BASE İstanbul: Uzaklar yakın, yakınlar uzakken

BASE’in 2020 edisyonundan 10 sanatçı
BASE İstanbul: Uzaklar yakın, yakınlar uzakken

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Yeni mezun sanatçı adaylarının profesyonel hayata geçişlerinde bir köprü misyonu edinen BASE, dördüncü yılında fiziksel seçkisine bir de çevrim içi sergi deneyimi ekleyerek yolculuğuna devam ediyor. 

BASE, bu yıl 20-25 Kasım tarihleri arasında Tophane-i Amire’de 22 şehir, 32 üniversiteden 102 sanatçıyı misafir ediyor. Hem de gündeme manidar bir şekilde dokunan “Uzak Yakın” temasıyla. BASE’in 2020 edisyonundan sizin de tanışmaktan mutlu olacağınızı düşündüğümüz 10 sanatçıyı ve işlerini derledik.

Buse Koyuncu, Estetik adlı tuval üzerine yağlı boya çalışmasında beden ve estetik kaygı meselesine değiniyor. Bedeni bir bütün olarak ele alıyor ve kadınsal dayatmalar, cinsiyetçi yaklaşımlar, beden olumlama üzerinden fizikselin ötesinde ruhsal görünüme dikkat çekiyor.

Buse Koyuncu, Estetik, 2018, tuval üzerine yağlı boya
Buse Koyuncu, Estetik, 2018, tuval üzerine yağlı boya

Sinan Orakçı, emek sömürüsünün en sert biçimlerinden biri olan çocuk işçiliği eserine konu edinen Sinan Orakçı, Workers Children adlı yağlı boya eserinde, hak ihlali ve ihmale değinerek fiziksel, duygusal, ekonomik ve cinsel istismarı işliyor. Orakçı, katı bir sınıfsal ayrımla geleceğin işçi sınıfı çocukları üzerinden hazırlandığını söylüyor.

Funda Şişçi, İsimsiz adlı çalışmasında, günümüzün tüketim toplumu tarafından nesneleştirilen ve erotik olması için kışkırtılan kadını merkezine alıyor. Erkeğin kadını insani özelliklerinden uzaklaştırarak onu yalnızca bir beden olarak görmesine, ataerkil beğeninin tüketim merkezli yaklaşımına değiniyor.

Emin Berk, görmek ve görmemek arasında olan ilişkiyi Homebody projesiyle irdeliyor; vücut geliştiricilerin pandemi sürecindeki gündelik hayatlarını ve kişiliklerini görünür kılmayı amaçlıyor. Covid-19 testi pozitif çıkan sanatçı teknolojik imkânlarla evden çıkmayı başarıyor. Uzaktan erişim yöntemiyle çekimleri gerçekleştiren Berk, fotoğrafçının daha önce görmediği ve bilmediği bir mekânda belgesel fotoğraf üretiminin mümkün olup olmadığını tartışmaya açıyor.

Emin Berk, "Homebody", 2020, dijital fotoğraf, fine art baskı/çerçeve
Emin Berk, Homebody, 2020, dijital fotoğraf, fine art baskı/çerçeve

Emre Evcimen, çalışmalarında dış koşulların gerçekliğiyle beklentilerimiz arasındaki uyumsuzluğu araştırıyor. Günümüz insanını içinde yaşadığı olumsuz koşullarla birlikte düşünüyor ve bu durumlara ilişkin izlenimlerini çalışmalarına dolaylı olarak aktarıyor. İsimsiz adlı polyester, mermerit çalışmasında sakin ve atmosferik yapı oluşturarak izleyenle sessizce diyaloğa girebilmeyi amaçlıyor.

Şevval Konyalı, FER adlı çalışmasında yaşadıkları gözlerinin “fer”ine düşen altı kadın ve tek bir soruya odaklanıyor: “Peki ya on sekiz yaşın?” Parlaklık, aydınlık, gün ışığı ve göz alıcılık anlamına gelen FER; farklı yaşlardaki altı kadın ve 18 yaşlarını betimleyen soyut fotoğraflardan oluşuyor.

Büşra Öztürk BASE'e Bağ isimli çalışmasıyla katılıyor. Arşivleme mantığı son birkaç yıldır Büşra Öztürk’ün üretimlerinin temelini oluşturuyor. Annesinin mezarındaki bitkileri biriktirme, belgeleme düşüncesini beraberinde getiren bu pratik Öztürk’ün Bağ adlı çalışmasına yansıyor. Mezardan topladığı bitkilerin izlerini cyanotype tekniğiyle kâğıda izlerini geçiren Öztürk, bitkiler aracılığıyla annesiyle kurduğu bağı resim pratiğiyle sunuyor.

Büşra Öztürk, “Bağ”, 2019, cyanotype
Büşra Öztürk, Bağ, 2019, cyanotype

Rıdvan Aşar’ın Tahakküm Mekanizmaları adlı sulu boya çalışması, siyasal anatomi ve politik bedeni oluşturan organların vücut bulmuş hâli olarak karşımıza çıkıyor. Aşar çalışmasında bireyi, toplumu kendi çıkarı için sömürmeye, kontrol etmeye ve etkilemeye yönelik bilinçli davranışlarda bulunup manipüle eden mekanizmalara odaklanıyor.

Aylin Sabi, Yük adlı mekâna özgü yerleştirme eserinde bir yorgana ve arkasında bir metne yer veriyor. Yorgandaki metin, yaşları 32-64 arasında olan beş kadının yazdığı metinlerden, orijinalliği bozulmadan alınan cümlelerin, düzenli bir biçimde sıralanması sonucu ortaya çıkıyor. Çalışma, günümüzde hâlâ devam eden eğitim hakkının kısıtlanması sorunu ve kadın kimliğine yüklenen sorumluluklara odaklanıyor. 

Sonay Acar, Sek Sek adlı çalışmasında şehirleşmeyi ve binaları hissettirmesi adına, soğuk bir malzeme olan beton ve metali tercih ediyor. Sanatçının eserinde, prizmaların her birinin içerisinde belirli bir açıdan bakıldığında hiçbiri birbirinin önüne geçmeyecek şekilde yerleştirilen, beton bloklar bulunuyor. Her bir prizma yere çizilmiş sek sek oyununu anımsatacak şekilde konumlanmış durumda.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

⚡ Hâlâ umutlu, hâlâ bağımsız, hâlâ isyankâr

Takım elbiseli erkeklere karşı bir sanatçı, 42 yıldır bağımsız bir plak şirketi, "spoiler" sayılmayan spoiler ve dahası.

20 Kas 2020

⚡ Hâlâ umutlu, hâlâ bağımsız, hâlâ isyankâr

YAZARLAR

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?

“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Eda Solmaz

·

17 Ağu 2026

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?
DuendeDuende

HİKAYE

Sema Kaygusuz: 'Edebiyat başlı başına hezeyan alanıdır, derdin cisimleşmiş hâlidir'

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Nis Tuğba Çelik

·

17 Ağu 2026

Sema Kaygusuz: 'Edebiyat başlı başına hezeyan alanıdır, derdin cisimleşmiş hâlidir'
DuendeDuende

HİKAYE

Adam Phillips'in milenyum insanı eleştirisi: Kendimiz için çok fazlayız

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Soner Can

·

17 Ağu 2026

Adam Phillips'in milenyum insanı eleştirisi: Kendimiz için çok fazlayız
DuendeDuende

HİKAYE

Yakarsa dünyayı kadınlar yakar: Arabeskin kadınları yalnız trajedileriyle hatırlanmaya mı layık?

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Ayça Örer

·

16 Ağu 2026

Yakarsa dünyayı kadınlar yakar: Arabeskin kadınları yalnız trajedileriyle hatırlanmaya mı layık?
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Yapay zekadan korkanlar için kitap reçetesi

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

14 Ağu 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Yapay zekadan korkanlar için kitap reçetesi