Sirenler, cinnetler, dostlar ve yalnızlıklar


Bazilikanın Karanlığı Yerebatan Sarnıcı ’nda Night Shift: Bazilikanın Karanlığı Yerebatan Sarnıcı’nda Temmuz ayında ziyarete açılan ve yenilenen yüzüyle herkesi yeniden büyüleyen, Tarihî Yarımada’nın incilerinden Yerebatan Sarnıcı , Night Shift: Bazilikanın Karanlığı etkinliğiyle ışık, koku ve mekân algısını bir arada yaşatmaya hazırlanıyor. Nedir? Suzin Maçoro eşliğinde sınırlı sayıda katılımcıyla gerçekleşecek Night Shift: Bazilikanın Karanlığı etkinliği, katılımcılara sarnıcın büyülü atmosferinde tarihin derinliklerinden gelen şifalı ses ve ritimlere kulak verme imkânı sunacak. Neler var? Toplam bir saat sürecek etkinlik, saat 20.00’de katılımcıların mumlarıyla birlikte sarnıca doğru yürüyüşüyle başlayacak. Mum ışığı ve farklı kokular eşliğinde kendilerini çağıran sesi takip eden katılımcılar, sese ulaştıklarında kendilerini bekleyen minderlere uzanarak 30 dakikalık bir yolculuğa çıkacak. Bu büyülü ses yolculuğuna katılmak için biletlere buradan ve şuradan ulaşabilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Yılın öne çıkan yerli albümleri:
- Anadol, Felicita
- Ah! Kosmos & Büşra Kayıkçı, Bluets
- Derya Yıldırım & Grup Şimşek, Dost 2
- Güneş, Atlantis
- Kayra, Mechul Bir Yalnızlığa Dair
- Lalalar, Bi Cinnete Bakar
- mavi, VERITAS
- mor ve ötesi, Sirenler
- Palmiyeler, İkimiz

mor ve ötesi | Kaynak: bantmag.com
Yılın öne çıkan yerli albümü: mor ve ötesi, Sirenler
Süre: 52 dakika
Plak şirketi: Rakun Müzik
Yayın tarihi: 21 Ocak 2022
Kartonet: Yılın öne çıkan yerli albümü olarak seçtikten sonra tekrar tekrar dinlediğim ve üzerine Ant Arın Şermet’le uzun uzadıya konuştuğumuz Sirenler’le kesinlikle aynı yılda değiliz. Sirenler’in duygu dünyasında dolaştıkça albümün geride kalmasına dair hissim daha da arttı. Buna beklenene yaklaşma sabırsızlığı, acıdan uzaklaşma çabası ya da kendimle baş başa kalmak istemediğimde “biz”lerin arasına karışma manevrası diyebiliriz. Hepsi var. Kuşkusuz var. Grupla gerçekleştirdiğimiz söyleşide Burak Güven’in “Sirenler geçmiş, bugün ve geleceğe vurgular yapan, bize dair birçok şey anlatan bir albüm. Üstüne tekrar tekrar konuşulacak ve kutlanacak günlerin özlemiyle yazıldı,” sözlerinde de bu duygular hakim.
İki albüm arasında geçen 10 yılda mor ve ötesi, aynı toprakların yaşayanları olarak zamanını “başa gelen”i ya da kendi deyimleriyle “bıçkın başkan”ı anlamaya ve sindirmeye ayırdı. Geçmiş, şimdi ve geleceği taşıyan üç bölüme ve bunları temsil eden mavi, kırmızı ve mor renklerine ayrılan/kavuşan Sirenler, tam da burada kendince bir oyunda birleşti. 11 şarkıdan oluşan Sirenler’de üç farklı cadde ve bu caddeleri buluşturan iki farklı meydan var.
Sirenler’in etrafında oluşan iletişim çalışmalarını da ayrı bir yere koyalım. İçten gelen, paylaşılmak istenilen ve daha da önemlisi “kendi” standartlarında iyi olduğuna inanılan bir işin bizzat yaratıcısı tarafından duyurulması ve anlatılması kadar doğalı yok. Harun Tekin’in “Bizim neredeyse en baştan beri söylediğimiz değişmeyen bir şey var. Bizi herkesin dinlemesini değil, ama dinleseydi sevecek olan herkesin duymasını isteriz,” sözleri oldukça önemli. İhtimallere karışmaktan korkmayanlara selam olsun.

mor ve ötesi, Sirenler
Neden dinleyelim? Karşımızda çeyrek asrı deviren ve alternatif sahneden ana akıma çıkıp burada müzikal kimliklerini koruyarak yola devam edebilen bir grup var. Pek çok şeyin öncülüğünün yanında sahip oldukları istisnaların da diskografilerindeki albüm sayısından fazla olduğunu söylemek mümkün.
mor ve ötesi’ne dair ilk akla gelenlerden biri kuşkusuz iyi şarkı yapma konusundaki hünerleri. Öyle ki bu hüner yeri geldiğinde bir stadyum dolusu kalabalığa farklı albümlerden birçok şarkıyı bağıra bağıra hep bir ağızdan söyletebilme yüceliğinde. Diğer yandan Daha Mutlu Olamam gibi jenerasyon atlamaları yapan “zamansızlar” rafında da grubun pek çok eseri mevcut. Sirenler, grubun bu kabiliyetlerinden uzakta değil. Ancak önceliğin şarkılar yerine albümde olduğunun belirgin şekilde dinleyiciye aktarıldığı bu tercihin beraberinde getirdiği farklılıklar da var.
Sirenler’in geçtiği yollar dikenli. Hafızanın detayları çağırma ustalığını kaybetmediği anıların içindeyiz. Hatta bizzat o anılarız. Harun Tekin’in “Bu albümdeki her kelimeyi, her cümleyi, her şarkıyı Türkiye’yle ilişkili metinler olarak düşünebilirsiniz. Bu da bir yerde buradaki hâlimizin şu anda ne olduğuna, ilerde nasıl hissetmek istediğimize ve geçmişten hangi dersleri çıkartmak gerektiğine dair iç görülere, bakışlarımıza denk düşüyor." sözlerinde de bu paydaşlık hakim. mor ve ötesi, Sirenler ile bir eksikle tam olmayı, hata yaparak büyümeyi ve umudu koruyarak yaşamayı hatırlattı. İyi ki varlar. Kâbusu yendiğimiz günlere.
Podcast: Yılın öne çıkan albüm ve filmlerini konuştumuz podcast serisine yeni bir bölüm eklendi. Duende’deki albüm incelemeleriyle de hatırlayacağınız Ant Arın Şermet ile pandemi sonrası müzikal üretimleri, albüm formatının değerini, mor ve ötesi’nin Türkiye müzik sahnesindeki önemini konuştuk. Sirenler’in duygu aleminde ve ses hafızasında dolaştık.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ana sahnenin radarında yeni janrlar, yılın öne çıkan yerli albümleri, hafızalarımıza kazınan görsellikleriyle 2022'den albüm kapakları.
16 Ara 2022

YAZARLAR

Taner Turna
grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar” başlıklı sergi, 212 Photography Istanbul’un 2026 edisyonunda Erbak ailesinin üç kuşağının seyahat tutkusu ve fotoğraflarını biraraya getiriyor. Nuri Z. Erbak (1914), Mehmet H. Erbak (1950) ve Ceylin Erbak Aytekin’in (1988) dünyanın farklı noktalarında çektiği kareler, 1930’ların Mısır ve Japonya’sından Tibet’e, Antarktika’ya uzanıyor. Bu arşivin nasıl oluştuğunu fotoğrafçı, yazar ve Erbak ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Ceylin Erbak Aytekin ile konuştuk.

Ela Lee, kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı Ceyda’da, dışarıdan kusursuz görünen hayatı bir cinsel saldırının ardından parçalanan Türk-Koreli genç avukat Jade’in hikayesini anlatıyor. Rıza, adalet, göçmenlik, aile, başarı baskısı ve suçluluk duygusu etrafında ilerleyen roman, Jade’in başına gelenlerden çok, yaşadıklarının ardından kendisi ve kurduğu hayatla yeniden yüzleşmesine odaklanıyor.

1960’ların başında Sirkeci’den Almanya’ya giden trenlere binenler birkaç yıl çalışıp dönmeyi düşünüyordu. Ama bavullarda yalnızca eşya değil, dil ve kültür de taşındı. Bekir Yıldız’dan Aras Ören’e, ‘Emine’ Sevgi Özdamar’dan Fatma Aydemir’e uzanan 60 yılı aşkın edebiyat geleneği “misafir işçi”nin Almancayı nasıl içeriden dönüştürdüğünü ve sonunda o dili kendi evi hâline getirdiğini anlatıyor.

İsviçreli sanatçı Ugo Rondinone, İstanbul’daki ilk kişisel sergisi "the sun and the mountain"da neon renkli taş heykellerini gün doğumu ve gün batımı suluboyalarıyla buluşturuyor. Dirimart Dolapdere’de 8 Kasım’a kadar görülebilecek sergi, dağların dikeyliğiyle ufkun yataylığını karşı karşıya getirerek insanın doğayla kurduğu ilişkiyi ele alıyor.

Lukas Dhont’un Cannes’ın ana yarışmasında prömiyerini yapan üçüncü uzun metrajı "Korkak", Emmanuel Macchia ve Valentin Campagne’a En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandırdı. Dhont ile festivalde biraraya geldiğimizde ilk kez bir savaş filmi yapmasından, daha büyük bir ölçekte çalışmaktan ve filmin çıkış noktasındaki fikirlerden konuştuk.





