Tony Ödülleri ve bu yıl Broadway’e damga vuran müzisyenler

Geçen ay Tony Ödülleri’nde ödül alan çoğu müzikalin yıldızı müzisyenlerdi. Stereophonic ile Will Butler, Illinoise ile Sufjan Stevens ve Hell’s Kitchen ile Alicia Keys bu yıl Broadway’e damga vurdu. Peki Türkiye sahnelerinde durum nasıl?
Tony Ödülleri ve bu yıl Broadway’e damga vuran müzisyenler

1 Temmuz - Canon - Duende
Canon ile birlikte

Parçaları Canon ’la birleştir

Ruhunun yansıtmak istediklerini farklı doku, farklı kumaş, farklı aksesuar ve en önemlisi kendi çizginle anlatabilmek, herkesin harcı değil. Bu bireysel yolculukta her bir tasarımcı ve stilist kendi oyuncaklarını seçer, kendi özgün…

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Broadway’deki prodüksiyonları onurlandırmak için New York’ta düzenlenen Tony Ödülleri’nde bu yıl bir yapım ön plana çıkıyordu: Stereophonic. Oyun, aldığı 13 adaylıkla bugüne kadar en çok adaylık alan yapım olarak ödül töreninin tarihine geçti.

Geceden beş ödülle ayrılan Stereophonic, Amerikalı oyun yazarı David Adjmi tarafından yazılmış müzikli bir drama. Oyun, 70’li yılların sonunda yeni albümlerini kaydetmek için mücadele eden kurgusal bir rock grubunun yıldız olma serüvenini anlatıyor. Eleştirmenler yapımın, Fleetwood Mac’in 1977 tarihli Rumours albümüne işaret ettiğini düşünüyor.

Stereophonic

Oyunu bu kadar başarılı yapan en büyük etken, hiç şüphesiz eleştirmenlerin de belirttiği gibi müzikleri. David Adjmi, 2013 yılında Stereophonic fikrini tasarlarken bir arkadaşı, Will Butler ile iletişime geçmesini önerdi. Butler, o zamanlar 2021’de ayrıldığı Arcade Fire’ın üyesiydi. Daha önce hiçbir tiyatro projesinde yer almamış olan sanatçının eşi Jenny Shore ise Broadway’de koreograf olarak çalışıyordu. Bir ekibin parçası olmanın nasıl bir şey olduğunu çok iyi bilen Butler, Adjmi’nin teklifini kabul etti ve kolektif bir şekilde oyunun müziklerine imza attı. Stereophonic, geçen Nisan ayında Broadway’de ilk kez sahnelendi.

Butler’ın şarkı yazarlığı oyunu izleyen eleştirmenlerden büyük övgü aldı. Hayalî rock grubu Stereophonic’in hikayesi, izleyicide beş grup üyesinin her birine hem sempati duyma hem de her birinden nefret etme hissi uyandırmasıyla dikkat çekti. Oyuncular Will Brill, Andrew R. Butler, Juliana Canfield, Eli Gelb, Tom Pecinka, Sarah Pidgeon ve Chris Stack’in seslendirdiği 14 şarkı Stereophonic (Original Cast Recording) adındaki albümde biraraya getirildi.

Oyuncular Broadway’e çıkmadan hemen önce Bushwick’in bilinen kulüplerinden Elsewhere’de gerçek bir grupmuş gibi sahne aldı ve bu konserin kendilerine özgüven verdiğini, bir kalabalığın önünde çalmanın nasıl bir his olabileceğine dair kas hafızası oluşturmalarını sağladığını söyledi.

Will Butler

Oyunun Broadway’den önceki durağı Off Broadway’deki gösterisine David Byrne’ın da aralarında olduğu bazı müzisyenler geldi. Gösteriden sonra Will Brill, Byrne’a bir grup olma konusunda önerileri olup olmadığını sordu. Byrne ise “Siz zaten bir grupsunuz” dedi.

Oyunda baştan sona yer alan tek şarkı Masquerade. Will Butler, bu şarkıyı yazma sürecini şöyle anlattı: 

“Aşkın nasıl bir his olduğunu hatırlatmak istedim. Oyunda diğer parçalar da bunu yapıyor, ancak Masquerade, neden müzik yaptıklarını da hissetmenizi sağlıyor. Oyunun, gerçekten cesur ve eğlenceli olması gerekiyordu. Seyirciye bu şarkıyı baştan sona dinleterek 70’li yılların ortalarını hissettirmek de istedim. Kurt Cobain’in de 1989’da bu şarkıyı dinlediğini görmek isterdim, 16 yaşındaki halimin 1998’de bu şarkıyı dinlediğini de... Şarkının zamansız bir karaktere sahip olmasını istedim. 70’ler hissinde ama aynı zamanda günümüze de ait. Müzikleri yaparken insanların güçlü yönlerinin ne olduğunu ve duygularının nereden geldiğini anlamaya çalıştım.”

Stereophonic, Tony Ödülleri’nde büyük ödül “En İyi Yeni Oyun”u aldı. Ayrıca Will Brill “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu”, Daniel Aukin “En İyi Oyun Yönetimi”, David Zinn “En İyi Oyun Dekoru” ve Ryan Rumery “En İyi Oyun Ses Tasarımı” ödüllerini aldı.

Müziği onurlandırmak istedik

Tony Ödülleri’nden başarıyla dönen tek müzisyen Will Butler değildi. Sufjan Stevens’ın 2005’te yayımlanan Illinoise albümünün müzikalinden Justin Peck de “En İyi Koreografi” ödülünü aldı. Illinoise müzikali, Stevens’ın 2005 albümünü dansla anlatıyor. Bu albümden Chicago şarkısı The Bear dizisinin soundtrack’inde de yer aldı. Justin Peck, 90 dakikalık diyalogsuz gösterinin yönetmenliğini ve koreograflığını üstlendi. 

Illinoise

Müzikal, bir grup gencin arkadaşlıklarını ve cinselliklerini keşfetmesini konu alıyor. Albümden uyarlanan şarkılar orkestradaki vokalistler tarafından seslendirildi. Ana kadroda ise Brandt Martinez, Ricky Ubeda ve Jeanette Delgado yer aldı. Sufjan Stevens oyunu izlediğinde çok şaşırıp etkilendiğini dile getirdi. Peck, neden bu albümü müzikal hâline getirdiğine dair ise şunları söyledi: 

“Albümü ilk kez dinlediğimde ‘Bu akıllara durgunluk veren bir şey ve kapsamı çok geniş’ diye düşündüm. Müziği onurlandırmak ve onu yalnızca ses olarak değil aynı zamanda kinetik ve görsel bir şekilde sunmak istedim. Sufjan müziği basit bir şekilde yazmıyor, bence kulağa meydan okuyor. Müziğinde benzersiz ritmik dans anları olduğunu da keşfettim. Tüm bu hikayeyi diyalog olmadan anlatmanın yolunu aradık. Sanırım insanlara bu yüzden müzikal sessiz bir film gibi geliyor. Muhteşem dans anları hiçbir kelimeye başvurulmadan hayat buluyor. Müzik, dans, hikaye, şarkı sözleri, vokaller müzikalde hem parçalanmış hem de benzersiz bir şekilde biraraya getirilmiş biçimde bulunuyor.” 

Alicia Keys’in hayat hikayesi

Hell's Kitchen

Broadway ve Tony Ödülleri’nde bu yıl çok konuşulan bir diğer müzisyen ise Alicia Keys oldu. Broadway’de sahne alan Hell’s Kitchen müzikali sanatçının 90’lı yıllardaki yarı otobiyografik hikayesini anlatıyor. Tahmin edeceğiniz üzere tüm müzikleri de Keys’in eserlerinden oluşuyor. Alicia Keys’in gençliğini canlandıran Maleah Joi Moon sanatçının 17 yaşında New York sokaklarında geçen hayat hikayesini sahneye taşıyor. Oyunun temalarından bazıları büyüme, ailevi gerginlikler, aşk, ırkçılık. Tony Ödülleri’nde Maleah Joi Moon “En İyi Kadın Müzikal Oyuncusu” ve Kecia Lewis “En İyi Yardımcı Kadın Müzikal Oyuncusu” seçildi. Oyunun ilk gösterimine Oprah ve Michelle Obama da katıldı. Alicia Keys ise müzikali şu sözlerle anlattı: 

“Müzikal bir anne ve kızı arasındaki aşk hikayesini anlatıyor. Bu çok benzersiz bir ilişki.” 

Broadway’de seneye de önemli müzisyenlerin çalışmaları yer alacak. Usta yönetmen Luca Guadagnino’nun neredeyse tüm çalışmalarının soundtrack’lerinde yer alan Blood Orange’tan Devonté Hynes, Broadway’deki ilk işini yapacak. Hynes, JOB oyununun orijinal müziklerini besteleyecek. Yapımcı Hannah Getts, konu ile ilgili düşüncelerini şöyle aktardı:

“Dev’in çalışmalarına aşina olan herkes onun ne kadar doğal bir hikaye anlatıcısı olduğunu zaten bilir. Bu yüzden JOB’daki çalışmasının tematik ve anlatısal bağları zenginleştirmekle kalmayıp aynı zamanda oyunun duygusal yankısını da derinleştirmesi şaşırtıcı değil. Onun yenilikçi müzikal vizyonunu JOB’ın dokusuna entegre etmekten heyecan duyuyoruz.” 

Max Wolf Friedlich tarafından yazılan, Michael Herwitz tarafından yönetilen oyunun kadrosunda Peter Friedman ile Sydney Lemmon rol alıyor.

Mor ve Ötesi müzikali yolda

Türkiye sahnesine dönersek, geçen sezon 200’den fazla oyun seyirci ile buluştu. Ünlü oyuncular tiyatroya döndü ve dev prodüksiyonlarda yer aldı. Tiyatroya rağbet geçen yıllara kıyasla keskin bir artış gösterdi. Broadway gibi müzisyenlerin öne çıktığı oyun sayısı ise çok azdı. 

Peyk grubunun ilk müzikali Hamiyet, bunlar arasında en dikkat çekici olandı. Müzikal, İstanbul’un dışındaki bir işçi mahallesinde kocası ve iki kızıyla sakin bir hayat süren Hamiyet’in 12 Eylül darbesiyle altüst olan hayatını anlatıyor. Hamiyet’i Aslı İnandık’ın canlandırdığı müzikalde Peyk grubunun üyeleri dışında Sermet Yeşil, Esra Kızıldoğan ve Erol Babaoğlu da rol alıyor. Peyk’in solisti İrfan Alış’ın kurguladığı oyunun altı şarkısını da grup besteledi.

Hamiyet (Fotoğraf: Bianet)

Mor ve Ötesi de Araf müzikalini önümüzdeki sezon seyirci ile buluşturacak. BKM’nin yapımcılığını üstlendiği müzikal ile ilgili elimizdeki tek bilgi yayımladıkları açıklama: 

“Shakespeare’in ölümsüz metni, Mor ve Ötesi’nin klasikleşen şarkılarının yeni yorumlarıyla birleşiyor ve ortaya ‘jukebox musical’ türünün dilimizdeki ilk gerçek örneği çıkıyor. Hamlet’in hakikatle başa çıkma çabası Mor ve Ötesi’nin sözleriyle; o günün karakterleri bugünün insanlarıyla buluşuyor. Güçlü oyuncu kadrosuna canlı bir orkestra eşlik ediyor. Çok eski bir öykü, yepyeni bir sunumla. Yakında.”

Önümüzdeki sezon tiyatronun müzikle ahenk içinde olduğu çok daha fazla oyun izleyeceğimize şimdiden eminiz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🎭 Broadway'in müzisyenleri, Beth Gibbons'ın yaraları

Portishead vokali Beth Gibbons, ilk solo albümü "Lives Outgrown" ile sevdiklerine ve eski günlerine veda ediyor. Bu yıl Tony Ödülleri'ne damga vuran müzisyenler müzikallerin geleceği hakkında ne söylüyor?

01 Tem 2024

Canon ile birlikte

YAZARLAR

Eda Solmaz

Müzik yazarı

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti

Nathan Fielder ve Lance Oppenheim imzalı Elizabeth Holmes belgeseli "You Can See Everything", son yılların en tuhaf ve katmanlı filmlerinden biri. Filmde herkesin, Nathan dahil, farklı yansımalarını görüyoruz; hem kendilerini gördükleri gibi, hem herkesin onları gördüğü gibi, hem de bizim onları gördüğümüz gibi. Bu ayna labirentinde herkes, herkesi, izleyiciye oynuyor. Ve izliyor.

Aslı Ildır

·

03 Kas 2026

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Altın Portakal'ın ardından: Türkiye sineması nereye gidiyor?

24-31 Ekim tarihleri arasında düzenlenen 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali, yarışma seçkisi ve Film Forum etrafındaki tartışmalarla Türkiye sinemasının bugününü, geleceğini ve festivalin prestij iddiasını sorgulamaya açtı.

Emre Eminoğlu

·

02 Kas 2026

Altın Portakal'ın ardından: Türkiye sineması nereye gidiyor?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Norm: The Tale of Norm Macdonald: Şakanın sonunu beklerken

"Norm: The Tale of Norm Macdonald" bazen tanıdık görüntülerin rahatlığına fazla güveniyor, bazı güç soruların üzerinde daha uzun durabilecekken yeni bir şakaya geçiyor. Yine de Norm’la vakit geçirme duygusunu yakalıyor.

Ömer Şentürk

·

02 Kas 2026

Norm: The Tale of Norm Macdonald: Şakanın sonunu beklerken
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Sinopale’nin kurucuları, küratörleri ve sanatçılarıyla bienalin kentte yarattığı değişim üzerine

İlki 2006'da düzenlenen Sinopale, yirmi yılda Türkiye’nin en uzun soluklu bağımsız sanat oluşumlarından birine dönüştü. Bienalin kurucuları, küratörleri ve sanatçılarıyla 10. edisyon vesilesiyle biraraya gelerek Sinopale’nin kentle kurduğu ilişkiyi ve yerel bilginin çağdaş sanatla buluşma biçimlerini konuştuk.

Melike Bayık

·

02 Kas 2026

Sinopale’nin kurucuları, küratörleri ve sanatçılarıyla bienalin kentte yarattığı değişim üzerine
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Liz Harris’in solo projesi 'Grouper' üzerine: Müzikte gizem hâlâ mümkün mü?

Amerikalı sanatçı Liz Harris’in solo projesi "Grouper", 4 Kasım’da Fiba Salon İKSV sahnesinde. Sanatçı ile konser öncesi Zoom’da biraraya geldik; günümüz müziğini ve karanlıktan nasıl beslendiğini konuştuk.

Eda Solmaz

·

02 Kas 2026

Liz Harris’in solo projesi 'Grouper' üzerine: Müzikte gizem hâlâ mümkün mü?