Sürdürülebilirlik ve lüks konaklama bir arada var olabilir mi?

Skinopi Lodge'un kurucusu Nausika Georgiadou'la kitlesel turizmin ele geçirdiği adalarda turizmi doğayla uyum içinde sürdürmenin yollarını düşünüyoruz: Turizmde lüks kavramı değişti ama ne kadar değişti? Otellerin doğayla uyum içinde tasarlanması ne anlama geliyor?
Sürdürülebilirlik ve lüks konaklama bir arada var olabilir mi?

16 Ağustos - Boyner - Soli
Boyner ile birlikte

Herkes onların peşinde, onlar Boyner ’de

Soli okurunun bir koydan diğer koya veya o rotadan bir başka rotaya doğru yelken açarken seyahatlerini tamamlayacak tüm parçalarla birlikte okula ve şehre en şık şekilde dönmesini sağlayacak en havalı markaların, en çok tercih edilen…

Daha fazlasını öğren →

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Yazın tam ortasında bu sayıyı hazırlarken Avrupa’daki pek çok diğer ada ve şehirler gibi Yunan Adaları, aşırı turizmle mücadele ediyor. Kiklad Adaları içinde en çok ziyaretçi alan Santorini ve Mykonos’un nispeten daha lüks konaklama, gastronomi ve eğlence deneyimleri sunmaları, adaların çehresini de popülerleştiriyor. Bu popülerleşmeyle ve kısıtlı kaynaklarıyla adalar hızla dönüşüyor. Lüks deneyimler ve çevresel sürdürülebilirlik arasında var olma durumu sürekli bir meydan okuma olarak karşımıza çıkıyor. Hâl böyle olunca çevresel tehditlere karşı önlem almak hem oteller hem de adaların ekolojik varlığı için yaşamsal oluyor. 

Bu dinamik ve hassas dengeyi koruma hedefiyle yola çıkan, Kiklad Adaları’nın daha az bilinenlerinden Milos’taki Skinopi Lodge, lüksü ekolojik hassasiyetle bir arada sunma konusundaki iddialı yaklaşımıyla dikkatimizi çekiyor. Peki, bu denge nasıl sağlanıyor? Mimarisinden tasarımına, misafir etkileşiminden felsefesine kadar Skinopi Lodge, lüksün tanımını yeniden düşündürürken doğal çevresiyle simbiyotik bir ilişki kurmaya çalışıyor. Tam da bu yüzden soruyoruz: Sürdürülebilirlik ve lüks konaklama bir arada var olabilir mi? Otelin kurucusu, Milos'un doğal ve tarihî mirasını koruma konusunda tutkulu Nausika Georgiadou, Skinopi Lodge'u kurma yolculuğunu anlatıyor. Dönüştürücü bir deneyim sunan otel, adanın çetin şartlarını insanın doğasıyla buluşabileceği bir alan olarak görüyor.

Işıl İlkter: Skinopi Lodge'u kuruluş hikayesinden bahseder misin? Hem Milos'un doğal güzelliklerini sergileyen hem de ziyaretçileri arasında derin bir keşif duygusu uyandıran bir yer yaratma ihtiyacı nereden doğdu?

Nausika Georgiadou: Milos, 18 yaşında keşfettiğimden beri benim için en mutlu hissettiğim yer oldu. Tutkulu bir gezginim ve otellere her daim ilgi duydum. Bu yüzden burada kendi otelimi açma hayalim hep vardı. Yıllar boyunca arkadaşlarımla Milos’a yaptığım ziyaretlerde, insanların aslında benim Milos'umu ve burada tam da benim yaşadığım gibi gün geçirmek istediklerini fark ettim. Skinopi Lodge böyle doğdu. Bu sebeple her misafire özel, çok kişisel bir deneyim sunuyoruz. Tabii bu durum, sadece 7 villamız olduğu için ve adalardaki büyük oteller ve kitlesel gelişim tehdidi karşısında ilk amacımıza sadık kalmayı hedeflediğimiz için mümkün.

Iİ: Skinopi Lodge'un taş villalarını tasarlarken yerel sanatkarlar ve mimarlarla yürütülen işbirliği özellikle dikkate değer. Mimarinin doğayla uyumlu olmasını ve adanın mirasıyla bağ kurmasını nasıl sağladınız?

NG: Bu proje için Atina merkezli Kokkinou-Kourkoulas mimarlık ofisiyle işbirliği yaptık. Amacımız doğal manzaranın güzelliğiyle rekabet etmeye çalışmayan, sadece "sığınak" sağlayan ve adanın geleneklerini, Yunan yaz yaşam stilini, iç-dış mekan deneyimini odağa alan yapılar yaratmaktı. Mimarlar, yapıları yerel taşlarla inşa etme kararı aldılar ki binalar çevreye uyum sağlasın. Misafirlerin dışarıda vakit geçirmelerini teşvik etmek için dış mekan mutfakları ve duşları ekledik. Tüm villalar, doğal soğutma sağlamak ve klima kullanımını en aza indirmek için çapraz havalandırma sistemiyle tasarlandı. Tasarım yaklaşımıysa Milos'un balıkçı köylerini süsleyen syrmata'lardan ve tabii ki Lodge'un hemen altındaki kendi köyümüz Skinopi'den ilham aldı. 

Iİ: Burada mahremiyet ve doğayla etkileşim merkezde. Diğer yandan, adanın hem izole hem de maceracı ruhu arasındaki dengeyi nasıl sağladınız? 

NG: Mahremiyet sağlamak ve doğayla bağlantıda olmak, Skinopi Lodge'un özünü oluşturuyor. Bu amacı temelde, 9 dönümlük özel bir arazi üzerine sadece 7 villa inşa ederek ve geri kalanını doğal haliyle bırakacak başardık. Bu bilinçli bir karardı ve bundan son derece gurur duyuyorum. Misafirlerimiz bizimle kaldıklarında bir yandan gürültüden, aşırı turizmden ve tipik büyük otel deneyiminden uzak kalabiliyor. Diğer yandan adanın sunabileceği en iyi deneyimleri bizzat keşfetmeleri için rehberlik ettiğimiz için de otel, adanın maceracı tarafına bir kapı olma görevini üstleniyor.

Iİ: Milos gibi adalar sınırlı kaynakları nedeniyle çeşitli çevresel zorluklarla ve tehditlerle karşı karşıya. Diğer koldan ekolojik lüks kavramı, konaklama endüstrisinde giderek daha popüler hâle geliyor. Skinopi Lodge, ekolojik lüksü nasıl tanımlıyor ve uyguluyor?

NG: Esasen her Kiklad adası kendi başına çok küçük ölçekli ve doğa burada oldukça hassas. Bu nedenle Yunanistan'a yönelik mevcut büyük turizm akını küçük adalarımız için büyük bir tehdit oluşturuyor. Endüstride çok fazla greenwashing var ve insanlar çeşitli otellerin ekolojik özellikleri hakkında okumaya o kadar alıştı ki, bu kelimenin altı artık boşa çıkmış durumda. Oldukça kurak iklime sahip Kiklad Adaları’nda her odada yüzme havuzu veya sadece klimayla yaşanabilir odalar olan bir otelde çevre bilinci olamacağını düşünüyorum. Skinopi Lodge’da sözümüze tamamen sadık kalarak ve plastiksiz, havuzsuz ve minimal klima kullanmak suretiyle hasarı en aza indirmeye çalışıyoruz. Ayrıca otelin mimarisi ve kullanılan son teknoloji yalıtım malzemeleriyle otelin en düşük seviyede enerji tüketimi sağlaması amaçlandı. Başka villa inşa etmeyerek de bu güzel araziyi korumak istiyoruz. 

Iİ: Daha geniş ölçekte adanın ekolojik öncelikleri neler? Turizm endüstrisi ve oteller bu sorunları nasıl ele alabilir?

NG: Milos, her zaman bir maden adasıydı ancak üretim hacimleri son yıllarda önemli ölçüde arttı. Bu tehdit, aşırı turizmle birleştiğinde gerçekten endişe verici. Turizm endüstrisinde bizler, örnek olacak adımlar atmalıyız. Yerel halka ve hükümete uzun vadede daha kârlı olabilecek başka bir yolun olduğunu göstermeliyiz. İklim değişikliğiyle mücadele etme ve adalarımızın güzelliğini bir sonraki nesiller için koruma hedefiyle çevreye saygılı, küçük ölçekli, lüks turizmin yolunu birlikte yaratabiliriz. 

Editörün notu: Devamı Soli’nin ilk basılı sayısında, Eylül’de.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli
∙

BÜLTEN SAYISI

Milos Adası'ndan bildiriyoruz

Turizmde lüks kavramı değişti ama ne kadar değişti? Otellerin doğayla uyum içinde tasarlanması ne anlama geliyor? Milos'ta Skinopi Lodge'un kurucusu Nausika Georgiadou ile bir gün. Soli'nin ilk basılı sayısından alıntılar.

16 Ağu 2024

Boyner ile birlikte
Fotoğraf: Skinopi Lodge

YAZARLAR

Işıl İlkter

SOLİ Contributing Editor

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli
∙

HİKAYE

Klişelerden uzak Reykjavík turu: Bir günde 10 yerel durak

Dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden biri olan Reykjavík, adaya adım atan gezginler için genelde yalnızca bir konaklama noktası ya da doğa turlarına geçiş güzergahı olarak görülüyor. Oysa şehir; insan ölçeği, özgün mimari yapısı ve kamusal alan kullanımıyla adadaki yaşam kültürünün en somut özetini sunuyor. Üstelik “buralı olmanın” ve adadaki gündelik hayatın izlerini sürmek isteyenlere karşı da son derece cömert. Kentin 10 yerel durağını bir güne sığdırmak isteyenler için bir rehber.

Uraz Kaspar

·

20 Eki 2026

Klişelerden uzak Reykjavík turu: Bir günde 10 yerel durak
SoliSoli
∙

HİKAYE

'Coğrafi Rezonans Hattı'nda dijital göçebelik: Kaçtığımız şey gerçekten yaşadığımız yer mi?

Bali’den Koh Phangan’a, Goa’dan Tulum’a uzanan görünmez hatta “Coğrafi Rezonans Hattı” demek gerek belki. Burası insanların kaybettikleri ritmi yeniden bulmaya çalıştıkları bir dolaşım ağı. Fakat bir süre sonra başka bir şey fark ediliyor: İnsanlar rezonansı bulamıyor, onu bir ülkeden diğerine taşıyor sadece. Bu yüzden Coğrafi Rezonans Hattı bir çözüm haritasından çok, bir semptom haritası.

'Coğrafi Rezonans Hattı'nda dijital göçebelik: Kaçtığımız şey gerçekten yaşadığımız yer mi?
SoliSoli
∙

HİKAYE

Devir deneyim devri: Etkinlik ekonomisi kent hayatını nasıl etkiliyor?

Etkinlikler, şehrin farklı aktörlerini buluşturan, boş alanları görünür kılan, mahallelerin hikayesini değiştiren ve ekonomik hareket yaratan; üstelik bütün bunları ölçülebilir ve programlanabilir bir yapıya dönüştüren kullanışlı formatlar. Ancak bir şehrin “etkinlik sahnesi” olarak tasarlanması, her zaman doğru cevabı vermiyor. Etkinlik bittiğinde geriye ne kalıyor? Yaratılan değer, kültürel ekosistemin yanı sıra kamusal alanlara erişime, yerel işletmelere ve mahallelerin gündelik yaşamına da katkıda bulunuyor mu?

Elif Bayram

·

13 Eki 2026

Devir deneyim devri: Etkinlik ekonomisi kent hayatını nasıl etkiliyor?
SoliSoli
∙

HİKAYE

Hayalî etkinlikler, sahte manzaralar, on yıllık antik tiyatrolar: Turizmde sahtecilik nasıl yükseliyor?

İtalya'da sıfırdan inşa ettiği sözde 2.000 yıllık amfitiyatroya giriş için ziyaretçilerden 40 avroya kadar ücret alan 69 yaşındaki Franco Malosso 28 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu akıl almaz olaydan hareketle yapay zeka halüsinasyonları sonucu yaygınlaşan, var olmayan turizm atraksiyonlarını inceledik.

Deniz Aytekin

·

11 Eki 2026

Hayalî etkinlikler, sahte manzaralar, on yıllık antik tiyatrolar: Turizmde sahtecilik nasıl yükseliyor?
SoliSoli
∙

HİKAYE

Kendi sınırları içinde sınırsız bir vizyon: Miuccia Prada

Miuccia Prada ve Raf Simons’ın 2027 İlkbahar/Yaz koleksiyonu, yeniden eteğe dönüyor. Moda sürekli yeniyi talep ederken Miuccia Prada’nın gücü, geçmişini reddetmeden değişebilmesinde yatıyor. Yıllar önce kurduğu bir fikri bugün yeniden yorumlayabilmesi, yaratıcılıkla tutarlılığın birbirine engel olmadığını; aksine aynı çizgiyi koruyarak da sürekli yenilenmenin mümkün olduğunu gösteriyor.

Asena Sarıbatur

·

04 Eki 2026

Kendi sınırları içinde sınırsız bir vizyon: Miuccia Prada