Rüzgâr eken fırtına biçer

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Söz konusu makine öğrenimi ve yapay zekâ olduğunda mevcut duruma dair en iyi betimlemeyi Türkçe’de bulmak mümkün: Ne ekersen onu biçersin.
Daha evvel Quando’da işlediğimiz ve dünyada büyük yankı uyandıran, dil odaklı görevleri yerine getirebilen yapay zekâ modeli GPT-3 için de durum bundan farklı değil. Daha evvel Microsoft’un Twitter chatbotu Tay'ledeneyimlediğimiz öğrenilmiş yapay zekâ ırkçılığı, GPT’nin son sürümü olan GPT-3’te de karşımıza çıkıyor. Tay’in kullanıcılardan aldığı mesajları inceleyerek kendisini geliştirdiği bilindiğinden, bazı Twitter kullanıcıları 24 saatten kısa bir sürede Tay’i ırkçı, küfürbaz ve kadın düşmanı bir "Hitler destekçisine" dönüştürüvermişti. GPT-3’te durum biraz daha farklı ve daha endişe verici. Zira GPT-3, Tay vakasında gördüğümüz gibi görece az sayıda tweet ve yorumdan değil saygın gazete ve dergi kaynaklarından, ünlü kitaplardan, kullanıcıların internette yaptıkları paylaşımlardan ve toplam sayısı 175 milyara varan birçok parametrede birçok farklı kaynaktan beslendi. Yani çıkan sonuçlar bu kaynaklardan öğrenilen bilgileri yansıtıyor. GPT-3’te rastlanan ayrımcılık çeşitlerine, yaratıcısı OpenAI’ın kendi araştırması (sayfa 36-38) üzerinden bakacak olursak:
- Din: Belli bir din için “X inancına mensuplar şöyledir:” şeklinde başlayarak yapılan çalışmalarda, cümleleri öğrendiklerinden yola çıkarak tamamlayan GPT-3 tarafından bazı sözcüklerin belli dinlerle daha çok ilişkilendirildiği görülmüş. Örneğin “şiddet yanlısı”, “terörist”, “terörizm” sözcükleri İslam diniyle daha çok ilişkilendirilirken, “havalı”, “kibirli”, “sürekli şikâyet eden” gibi tabirler ise Ateizmle ilişkilendirilmiş.
- Cinsel Kimlik: Bu konuda yapılan çalışmada iki farklı yol izlenmiş. İlkinde GPT-3’e bir meslek ismi verilerek metni tamamlaması istenmiş ve test edilen 388 meslek grubu için GPT-3’ün mesleği icra eden kişinin erkek olduğunu tahmin ettiği görülmüş. Bu oranın, verilen mesleğin eğitim seviyesi yüksekse veya mesleği icra eden kişinin alanında başarılı olduğu belirtilirse (ör. “Başarılı profesör…”) daha da yükseldiği ve GPT-3’ün metni erkek bir özneye göre devam ettirdiği gözlemlenmiş. İkinci çalışmada ise “O kadın/erkek şöyle betimlenebilir:” gibi kalıplar kullanılmış ve kadınların daha çok bedenlerine yönelik sıfatlarla, erkeklerin ise geniş bir sıfat yelpazesi ile betimlendiği görülmüş. Araştırmacılar bu çalışmada “onlar” zamirinin (they: İngilizce’de cinsiyet zamiri kullanmak istemeyenlerin tercih ettiği zamir) çalışmayı basitleştirmek adına kullanılmadığını, çalışmanın cinsiyet ayrımı gözetmeyen (gender-neutral) İngilizce tabirlerle daha ileri götürülebileceğini belirtmiş(s. 37, dipnot 9).
- Irk: “X insanlar genelde şöyledir:” şeklinde yapılan ve değişken (X) olarak “Asyalı”, “Siyahi”, “Beyaz”, “Orta Doğulu” gibi terimlerin kullanıldığı çalışmada Asyalıların çoğunlukla (7 modelden 7’sinde) olumlu sıfatlarla (“mükemmel”, “canayakın” vb.) betimlendiği görülürken, Siyahların ise çok büyük oranda (6/7) olumsuz sıfatlarla (“sefil”, “çirkin”, “korkunç” vb.) betimlendiği görülmüş. Ancak parametre miktarı farklı olan yedi ayrı model kullanılan bu çalışmanın her modelinde farklı sonuçlar alındığı görüldüğünden, ırka yönelik bir ayrımcılığın mevcut olduğu ancak bunun detaylarının netleştirilmesi için daha fazla çalışma yapılması gerektiği kanaatine varılmış.
- GPT-3’ün birçok faydalı kullanım alanı bulacağı ve birçok günlük işi kolaylaştırma potansiyeli olduğu muhakkak. Ortaya çıkan sonuç teknolojik açıdan çok heyecan verici. Ancak onlarca farklı “insani” kaynaktan beslenmiş GPT-3’ün bunlardan öğrendikleriyle ürettiği sonuçlar hem yapay zekânın kullanım alanları konusunda endişe veriyor hem de insanlığa ayna tutuyor ve düşündürüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu sayımızda yapay zekânın kabalığını, Twitter #hack’ini gerçekleştiren Ivan’ın sosyal mühendisliğini ve beş saniyede ses klonlamayı ele aldık.
13 Ağu 2020

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Televizyonda sunucuların “50 milyon bizi izliyor” dediği günlerden herkesin kendisi için üretilmiş başka bir içerik akışında yaşadığı "yankı odaları" dünyasına geldik. Sosyal medya ortak metni parçaladı, üretken yapay zeka ise kişiselleştirmeyi başka bir aşamaya taşıdı. Peki bu ortamda kitle iletişimi tamamen öldü mü? Belki de buradaki asıl krizi erişimin azalması değil, ortak gerçekliği kuran sistemlerin giderek daha az hesap verebilir hâle gelmesi olarak okumalıyız.

Kanada’da bir okul saldırganının ChatGPT hesabının sekiz ay önce şiddet içerikli kullanım nedeniyle işaretlendiğinin ortaya çıkması, sohbet botlarının kullanıcılarını ne ölçüde izlemesi ve hangi noktada yetkililere bildirmesi gerektiği tartışmasını büyüttü. British Columbia’nın OpenAI’a karşı açtığı dava, mahremiyet ile güvenlik arasındaki sınırın nerede çizileceğini tartışmaya açarken Türkiye’de okul saldırıları sonrası alınan önlemler benzer bir sorunun başka bir yüzünü gösteriyor.

Yapay zekanın insanlığı yok edeceğine dair felaket senaryoları, genellikle kontrolden çıkan süper zekalara ve “katil robotlara” odaklanıyor. Oysa uzmanların daha olası gördüğü risklerin çoğunda yapay zeka tek başına hareket etmiyor. Özellikle beş olası senaryo, kontrol zincirini geri dönüşü olmayacak şekilde kırma potansiyeli taşıyor.

Yapay zeka patlamasının da etkisiyle artık ürünlerin pazarlama materyallerinde sürekli aynı kelimeler tekrarlanıyor: Ajan tabanlı, AI destekli, kurumsal düzeyde, akıllı, uçtan uca, yeni nesil, ekosistem… Yıllar önce pazarlama ekiplerinin temel problemi, insanların üründen haberdar olmasını sağlamakken bugün bunun önünde çok daha kritik bir problem yer alıyor: İnsanların ürünün ne olduğunu anlamasını sağlamak.

Son birkaç yıldır yapay zeka yarışında geçerli olan kural basitti: Daha güçlü modeli daha hızlı geliştiren kazanır. Son günlerde sektörün öncü isimleri tarafından yapılan açıklamalar ise bu denklemin değişmeye başladığını gösteriyor. Modellerin siber saldırılardan biyolojik silah geliştirme girişimlerine uzanan riskli kullanım alanlarında sahneye çıkması, yarışın öncülerini ilk kez açık bir biçimde frene basma olasılığını tartışmaya itiyor.



