either / Or'unun (1997) chiptune versiyonunu görmeyi çok isterdim. Bu benim için bir guilty pleasure olurdu (ağlatabilir beni). 

AB: System of a Down'ın Mezmerize albümünün chiptune versiyonu harika olurdu; lütfen olsun!

Türkiye'de, özellikle de İstanbul'da sapasağlam ve sadık bir hayran kitleniz var. Daha önce burada defalarca konser verdiniz ve şimdi de ülkenin en büyük müzik festivallerinden birinde sahne almaya geliyorsunuz. Burada bir eviniz var gerçekten. Türkiye'den insanlarla kurduğunuz yakınlık ve onlarca derinden sevilmek nasıl hissettiriyor?

CC: Absürt ve harika bir şey bu. Gerçekten Türkiye'den insanların bizi (bazen Paris'ten de daha fazla olacak şekilde hem de) neden dinlediğini tam olarak idrak edemedik hâlâ. Bizi duygulandırıyor bu durum ve sık sık geri dönebildiğimiz için fazlasıyla şanslıyız. Türkiye'de konser vermeye, İstanbul'u ziyaret etmeye, yeni insanlarla tanışmaya bayılıyoruz! Orada böylesi geniş bir kalabalığa sahip olmak bir lütuf.

AB: Kesinlikle. Bu yakınlık gökten indi, ziyadesiyle mutluyuz bundan dolayı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎊 Gezgin Salon Festivali'ne doğru: Warhaus ve Agar Agar'la röportaj

Bu hafta sonu +1 Sunar: Gezgin Salon Festivali'nde sahne alacak Warhaus ve Agar Agar, röportaj konuklarımız oldu.

24 Tem 2023

Fotoğraf: Naia Combary

YAZARLAR

Koray Soylu

Editor @ Aposto

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?

“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Eda Solmaz

·

17 Ağu 2026

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?
DuendeDuende

HİKAYE

Sema Kaygusuz: 'Edebiyat başlı başına hezeyan alanıdır, derdin cisimleşmiş hâlidir'

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Nis Tuğba Çelik

·

17 Ağu 2026

Sema Kaygusuz: 'Edebiyat başlı başına hezeyan alanıdır, derdin cisimleşmiş hâlidir'
DuendeDuende

HİKAYE

Adam Phillips'in milenyum insanı eleştirisi: Kendimiz için çok fazlayız

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Soner Can

·

17 Ağu 2026

Adam Phillips'in milenyum insanı eleştirisi: Kendimiz için çok fazlayız
DuendeDuende

HİKAYE

Yakarsa dünyayı kadınlar yakar: Arabeskin kadınları yalnız trajedileriyle hatırlanmaya mı layık?

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Ayça Örer

·

16 Ağu 2026

Yakarsa dünyayı kadınlar yakar: Arabeskin kadınları yalnız trajedileriyle hatırlanmaya mı layık?
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Yapay zekadan korkanlar için kitap reçetesi

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

14 Ağu 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Yapay zekadan korkanlar için kitap reçetesi