Paris Anlaşması'nı Onaylamaya Ne Kadar Yakınız?

Son haftalarda ülkemizde iklim krizi bağlamında ilginç şeyler olmaya başladı.
Paris Anlaşması'nı Onaylamaya Ne Kadar Yakınız?

BMW-i-24mart
BMW ile birlikte

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .

Daha fazlasını öğren

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

Son haftalarda ülkemizde iklim krizi bağlamında ilginç şeyler olmaya başladı. Temmuz ayı başına kadar da ilginç olayların dozu artarak yaşamaya devam edeceğiz. Bu ilginç durum Paris Anlaşması çevresinde şekilleniyor, bu nedenle Paris Anlaşması’nı biraz daha anlatmakta fayda olduğunu düşünüyorum.

1992’de Rio’da toplanan devletler, küresel ısınmanın ciddi bir problem olduğuna ve durdurulması gerektiğine karar verdiler. Ülkemiz de dahil olmak üzere tüm ülkeler, UNFCC adını verdiğimiz sözleşmeye imza koydular. Bu sözleşme bir düşünce yapısı ve dilekler bütününü içeriyordu. Bu bağlamda atılması gereken hukuki ve bağlayıcı kararların, sonraki senelerde yapılacak toplantılarda alınmasına karar verildi.

Bu toplantı sırasında ülkemiz, diğer ülkelerden gelen uyarılara karşın, ısrarla zengin ve gelişmiş ülkeler grubunda yer almak istediği için, Ek 2 denilen gelişmiş, zengin ülkeler grubunda olduğumuz tescil edildi. Gelişmiş ve zengin ülkeler, bu anlaşma bağlamında hem sera gazı salımlarını azaltmak, hem de gelişmekte olan ülkelerin sera gazı salımlarını azaltmalarını sağlamak için maddi yardım yapma sorumluluğunu üstlerine aldılar.

Heyetimiz ülkeye dönünce atılan bu yanlış adım anlaşıldı ve ondan sonraki yaklaşık 9 sene bu yanlışı düzeltmek için çabalamakla geçti. 2001 yılında Marakeş’te yapılan toplantıda, ülkemizin “özel durumu”, yani gerçekte gelişmiş ve zengin bir ülke olmadığı kabul edildi. Böylece gelişmiş ve zengin ülkelerin olduğu Ek 2 listesinden çıktık. Ancak hala AB aday ülkesi ve OECD üyesi olduğumuz için, gelişmiş ülkelerin yer aldığı Ek 1 listesinde kaldık. Ek 1 listesinden çıkmak için ise, 2019 yılında bir başvuruda bulunduk ama bu başvurumuz fazla ciddiye alınmadı. Nitekim; 1992’de kendi ısrarıyla gelişmiş ve zengin ülke statüsü kabul edilen bir ülkenin, 30 sene içerisinde hem gelişmiş hem de zengin bir ülke olmadığını tüm ülkelere kanıtlaması mümkün değil. Ayrıca bir tek ülke bile “hayır” dese, bu kararı geçirmek mümkün değil. O nedenle, şimdilik ve görülebilecek gelecekte Ek 1 denilen gelişmiş ülkeler listesinde yer almaya devam edeceğiz.

Biz Ek 1 konusuyla uğraşırken, geri kalan ülkeler 1997 yılında Kyoto’da yapılan toplantıda sera gazı salımlarını nasıl azaltacaklarına dair bir anlaşmaya vardılar. Ancak bu anlaşmanın iki önemli problemi vardı. İlki, tüm azaltım sorumluluğunu gelişmiş ülkelere bırakıyordu. İkincisi de, bu durum söz konusu gelişmiş ülkelerin hiç de hoşlarınagitmiyordu. Bundan dolayı ABD anlaşmayı meclisinde oya bile sunmadı. ABD gibi büyük oyunculardan bir tanesi çekilince, 2008-2012 yılları arasında geçerli olacak Kyoto Sözleşmesi de beklenilen etkiyi yapmadı.

Bu gibi uluslararası anlaşmaların kabul edilmesi tek bir büyük toplantıda gerçekleşmez. Heyetler arasındaki seneler süren görüşmelerde detaylar görüşülür ve devlet liderlerinin katıldığı son toplantıda son nokta konur sadece. 2009 yılında, Kyoto Sözleşmesi’nin yerini alacak bir sonraki anlaşmanın Kopenhag’da imzalanması bekleniyordu. Ne yazık ki devletler burada bir anlaşmaya varamadılar. Gene de iki önemli karar alındı: İklim değişikliği kötü bir şeydi ve ısınmanın 2 derece ile sınırlanması gerekiyordu. Ayrıca bunun gerçekleşmesine gelişmekte olan ülkelerin de katkıda bulunmaları ve iklim krizine karşı uyum sağlamaları için Ek 2 ülkeleri tarafından her sene 100 milyar dolar konulacak Yeşil İklim Fonu’nun oluşturulmasına karar verildi.

Kyoto Sözleşmesi’nin yerini alacak olan anlaşmanın temeli ancak 2014 yılında Lima’da atılabildi. Yalnız herkesin kabul edebilmesi için çok yanlış bir yöntem seçildi. Bu yöntemle tüm ülkelere iklim krizini durdurmak için ne yapmaya niyetli oldukları soruldu. 30 Eylül 2015’e kadar ülkeler bu Niyet Beyanlarını Birleşmiş Milletler’e sundular. 2015 yılının Aralık ayında Paris’te bu anlaşma kabul edildi.

Paris Anlaşması’na göre, küresel ısınmayı 2 derecenin oldukça altında ve mümkünse 1,5 derecede tutmamız gerekiyordu. Ancak ülkelerin niyet beyanlarının toplamı bu hedefe ulaşabilmekten son derece uzaktı. Gene de ülkemiz ve Güney Sudan, Eritre, Yemen gibi bizimle aynı kategoride sayılamayacak birkaç ülke dışında herkes bu anlaşmayı onayladı.

Biz 2015’te Birleşmiş Milletler’e sunmuş olduğumuz Niyet Beyanı’na uygun davranıyor olmamıza rağmen, Yeşil İklim Fonu’ndan destek almakta ısrarcı olduğumuz için bu seneye kadar anlaşmayı imzalamamak için direndik.

Bu sene oluşan önemli değişiklik ise Avrupa Yeşil Mutabakatı’ydı. Buna göre ülkemiz, eğer Paris Anlaşması şartlarına uyarak sera gazı salımlarına bir sınırlama getirmeyi kabul etmezse, Avrupa Birliği’ne yapacağımız ihracata ciddi bir vergi yükü geliyordu. Bunun üzerine bir de Ek 2 ülkelerinin Yeşil İklim Fonu’na aslında pek de bir bağışyapmamış oldukları anlaşılınca, rüzgar birden Paris Anlaşması’nı mecliste onaylamaktan yana dönmeye başladı.

Benim düşüncem, Paris Anlaşması’nın Avrupa Birliği yaptırımlarının yürürlüğe girmeye başlayacağı Temmuz 2021’e kadar Meclis’te onaylanacağı yönünde. Önümüzdeki birkaç ay ülkemizde bu bağlamda önemli gelişmelere sahne olacak gibi görünüyor. Biz de bir yandan Paris Anlaşması’nın imzalanmasına destek olurken, diğer yandan da gelecek günlerin neler getireceğini bekleyip göreceğiz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

NEREDE YAYIMLANDI?

DünyahaliDünyahali

BÜLTEN SAYISI

9: Okumamız Gereken En Önemli Kitap

Türkiye'de Paris Gündemi, Hidrojen, İklim Değişikliği ve Kripto Sanat

14 Nis 2021

BMW ile birlikte
Marco De Hevia

YAZARLAR

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ OKUMALAR

DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fısıldayan ağaçlar

Ağaçların Görünmez İletişim Ağı ve Doğanın Dili

01 Tem 2026

Fısıldayan ağaçlar
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek

Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj

01 Tem 2026

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fıstık Ağacı

Bir Coğrafyanın Hafızası: Fıstık Ağaçları

01 Tem 2026

Fıstık Ağacı