Tony Ödülleri ve bu yıl Broadway’e damga vuran müzisyenler


Parçaları Canon ’la birleştir Ruhunun yansıtmak istediklerini farklı doku, farklı kumaş, farklı aksesuar ve en önemlisi kendi çizginle anlatabilmek, herkesin harcı değil. Bu bireysel yolculukta her bir tasarımcı ve stilist kendi oyuncaklarını seçer, kendi özgün hikâyesini örer. Benzersiz stillerin peşine düşen moda vlogger ’ları için hikâyede birleştirilecek çok parça, kombinlenecek çok hikâye var. İçerik oluşturmada özgünlüğün ve stilin mükemmel harmonisini sunan moda içerik üreticileri şimdi Canon ile Adını Duyuruyor . Yalnızca bir kombin yaratmıyor, herkese tarzını keşfetme konusunda cesaret veriyorlar. Neler oluyor? Canon ile içeriklerindeki özel dokunuşları dünyayla paylaşmak üzere Aşkım İrem Aktulga ( @askimiremaktulga ) , Zeynep Büşra ( @zeynepbusrau ) ve Begüm Kaya ( @nbegumkaya ) 3 farklı Canon vlogging kitiyle kameranın başına geçiyor. Bireysel yaratıcılıklarını öne çıkarmak için üç içerik üreticisi, sıradan olduğunu düşündüğümüz bir deri ceketi nasıl kendi stilleriyle eşsiz şekilde kombinlediklerini paylaşıyor. Aynı parça üzerinde hünerlerini gösterseler de kendi estetik yaklaşımları her bir içeriği farklı bir kulvara taşıyor. 3 farklı vlogging kit: İçerik üreticilerinin yaratıcılıklarını üstün görüntüleme teknolojileriyle destekleyen Canon vlogging kitlerinden Canon PowerShot V10, Canon G7 X Mark III ve Canon EOS R50 bu üç ismin içerik hazırlık süreçlerine eşlik etti. Canon EOS R50 ’nin büyüleyici yakın çekim özelliği sayesinde içeriklerde adeta kumaşlara dokunmak, PowerShot V10 ’un üstün kaliteli dahili mikrofonuyla hikâyenin tüm heyecan verici seslerini yakalamak, Canon G7 X Mark III ile yüksek kalitede çekilen içerikleri telefona kolayca bağlanarak aktarmak ve sosyal medyada paylaşmak mümkün oluyor. Siz de içeriklerinizle adınızı duyurmak için Canon ’u ziyaret edebilir, Adını Duyur kampanyasını buradan takip edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Broadway’deki prodüksiyonları onurlandırmak için New York’ta düzenlenen Tony Ödülleri’nde bu yıl bir yapım ön plana çıkıyordu: Stereophonic. Oyun, aldığı 13 adaylıkla bugüne kadar en çok adaylık alan yapım olarak ödül töreninin tarihine geçti.
Geceden beş ödülle ayrılan Stereophonic, Amerikalı oyun yazarı David Adjmi tarafından yazılmış müzikli bir drama. Oyun, 70’li yılların sonunda yeni albümlerini kaydetmek için mücadele eden kurgusal bir rock grubunun yıldız olma serüvenini anlatıyor. Eleştirmenler yapımın, Fleetwood Mac’in 1977 tarihli Rumours albümüne işaret ettiğini düşünüyor.

Stereophonic
Oyunu bu kadar başarılı yapan en büyük etken, hiç şüphesiz eleştirmenlerin de belirttiği gibi müzikleri. David Adjmi, 2013 yılında Stereophonic fikrini tasarlarken bir arkadaşı, Will Butler ile iletişime geçmesini önerdi. Butler, o zamanlar 2021’de ayrıldığı Arcade Fire’ın üyesiydi. Daha önce hiçbir tiyatro projesinde yer almamış olan sanatçının eşi Jenny Shore ise Broadway’de koreograf olarak çalışıyordu. Bir ekibin parçası olmanın nasıl bir şey olduğunu çok iyi bilen Butler, Adjmi’nin teklifini kabul etti ve kolektif bir şekilde oyunun müziklerine imza attı. Stereophonic, geçen Nisan ayında Broadway’de ilk kez sahnelendi.
Butler’ın şarkı yazarlığı oyunu izleyen eleştirmenlerden büyük övgü aldı. Hayalî rock grubu Stereophonic’in hikayesi, izleyicide beş grup üyesinin her birine hem sempati duyma hem de her birinden nefret etme hissi uyandırmasıyla dikkat çekti. Oyuncular Will Brill, Andrew R. Butler, Juliana Canfield, Eli Gelb, Tom Pecinka, Sarah Pidgeon ve Chris Stack’in seslendirdiği 14 şarkı Stereophonic (Original Cast Recording) adındaki albümde biraraya getirildi.
Oyuncular Broadway’e çıkmadan hemen önce Bushwick’in bilinen kulüplerinden Elsewhere’de gerçek bir grupmuş gibi sahne aldı ve bu konserin kendilerine özgüven verdiğini, bir kalabalığın önünde çalmanın nasıl bir his olabileceğine dair kas hafızası oluşturmalarını sağladığını söyledi.

Will Butler
Oyunun Broadway’den önceki durağı Off Broadway’deki gösterisine David Byrne’ın da aralarında olduğu bazı müzisyenler geldi. Gösteriden sonra Will Brill, Byrne’a bir grup olma konusunda önerileri olup olmadığını sordu. Byrne ise “Siz zaten bir grupsunuz” dedi.
Oyunda baştan sona yer alan tek şarkı Masquerade. Will Butler, bu şarkıyı yazma sürecini şöyle anlattı:
“Aşkın nasıl bir his olduğunu hatırlatmak istedim. Oyunda diğer parçalar da bunu yapıyor, ancak Masquerade, neden müzik yaptıklarını da hissetmenizi sağlıyor. Oyunun, gerçekten cesur ve eğlenceli olması gerekiyordu. Seyirciye bu şarkıyı baştan sona dinleterek 70’li yılların ortalarını hissettirmek de istedim. Kurt Cobain’in de 1989’da bu şarkıyı dinlediğini görmek isterdim, 16 yaşındaki halimin 1998’de bu şarkıyı dinlediğini de... Şarkının zamansız bir karaktere sahip olmasını istedim. 70’ler hissinde ama aynı zamanda günümüze de ait. Müzikleri yaparken insanların güçlü yönlerinin ne olduğunu ve duygularının nereden geldiğini anlamaya çalıştım.”
Stereophonic, Tony Ödülleri’nde büyük ödül “En İyi Yeni Oyun”u aldı. Ayrıca Will Brill “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu”, Daniel Aukin “En İyi Oyun Yönetimi”, David Zinn “En İyi Oyun Dekoru” ve Ryan Rumery “En İyi Oyun Ses Tasarımı” ödüllerini aldı.
Müziği onurlandırmak istedik
Tony Ödülleri’nden başarıyla dönen tek müzisyen Will Butler değildi. Sufjan Stevens’ın 2005’te yayımlanan Illinoise albümünün müzikalinden Justin Peck de “En İyi Koreografi” ödülünü aldı. Illinoise müzikali, Stevens’ın 2005 albümünü dansla anlatıyor. Bu albümden Chicago şarkısı The Bear dizisinin soundtrack’inde de yer aldı. Justin Peck, 90 dakikalık diyalogsuz gösterinin yönetmenliğini ve koreograflığını üstlendi.

Illinoise
Müzikal, bir grup gencin arkadaşlıklarını ve cinselliklerini keşfetmesini konu alıyor. Albümden uyarlanan şarkılar orkestradaki vokalistler tarafından seslendirildi. Ana kadroda ise Brandt Martinez, Ricky Ubeda ve Jeanette Delgado yer aldı. Sufjan Stevens oyunu izlediğinde çok şaşırıp etkilendiğini dile getirdi. Peck, neden bu albümü müzikal hâline getirdiğine dair ise şunları söyledi:

“Albümü ilk kez dinlediğimde ‘Bu akıllara durgunluk veren bir şey ve kapsamı çok geniş’ diye düşündüm. Müziği onurlandırmak ve onu yalnızca ses olarak değil aynı zamanda kinetik ve görsel bir şekilde sunmak istedim. Sufjan müziği basit bir şekilde yazmıyor, bence kulağa meydan okuyor. Müziğinde benzersiz ritmik dans anları olduğunu da keşfettim. Tüm bu hikayeyi diyalog olmadan anlatmanın yolunu aradık. Sanırım insanlara bu yüzden müzikal sessiz bir film gibi geliyor. Muhteşem dans anları hiçbir kelimeye başvurulmadan hayat buluyor. Müzik, dans, hikaye, şarkı sözleri, vokaller müzikalde hem parçalanmış hem de benzersiz bir şekilde biraraya getirilmiş biçimde bulunuyor.”
Alicia Keys’in hayat hikayesi

Hell's Kitchen
Broadway ve Tony Ödülleri’nde bu yıl çok konuşulan bir diğer müzisyen ise Alicia Keys oldu. Broadway’de sahne alan Hell’s Kitchen müzikali sanatçının 90’lı yıllardaki yarı otobiyografik hikayesini anlatıyor. Tahmin edeceğiniz üzere tüm müzikleri de Keys’in eserlerinden oluşuyor. Alicia Keys’in gençliğini canlandıran Maleah Joi Moon sanatçının 17 yaşında New York sokaklarında geçen hayat hikayesini sahneye taşıyor. Oyunun temalarından bazıları büyüme, ailevi gerginlikler, aşk, ırkçılık. Tony Ödülleri’nde Maleah Joi Moon “En İyi Kadın Müzikal Oyuncusu” ve Kecia Lewis “En İyi Yardımcı Kadın Müzikal Oyuncusu” seçildi. Oyunun ilk gösterimine Oprah ve Michelle Obama da katıldı. Alicia Keys ise müzikali şu sözlerle anlattı:

“Müzikal bir anne ve kızı arasındaki aşk hikayesini anlatıyor. Bu çok benzersiz bir ilişki.”
Broadway’de seneye de önemli müzisyenlerin çalışmaları yer alacak. Usta yönetmen Luca Guadagnino’nun neredeyse tüm çalışmalarının soundtrack’lerinde yer alan Blood Orange’tan Devonté Hynes, Broadway’deki ilk işini yapacak. Hynes, JOB oyununun orijinal müziklerini besteleyecek. Yapımcı Hannah Getts, konu ile ilgili düşüncelerini şöyle aktardı:
“Dev’in çalışmalarına aşina olan herkes onun ne kadar doğal bir hikaye anlatıcısı olduğunu zaten bilir. Bu yüzden JOB’daki çalışmasının tematik ve anlatısal bağları zenginleştirmekle kalmayıp aynı zamanda oyunun duygusal yankısını da derinleştirmesi şaşırtıcı değil. Onun yenilikçi müzikal vizyonunu JOB’ın dokusuna entegre etmekten heyecan duyuyoruz.”
Max Wolf Friedlich tarafından yazılan, Michael Herwitz tarafından yönetilen oyunun kadrosunda Peter Friedman ile Sydney Lemmon rol alıyor.
Mor ve Ötesi müzikali yolda
Türkiye sahnesine dönersek, geçen sezon 200’den fazla oyun seyirci ile buluştu. Ünlü oyuncular tiyatroya döndü ve dev prodüksiyonlarda yer aldı. Tiyatroya rağbet geçen yıllara kıyasla keskin bir artış gösterdi. Broadway gibi müzisyenlerin öne çıktığı oyun sayısı ise çok azdı.
Peyk grubunun ilk müzikali Hamiyet, bunlar arasında en dikkat çekici olandı. Müzikal, İstanbul’un dışındaki bir işçi mahallesinde kocası ve iki kızıyla sakin bir hayat süren Hamiyet’in 12 Eylül darbesiyle altüst olan hayatını anlatıyor. Hamiyet’i Aslı İnandık’ın canlandırdığı müzikalde Peyk grubunun üyeleri dışında Sermet Yeşil, Esra Kızıldoğan ve Erol Babaoğlu da rol alıyor. Peyk’in solisti İrfan Alış’ın kurguladığı oyunun altı şarkısını da grup besteledi.

Hamiyet (Fotoğraf: Bianet)
Mor ve Ötesi de Araf müzikalini önümüzdeki sezon seyirci ile buluşturacak. BKM’nin yapımcılığını üstlendiği müzikal ile ilgili elimizdeki tek bilgi yayımladıkları açıklama:
“Shakespeare’in ölümsüz metni, Mor ve Ötesi’nin klasikleşen şarkılarının yeni yorumlarıyla birleşiyor ve ortaya ‘jukebox musical’ türünün dilimizdeki ilk gerçek örneği çıkıyor. Hamlet’in hakikatle başa çıkma çabası Mor ve Ötesi’nin sözleriyle; o günün karakterleri bugünün insanlarıyla buluşuyor. Güçlü oyuncu kadrosuna canlı bir orkestra eşlik ediyor. Çok eski bir öykü, yepyeni bir sunumla. Yakında.”
Önümüzdeki sezon tiyatronun müzikle ahenk içinde olduğu çok daha fazla oyun izleyeceğimize şimdiden eminiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Portishead vokali Beth Gibbons, ilk solo albümü "Lives Outgrown" ile sevdiklerine ve eski günlerine veda ediyor. Bu yıl Tony Ödülleri'ne damga vuran müzisyenler müzikallerin geleceği hakkında ne söylüyor?
01 Tem 2024

YAZARLAR

Eda Solmaz
Müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yazar, akademisyen ve arkeolog İsmail Gezgin ile belli başlı kitaplarının ışığında kadim zamanları, yakın geçmişi ve bugünü konuştuk. Sıra kitabı "Ötekilerin Arkeolojisi"ni irdelemeye gelince, İsmail Gezgin "Yoksulluk bir uygarlık icadıdır" diyor ve "modern zamanlar"ı yargılayıp mahkum ediyor.

Oynadığı filmlerin türleri değişir, çalıştığı yönetmenler değişir, sinemasal anlayışlar değişir; lakin “Isabelle Huppert sineması” hep aynı sorunun etrafında döner: İnsan, kendi arzusu, iktidarı, korkusu ve özgürlüğüyle baş başa kaldığında kim olur? Bu yüzden onun filmografisi, son yarım yüzyılın ahlak, arzu, güç, sınıf ve özgürlük üzerine kurulmuş, muazzam bir sinemasal düşünce laboratuvarıdır.

Christopher Nolan uzun süredir merakla beklenen Odysseia uyarlaması "The Odyssey"de hikayeyi sözcüklerden ziyade aksiyonla anlatıyor. Dolayısıyla kitapta çok daha kurnaz, kibirli ve hatta yer yer zalim bir karakter olan Odysseus, filmde içsel çatışma ve çelişkiden yoksun bir kahramana dönüşüyor.

Günümüzde bir müzisyen aynı anda içerik üreticisi, pazarlama ve sosyal medya uzmanı da olmak zorundaymış gibi davranılıyor. James Blake, müzisyenlerin şarkılarını duyurmak için görünür olma çabasıyla ilgili sesini yükseltti ve Türkiye'den Ceylan Ertem ve Jehan Barbur gibi isimler de onu destekledi. Peki sanatçılar, sosyal medyada yeterince görünür değillerse yok mu sayılıyorlar?

Beyazperdede yılın ilk yarısına Phil Lord ve Christopher Miller imzalı "Project Hail Mary" ve korku sinemasının yükselişi damga vurdu. 2026'nın ilk altı ayını geride bırakırken gişede ve festivallerde öne çıkan filmleri ve bazı keşifleri yeniden hatırlıyoruz.




