Slush sahnesinden ilham veren notlar

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Ekibin önemi ve pivotun zamanlaması: Kuruluş hikayelerini ve nasıl pivot ettiklerini anlatan Slack’in CTO’su ve co-founder’ı Cal Henderson ile başlayalım. Bir oyun şirketi olarak yola çıkan Slack’in dönüşüm hikayesi, teknoloji girişimciliğine yön verecek bir ürünün üzerine inşa edildiği iki temeli de hatırlatıyordu: Dünyayı değiştirecek bir ürün geliştirme kapasitesine sahip, birlikte çalışmaya kararlı bir takımın ahengi ve hızlı bir değişim gerektiğini görebilecek keskin bir vizyon.
Slack’in dört kurucu ortağı, tam da yatırımlarının tükenmeye yüz tuttuğu noktada, uykusuz geceler boyunca beyin fırtınası yapıyor; birbirlerini hangi yönde ilerlemeleri gerektiği konusunda ikna etmek için uzun tartışmalara giriyorlar. Ancak şirketi bırakmak yerine tartışmayı sürdürmelerinin arkasında “birlikte bir ürün yaratma isteği”nin yattığını hiç unutmadan… Yıllar içinde hikayeyi anlatırken, sonsuz gibi gelen o dönemin ne kadar sürdüğüne Slack’ten bakmak istemişler. Bugün hâlâ şaşırsalar da, pivota karar vermeleri ve aksiyona geçmeleri sadece 8 gün sürmüş. Girişim yolculuklarında uzun tartışmalara rağmen birlikte kalmanın ve manevra yapmak üzere büyük bir karar verme iradesini göstermiş olmalarının psikolojik etkisi çok yüksek.
Üründe az ama öz özellik, ihtiyaçları saptama: Linkedin, Uber ve Calm’ın eski ürün yöneticisi Mads Johnsen’in odağında ise bugünlerde mühendisler ve ürün yöneticileri arasında yayılan “çok özellik iyidir” yaklaşımı var. Johnsen’e göre dünyayı değiştiren ürünler, kalabalık feature’lardansa rekabet avantajı oluşturan özelliklere dayanıyor. “Ölçekleme potansiyeline sahip dayanıklı ürünlerin avantajı”na dikkat çekmek için verdiği örnek ise LinkedIn. Başlangıçta sadece iş için gerekli iletişim bilgilerini saklamak üzere kullanılan platformun mesajlaşma, “tanıyabileceğin kişiler” ve “profilini görüntüleyenler” ile ilgili bilgi sunma özellikleri 4 yıl gibi uzun sayılacak bir süre içinde eklenmiş. Johnsen başarılı bir ürüne giden yedi adımı şöyle özetliyor:
- İlk yapan değil, en iyi yapan olmak
- Geliştirme hızını kontrol altında tutmak
- Ürün obsesyonu değil, rekabetçi farkındalık yaratmak
- Önde gelen ürün göstergelerinizi belirlemek
- Talepler yerine müşteri davranışına odaklanmak
- Spesifik avantajınızı fark etmek
- Ürün özelliklerindense ürün avantajına öncelik vermek
Son olarak Johnsen, Uber örneğiyle daha önce hiç düşünmediğim bir ürün özelliğine parmak basıyor. Uber’de taksi eşleştirmesi yapılan anda kullanıcının dikkatinin çok daha yüksek olduğunu hatırlatırken, kullanıcının dağılmış dikkatine ürünü kullandığı zaman boyunca sahip olmaya çalışmaktansa, belirli bir anda bütün dikkatini çekmenin çok daha kullanışlı olabileceğini düşündürüyor.

Sanna Marin
Kadınlar ve liderlik: Konferansın dikkat çekici konuşmacılarından biri de Finlandiya’nın eski başbakanı Sanna Marin’di. Ses tonundan aurasına, her bir cümleyi inşa edişiyle ilham veren Marin, konuşmasının merkezine kadın girişimcileri ve liderleri almıştı.
Kadınların terfi talep etme, iş ve girişimcilik fırsatlarını kovalama konularında erkeklere kıyasla kendilerini daha çok sorguladıklarının altını çizen Marin, dünyanın da kadınlara bu konuda pek de yardımcı olmadığını vurguladı. Kadınların “Ben bu iş için yeterli miyim” sorusuna güvenle “Evet” diye cevap verebilmesi için, daha çok kadın liderin birbirlerine fırsat sunmasının ne kadar kritik olduğundan bahsetti. Konuşması, kadınlar yaratma yetileriyle öne çıkarken halen birçok liderlik pozisyonunda erkeklerin çoğunlukta olduğu dünya düzenine bir denge gelmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyordu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu yıl 30 Kasım - 1 Aralık tarihleri arasında Helsinki’de düzenlenen dünyanın en büyük girişimcilik ve teknoloji etkinliklerinden Slush, güçlü bir topluluk ve işbirliği ağı olarak benzerlerinden ayrılıyor
17 Ara 2023

YAZARLAR

Sinem Uğurdağ
Aposto COO'su.

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Sam Altman, yakın zamanda katıldığı bir podcast programında yapay zeka yarışında bilimkurgu romanlarına konu olacak bir aşamaya gelindiğini duyurdu. Fakat OpenAI CEO’su, "Artık teknolojik tekilliğin (singularity) içindeyiz" dediğinde aslında yalnızca yapay zekanın geldiği noktayı tarif etmiyor, onlarca yıldır laboratuvar tartışmalarında ve gelecek tahminlerinde bahsi geçen bir kavramı da bugünün gündemine taşıyordu.

Sosyal medya ve akıllı telefonların olmadığı bir dünyayı hiç tanımamış olan genç nesiller, bugün kablolu kulaklıklar, retro oyun konsolları, CD’ler ve analog kameralara büyük bir rağbet gösteriyor. Dikkat süresini tekeline almayacak ürün ve hizmetler peşinde koşan bu kuşak, “yavaş teknoloji” olarak anılan bir akımı sessiz sedasız yükseltiyor.

Çin geçen hafta, medyaya “Çin’den yapay zeka aşklarına yasak” tarzı başlıklarla yansıyan bir düzenlemeyi uygulamaya koydu. Düzenlemenin hedefi gayet net: Kişinin kişilik özelliklerini, düşünce kalıplarını ve iletişim tarzını taklit ederek sürekli duygusal etkileşim sağlayan hizmetler. Peki yasanın arkasındaki gerekçe neydi, dünyanın geri kalanının bu yasağı takip etmesi olası mı ve tabii artık bir halk sağlığı sorununa dönüşen "yalnızlık salgını"nın önüne bu şekilde geçilebilir mi?

OpenAI, güvenlik testi sırasında kapalı bir test ortamından (sandbox) kendiliğinden çıkan iki yapay zeka modelinin internete erişim sağlayarak açık kaynak kodlu yapay zeka yazılımlarının açık kütüphanesi Hugging Face'in sistemlerine sızdığını açıkladı. Peki bu olay gerçekten yapay zekanın bilinç kazandığını gösteren bir dönüm noktası mı?

Yapay zekayla konuşurken onların yalnızca son cevabını görürüz. Sohbet robotlarına güç veren büyük dil modellerinin o yanıta nasıl ulaştığını, hangi ihtimalleri elediğini ya da cevabını oluştururken "zihinlerinde" nelerin canlandığını bilmeyiz. Anthropic’in yaptığı yeni bir çalışma ise ilk kez bu "kara kutunun" içinde neler yaşandığını ortaya koyuyor.




