Politika Oyunları

İklim krizini diğer tüm politika unsurlarının üzerine taşımalıyız.
Politika Oyunları

Ekim/Kasım - BMW - Dünyahali
BMW ile birlikte

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .

Daha fazlasını öğren

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

Bundan 7 sene önce Lima’daki “İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 20. Taraflar Konferansı” yine bir anlaşma umudu olmadan çökmek üzereyken, Çin’in iklim görüşmelerindeki temsilcisi Xie Zhenhua ilginç bir fikir ortaya attı: “Tüm ülkelere iklim krizini durdurmak için ne yapmak istediklerini soralım ve bu bazda bir iklim anlaşması kurgulayalım.” Birleşmiş Milletler ülkelere tam da bu soruyu sordu ve cevapları toplayarak Paris’te toplanan 21. Taraflar Konferansına getirdi. Bu tüm tarafları memnun eden bir yaklaşımdı. Kimseyi herhangi bir azaltıma zorlamıyordu ve bağlayıcılığı yoktu. Herkes ne yapacağına kendisi karar veriyordu. Tek zorunluluk her beş senede bir daha önce yapmayı taahhüt ettiklerinizden daha ileri bir taahhüt ortaya koymanızdı.

Paris Anlaşması alkışlarla kabul edilmeden önce bir problem ortaya atıldı. “Hani biz 16. Taraflar Konferansında küresel ısınma 2 dereceyi aşmamalı demiştik ya, Paris Anlaşmasında buna hiç referans vermiyoruz.” Evet, bu oldukça önemli bir sorundu çünkü ülkelerin yapmayı taahhüt ettikleri azaltımları topladığımızda, tüm ülkeler verdikleri sözün arkasında dursalar bile yeryüzü ortalama 2,5 - 3,0 derece ısınıyordu. “Olsun” dedi anlaşmanın taraftarları, “onu da ekleyelim anlaşma metnine ve şöyle diyelim: Bu anlaşmanın hedefi küresel ısınmanın 2 dereceyi aşmamasını sağlamaktır.” 

Her ne kadar ülkelerin verdikleri sözler bu dileğin yerine getirilmesinden oldukça uzak olsa da,  kimse buna itiraz etmedi çünkü bir kez daha politikacılar kendi aralarında politikacılık oynuyorlardı. Sonra Küçük Ada Devletleri söz aldı: “Ama 2 derece ısınma bizim için çok kötü, bu şekilde kısa sürede ülkelerimiz sular altında kalacak, ısınmayı 1,5 derecede durdurmamız gerekli” dediler. Anlaşmanın taraftarları, “yeter ki bir anlaşma olsun” diye düşünerek, “peki, o zaman anlaşma metninde bu anlaşmanın hedefi küresel ısınmanın 2 derecenin oldukça altında ve mümkünse 1,5 derecede sınırlandırılmasıdır” yazalım dediler ve Paris Anlaşması bu şekilde kabul edildi. Kısacası, anlaşmanın esasıyla umut edilen 1,5 derecelik ısınmayı aşmama arasında hiçbir bağlantı yoktur. Umutlar 1,5 derece ama gerçekler, verilen tüm sözler tutulsa bile 3,0 dereceyi gösteriyordu.

Bugüne kadar da umutlarla gerçeklerin birbirine yaklaşması için uzun süren müzakereler yapıldı ama fazla bir başarı sağlanamadı. Aslında bu görüşmeleri yapan politikacılara bakacak olursanız önemli adımlar atıldı ve atılmaya da devam ediyor. Mesela Glasgow’da yapılan 26. Taraflar Konferansı sırasında, ısınmanın 1,7 derece ile sınırlanmasını sağlayacak taahhütlerin verildiği söyleniyor. Ama bir de bu konferanstan eve döndükten sonra yapılanlar ve yapılacak olanlar var ki, onlar çok farklı bir görüntü veriyor. 

Örnek olarak hepimizin gözü önünde son iki senedir gerçekleşen ABD politikasını verebiliriz. Başkan Biden, “iklim krizi ile altyapı ve çevre sorunlarını bir öncelik olarak aldığı için seçimi kazandı” demek çok da yanlış olmaz. Seçildikten sonra tüm bunları gerçekleştirebilmek için gerekli olan maddi kaynağı alabilmek için çalışmalara başladı. Bütçeyi kongreden geçirmek için yaptığı çalışmalara 3,5 trilyon dolarlık bir teklif ile başladı ve bu bütçe üçte birine düşerek 1,2 trilyon olarak Temsilciler Meclisi’nden geçti. Kesintilerin önemli kısmı da, iklim krizine engel olmak için tasarlanan programlara aitti. Senato’da ise Demokrat Joe Munchin bu kadar azaltılmış pakete bile karşı çıktı.

Bir örnek vermek gerekirse; ABD’de kömür lobisinin en kuvvetli olduğu eyaletlerden biri West Virginia’nın senatörü olan Munchin, kömürsüz elektrik üretimine karşı çıkarak bu bağlamda ayrılan 150 milyar dolarlık bütçenin kesilmesine neden oldu. Bu kesinti, ABD’nin Paris Anlaşması bağlamında 2030 yılına kadar sera gazı salımlarını yüzde 50 azaltması taahhüdünü yerine getirememesi anlamına geliyor.

Kısacası, politikacılar bu toplantılarda neler söylerlerse söylesinler, eve döndüklerindeki gerçeklikler iklim krizinin geleceğini belirliyor. Burada da evdeki gerçekliği yaratanlar bizleriz. Bizler iklim krizini diğer tüm politika unsurlarının üzerine taşıyacak olursak, bu konuda bir ilerleme sağlanabilir. Yoksa kömür lobilerinin elinde oyuncak olan Joe Munchin gibi politikacıların istedikleri olacak ve yeryüzü hızla “Altıncı Yok Oluş”a doğru gitmeye devam edecek.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

NEREDE YAYIMLANDI?

DünyahaliDünyahali

BÜLTEN SAYISI

39: Gezegenimiz İçin Birlikte

Ekofeminizm, COP26, Çocuklar Dünyayı Çiziyor

10 Kas 2021

BMW ile birlikte
Roberto Bueno, 2019

YAZARLAR

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ OKUMALAR

DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fısıldayan ağaçlar

Ağaçların Görünmez İletişim Ağı ve Doğanın Dili

01 Tem 2026

Fısıldayan ağaçlar
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek

Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj

01 Tem 2026

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fıstık Ağacı

Bir Coğrafyanın Hafızası: Fıstık Ağaçları

01 Tem 2026

Fıstık Ağacı