SXSW'dan müzikal keşif rotaları


Tarih, teknoloji ve sanatla buluşuyor: Şerefiye Sarnıcı
Kültür sanat şehri İstanbul’un dinamik ve çok yönlü paydaşı İBB Kültür AŞ bünyesinde bulunan Şerefiye Sarnıcı , yaklaşık 1600 yıllık görkemli bir geçmişi gözler önüne sererken bugün misafirlerine tarihi, sanat ve teknolojiyle buluşturan…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Yılın o vakti geldi. South by Southwest, bilinen adıyla SXSW demek yılın müzik festivali takviminin başlangıcı demektir. Meraklı kulaklara hitap eden SXSW ve tüm ilgiyi üzerinde isteyen Coachella festivaliyle ısınma turları biter. Primavera Sound’da resmî açılış yapılır ve ardından kasım ayına kadar süren yoğun festival dönemi başlar.
Şimdi konumuza yani SXSW’ye geri dönelim. 1987 yılından beri şehirdeki genç nüfusun da etkisiyle Austin’de düzenlenen SXSW, sadece müzik değil sinema ve interaktif medya alanında da dikkat çekici bir programa sahip. Ancak bu yazının odağı meraklı kulaklar. Tüm şehri konser alanına dönüştüren SXSW, müzik sahnesinde yeni gruplar için en prestijli vitrinlerden biri aynı zamanda. 11-20 Mart 2022 tarihleri arasında barda, parkta, sokağın sonunda, lobide, otoparkta sahne alacak grupları etkinlik organizatörleri ve plak şirketlerinin yetenek avcılarıyla eş zamanlı keşfetmeniz için festival programında tur attık ve beş ismi Duende vitrinine taşıdık. Kalem kağıtın hazırla seni aşağıya alalım.

Hester Chambers, Rhian Teasdale (Wet Leg)
Wet Leg
2019 yılında kurulsa da pandemide keşfettiğim ve ilk albümünü heyecanla beklediğim Wet Leg, muzip iki yetenekli kadın müzisyenin harika post-punk girişiminin sonucu. Domino Records’la sözleşmesini ilk albümünü yayınlamadan imzalayan Wet Leg, SXSW’nin bu seneki edisyonunda 3 ayrı günde sahne almakla kalmayıp en merakla beklenen grubu da aynı zamanda. Festival, 8 Nisan kendi isimleriyle çıkacak albüm öncesi son provaların sahibi konumunda.
The fin.
İki sene önce hayatını kaybeden efsanevi basketbolcu Kobe Bryant’ın adının geldiği yer olan Kobe, Japonya’da kariyerine başlayan Yuto Uçino, Kaoru Nakazawa ikilisinin müziğini tanımlarken Mono benzerliğinden bahsetmemek güç. Bas gitarın kullanımını grubun imzası olarak tanımlayabilirim. Ancak yırtıcılıklarını müziklerine kontrollü bir üslupla yedirmeleri aklımı başımdan aldı. 2014’te kariyerine başlayan bu grubu nasıl önceden duymadım diye kendimle ufak gerginlikler yaşadım. Keşfetmemek pişmanlık yaratır.

Maddison McFerrin
Maddison McFerrin
Festivalde ilginin yüksek olacağı müzisyenlerden biri de kendine has vokalini R&B’nin kökleriyle nefis bir uyumla harmanlayan Maddison McFerrin’den başkası değil. 2018’deki ilk SXSW performansında KCRW’ın dikkatini çekmişti. Ardından 2019 çıkışlı You+I isimli EP’siyle KCRW’ın ne kadar yerinde bir keşif yaptığı anlaşılıp onun müziğiyle tanışan hemen herkesin hayranlığını kazanan bağımsız müzisyen McFerrin, SXSW’in bu seneki edisyonunun geleceği en parlak isimlerinden biri.
Jouwala Collective
Uzun zamandır Jouwala Collective kadar dinlerken kendimi kaptırdığım etnik, yöresel dokusu olan özgün bir grup olmadı. 2019 çıkışlı adıyla müsemma Bazaar albümünün her şarkısında kültürel mozaiğe sahip sesler hâkim. Bunun yanında da funk temelli müzikleri çok dinamik ve bir o kadar güçlü. Dinledikçe daha farklı bir noktasını keşfettiğiniz gruplardan. Şimdiden 500-1000 kişi arası bir katılımla gerçekleşecek İstanbul konserlerini gözümde canlandırır gibiyim.

The Dumes
The Dumes
Rock müziğin California’dan çıkan en yeni üyelerinden The Dumes, sesi ve söz yazarlığıyla dikkat çeken frontwoman Elodie Tomlinson liderliğinde ilk albüm hazırlığında. Geçtiğimiz sene Grammy kazanmış bir prodüktör olan Joe Chiccarelli'yle ilk EP’lerini dinleyicileriyle buluşturdular. Everything Is Horrible isimli bu EP, yer yer klişelere yer yer zeki motiflere sahip Strokes-vari bir çalışmaydı. Kariyerlerinin başında müzikal kimliklerini oluşturmaya çalışan grup, pek çok açıdan keşfetmeye değer.
SXSW’nin 2022 edisyonunda radarımıza bu isimler takılsa da programda farklı müzik türlerinde yüzlerce grup var. Girişte de söylediğim gibi meraklı kulaklar için festivalin oluşturduğu Spotify çalma listesi tam bir keşif alanı. Ortamlarda kariyerlerinin başında denk geldiğiniz grup için “bunu ilk ben keşfetmiştim.” deme şansınız yüksek. Zira ben demeye başladım bile.

Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Oscar sezonunu sorularla açıyor, West Side Story'nin hayaline kapılıyor, ergenliğe kısa bir dönüş yapıp SXSW'nun kapısını aralıyoruz. Yolda Stromae'den Multitude dinlemeyi de ihmal etmiyoruz tabii.
11 Mar 2022

YAZARLAR

Ant Arın Şermet
1998'de İstanbul'da doğdu. 2017'den beri spor, müzik ve sinema alanında yazıp konuşuyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




