Şevket Furkan Erbay: “Başarıların sponsor desteğine dönüştürülememesinin sebebi; değer yaratılamaması.”

Gazeteci Şevket Furkan Erbay'a, atletizmdeki sponsor problemini ve yeni jenerasyonun projeksiyonunu sorduk.
Şevket Furkan Erbay: “Başarıların sponsor desteğine dönüştürülememesinin sebebi; değer yaratılamaması.”

10 Eylül - BMI Business School - Punto
BMI Business School ile birlikte

Türkiye’nin lider iş okulu: BMI Business School Yeni bir teknoloji, küresel bir salgın ya da çağa hakim paradigma, iş dünyasının her alanını dönüştürüyor. Dolayısıyla iş dünyasında başarılı olmak, sürekli gelişmeyi zorunlu kılıyor. Gelişmeleri takip eden ve dünyanın önde gelen okullarıyla iş birlikleri gerçekleştiren BMI Business School , güncel eğitim programlarıyla donanımlı liderler yetiştiriyor. Nedir? 2004'te kurulan BMI Business School , Türkiye'nin lider iş okulu olarak akademi ve iş dünyası arasında bağlantı noktası olarak konumlanıyor. Neden önemli? Business school konseptinin Türkiye'deki öncü kurumu olan BMI’ın şimdiye kadar tasarladığı ve uyguladığı 700'den fazla genel katılımlı eğitim/sertifika programıyla toplamda 12 binin üzerinde profesyonelin gelişimine katkıda bulunması, bu alandaki deneyimini ispatlıyor. Neler var? BMI’ın Sorbonne Üniversitesi, Mannheim Business School, Frankfurt School of Finance, London School of Economics gibi okulların iş birliğiyle zenginleştirdiği programlar; uzmanlık eğitimleri, yönetici eğitimleri, zirveler ve konferanslar ve kurumsal eğitimler gibi kategorize ediliyor. BMI Business School’un 2022 Akademik Güz Dönemi takvimine dair bilgi almak ve kayıt yaptırmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

  • Gelişim ve sistem: Madalya sayılarında, geçmiş yıllara kıyasla belirli bir ivme var ancak bunun arkasında “sistemli bir çalışmanın yer aldığı” kanısında değilim. Doğal bir süreç bu. Atletizm özelinde belli bir gelenek ve yıllar içinde oluşan bir havuz var. Onun sonucunda bu başarılar geliyor. Bir de gerçekten çok yetenekli çocuklar var, biraz da bu yetenekler üst üste geldi.

Katılımcı sayısında artış olması, barajların geçiliyor olması elbette önemli ama burada şöyle bir sorun var. Sadece şampiyonalara sporcu götürerek başarıya ulaştığını sanan, bununla övünen bir antrenör kitlesi de oluştu. Bu ciddi bir sorun. Bazı sporcular şampiyona baraj derecesini geçiyor ama gittiği şampiyonada bu derecenin %70'ine ulaşabiliyor. Hedef yarış belirleme ve ona göre çalışıp, performansı o yarışa denk getirme konusunda Türkiye'deki antrenörlerin çok geride olduğu kanısındayım.

  • Kulüp, sponsor ve medya yapısı: Türkiye'de atletizmde Süreyya Ayhan'ın 2000'lerin başındaki duvarları yıkan başarısından itibaren alırsak, son 20 yılda hatırı sayılır başarılar var. İlk kez dünya şampiyonu çıkarıldı, Avrupa Şampiyonası'nda 20 altın madalya alındı; yürüyüşte, krosta ilk kez yakalanan başarılar var. Ama bunun sponsorluğa ve desteğe dönüştüğünü göremiyoruz. Burada iki faktör var; birincisi aynı süreç içinde yaşanan bazı doping skandalları, özellikle 2013'teki furya. Kamuoyunun ve sponsorların bakışını çok örseledi. 2000'lerde atletizme gelen sponsorların, 2013'ten sonra bir anda bıçak gibi kesildiğini gördük. Son 8 yılda atletizmin tek bir sponsoru var ve bu ciddi bir sorun. 

İkinci faktör de bu konuda federasyonların yaptığı çalışmaların eksik olması. Doğru düzgün sporcu ve takım kimlikleri oluşturulamıyor, iyi medya beslemesi yok, değer yaratılamıyor. Örnek; Berke Akçam, geçen yıl dünya U20 şampiyonu oldu. İnanılmaz yetenekli, eli yüzü çok düzgün, harika bir karakter. Film yıldızı gibi bir çocuk. Gel gör ki bir ay sonra herkes unuttu; ne bir sponsor bulabildi, ne bir markanın yüzü oldu. Hatta dört başı mamur bir arayış bile yapılamadı. Aynı şartlarda bu çocuk Japonya'da olsaydı, şu anda beş sponsor anlaşması imzalamıştı muhtemelen…

World Athletics

  • Yeni jenerasyon: Türkiye'de sadece atletizmde değil, diğer sporlarda da gençler ve yıldızlar kategorisi, büyüklerden her zaman daha başarılıdır. Şu anki fark, atletizmde bu başarılı çocukların sayısının ve branş çeşitliliğinin artması. Ancak şimdilik hepsinin U20'de kalacağını söyleyebilirim. Zira altyapıdaki başarıyı üste taşıyabilecek bir sürekliliğin eksikliği, ülke sporunun en önemli sorunlarından biri. 

Bu gençlerin yaşamlarındaki en önemli kavşak olan 20-22 yaşlarındaki ikilem çözülemiyor. Eğitim ve gelecek kaygısı ile sporun iki seçenek olarak ortaya çıktığı bu kavşakta, kaybolan atlet sayısı yığınlarla ifade edilebilir. Berke, Pınar, İsmail, Meryem uzun süreli olsun, büyüklerde kaybolmasın diye umalım ancak şimdilik aksi olacakmış gibi görünüyor.

Yetenek havuzuna bakarsak Türk atletizminde kısa vadeli projeksiyonunda yeni başarılar beklenebilir. Ama bunların çoğu altyapıda olacak. Büyükler seviyesinde, belli başlı isimler atletizmi bıraktığında 2010-2020 arasındaki dönem bir süre aşılamayacak diye tahmin ediyorum.

TRT Spor Yıldız

Ekol ülkeleri düşündüğünüzde; Türkiye’nin nüfus, coğrafya gibi parametreler açısından öykünebileceği sistemler var mı?

Türkiye, atletizmde en üst sınıftaki ülkelerin bir altındaki atılım yapan “baş altı” ülkeler arasına girdi. Daha önce onun da altındaki potansiyeli olan ama bunu kullanamayan ülkelerden biriydi. Ekol olmak başka bir durum. Türkiye'de bir atletizm ekolü yok. Belki 50'lerden 90'lara sadece mesafede bundan bahsedilebilirdi. Ama şu an mesafe branşlarında Türkiye çok zayıfladı.

Bana kalırsa, Türkiye'nin önemli bir avantajı coğrafi çeşitliliği. Erzurum, Ağrı, Kars gibi dağ koşusu ve mesafeciye uygun bölgeleri; Mersin, Antalya, Bursa gibi sprinter havuzları; Diyarbakır gibi bir yürüyüş fabrikası, farklı bölgelerde bazı iyi antrenörleriyle oluşan atmalardaki çalışma grupları var. Bu çeşitlilik, herkesin atletizme ulaşması ve her branşın belli seviyede yapılıp, gelişebilmesi adına bazı büyük ülkelerin sahip olmadığı önemli bir artı. Bunun üzerine yoğunlaşmak gerekir.

Armand Duplantis ile birlikte sırıkla atlama, atletizmde gözlerin en çok çevrildiği branş oldu. Ersu Şaşma'nın güncel ivmesiyle global bir yıldız olma ihtimalini görüyor musunuz?

Ersu'nun global bir yıldız olma ihtimalini, aynı cümle içinde kullandığımız Duplantis'in bizzat kendisi ortadan kaldırıyor. Rakiplerinin 30 santim üzerinde atlayan birinin olduğu ortamda, aya gitmediğiniz sürece öne çıkma şansınız yoktur. Ersu çok yetenekli bir sporcu ama diğer başarılı sırıkçılar gibi onu geçemediği sürece ne yaparsa yapsın, Duplantis'in gölgesinde kalacaktır. Dünya 6.15 atlayan Renaud Lavillenie'yi unuttu, daha ne söyleyeyim?

Global yıldızdan ziyade yerel yıldız olması önemli ama... Sırık popüler bir branş. Şu anda Ersu, olimpiyat ve dünya finalleriyle bile ülkede atletizme olan ilgiyi katladı. Mart ayında İstanbul'da yapılacak Avrupa Salon'da Duplantis'in ardında gelebilecek bir madalyanın — ki çok muhtemel —  Süreyya Ayhan etkisi yapabileceğini söyleyebilirim.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Punto Punto

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🎽 Türkiye’nin madalyalarla imtihanı #4: Atletizm

Röportaj: Eda Tuğsuz, Şilan Ayyıldız, Mert Aydın ve Şevket Furkan Erbay’a atletizmin güncel durumunu sorduk.

10 Eyl 2022

Eda Tuğsuz

YAZARLAR

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Punto Punto

HİKAYE

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Alp Ulagay

·

15 Tem 2026

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası
Punto Punto

HİKAYE

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede
Punto Punto

HİKAYE

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Kavel Alpaslan

·

11 Tem 2026

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?
Punto Punto

HİKAYE

Trump, kartallar ve akbabalar: Dünya Kupası’nın siyasi yolsuzluklar tarihi

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.

07 Tem 2026

Trump, kartallar ve akbabalar: Dünya Kupası’nın siyasi yolsuzluklar tarihi
Punto Punto

HİKAYE

Padel efsanesi Fernando Belasteguín: Zirvede 16 yıl insana ne öğretir?

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.

Deniz Kaynak

·

02 Tem 2026

Padel efsanesi Fernando Belasteguín: Zirvede 16 yıl insana ne öğretir?