Sirenler, cinnetler, dostlar ve yalnızlıklar


Bazilikanın Karanlığı Yerebatan Sarnıcı ’nda
Night Shift: Bazilikanın Karanlığı Yerebatan Sarnıcı’nda Temmuz ayında ziyarete açılan ve yenilenen yüzüyle herkesi yeniden büyüleyen, Tarihî Yarımada’nın incilerinden Yerebatan Sarnıcı , Night Shift: Bazilikanın Karanlığı etkinliğiyle…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Yılın öne çıkan yerli albümleri:
- Anadol, Felicita
- Ah! Kosmos & Büşra Kayıkçı, Bluets
- Derya Yıldırım & Grup Şimşek, Dost 2
- Güneş, Atlantis
- Kayra, Mechul Bir Yalnızlığa Dair
- Lalalar, Bi Cinnete Bakar
- mavi, VERITAS
- mor ve ötesi, Sirenler
- Palmiyeler, İkimiz

mor ve ötesi | Kaynak: bantmag.com
Yılın öne çıkan yerli albümü: mor ve ötesi, Sirenler
Süre: 52 dakika
Plak şirketi: Rakun Müzik
Yayın tarihi: 21 Ocak 2022
Kartonet: Yılın öne çıkan yerli albümü olarak seçtikten sonra tekrar tekrar dinlediğim ve üzerine Ant Arın Şermet’le uzun uzadıya konuştuğumuz Sirenler’le kesinlikle aynı yılda değiliz. Sirenler’in duygu dünyasında dolaştıkça albümün geride kalmasına dair hissim daha da arttı. Buna beklenene yaklaşma sabırsızlığı, acıdan uzaklaşma çabası ya da kendimle baş başa kalmak istemediğimde “biz”lerin arasına karışma manevrası diyebiliriz. Hepsi var. Kuşkusuz var. Grupla gerçekleştirdiğimiz söyleşide Burak Güven’in “Sirenler geçmiş, bugün ve geleceğe vurgular yapan, bize dair birçok şey anlatan bir albüm. Üstüne tekrar tekrar konuşulacak ve kutlanacak günlerin özlemiyle yazıldı,” sözlerinde de bu duygular hakim.
İki albüm arasında geçen 10 yılda mor ve ötesi, aynı toprakların yaşayanları olarak zamanını “başa gelen”i ya da kendi deyimleriyle “bıçkın başkan”ı anlamaya ve sindirmeye ayırdı. Geçmiş, şimdi ve geleceği taşıyan üç bölüme ve bunları temsil eden mavi, kırmızı ve mor renklerine ayrılan/kavuşan Sirenler, tam da burada kendince bir oyunda birleşti. 11 şarkıdan oluşan Sirenler’de üç farklı cadde ve bu caddeleri buluşturan iki farklı meydan var.
Sirenler’in etrafında oluşan iletişim çalışmalarını da ayrı bir yere koyalım. İçten gelen, paylaşılmak istenilen ve daha da önemlisi “kendi” standartlarında iyi olduğuna inanılan bir işin bizzat yaratıcısı tarafından duyurulması ve anlatılması kadar doğalı yok. Harun Tekin’in “Bizim neredeyse en baştan beri söylediğimiz değişmeyen bir şey var. Bizi herkesin dinlemesini değil, ama dinleseydi sevecek olan herkesin duymasını isteriz,” sözleri oldukça önemli. İhtimallere karışmaktan korkmayanlara selam olsun.

mor ve ötesi, Sirenler
Neden dinleyelim? Karşımızda çeyrek asrı deviren ve alternatif sahneden ana akıma çıkıp burada müzikal kimliklerini koruyarak yola devam edebilen bir grup var. Pek çok şeyin öncülüğünün yanında sahip oldukları istisnaların da diskografilerindeki albüm sayısından fazla olduğunu söylemek mümkün.
mor ve ötesi’ne dair ilk akla gelenlerden biri kuşkusuz iyi şarkı yapma konusundaki hünerleri. Öyle ki bu hüner yeri geldiğinde bir stadyum dolusu kalabalığa farklı albümlerden birçok şarkıyı bağıra bağıra hep bir ağızdan söyletebilme yüceliğinde. Diğer yandan Daha Mutlu Olamam gibi jenerasyon atlamaları yapan “zamansızlar” rafında da grubun pek çok eseri mevcut. Sirenler, grubun bu kabiliyetlerinden uzakta değil. Ancak önceliğin şarkılar yerine albümde olduğunun belirgin şekilde dinleyiciye aktarıldığı bu tercihin beraberinde getirdiği farklılıklar da var.
Sirenler’in geçtiği yollar dikenli. Hafızanın detayları çağırma ustalığını kaybetmediği anıların içindeyiz. Hatta bizzat o anılarız. Harun Tekin’in “Bu albümdeki her kelimeyi, her cümleyi, her şarkıyı Türkiye’yle ilişkili metinler olarak düşünebilirsiniz. Bu da bir yerde buradaki hâlimizin şu anda ne olduğuna, ilerde nasıl hissetmek istediğimize ve geçmişten hangi dersleri çıkartmak gerektiğine dair iç görülere, bakışlarımıza denk düşüyor." sözlerinde de bu paydaşlık hakim. mor ve ötesi, Sirenler ile bir eksikle tam olmayı, hata yaparak büyümeyi ve umudu koruyarak yaşamayı hatırlattı. İyi ki varlar. Kâbusu yendiğimiz günlere.
Podcast: Yılın öne çıkan albüm ve filmlerini konuştumuz podcast serisine yeni bir bölüm eklendi. Duende’deki albüm incelemeleriyle de hatırlayacağınız Ant Arın Şermet ile pandemi sonrası müzikal üretimleri, albüm formatının değerini, mor ve ötesi’nin Türkiye müzik sahnesindeki önemini konuştuk. Sirenler’in duygu aleminde ve ses hafızasında dolaştık.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ana sahnenin radarında yeni janrlar, yılın öne çıkan yerli albümleri, hafızalarımıza kazınan görsellikleriyle 2022'den albüm kapakları.
16 Ara 2022

YAZARLAR

Taner Turna
grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.





