Süper Lig’de yeni sezon: Beşiktaş’tan güzel haber


İmkansızı başarmak için: Toyota Toyota ; geliştirdiği mobilite çözümleri ile birbirini destekleyen topluluklara kolay erişim ve sürdürülebilir bir dünya sağlayarak sporcuların hareket kabiliyetlerine katkıda bulunuyor. Dünyanın dört bir yanındaki sporcuların kendi imkansızını başarmaları için kıvılcımı ateşleyen Toyota, 7’den 70’e herkesin özgürce hareket ettiği bir dünya inşa ediyor . Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’nın sadece insan başarısının değil, aynı zamanda her sporcunun ilham verici hikâyelerinin bir göstergesi olduğuna vurgu yapan Toyota, “İmkansız Yok” diyerek zorlu mücadelelerin altını çiziyor. Bu vizyonun ışığında başlattığı “Mobilsen Özgürsün” kampanyasıyla Toyota , sporcuların başarılarının arkasındaki kahramanlar olan antrenörler, takım arkadaşları, ebeveynler ve taraftarlara da ışık tutuyor. Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları, Toyota'nın temel değeri olan sürekli iyileştirme ve zorlukların üstesinden gelme arzusunu da somutlaştırıyor. Toyota’nın Paris 2024 Olimpik ve Paralimpik Oyunları ile ortaklığı, sporcuların hedeflerine ulaşmak için zorlukların üstesinden gelme şeklinden ilham alıyor ve daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir topluma giden yolu aydınlatıyor. Neler yapıyor? Toyota ’nın yeni mobilite ürünleri, herkes için hareket kolaylığı sağlamak üzere tasarlanmış kişisel ve grup mobilite ürünleri sunuyor. Paris 2024’te kapsayıcı ve sürdürülebilir mobilitenin en yenilikçi halini sergileyen Toyota, Paralimpik Köyü’nde kişisel mikro mobilite çözümlerinin yanı sıra paylaşımlı mobilite hizmetleri de sunmaya hazırlanıyor. 250 adet sıfır emisyonlu elektrikli APM araçlarıyla katılımcıların ulaşımını sağlıyor. Bu araçlar atletlerin ve görevlilerin yanı sıra tekerlekli sandalye kullananlar dahil fiziksel engelleri olan izleyiciler düşünülerek tasarlandı. APM’ler, Paris 2024 boyunca ana servis aracı olarak görev yapacak. Paris 2024 Olimpik ve Paralimpik Oyunları’nın mobilite sponsoru Toyota ’yı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Saha basıldı, başkan tartaklandı, biber gazı sıkıldı, hakemler kınandı… Süper Lig, neredeyse tüm ritüellerini tamamlayarak yeni sezona başladı. Geçen sezonu, gürültülü ve toksik bir Galatasaray-Fenerbahçe kavgasıyla tamamlayan, işin kötüsü gerçek bir hikayesi olmayan İskoç Ligi’ne dönüşme emareleri gösteren Süper Lig, yeni sezona Beşiktaş’tan aldığı iyi haberle girdi. Şampiyonun 40 puan gerisinde kaldıktan sonra Türkiye Kupası’nı kaldıran siyah-beyazlılar, yaz transfer hamlelerinde ve teknik direktör tercihinde de tulum çıkarınca bir anda şampiyon adayı olarak zuhur etti. Süper Kupa maçındaki tarihî 5-0’lık Galatasaray zaferi, başta 2023/24 olmak üzere son 3 sezonun hayal kırıklıklarını bir anda unutturdu.
Hasan Arat liderliğindeki yeni rejimin Rafa Silva, Ciro Immobile, Al-Musrati, Gabriel Paulista, Jonas Svensson, Ernest Muçi, Emirhan Topçu, Cher Ndour, Can Keleş transferleri, kadroya önemli bir kalite ve denge katarken Hollandalı teknik direktör Giovanni van Bronckhorst da hücumcu, dinamik, her şeyden önemlisi cüret eden bir takım yaratma adına doğru profil olduğunu ortaya koydu. Altyapıdan gelen ve kısa dönemde millî takımın da gol yükünü çekecek kaliteye sahip olduklarını kanıtlayan Semih Kılıçsoy ve Mustafa Erhan Hekimoğlu da diğer iyi haberler arasında.
Karakartallar için tablo kusursuz değil tabii. Tempolu ve hücumcu oyunun verdiği savunma defoları, kazanılan maçlarda ve 3-3’lük Lugano müsabakasında açıkça görüldü. Başta Rafa Silva ve Immobile olmak üzere Beşiktaş’ın bu defoları yıldız gücüyle, Süper Lig’de görünmez kılması kolay ama zorluk seviyesi arttıkça durum değişebilir.
Galatasaray ders almamış
Bu handikapı ligde en iyi bilen takım, son 2 sezonun şampiyonu Galatasaray. Okan Buruk’la ilk sezonunda derbilerde gösterdiği üstün performansla dikkatleri çeken sarı-kırmızılılar için tablo geçen sezon değişti. Galatasaray, bir yandan üstün bir atletizm gerektiren, yoğun ön alan baskısına dayanan bir oyunu tercih ediyor diğer yandan elinde bu oyuna uygun oyuncu sayısı az. Futbol kamuoyu ve taraftarlar, transfer döneminde bu problemleri giderecek transferler yapılacağını düşünüyordu ama pek de öyle olmadı. Galatasaray, oyun anlayışı ve kadro kalitesi olarak bıraktığı yerden devam ediyor ama bunun Avrupa’da başarı için yeterli olmadığı geçen sezon görülmüştü.
Süper Lig’de ise üst üste 3. şampiyonluk hedefinin önündeki en büyük engel camia içi huzursuzluklar, yönetime duyulan güvensizlik ve oyuncularda hissedilen rehavet. Takımın temel taşı kabul edilen yerli oyuncuların dahi akıbeti belirsizliğini korurken Galatasaray için pembe bir tablo çizmek kolay değil.
‘İyi oynamadan kazanmak’ nereye kadar mümkün?
Sezona futbol tarihinin en önemli teknik direktörlerinden biri olan ama kariyeri artık düşüş trendine giren Jose Mourinho’yu takımın başına getirerek sükseli bir şekilde başlayan Fenerbahçe’nin sahadaki performansı henüz tatmin etmekten uzak. Şampiyonlar Ligi ön elemesinde Lille’e elenen ve Devler Ligi rüyasını bir yıl daha öteleyen sarı-lacivertliler, ligde ise deplasmanda Göztepe’yle 2-0 öne geçtiği maçta berabere kaldı.
Medyamızda futbol otoriteleri Jose Mourinho için “Güzel futbol oynatmaz ama şampiyonluk kazandırır” dese de iki ciddi rakibin olduğu bir ligde güzel futbol üretecek teknik-taktik uyuma, yenilikçi saha içi fikirlere sahip olmadan nasıl şampiyonluk getirecek kadar çok maç kazanılacak, burası bir soru işareti.
19,5 milyon avroya Youssef en-Nesyri’yi alarak Süper Lig tarihinin bonservis rekorunu kıran Fenerbahçe, buna karşılık transfer gerektiren en acil bölgesi olan orta sahaya kimseyi almadı ve bunun bedelini Şampiyonlar Ligi biletini kaçırarak ödedi. Eğer bu bölge, gerçekten vadedildiği şekilde doldurulursa ve Mourinho, elindeki kadronun gerektirdiği baskın oyunu geliştirirse Fenerbahçe için bambaşka şeylerden bahsedebiliriz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Paris 2024 Paralimpik Oyunları için geri sayım başlarken Oyunlar'ın dününe ve bugününe bakıyoruz. Beşiktaş'ın şampiyonluk yarışına döndüğünü kanıtladığı Ağustos performansını değerlendiriyoruz.
23 Ağu 2024

YAZARLAR

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.
07 Tem 2026

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.



