Sosyal medyayla dünyaya bağlı ve bağımlı - 2

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Geçtiğimiz hafta sosyal medyanın bireysel ölçekte etkilerini ele almış ve bu etkilerin sinir bilimsel temellerine inmiştik. Bu hafta ise daha geniş bir perspektiften sosyal medyanın toplumsal etkilerine ve ekonomik temellerine değineceğiz. Yine bir adım geri gidip tabiri caizse her gün içerisinde kaybolduğumuz bu platformlara dışarıdan bir gözle bakalım.

- Sizi tanıyalım: Sosyal medya uygulamalarını kullanmaya başladığınız andan itibaren uygulamalar sizi “tanımaya çalışıyor” ve attığınız her adımın kaydı tutularak profiliniz oluşturuluyor. İzlediğiniz ya da izlemeden geçtiğiniz videolar, beğendikleriniz, cevap yazdıklarınız, takip ettiğiniz konu ve kişiler... Bu verilerin hepsi temel alınarak algoritmalar tarafından size en uygun içerik gösteriliyor. Zamanınızı kedi videoları izleyerek geçirmek istemeseniz de eğer algoritma kedi videolarını sevdiğinizi fark ederse size bu doğrultuda içerik sunmaya başlıyor. Algoritma, sizi sizden daha iyi tanıyor. O kadar iyi tanıyor ki, platformdaki aktivitenizle sizin cinsel yöneliminizi veya siyasi tercihlerinizi yüksek doğrulukla tespit edebiliyor.
- Reklamlar, size özel: Mevzubahis uygulamaların bağımlılık yapacak doğrultuda tasarlandığına, beğeneceğiniz içerikleri sunarak sizi ekran başında tuttuğuna ve size daha çok reklam göstererek maksimum gelir elde ettiğine değinmiştik. Bir diğer kâr maksimizasyon yöntemi ise kişiye özel reklamlar. Bu noktada ise platformlarda oluşturulan profiliniz temeli oluşturuyor. Fakat göreceğiniz reklamlar, yalnızca uygulamaların içerisindeki faaliyetleriniz kullanılarak değil diğer kaynaklardan akışı sağlanan verilerle de birleştirilerek oluşturulan profille belirleniyor. Almayı düşünüp bir göz attığınız ürünü örneğin bu yüzden Instagram akışınızda görebiliyorsunuz. Sosyal medya platformları olmanın da ötesinde devasa reklam sağlayıcıları haline gelen bu şirketler, reklam vermek isteyenlere de kişiselleştirilmiş reklamlar satarak kâr maksimizasyonu sağlıyor. Fakat işin içine siyaset girmeye başladığında durum karışmaya başlıyor. Bu yolla belli bir siyasi ya da demografik topluluğa yönelik içerik veya dezenformasyon reklamı yapmanın da önü açılmış oluyor. Örneğin ABD’de siyahi vatandaşlar, oy vermelerinin önüne geçilmesi için onları sandığa gitmemeye ikna edecek reklamlarla karşılaşabiliyor.
- Fake news: Diğer taraftan günümüzün çok konuşulan sorunlarından biri olan yalan haberler ile dezenformasyon da sosyal medyanın ekonomik temelleri ve iç dinamikleriyle ilintili. Bu platformlar yalnızca hoşumuza gidecek, bize anlık hazlar verecek içeriklerle bizi ekran başında tutmuyor. Bizi sinirlendiren, galeyana getiren içerik ve başlıklar da bizi ekran başına en çok bağlayan şeylerden. Twitter’da gördüğünüz karşıt görüşlü bir fikir, beğenmediğiniz bir söz, çok büyük bir haber de sizi hemen cevap vermek, “retweet” yapmak veya habere tıklamak için dürtüyor. Bu içerikler eksik veya yanlış bilgi içerdiğinde ise yalan haberlerin ve dezenformasyonun yayılmasına sebep oluyor. İçerikleri paylaşanlar kendileri etkileşim aldığı için mutlu olurken haber siteleri gibi içerik üreticileri, kullanıcıları habere tıklamaya yönlendirmeye çalışıyor. Burada da aynı şekilde reklam ve dikkat ekonomisi etkili. Gelirlerini çoğunlukla sitelerindeki reklamların izlenmesiyle elde eden haber siteleri de en çok “tık” getirecek sansasyonel haberleri veya merak uyandıracak başlıkları paylaşarak kârlarını maksimize etmeye çalışıyor. Burada sosyal medyanın içeriği yaymadaki gücü ve haber kaynaklarının eksik/yanlış bilgi verme eğilimi birbirini besleyerek bu sorunun ortaya çıkmasına sebep oluyor.
Her şey gibi sosyal medya da iyi/kötü, siyah/beyaz değil, muğlakları ve grilikleriyle hayatımızda. Bundan sonra da hayatımızda olacak gibi de durduğu için bu platformların iç dinamiklerini, kullanıcılarını nasıl kendi faydalarına uygun şekilde yönlendirdiğini bilmek bu uygulamaların artık somut zararlar vermeye başladığı bu dönemde önemli. Ki sorunların temelinde yalnızca sosyal medyanın kurulu olduğu ekonomik düzen veya tasarlanış şekilleri değil, insan fizyolojisi ve beynimizin çalışma şeklinin olduğunu unutmamak gerekiyor. “Hack”lenmeye müsait beyin yapımız ve ödül mekanizmamız bugün sosyal medyada olduğu gibi yarın farklı alanlarda da istemediğimiz sonuçlara yol açabilir.
Peki değişim mümkün mü? Günümüz platformları için değişim ve düzenleme talepleri artık daha yüksek sesle dile getirilse de ekonomik temeller bu şekilde olduğu sürece değişimin bu platformlar tarafından gerçekleştirilmesi zor olacaktır. Bu sebeple birey bazında bilinçlenme ve veri sendikaları gibi kolektif taleplerin geliştirilmesi önemli.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Sosyal medya devlerinin seçim önlemleri, Disney'in en insansı robotu ve bağımlılıklarımız.
05 Kas 2020

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
HMD, yapay zeka asistanına erişim sunan bir tuşla donatılan retro Nokia telefon serisini tanıttı. Serideki sohbet robotu odağı, bir kez daha yapay zekanın dokunabildiğimiz versiyonunun nasıl görüneceğine yönelik soruları gündeme taşıdı.
05 Ağu 2026

Kullanıcılar ChatGPT, Claude ve Gemini’a aynı soruları sorduklarında çoğu zaman benzer doğrulukta yanıtlara ulaşsa da deneyim aynı hissettirmiyor. Dil modelleri arasındaki performans farkı daraldıkça rekabetin odağı, IQ'dan duygusal zekaya (EQ) ve davranış tasarımına kayıyor.

Google’ın yapay zeka özetleri yayıncıların arama trafiğini azaltırken, yapay zeka dedektörleri de insan eliyle yazılan metinleri yanlışlıkla makine üretimi olarak işaretleyebiliyor. İnternetin yayıncı, arama motoru ve okur arasındaki eski dengesi çözülürken yeni dönemin temel sorusu şu: Bir metnin kim tarafından ve nasıl üretildiğine dair güven nasıl tekrar inşa edilecek?

Sam Altman, yakın zamanda katıldığı bir podcast programında yapay zeka yarışında bilimkurgu romanlarına konu olacak bir aşamaya gelindiğini duyurdu. Fakat OpenAI CEO’su, "Artık teknolojik tekilliğin (singularity) içindeyiz" dediğinde aslında yalnızca yapay zekanın geldiği noktayı tarif etmiyor, onlarca yıldır laboratuvar tartışmalarında ve gelecek tahminlerinde bahsi geçen bir kavramı da bugünün gündemine taşıyordu.

Sosyal medya ve akıllı telefonların olmadığı bir dünyayı hiç tanımamış olan genç nesiller, bugün kablolu kulaklıklar, retro oyun konsolları, CD’ler ve analog kameralara büyük bir rağbet gösteriyor. Dikkat süresini tekeline almayacak ürün ve hizmetler peşinde koşan bu kuşak, “yavaş teknoloji” olarak anılan bir akımı sessiz sedasız yükseltiyor.



