Sosyal medyayla dünyaya bağlı ve bağımlı - 2

Sosyal medyanın takip, kişisel reklamlar, yalan haberler gibi geniş ölçekli etkileri neler? Çözüm mümkün mü?
Sosyal medyayla dünyaya bağlı ve bağımlı - 2

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

Geçtiğimiz hafta sosyal medyanın bireysel ölçekte etkilerini ele almış ve bu etkilerin sinir bilimsel temellerine inmiştik. Bu hafta ise daha geniş bir perspektiften sosyal medyanın toplumsal etkilerine ve ekonomik temellerine değineceğiz. Yine bir adım geri gidip tabiri caizse her gün içerisinde kaybolduğumuz bu platformlara dışarıdan bir gözle bakalım.

Sosyal medyada kurumsal şirketlerin tavırları konulu bir çizim.
Sanatçı: Alex Norris
  • Sizi tanıyalım: Sosyal medya uygulamalarını kullanmaya başladığınız andan itibaren uygulamalar sizi “tanımaya çalışıyor” ve attığınız her adımın kaydı tutularak profiliniz oluşturuluyor. İzlediğiniz ya da izlemeden geçtiğiniz videolar, beğendikleriniz, cevap yazdıklarınız, takip ettiğiniz konu ve kişiler... Bu verilerin hepsi temel alınarak algoritmalar tarafından size en uygun içerik gösteriliyor. Zamanınızı kedi videoları izleyerek geçirmek istemeseniz de eğer algoritma kedi videolarını sevdiğinizi fark ederse size bu doğrultuda içerik sunmaya başlıyor. Algoritma, sizi sizden daha iyi tanıyor. O kadar iyi tanıyor ki, platformdaki aktivitenizle sizin cinsel yöneliminizi veya siyasi tercihlerinizi yüksek doğrulukla tespit edebiliyor.
     
  • Reklamlar, size özel: Mevzubahis uygulamaların bağımlılık yapacak doğrultuda tasarlandığına, beğeneceğiniz içerikleri sunarak sizi ekran başında tuttuğuna ve size daha çok reklam göstererek maksimum gelir elde ettiğine değinmiştik. Bir diğer kâr maksimizasyon yöntemi ise kişiye özel reklamlar. Bu noktada ise platformlarda oluşturulan profiliniz temeli oluşturuyor. Fakat göreceğiniz reklamlar, yalnızca uygulamaların içerisindeki faaliyetleriniz kullanılarak değil diğer kaynaklardan akışı sağlanan verilerle de birleştirilerek oluşturulan profille belirleniyor. Almayı düşünüp bir göz attığınız ürünü örneğin bu yüzden Instagram akışınızda görebiliyorsunuz. Sosyal medya platformları olmanın da ötesinde devasa reklam sağlayıcıları haline gelen bu şirketler, reklam vermek isteyenlere de kişiselleştirilmiş reklamlar satarak kâr maksimizasyonu sağlıyor. Fakat işin içine siyaset girmeye başladığında durum karışmaya başlıyor. Bu yolla belli bir siyasi ya da demografik topluluğa yönelik içerik veya dezenformasyon reklamı yapmanın da önü açılmış oluyor. Örneğin ABD’de siyahi vatandaşlar, oy vermelerinin önüne geçilmesi için onları sandığa gitmemeye ikna edecek reklamlarla karşılaşabiliyor.
     
  • Fake news: Diğer taraftan günümüzün çok konuşulan sorunlarından biri olan yalan haberler ile dezenformasyon da sosyal medyanın ekonomik temelleri ve iç dinamikleriyle ilintili. Bu platformlar yalnızca hoşumuza gidecek, bize anlık hazlar verecek içeriklerle bizi ekran başında tutmuyor. Bizi sinirlendiren, galeyana getiren içerik ve başlıklar da bizi ekran başına en çok bağlayan şeylerden. Twitter’da gördüğünüz karşıt görüşlü bir fikir, beğenmediğiniz bir söz, çok büyük bir haber de sizi hemen cevap vermek, “retweet” yapmak veya habere tıklamak için dürtüyor. Bu içerikler eksik veya yanlış bilgi içerdiğinde ise yalan haberlerin ve dezenformasyonun yayılmasına sebep oluyor. İçerikleri paylaşanlar kendileri etkileşim aldığı için mutlu olurken haber siteleri gibi içerik üreticileri, kullanıcıları habere tıklamaya yönlendirmeye çalışıyor. Burada da aynı şekilde reklam ve dikkat ekonomisi etkili. Gelirlerini çoğunlukla sitelerindeki reklamların izlenmesiyle elde eden haber siteleri de en çok “tık” getirecek sansasyonel haberleri veya merak uyandıracak başlıkları paylaşarak kârlarını maksimize etmeye çalışıyor. Burada sosyal medyanın içeriği yaymadaki gücü ve haber kaynaklarının eksik/yanlış bilgi verme eğilimi birbirini besleyerek bu sorunun ortaya çıkmasına sebep oluyor.
     

Her şey gibi sosyal medya da iyi/kötü, siyah/beyaz değil, muğlakları ve grilikleriyle hayatımızda. Bundan sonra da hayatımızda olacak gibi de durduğu için bu platformların iç dinamiklerini, kullanıcılarını nasıl kendi faydalarına uygun şekilde yönlendirdiğini bilmek bu uygulamaların artık somut zararlar vermeye başladığı bu dönemde önemli. Ki sorunların temelinde yalnızca sosyal medyanın kurulu olduğu ekonomik düzen veya tasarlanış şekilleri değil, insan fizyolojisi ve beynimizin çalışma şeklinin olduğunu unutmamak gerekiyor. “Hack”lenmeye müsait beyin yapımız ve ödül mekanizmamız bugün sosyal medyada olduğu gibi yarın farklı alanlarda da istemediğimiz sonuçlara yol açabilir. 

Peki değişim mümkün mü? Günümüz platformları için değişim ve düzenleme talepleri artık daha yüksek sesle dile getirilse de ekonomik temeller bu şekilde olduğu sürece değişimin bu platformlar tarafından gerçekleştirilmesi zor olacaktır. Bu sebeple birey bazında bilinçlenme ve veri sendikaları gibi kolektif taleplerin geliştirilmesi önemli.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

QuandoQuando

BÜLTEN SAYISI

🌎 Sosyal medyayla dünyaya bağlı ve bağımlı

Sosyal medya devlerinin seçim önlemleri, Disney'in en insansı robotu ve bağımlılıklarımız.

05 Kas 2020

Axios

YAZARLAR

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

QuandoQuando

HİKAYE

Meta, Brain2Qwerty’yi duyurdu: Klavyenin sonu mu geliyor?

Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Doğa Yurduneri

·

13 Tem 2026

Meta, Brain2Qwerty’yi duyurdu: Klavyenin sonu mu geliyor?
QuandoQuando

HİKAYE

Influencer çağının son evresi: Yalnızlık paylaşılır, paylaşılırsa etkileşim alır

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Ümit Alan

·

10 Tem 2026

Influencer çağının son evresi: Yalnızlık paylaşılır, paylaşılırsa etkileşim alır
QuandoQuando

HİKAYE

Verimlilik miti: AI gerçekten maliyet tasarrufu sağlıyor mu?

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.

Doğa Yurduneri

·

09 Tem 2026

Verimlilik miti: AI gerçekten maliyet tasarrufu sağlıyor mu?
QuandoQuando

HİKAYE

OpenAI, Jalapeño’yu duyurdu: Şirketler neden kendi AI çiplerini geliştiriyor?

Son yıllarda Amazon, Google ve OpenAI gibi pek çok şirket, kendi yapay zeka çiplerini duyurdu. Daha önce sektördeki yaygın eğilim, NVIDIA’nın rüştünü ispatlamış çiplerine güvenmek iken öncü şirketler, yakın zamanda ardı ardına bu eğilimin dışına çıkmaya başladı. Bu furya, oldukça kritik bir soruyu da gündeme taşıdı: Neden tüm teknoloji şirketleri, kendi yapay zeka çiplerini geliştiriyor?

Doğa Yurduneri

·

06 Tem 2026

OpenAI, Jalapeño’yu duyurdu: Şirketler neden kendi AI çiplerini geliştiriyor?
QuandoQuando

HİKAYE

'Ben aslında yoğum': Ticaret Bakanlığı’nın yapay zeka düzenlemesi bir paradoksa yol açar mı?

Modern reklam hukuku, mesajın içeriğinin doğru olup olmadığına odaklanır. Ancak yapay zeka, artık mesajı ileten kişinin gerçekten var olup olmadığını da hukukun konusu hâline getiriyor. Ticaret Bakanlığı'nın 1 Ağustos'ta yürürlüğe girecek yönetmelik değişikliği de dijital kopyaların reklamlarda kullanılmasına kısıtlamalar getiriyor ve bunu yaparken dolandırıcılık içeriklerini esas alıyor. Peki ya amaç dolandırıcılık olmadığında?

Ümit Alan

·

03 Tem 2026

'Ben aslında yoğum': Ticaret Bakanlığı’nın yapay zeka düzenlemesi bir paradoksa yol açar mı?