Nergiz Yeşil ile Röportaj


Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
Nergiz Yeşil, atölyesini bir laboratuvar gibi kullanan ve deneysel çalışan bir sanatçı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Heykel Bölümü lisans ve yüksek lisans mezunu. Yüksek lisans tezi ise “Sanat Yapıtında Biyolojik Materyal Kullanımı” başlığı ile biyo-sanat üzerine. Nergiz Yeşil sanatı için kullandığı malzemeleri kendisi üretiyor. En çok kullandığı malzemelerin başında ise kombucha mantarları geliyor.
Nergiz Yeşil ile CIF Dialogues’un Yuvam Dünya katılımıyla düzenlediği “Ekolojik Krize Karşı İz Bırakmayanlar” söyleşisi öncesinde Tophane’deki atölyesinde tanıştım. Semtin büyülü dokusu içindeki atölye; sanatı için kullandığı pek çok deneysel organik malzeme, ağaç dalları, kombucha mantarları, doğal atık malzemeler ve bunlarla üretilmiş eserlerle bezenmiş sıradışı bir çalışma ortamı..
Nergiz Yeşil’in merak ettiğimiz konular hakkındaki düşüncelerini sanatını rehber alarak öğrenmek istedik!
Eserlerinizde organik ve biyolojik malzemeler kullanıyorsunuz; biyoloji ve sanat deyince...
Bireysel hassasiyetlerim doğrultusunda; sanatın biyoloji ile interdisipliner ve mutlidisipliner olarak yapılanabilmesinden yararlanarak sanat pratiğimi şekillendiriyorum. Süreç içinde ise daha derin ve grift bir hal aldığını, bütünleştiğini gözlemleyebiliyorum.
Kritik evrensel olay ve olgular üzerine düşünmeyi, araştırmayı, konuşmayı sanat nesnesi üzerinden gerçekleştirirken izleyici ile de nitelikli bir iletişim kurmuş oluyorum.
Eserlerinizde kullandığınız malzemeleri kendiniz üretiyorsunuz ve yine kendi ürettiğiniz doğal boyalarla renklendiriyorsunuz; sürdürülebilirlik ve ileri dönüşüm deyince ..
İleri ve geri dönüşümden önce minimum tüketimi önceleyen tutumları benimsiyorum. Günlük eylemlerimin yanı sıra sanat pratiğimde de elimden geldiğince bunu gözetiyorum:
- Sanat eseri üretmek maksadıyla malzeme üretmek veya malzemeyi yetiştirmek; bu bağlamda tercih ettiğim ilk davranış.
- Eserin gerekirse-istenirse doğaya zarar vermeden çözünebilir olmasını, geri ya da ileri dönüşebilir malzemelerden oluşuyor olmasını önemsiyorum.
- Sanat nesnesinin kalıcılığını sağlamak için doğaya ve insanlığa bedel ödetecek materyal tercihlerine dayanan üretim biçimlerini yapmayı çok da gerekli görmüyorum. Sanata işlevsellik, sanatçının sorumluluğu, sanatsal ifade biçim tercihlerinde bireysel etik algımla sınırlı otokontrolü sağladığım bir dünyam ve üretim yöntemin var.
Odağında doğal malzemeler olan atölyeler yapıyorsunuz; iklim krizi deyince..
İletişim, etkileşim başlatan etkinlikler bunlar, odağında sanat nesnesi üzerinden ekoloji ve epistemoloji konuşmaları olan ve tabi bireysel olarak neler yapılabileceğine dair fikir alışverişi yapılan… Ayrıca sanat eseri üretmekle ilgili yaygın inanışları da tartışmaya açmayı sağlıyor bu atölyeler. Bu kanıksanmış sanatsal malzemelerin dışında her gün gördüğümüz ve tükettiğimiz nesnelere başka bir gözle bakmayı da çağırıyor.
Salatalıktan havuçtan kağıt, kombuchadan resim, hayvan ve insan kıllarında heykeller, ceviz kabuğundan kahveden pancardan boyalar gibi… Bulmak, toplamak, tüketmeden önce üretmek gibi… İklim krizine karşı bireysel çabamın bir parçası aslında.

Beslenme biçiminizi ve duygusal durumunuzu gözlemleyerek sanatınıza deneysel bir yön katıyorsunuz; eko-anksiyete deyince…
Döngüsel bir biçimde mütemadiyen maruz kaldığım veya kendimi de maruz bıraktığım bir durum bu aslında. Her anlamdaki tüketimle hesaplaşırken, gitgide eylemsizleşmek ve bunun çözüm de olmadığını farkedip, tekrar değerlendirmek ve “mümkün mertebe” tüketimi minimuma indirmeyi gözeterek tekrar hareket alanı açmak gibi gelgitler… aslında bir terazi mantığında, sanatsal üretim ile bunu gerçekleştirmek için neyi ne kadar tüketmem gerektiğiyle yüzleşmek gibi bu süreçlerin ağırlığı…
Aynı zamanda fiziksel ve mental beslenme ilişkisine, bağırsak- duygudurum ilişkisi üzerinden bakmak da anksiyete tetikleyicisi olabiliyor.
Doğadan besleniyor ve üretiyorsunuz; “yuvamız dünya” deyince...
Varoluş maksadını-anlamını, aidiyeti hatta mutluluğu hiyerarşik bir düzende algılamadan-aramadan da bulabiliriz. Kurgu ihtiyaçlar, duygusal açlık, statü için satın alma gibi tüketim teşviklerini analiz etme refleksi oluşturabilirsek ve eylemlerimizi buna göre şekillendirebilirsek, dünyayı tüm canlılar için adaletli yaşam alanı sağlayan bir yuva yapabiliriz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Aşırı Sıcaklar, Akdeniz, Nergiz Yeşil & Lindos ile Röportaj
22 Tem 2022

YAZARLAR

Ebru Özmen Biter
Yazar @ Dünyahali

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj
01 Tem 2026








