Twitter ve Clubhouse karması Airchat'te bir gün


Web3 Ekonomisi Eğitimi başlıyor Blok zinciri teknolojisini ve blok zincirinin finansal kullanım alanlarını keşfetmek isteyen, 25-35 yaşları arasındaki genç profesyoneller, Akbank LAB , ReFi Türkiye ve CEF’in (Center of Excellence in Finance) iş birliğiyle ücretsiz olarak gerçekleşecek Web3 Ekonomisi Eğitimi ’nde yerlerini almaya başladı. Nedir? 2 Mayıs - 8 Haziran tarihleri arasında çevrimiçi gerçekleşecek eğitimler 6 hafta boyunca her hafta perşembe akşamı ve cumartesi sabahı olmak üzere 2’şer saat sürecek. Siz de Araştırmacı - Yazar Turan Sert ’in keyifli anlatımıyla gerçekleşecek olan eğitime hemen başvurabilir , eğitimi tamamladıktan sonra CEF tarafından Sabancı Üniversitesi onaylı sertifikanızı alabilirsiniz. Sınırlı katılımcıyla gerçekleşecek Web3 Ekonomisi Eğitimi ’nde yerinizi almak için detaylı bilgi ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz. Kayıt olmak için son gün: 24 Nisan .
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Twitter ve Clubhouse'un bir kombinasyonu olarak tanımlanabilecek yeni sosyal platform AirChat, geçen haftalarda X’te tanıtılmasının ardından akışımıza bomba gibi düştü. Uygulama söylediklerinizi hızlı bir şekilde yazıya döküyor ve takipçilerinizin transkripsiyonuyla birlikte sesinizi de duymasına izin veriyor. Yani Twitter’dan tek farkı, bir gönderiyi yazmak yerine konuşarak paylaşmanıza izin vermesi. Deşifre teknolojisinin başarısıyla konuşulan, teknoloji meraklıları, girişimci ve yatırımcılar arasında davet yoluyla hızla yayılan AirChat’i denedim.
AirChat, AngelList'in kurucusu, podcast ile milyonlara ulaşan Hintli girişimci Naval Ravikant ve eski Tinder yöneticisi Brian Norgard tarafından geliştirildi. Amaçları X’in giderek toksikleşen, çöp reklamlar ve sahte botlarla bozulan haber akışından bizleri kaçırarak, sosyal medyaya samimi yeni bir yaklaşım getirmek. Düşünün ki sadece internet üzerinden tanıdığımız, yazdıklarını okuduğumuz ancak halen tanışmadığımız birçok insan var. AirChat'te birbirinizi takip ettikten sonra onların gerçek seslerini daha önce hiç duymadığınızı fark ediyorsunuz. Platform birbirinizle gerçekten sohbet ediyormuş gibi bir his vermek üzerine kurulmuş. Clubhouse ilk çıktığında yayılan heyecan, Airchat için de yaşanıyor gibi görünse de sonu benzeyecek mi hep birlikte göreceğiz.
Airchat’de bir gün
Brian Norgard'ın eski bir Tinder yöneticisi olmasının da etkisiyle duyguları kullanmayı çok iyi bilmesi, bunu kullanıcı kazanmak için nasıl kullanacakları konusunda merak uyandırıyor. Uygulama, verdiği 20 davetiyeyle şahsen tanıdığınız ve sohbet etmekten hoşlandığınız kişileri davet etmeniz için sizi teşvik ediyor. Ancak Clubhouse’tan da hatırlayacağınız gibi davetiye uygulaması gerçekte böyle işlemiyor. Uygulama popülerleştikçe davet alamayan kullanıcılar, bu davetiyeleri satın almak için kuyruğa giriyorlar.
Airchat’in şimdilik para kazanmak için acelesi yok gibi dursa da kurucularının aynı zamanda yatırımcı konumunda olmaları uygulamanın seyrini de hızlıca değiştirebilir. Bunun yanında sağ merkeze ve Trump’a yakınlığıyla eleştirilen Naval’ın kendi sosyal medyasını kurma çabasına şüpheyle bakan bir kesim de var. Buna Tinder tecrübesi de eklenince bu şüphe bir miktar daha artıyor.

Airchat'te kullanıcı deneyimi nasıl?
Öncelikle gerçekten, sadece izleyici olmak bile ilk başta garip hissettiriyor. Çünkü ardı ardına haber akışınıza metinler geliyor ama metinleri sahiplerinin kendi seslerinden duymak, bir ses ve gürültü çeşitliliği yaratıyor. Daha sessiz bir sosyal medya ortamı arıyorsanız sizi Instagram ya da Tiktok’tan kaçırabileceği konusunda şüpheliyim.
Clubhouse’un bir süre çok popüler olmasının sebepleri arasında belki de en önemlisi, orada gerçekten söyleyecek sözü olan insanların biraraya gelmesiydi ve bazılarımızın gerçekten anlatmaya çok ihtiyacı vardı. Bu yüzden de insanlar mikrofonlarını açıp konferans verir gibi konuşuyorlardı. Siz de orada kalıyor ve konuşmaya katılmak istiyordunuz. Herkesin kendisine konuşacak bir topluluk bulabilmesi bizleri tatmin etmiş ve kullanmaya devam etmeye motive etmişti.
Airchat ise daha farklı, gönderi akışı ve paylaşımı açısından Twitter’dan hiçbir farkı yok, sadece postlarınıza seslendirme de eklendi. Bu da büyük bir orijinallik katıyor gibi görünmüyor.
Aslında geçen yıl Airchat'in erken bir versiyonu piyasaya sürülmüştü. Burada amaç, erken davet edilen kullanıcıların geri bildirimlerini alarak Airchat’in vizyonunu geliştirmekti. Bu test sürecinin ardından uygulamayı baştan aşağı yeniden inşa ettiklerini öğreniyoruz.
Tüm gönderiler ve yanıtlar, uygulama tarafından yazıya dökülen ses kayıtlarından oluşuyor.
Sosyal kullanım özellikler arasında kullanıcıları takip etme, bir akışta gezinme, yanıtlama, beğenme ve içerik paylaşma yer alıyor.
Kullanıcılar fotoğraf ve video paylaşabiliyor.
Bir gönderiye yanıt vermek istediğinizde yine ses kaydı yapmanız gerekiyor.
Türkçe konuşabilirsiniz, doğrudan İngilizceye çeviriyor. Uygulamanın Türkçe çevirisi çok iyi olmasa da Hintçe ve İspanyolca çevirilerinin başarılı olduğu konusunda kullanıcı yorumları var.
Sesinizle gönderi yapmak ilk başta elinizi titreten bir aktivite gibi olabilir ancak göründüğü kadar korkutucu değil, yanlış bir şey söylerseniz gönderinizi yeniden kaydedebilirsiniz.
Whatsapp’da mesaj yazmak yerine ses kaydı gönderen biriyseniz de kullanımı hoşunuza gidebilir.
Kişileri engelleme ve sessize alma özellikleri şu an aktif.
Uygulamaya erken giren ve orada yerini bulduğunu hissedenler şimdiden uygulamayı paylaşmaya başladılar ve özellikle podcast yayıncıları Airchat’i potansiyel bir ek dağıtım kanalı olarak benimsemeye başlayabilir.

AirChat kalıcı mı?
Bu belki de her zamanki gibi platformdaki insanların kendilerini ifade edecek bir topluluk bulup bulamayacağına bağlı olacak.
Airchat akışı San Francisco'da bir kafedeymişsiniz hissi veriyor, çünkü şimdilik kullanıcıların çoğu teknoloji endüstrisinden. Meta’nın yeni sosyal medya denemesi Threads için ya da Bluesky için durum böyle olmamıştı. Twitter’ın eski kurucusu ve CEO’su Jack Dorsey’in Bluesky uygulamasının davetiyeleri şu an durdurulmuş durumda. Bunun yanı sıra AirChat bir kanal özelliği sunduğunda, ilk ortaya çıkanlardan ikisinin "Kripto" ve agresif bir teknoloji yanlısı hareketi olan Etkili Hızlandırma anlamına gelen "e/acc" olması da manidar duruyor ve uygulamanın geleceği konusunda şüpheye düşürmeye yetiyor.
Airchat’in şu anki akışında teknolojiyle ilgili olmayan pek az içeriğe rastlıyorsunuz. X’i istemeye istemeye kullansak da halen içerik çeşitliliği yakalayabiliyoruz. AirChat'in içerik moderasyonu konusundaki saf yaklaşımı da sorgulanabilir durumda. Naval, bu konuda kendi Airchat hesabında şöyle bir not paylaştı:
"Moderasyon araçlarının çoğunu mümkün olduğunca kullanıcılara bırakmaya çalışacağız."
Naval Ravikant, bu bağlamda AirChat'in bir akşam yemeği daveti gibi işlemesi gerektiğini söylüyor:
“Medeni bir tartışmaya katıldığı için evinize misafir olarak gelen birini kovamazsınız. Ancak bu kişi size şiddetle bağırmaya başlarsa, müdahale etmek akıllıca olacaktır. İçerik için moderasyon yapmak istemiyoruz, ancak ton için moderasyon yapacağız.”
AirChat'in Clubhouse ile paralellik gösterdiği bir başka nokta da bu. Clubhouse'un içerik moderasyonuna yaklaşımı daha da zayıftı, çünkü insanları engellemenin bir yolu yoktu. AirChat'te ise engelleme ve sessize alma özellikleri şu an aktif. Clubhouse aktif kullanıldığı dönemde antisemitizm ve kadın düşmanlığı konuşmalarına istemeden de olsa ev sahipliği yapmış ve bunlara müdahale edilmemişti.
İçerik denetimine yönelik bu minimalist yaklaşımda AirChat'in ikilemini görmek zor değil. Birisi platformda telif hakkı saklı ses paylaşırsa ya da başka bir kullanıcının gizli bilgilerini ifşa ederse ne olur gibi durumların üstesinden gelmek için gerçek bir plan var mı şimdilik bilemiyoruz. AirChat'in konsepti romantik bir çerçevede oldukça medeni görünse de, hızlıca toksikleşebileceği konusunda artık ne kullanıcılara ne sosyal mecraların “dâhi” kurucularına güvenimizin ve inancımızın kalmadığı bir gerçek. Eğer durum bu olursa Clubhouse gibi hızlıca akıllardan ve telefonlardan silinir mi göreceğiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Colorado valisi, nöroteknoloji alanındaki çalışmalara karşı beyin verilerini koruyan ilk yasayı imzaladı. Twitter ve Clubhouse'u birleştiren yeni uygulama Airchat, Whatsapp'ta ses kaydı atanların favorisi olmayı hedefliyor.
23 Nis 2024

YAZARLAR

Çiğdem Öztabak
İletişimci. Pirix.co kurucusu.

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.

Son yıllarda Amazon, Google ve OpenAI gibi pek çok şirket, kendi yapay zeka çiplerini duyurdu. Daha önce sektördeki yaygın eğilim, NVIDIA’nın rüştünü ispatlamış çiplerine güvenmek iken öncü şirketler, yakın zamanda ardı ardına bu eğilimin dışına çıkmaya başladı. Bu furya, oldukça kritik bir soruyu da gündeme taşıdı: Neden tüm teknoloji şirketleri, kendi yapay zeka çiplerini geliştiriyor?

Modern reklam hukuku, mesajın içeriğinin doğru olup olmadığına odaklanır. Ancak yapay zeka, artık mesajı ileten kişinin gerçekten var olup olmadığını da hukukun konusu hâline getiriyor. Ticaret Bakanlığı'nın 1 Ağustos'ta yürürlüğe girecek yönetmelik değişikliği de dijital kopyaların reklamlarda kullanılmasına kısıtlamalar getiriyor ve bunu yaparken dolandırıcılık içeriklerini esas alıyor. Peki ya amaç dolandırıcılık olmadığında?





