Sarper Günsal: “Çok özel bir şey izledik bu sene”

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
42.3 km üzerinde bir ortalama hızlı tamamlanan bir Tur'u geride bıraktık. Son yıllara göre neredeyse 5 km daha fazla olan bu tempo Fransa Bisiklet Turu'na neler kattı, neler götürdü?
Tura ne katıp ne götürdüğü doğrudan ortalama süratle anlaşılmamakla birlikte ilk dört beş etabın çok düz olmasının etkisi vardı. Önceki senelere göre, yarışın kontrolünün doğrudan bir takıma gitmemiş olması da etapların özellikle ilk kısımlarının agresif, mücadeleli geçmesini getirdi.
Bu turda en sık gördüğümüz şey kaçış gruplarının çok geç oluşması oldu. Kaçış grubu oluşuncaya kadar 50-60 km çok sıkı bir tempo yapılması da ortalama sürati artırdı. 20 yıldan bu yana gelişen malzeme teknolojisi, beslenme bilimi ve bunun spora uygulaması da etkili oldu. Ayrıca yarışların daha kısalmasını da -bu seneki tur tarihin en kısalarından biri oldu 3.328 km ile. Etapların kısalması daha agresif olmaya sonuç açtı. Eskisi gibi 240 km dağ etapları görmüyoruz. 130 km’lik etap da haliyle 240 km’ye oranla daha sert ve hızlı koşuluyor.

3. etap ve Danimarka'da son gün/Charly López
- Bu TdF’a ne getirdi?: Daha agresif, seyir zevki yüksek bir tur getirdi. Sadece bu değildi elbette. Sporcuların da etkisi oldu, yine etap profillerinin daha soyunlu tasarlanması da etkili oldu. Mesela Pireneler’deki iki yüksek dağ etabı; biri 129 km biri 143km’ydi. Biz alışkın değiliz o kadar kısa etap görmeye ama bu durum yarışı çok agresif hale getirdi ve hızlı oldu. Bundan sonra bu şekilde göreceğiz. Yarış önümüzdeki yıllarda bu kadar güzel geçer mi bilmiyorum gerçekten çok özel bir şey izledik bu sene. Yarışın patronu Christian Prudhomme ve direktörü Thierry Gouvenou’yü tebrik etmek haddimize değil ama ilginç işler yaptıklarını söylemek lazım.
Tur boyunca yeşil mayo dağlarda tarihe geçen domestik performanslar gösterirken, uzun süre beyaz ve sarı mayo etap galibiyeti için kapışırken gördük. Kuşkusuz bunu bisiklette değişen jenerasyonun etkileri olarak adlandırabiliriz. Bu değişimin etkilerini gelecek yıllarda tura ne gibi farklılıklar getirebilir?
Bu seneki yeşil mayo çok özel biri; Woun van Aert gerçekten çok ilginç bir bisikletçi. Çok farklı disiplinlerde de yarışabiliyor; cross bisikletinde de yarışıyor yol bisikletine geldiğinde sprintere giriyor, tek günlük klasiklerde favori olarak ilk sayılan isimlerden biri. Eğer hedeflerse — TdF özelinde söylüyorum; yeşil mayoyu çok uzun yıllar bırakmaz gibi geliyor. İlginç bir yeni kuşak; birbirlerinden hoşlanıyorlar, çok agresif yarışmıyorlar — bu yarış da çok agresifti aslında — ama takım için kendini çok feda etti van Aert.
- Önümüzdeki yıllarda sarı mayo kazanabilir mi?: Herkes soruyor ama bence gerek yok, van Aert olduğu haliyle de çok heyecan verici bir bisikletçi. Benim için çok büyük bir zevk onu izlemek ve anlatmak. Öte yandan bir de şu var; Mathieu van der Poel gibi bir baş rakibi var üç beş sene ikisini birlikte izlerken eğleneceğiz. Bu seneki yarış van der Poel için hayal kırıklığı oldu ama ondan ders çıkaracaktır.

Woun van Aert
Jonas Vingegaard, geçen yıl başlayan yükselişini bu yıl neredeyse baştan sona unutulmaz bir performansla zirveye taşıdı. Böylelikle Pogačar'ın turdaki hakimiyeti de sona erdi. Hem Vingegaard özelinde hem de Jumbo Visma'nın takım performansı çerçevesinde neler söylemek istersiniz?
Bizim bisikletle ilgili hep söylediğimiz bir şey var; takım halinde yapılan bireysel bir spordur. O anlamda özellikle geçmişine baktığımızda Vingegaard’ın özgüveni düşük ve çok stresli bir yarışçı kimliği sergilediğini biliyoruz. Ama Jumbo-Visma’ya geldikten sonra kendisine mental bir koç tutuldu, onunla çalıştı. Vingegaard; “Antrenmanlarda geçtiğim adamların sonra cayır cayır yarış kazandığını görmek beni çok etkiledi.” diyor çünkü Jumbo-Visma’ya çok küçük bir takımdan gelmişti. Mental koçla beraber bu anksiyeteyi aştı.
Her sporda mental sağlık çok önemli fiziksel gücünüz ne olursa olsun mental olarak kendinizi bir derece yukarı çıkaracak bir motivasyon ve ızdırap eşiğini yukarı çekmek ya da ızdırabı duysan bile dikkate almamak ve efora devam etmek çok mental bir güç gerektiriyor. O konuda çok kuvvetlendi. Öte yandan kendisinden oldukça tecrübeli bir eşi var; Trine Marie Hansen o da Jonas’ın ilk bulunduğu bisiklet takımının yöneticisi olarak çok destek oluyor anladığım kadarıyla.

Pogačar'ın kazasının ardından onu bekleyen sarı mayo Vingegaard
Vingegaard, geçen sene Roglic takımdan ayrılınca dikkatimizi çekmişti ama öncesinde Bask (Basque) Turu’nda da kendisini göstermişti. Kaliteli bir bisikletçi olduğunu biliyorduk ama Pogačar’ı bu sene bu şekilde yenebileceğini düşünmemiştim. Ne kadar kuvvetli olduğunu gösterdi. Fakat bence başka bir faktör; Pogačar’ın özgüveni de fazla yüksekti ilk günlerde kendisini 3-5 saniye zaman farkları için çok zorladı. Takımı da kötüydü hem covid yüzünden hem de bence sporcuların bireysel performansları iyi değildi. Rafa Majka’yı çok erken kaybettiler. Bir etapta McNulty ve Mikkel Bjerg nefis çalıştılar ama sonrasında tükendiler. 3 kişiyi covid yüzünden kaybettiler, ne olursa olsun yönetimsel bir hatadır bu; sporcuların izolasyon önlemlerini çok daha ciddiye almaları gerekirdi. Yarış bu yüzden de değişti.
Jumbo-Visma 2012’den 2017’ye kadar gördüğümüz Team Sky/Ineos dönemini hatırlatan hatta geçen bir performans gösterdi. Bir de şöyle bir durum var; keton içecekleriyle besleniyorlar bazı takımlar onun da bazı kaynaklar performasını %15 kadar arttırdığını söylüyor ama ne derece doğru bilmiyorum bu konuda bir tane araştırma var. Limitleri zorluyor Jumbo Visma şimdilik kimse onların seviyesinde değil.

Jumbo-Visma
- Roglic yarıştan ayrılmasaydı: Roglic yine elinden geleni yapardı, ilk üçte yer alırdı. Col du Granon etabında Vingegaard’a yardım etmezdi başka bir taktik yapmaları gerekecekti. Roglic, Arenberg etabında kaza yapıp zaman kaybetmeseydi ikisi için de çok daha farklı bir yarış olurdu. O zaman Vingegaard’ın bu kadar domine edemeyeceğini düşünüyorum. İkisi arasından Pogačar yine sıyrılabilirdi belki. Fakat Vingegaard, Roglic gibi birini domestik olarak yanına alınca Galibier yokuşunda müthiş bir performans sergilediler.

Tour de France Femmes
Tour de France Femmes başladı. Giro d’Italia Donne’nin galibi Annemiek van Vleuten Tour de France Femmes’de de yer alacak. Van Vleuten daha önce La Course by Le Tour de France’ı da iki kez kazanmıştı. Giro ikincisi Marta Cavalli’nin yanı sıra Marianne Vos, Lotte Kopecky, Demi Vollering gibi isimler de yarışıyor. Favoriniz kim, kadın turunda kazanan kim olur?
Kadınlar Fransa Turu çok geç bir tur. ASO’nun çok uzun süre bu işi savsaklamış olması utanılacak şey. Daha bir buçuk sene önce Prudhomme “para kazanamayacağımız bir yarış düzenleyemem ben” diye açıklama yapmıştı. O zaman bile düşünmüyordu; aslında Giro Donne gibi çok küçük bütçelerle düzenlenen güzel kadın yarışları var. Kadınların yarışları da çok hareketli ve eğlenceli geçiyor. Çok büyük starlar da var; Annemiek van Vleuten, Borghini gibi. Ondan sonra daha genç nesiller de geliyor.
İlk gün yarışı kazanan Lorena Wiebes gibi bir sprinter ortaya çıktı. Çok güzel yarışlar seyredeceğiz. Ama bu ilk tur, biri bitti biri başladığı için belki bir gına geldi diyenler olabilir. 80’lerde düzenlenmiş halinden sonra ilk kez tekrar düzenlenmesi ve iyi bir sponsorlukla girmesi önemli. Bence büyüyecektir; ASO bunu bir deneme yarışı olarak görüyor ama Zwift gibi iyi bir sponsor da buldular.
Favorim kim: Van Vleuten, Longo Borghini, Faulkner, Niewiadoma, Uttrup Ludwig
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Kısa kısa: Dünya Atletizm Şampiyonası; Avrupa basketbolunda yaz imzaları; Sarper Günsal ile Fransa Bisiklet Turu röportajı; Lorenzo Musetti
26 Tem 2022

YAZARLAR

Burcu Biçer
Editor @ Punto

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.
07 Tem 2026




