Toplumsal cinsiyet eşitliği: LGBTİ+'lar ne diyor?

Toplumsal cinsiyet eşitliği: LGBTİ+'lar ne diyor?

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Toplumdaki ayrımcı tutum ve davranışlar, kültürel kodlar ve gelenekler lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseksleri (LGBTİ+’lar) marjinalize etmeye ve parçası oldukları toplumun dışına itmeye devam ediyor. Bu durum LGBTİ+’ların istihdam, sağlık, barınma ve eğitim gibi alanlarda cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılıklarla karşılaşmasına sebep olurken, aynı zamanda LGBTİ+’ları nefret söylemi ve şiddetle baş başa bırakıyor.

Dünyadaki durum

En ileri demokrasinin olduğu, en özgür diyebileceğimiz ülkelerde dahi hiçbir şey tam olarak arzu edilen seviyede değil. Bazı coğrafyalarda ise LGBTİ+ olmak ayrımcılığı, dezavantajlı olmayı bir kenara bırakalım ölüm cezası ile karşı karşıya kalmak anlamına geliyor. Orta Doğu, Rusya, bazı Afrika ülkeleri, Çeçenistan, Çin gibi batılı anlamda demokrasilere sahip olmayan kapalı ve gelişmemiş toplumlarda hala çok büyük sorunlar yaşanıyor. Çeçenistan’da aynı Nazi Almanya’sındakilere benzer kamplar mevcut, LGBTİ+ olduğunu düşündükleri insanları kamplara kapatıyorlar. AB üyesi olmalarına rağmen Rusya’nın etkisinde olan ve Putin rejiminden cesaret alan Macaristan ve Polonya’da çok ciddi sorunlar, bu coğrafyalarda hala mücadele verilmesi gereken temel meseleler var.

Türkiye’de LGBTİ+’ların deneyimleri yukarıda sıralanan bazı ülkelerde yaşananlardan çok farklı değil. ILGA-Europe’un (Uluslararası Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks Derneği Avrupa) 49 Avrupa ülkesini LGBTİ+ hakları bakımından değerlendirdiği yıllık Gökkuşağı Endeksi 2022 Raporu’na göre LGBTİ+ hakları bakımından en kötü durumda olan ülkeler arasında Rusya, Ermenistan, Türkiye ve Azerbaycan bulunuyor. Türkiye birkaç yıl öncesine kadar sondan üçüncüyken, LGBTİ+’lara yönelik baskı ve şiddetin artmasıyla birlikte bu yıl sondan ikinci sıraya geriledi.

Pandemi ve LGBTİ+’lar

Üstelik pandemi gibi eşitsizlikleri derinleştiren küresel olaylar karşısında LGBTİ+’lar daha da kırılgan hale geliyor. Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği’nin (SPoD) danışma hattı verileri üzerinden pandeminin ilk üç ayını değerlendirdiği rapora göre LGBTİ+’lar yaşam hakkı başta olmak üzere eğitim, sağlık ve çalışma (istihdam sürecindeki eşitsizlikler, gelir kaybı ve işsizlik vb.) gibi diğer haklara erişimde ciddi sorunlar yaşadı. Yanı sıra pandemi sürecinde LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemlerinin yaygınlaşması ve evlere kapanmak zorunda kalınması ile artan ev içi şiddet, görülen diğer olgulardır.

Siyasiler, siyasi tartışmalar ve kamusal açıklamalar, LGBTİ+’lara yönelik toplumsal önyargıları ve ayrımcı düşünceleri pekiştiriyor. Aşırı muhafazakâr ve milliyetçi grupların yükselmesi de hedef göstermeleri ve nefret saldırılarını tetikliyor. Toplumu kutuplaştırmanın yegâne yollarından birisi LGBTİ+’ları hedef göstermek haline geldi. Özellikle siyasi ve ekonomik istikrarsızlık dönemlerinde siyasi ve dini liderler tarafından toplumun ahlakı, kültür ve geleneğine ve aile yapısına yönelik bir tehdit olarak LGBTİ+’lar sıklıkla araçsallaştırılıyor. Bunun bir sonucu olarak da medyada ve sosyal medyada LGBTİ+ karşıtı nefret kampanyaları yaygınlık kazanıyor ve yetkililer de bu söylemlere ortak oluyor.

Bunlar arasında en öne çıkanlardan biri Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın 24 Nisan 2020’de LGBTİ+’ları hedef gösteren ve HIV ile yaşayanları damgalayan hutbesidir. Pandeminin ilk 45 gününde (11 Mart 2020 – 24 Nisan 2020) toplam 214 başvuru alan SPoD’un Danışma Hattı, Ali Erbaş’ın açıklamasından sonraki 45 günde 244 başvuru almıştır. Söz konusu açıklamayı izleyen 45 günde (25 Nisan 2020 – 8 Haziran 2020) cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim temelli ayrımcılık ve şiddet konulu başvurularda %100 artış görülmüştür. Nefret söylemlerinin ardından şiddet vakalarının da arttığı bu süreç LGBTİ+’ların giderek daha güvensiz hissetmesine neden olmuştur.

LGBTİ+’ların hizmetlere erişimi

Dışlanma aynı zamanda fırsat ve kaynaklara erişimde eşitsizliğe yol açıyor. Pandemi Sürecinde LGBTİ+'ların Sosyal Hizmetlere Erişimi Araştırması Raporu’nun anahtar bulguları LGBTİ+’ların pandemi sürecinde sosyal hizmetlere erişim açısından büyük engellerle karşılaştığını gösteriyor. Rapora göre araştırmaya dâhil edilen LGBTİ+’ların büyük bir çoğunluğu pandemi sürecinde:

  • Barınma hizmeti ile ilgili bir bilgilerinin olmadığını, bahsi geçen hizmetlere erişimde cinsel yönelim ya da cinsiyet kimliklerinden dolayı ayrımcılığa maruz bırakılabileceklerini düşündüklerini, ailelerinin ya da arkadaşlarının yanına gitmek durumunda kaldıklarını
  • Sosyal yardımlara erişim konusunda nereye hangi şekilde başvuru yapabilecekleri hakkında bilgilerinin olmadığını, bahsi geçen yardımlara erişim noktasında cinsel yönelim ya da cinsiyet kimliklerinden dolayı ayrımcılığa maruz bırakılabileceklerini, arkadaşlarından yardım aldıklarını
  • Psiko-sosyal destek hizmetlerine erişim konusunda, hangi kurum ve kuruluşlara başvuru yapabilecekleri hakkında bilgilerinin olmadığını, bahsi geçen hizmetlere erişim noktasında cinsel yönelim ya da cinsiyet kimliklerinden dolayı ayrımcılığa maruz bırakılabileceklerini, gizliliğin sağlanması noktasında endişeli olduklarını, arkadaşlarından yardım aldıklarını ve bahsi geçen hizmetlerin ücretsiz olmadığını 
  • Pandemi sürecinde dezavantajlı gruplara yönelik (kadınlar, çocuklar, engelliler, yaşlılar, LGBTİ+’lar, HIV ile yaşayan bireyler, mülteciler) koruyucu ve önleyici tedbirlerin alınmadığını
  • Kurum ve kuruluşların LGBTİ+ kapsayıcı hizmetler sunmadığını, LGBTİ+’ların özel ihtiyaçlarına ilişkin bilgilendirilmediklerini ve kurumların bu ihtiyaçlara yönelik çalışma gerçekleştirilmediğini
  • Hizmetler ve sosyal yardımlar ile ilgili herhangi bir sorunla (yanıt alınamaması, ayrımcılık yaşanması vd.) karşılaşıldığında başvurulabilecek yerler olmadığını düşünüyor.

Araştırmaya dâhil edilen ve şiddete maruz bırakıldığını belirtip herhangi bir kamu kurum ve kuruluşuna başvuruda bulun(a)mayan LGBTİ+’lar, tehdit edildiklerini, korktuklarını, tekrar şiddete maruz bırakılabileceklerini, cezasızlığın hakim olduğunu, kamu kurum ve kuruluşlarının kendilerine yönelik nefret söylemi ürettiğini de belirtti.

Ne yapmalı?

Bugün dünyanın birçok yerinde LGBTİ+’lara yönelik nefret ve önyargı azalma trendinde. Sadece son 50 yıla baktığımızda bile LGBTİ+ hakları açısından devrimsel bir ilerleme ve büyük kazanımlar elde edildiğini görüyoruz. Fakat hala LGBTİ+’ları koruyan yasalar ve toplumun LGBTİ+’lara yönelik bakış açısını değiştirme konusunda kat edilmesi gereken uzun bir yol var.

“Cinsel yönelim” ve “cinsiyet kimliği” ifadelerini açıkça içeren ayrımcılık karşıtı etkili yasalar, istihdam, eğitim, sağlık ve hizmetlere erişim dahil olmak üzere yaşamın tüm alanlarında eşitliği sağlamak için çok önemli. SPoD’un LGBTİ+’ların anayasal taleplerini derlediği Eşit Yurttaşlık Mücadelesi’nde LGBTİ+’ların Anayasal Talepleri yayınında anayasada cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim tanınmasına yönelik taleplerin eklenmesinin ve gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasının LGBTİ+’lar için yaşamsal önemde olduğu ve LGBTİ+’lara hukuki bir dayanak sağlayarak ayrımcılık ve nefret suçları gibi sistematikleşen kötü muameleye karşı yürütülen mücadeleyi de destekleyeceği belirtiliyor.

Ek olarak net bir yetkiye sahip bağımsız ve iyi donanımlı eşitlik kurumları, LGBTİ+’lara yönelik ayrımcılık yapılmamasını sağlamada önemli bir rol oynayabilir. Türkiye’de tam da bu amaçla kurulmuş olması gereken TİHEK (Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu) tam aksi şekilde LGBTİ+’lara ayrımcılık yapılmasını görmezden geliyor ve bu konulardaki başvuruları cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığa sebep olamaz diyerek reddediyor. TİHEK’in baştan aşağı yenilenmesi ve LGBTİ+’ları da kapsayacak şekilde çalışması gerekiyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Eşitsizlikler Türkiyesi #3: Toplumsal Cinsiyet

Kadınların ve LGBTİ+ bireylerin tecrübeleri, Türkiye'nin karnesi, politika önerileri

25 Ağu 2022

Bianet

YAZARLAR

Marsel Tuğkan Gündoğdu

Türkiye’de ve dünyada insan hakları ve sivil toplumu ilgilendiren gelişmeleri takip eder.

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.

16 Tem 2026

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Melisa Gülbaş

·

13 Tem 2026

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Uraz Kaspar

·

12 Tem 2026

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak