Paris'te uvertür: İlk haftanın ardından


Başkalarına ilham vermek için yol alıyor: Toyota Kazandıkları madalyalarla olimpiyat tarihinde yer etmiş sporcular, başarı ve ilham verici öyküleriyle akıllardan da hiç çıkmayacak önemli bir yere sahipler. Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’nın sadece insan başarısının değil, aynı zamanda her sporcunun ilham verici hikâyelerinin bir göstergesi olduğunu belirten Toyota , bu inancı küresel olarak başlattığı Start Your Impossible kampanyasına taşıyor. İmkansızı başarmak için mücadele edilen Paris 2024 Olimpik ve Paralimpik Oyunları’nda mobilite partneri olmanın gururunu yaşayan Toyota , kapsayıcı ve sürdürülebilir mobilitenin en yenilikçi hâlini sunuyor. Herkese eşit hareket özgürlüğü sunma hedefiyle, herkesin kendi imkansızını başlatması için kıvılcımı ateşlemeyi amaçlıyor. Hareket etmeye yönelik bağlılığını Olimpiyat’a taşıyan Toyota , bu büyük organizasyon için dünya çapında yaklaşık 300 Olimpik ve Paralimpik sporcuyu oyunlara katılma ve yarışma yolculuklarında destekliyor. Ayrıca hiçbir yolculuğun yalnız yapılmadığına inanan Toyota, sporcuların başarılarının arkasındaki kahramanlar olan antrenörler, takım arkadaşları, ebeveynler ve taraftarlara da ışık tutuyor. Sporcular ve seyirciler oyunlara katılmak üzere Paris'te bir araya geldiklerinde, daha sürdürülebilir bir geleceğe yönelik hareketin bir parçası oluyorlar. Toyota, daha geniş bir toplumda değişimi teşvik etmek ve daha iyi bir dünya yaratmak üzere herkesi ilham verici bir harekete davet ediyor. Paris 2024 Olimpik ve Paralimpik Oyunları’nın mobilite partneri Toyota ’yı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Her Olimpiyat'ta bütçedeki payını artıran güvenlik kaleminin olağanüstü hal boyutlarında yaşandığı Paris’te Olimpiyat Oyunları pek de beğenilmeyen bir açılış töreniyle 26 Temmuz akşamı başladı. Bir dâhiden çıkmışa benzeyen Seine Nehri’nde açılış töreninden önce, şehrin üçte birini insanlara kapatma fikrini bir kenara ayırırsak, şu ana kadar Paris’te büyük bir kaos yaşanmadı—ki bazı Fransızlar da dahil olmak üzere fiyaskodan korkan insan sayısı hiç de az değildi— ama organizasyonun işleyişinde lojistikle ilgili ekranlara yansımayan bir sürü soruna tanıklık ettik. Ancak bu, biraz Fransa’nın içinde bulunduğu politik türbülans hâliyle de ilişkili olduğu için apayrı bir bahis konusu. O yüzden biz doğrudan sahaya dönelim.
Olimpiyat Oyunları'na 102 sporcuyla giden Türkiye, bir sporcusunu henüz müsabakalar açılmadan doping soruşturması nedeniyle (Tuğrulhan Erdemir, boks) listeden çıkartmak zorunda kaldı. Dolayısıyla ay-yıldızlı kafile için biraz tatsız başlayan Olimpiyat, sonrasında ritmini buldu.
Oyunlar başlarken yapılan değerlendirmelerde Türkiye’nin en önemli madalya adaylarının başında okçuluk erkekler takım müsabakası geliyordu. 24 yaşında üçüncü Olimpiyat'ına katılan Mete Gazoz’un yanında 21 yaşındaki Ulaş Berkim Tümer ve 22 yaşındaki Abdullah Yıldırmış ile 2023’te takımda dünya madalyası kazanan Türkiye, Olimpiyat Oyunları’nda da kürsüye çıkmayı başardı. Bu, Türkiye’nin herhangi bir takım müsabakasında elde ettiği ilk Olimpiyat madalyasıydı.
30 Temmuz günü Paris’in kalbindeki Invalides’de yakıcı bir güneş altında Fransa ile yapılan okçuluk erkekler takım finalini izleyen Türk izleyicilerin de canı yandı. Zira Milliler setlerde 4-2 öne geçtikleri maçta, dördüncü sete odaklanmıştı. Bu set 56-55 tamamlanırken, 9 olarak işaretlenen iki okun incelemesinde birisinin 10’a dönmesi, final için yeterliydi. Ancak hedef hakeminin incelemesi sonucunda iki ok da 9 olarak onaylanınca maç 4-4’e geldi. Ardından üçer okçunun birer atış yaptığı beraberlik bozma atışlarında 27-27’lik eşitlik yaşanınca bu kez merkeze en yakın oka bakıldı. Ve böylece Fransa, puanlarda yenişemediği Türkiye’yi talihli bir ok sayesinde geçip finale yazılmış oldu.
Bu ucu ucuna kaçan finalin ardından kendini toparlamak elbette kolay değildi. Ama sadece 10 dakika sonra bronz madalya maçı için yeniden sahneye dönen Ay-yıldızlılar, Çin’i 6-2 yenerek Olimpiyat üçüncülüğüne adını yazdırdı.
Takımın gözdesi Mete Gazoz’un Tokyo’da kazandığı altın madalyadan sonra şöhretinin bambaşka bir seviyede taşındığını Paris’te de gözlemledik. Dünyanın farklı yerlerinden gazetecilerin bizleri onunla ilgili soru yağmuruna tutmasından yarışmaları sonrasındaki röportaj kuyruğuna, selfie çekmek isteyenlere kadar birçok ayrıntıda bu popülariteyi görmek mümkündü.
Rahat adam fenomeni
Bu madalyanın ertesi günü sıra bir başka tarihî finaldeydi. Olimpiyat Oyunları'nda beşinci kez yer alan tarihteki ilk Türk atıcı, 51 yaşındaki Yusuf Dikeç, dört dünya, 11 Avrupa şampiyonası madalyasının yanına nihayet bir Olimpiyat madalyası ekledi. Paris 2024’te bireysel 10 metre havalı tabanca finalinde yedinci sırayı alan Şevval İlayda Tarhan’la beraber karışık takım havalı tabancada yarışan Dikeç, sıralama seansında 582 puan toplayıp birinci olurken, ertesi gün Sırbistan ile şampiyonluk maçına çıktı.
Tarhan ve Dikeç, bir ara 8-2 öne geçtikleri müsabakayı son seriye kadar sürdürdü ve maçı 16-14’lük skorla kaybederek ikinci oldu. Türk ikili, kürsüde gururla poz verirken, atıcılığı Türkiye’nin Olimpiyat tarihine madalya getiren onuncu branş olarak eklemiş oldular. Ayrıca Yusuf Dikeç, Yaşar Doğu ve Mahmut Atalay’a ait Türkiye’nin en yaşlı Olimpiyat madalyası sahibi olma rekorunu da ele geçirdi.

Yusuf Dikeç
Ama sportif başarıdan çok Dikeç’in atış pozisyonundaki eli cebinde duruşu olay oldu. O kare “inceci gençler” tarafından karikatürize edilerek bir anda sosyal medyada küresel bir gündeme dönüştürüldü. 30 yıllık spor kariyerinde çok büyük başarıları olmasına rağmen hakkında tek satır bile yazılmayan Dikeç’in bir günde şampiyondan–ve bu arada madalyayı birlikte aldığı partneri İlayda’dan–katbekat fazla konuşulması, elbette sosyal medya çağının çarpık kullan-at kültürünün sonucuydu. Yine de Yusuf Astsubay’ın yıllarca hak ettiği ilgiyi bu absürt düzlemde de olsa görmesi insanları gülümsetti. Bu olay, Olimpiyat Oyunları'nda sıkça gördüğümüz cinsten bir “ünlü olma” hâliydi.
Parıldayanlar
İlk hafta özelinde Türkiye takımında madalyalıların yanı sıra bir de pırlanta gibi genç kadınlardan bahsetmek gerekir. Kafilenin yarıdan fazlasını oluşturan kadınlar, son yıllarda olduğu gibi yine Türkiye’nin sportif imajına çok olumlu katkı yapıyor.

Nisanur Erbil
Eskrimde davetle yarışmaya gelen 2003 doğumlu Nisanur Erbil, 1900 Expo’dan kalma Paris anıtı Grand Palais’deki muhteşem atmosferde yarışma ayrıcalığına sahip oldu. Kılıç branşında yarışan Nisanur, ilk turda ABD'li rakibini yenerek Türkiye eskrim tarihine geçerken, ikinci maçında güçlü Fransız rakibi Sara Balzer’e (daha sonra gümüş kazandı) mağlup olarak elendi.
Kürekte tek çiftede yarışan Elis Özbay, Olimpiyat tarihine Türkiye teknesiyle müsabakaya çıkan beşinci kürekçi (ilk kadın) olarak eklendi. Kariyerinde iki kez U23 dünya şampiyonluğu bulunan kürekçi, oyunların açılış töreninden iki gün önce 23’üncü yaş gününü kutlarken, güzel yarışlar çıkardı. “Hayatımın şehri” dediği Paris’e öncelikle deneyim kazanmak için gelen Özbay, Türkiye’nin hiç sözünün geçmediği bu branşta ismini duyurmaya devam ediyor. Uluslararası yayındaki yarış yorumcularının defalarca söylediği üzere Elis, gelecek vaat eden bir kürekçi olarak parıldıyor. Ancak lojistik mühendisliği üzerine eğitim alan Elis, 2028’e kadar parkurda kalıp kalmayacağına henüz karar vermiş değil.

Elif Berra Gökkır
Elif Berra Gökkır, üç ay öncesine kadar Türkiye’de hızla büyüse de hâlâ mütevazı bir camia olan okçuluk çevresinde bile ismi bilinen bir sporcu değildi. 17 yaşındaki bu lise öğrencisi, bu satırlar yazılırken Olimpiyat madalyasına ciddi şekilde yaklaşmıştı.
Sıralamada büyük okçu Natalia Nasaridze’ye ait Türkiye’nin Olimpiyat'taki en iyi skorunu yenileyerek beşinci sırayı alan Elif, ana tabloda da ilk iki maçında rakiplerini 6-0 ile sahadan sildi. Alp Ulagay’la birlikte röportaj için beklediğimiz Elif yanımıza geldiğinde antrenörü Nasaridze, “Kızımız pek konuşmuyor yalnız, atmayı tercih ediyor” diyerek takıldı bize… Adeta dijital çağın yeni çocukları arasında “sessize alınmış” gibi duran Elif, sahada gösterdiği serinkanlı duruşla büyüklerine örnek teşkil ediyor.
Judocu Salih Yıldız da parıldayanlara yazılması gerekenlerden biri. Ciddi bir sakatlıktan dönen 23 yaşındaki genç sporcu, Iğdır’dan çıkıp Olimpiyat'a giden üst üste ikinci isim olurken, dünya şampiyonu Giorgi Sardalaşvili’yi devirdiği 60 kiloda yarı final yaptı. Çok yakın bir maçın ardından Fransız Luka Mkhidze’ye uzatmada yenilen Yıldız, bronz madalya müsabakasını da kaybedip beşinci oldu.
Beklentiler
Yukarıda bahsettiğimiz karakterler, genellikle beklenti dışında gelişen performanslardı. Bir de ilk hafta boyunca Türkiye’yi peşinden sürükleyenler vardı.
Büyük beklentiyle izlenenlerin başında kuşkusuz A Millî Voleybol Takımı vardı. Her ne kadar herkes takımın büyülü 2023 yazındaki gibi formda olmadığını kabul etse de madalya beklentisi hâlâ yüksek. Grup maçlarına Hollanda karşısında ölüp ölüp dirildiği bir müsabakayla giren Milliler, 3-2’lik galibiyetin ardından Dominik Cumhuriyeti’ni de 3-1 ile geçti ve çeyrek finali garantiledi. Sakat oyuncuların ekibe tam olarak uyum sağlayamaması, yaklaşan büyük kapışmalarda ne kadar sorun olacak, bunu ikinci haftada deneyimleyeceğiz.
Boksta çifte altın beklenen Tokyo’nun yıldızları Busenaz Sürmeneli ve Buse Naz Çakıroğlu, ilk maçlarını kayıpsız geçip çeyrek finali buldular. Her iki boksör de özgüvenleri yerinde rahat maçlar çıkararak üzerlerindeki başlangıç stresini atmış oldu. Bu arada müsabakalara onlardan önce başlayan takım arkadaşları Hatice Akbaş ise yarı finale kalarak Olimpiyat madalyasını garanti altına aldı.
Oyunların ilk haftasında bir süre Japonya, Avustralya gibi ülkeler önde görünse de beşinci günün sonunda madalya tablosunda liderlik mücadelesi Çin ve ABD’ye döndü. Fransa, judoda beklediğini bulamasa da yüzücüsü Leon Marchand’ın üç şampiyonluk getirdiği havuzdan topladıklarıyla üçüncülüğe çıktı. L’Equipe’e göre 75 madalyaya kadar yolu olan Fransızların tek hedefi, 15 günün sonunda üçüncü veya dördüncü sırada yer alabilmek.
Paris 2024’ün ikinci haftasında atletizm, güreş, halter, tekvando ve bisiklet başta olmak üzere yoğun bir program yaşanacak ve 11 Ağustos’taki kapanışla beraber Paris, bayrağı Los Angeles’a devretmiş olacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Paris 2024 Yaz Olimpiyat Oyunları'nda ilk haftanın öne çıkanları. Olimpiyat Oyunları tarihinin madalya koleksiyonerleri. Filenin Sultanları'nın çeyrek final sevinci.
02 Ağu 2024

YAZARLAR

Şevket F. Erbay
1981 doğumlu Erbay, 2002'den bu yana Eurosport yayıncısı. Türkiye'nin spor tarihi konusunda çalışmaları var. Türkiye Atletizm Federasyonu'nun yedi yıl basın direktörlüğünü yapan Erbay'ın dört kitabı bulunuyor.

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR



