Vegan İstasyon

Ezgi Taşyapar Keçecioğlu ile Röportaj
Vegan İstasyon

147 - bmw i - Dünyahali hep
BMW i ile birlikte

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle hazırlanmaktadır.

Daha fazlasını öğren

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İklim krizi ve gıda ilişkisini irdelediğimiz bu röportajımızda konuğumuz Veganİstasyon’un kurucusu Ezgi Taşyapar Keçecioğlu.

Veganİstasyon’un (Vİ) kuruluşunun arkasındaki motivasyonunuz neydi?

Vİ, bireylerin A’dan Z’ye vegan ürünlere kolayca ulaşabilmeleri için web sitesi olarak 2022 yılında tasarlanmışken, bugün Şişli’deki mağazasıyla aynı zamanda fiziksel bir görünüme de bürünmüş bir girişim. Vİ’yi tasarlarken sadece ticari kaygılarımız olmadığını da söylemeliyim. Vİ’de oluşturmaya çalıştığımız şey, aynı zamanda vegan olmayan kişilerin kafalarındaki soruları cevaplamak, ihtiyaç duydukları içeriklere ulaşmalarını sağlamak ve geçiş süreçlerini olabildiğince kolaylaştırmak. Bu bağlamda, veganlığın etik felsefesini, sağlıkla ilişkisini ve ekolojiyle bağlantısını kapsayacak şekilde alanında uzman kişilerle içerikler oluşturuyoruz.

Bize veganlıkla ilgili şöyle hap bir bilgi verseniz? “Veganlık 101” Desek, bize ne dersiniz?

Veganlık ahlaki bir duruştur. İnsanların yaşamını sürdürebilmesi için, hissedebilen diğer canlılardan (hayvanlardan) elde edilen hiçbir ürünü kullanmamasını konu alır. Yani fikrin özü, hayvanları bir mal veya kaynak olarak görmemek. Gıdadan kozmetiğe, tekstilden ulaşıma kadar akla gelebilecek her alanda hayvan kullanımını reddeden bu felsefe, yaşam hakkının insan merkezci bakıştan arındırılarak diğer canlılara da yayılması için çaba gösteriyor.

Veganlık denildiğinde gıda ön plana çıkıyor olsa da veganlar; türeticilikten, yeni nesil ekonomik modellere, ekolojik yok oluştan türlerin kırımına, iklim krizinden sağlığa kadar birçok alanda kafa yoruyorlar.

Veganlık denildiğinde bizim de aklımıza hemen hayvanların gıda olarak kullanılmaması geliyor. Kırmızı çizginiz olduğu için sorma gereği hissediyoruz, gıdamızın iklimle arasında nasıl bir ilişki var?

Pek farkında olmasak da oluşturduğumuz küresel gıda sistemi aslında çok yıkıcı! Dünya alanlarının %37’si, suyunun %70’i tarım tarafından kullanılıyor. Bu muazzam sayılara ek olarak tarım sektörü, küresel sera gazı salımlarının tek başına %34’ünden sorumlu. Bu oran, hava, kara ve deniz taşımacılığı salımlarının neredeyse 2 katı! İnanabiliyor musunuz? Peki ne yapacağız? Beslenmeyecek miyiz? Tabi ki hayır; ama akıllıca beslenecek ve iklim mutfağını hayata geçireceğiz.

Bunlar gerçekten muazzam ve bir o kadar da korkutucu rakamlar. İklim mutfağı dediniz, Ne demek “İklim Mutfağı”?

İklim kriziyle savaşma noktasında en değerli müttefiklerimizden olan ormanların hayvancılık sebebiyle kaybı (ormansızlaşma) söz konusu. Gıda amaçlı yetiştirdiğimiz hayvanları besleyebilmek için dünyanın belirli sayıda olan ekilebilir alanlarını kullanıyor ve ormanları keserek yeni tarım alanları açıyoruz. Ormansızlaşma ve arazi kullanımının yanı sıra, hayvancılığa bağlı olarak ortaya çıkan metan salımı, hayvanların beslenmesi için üretilen gıdaların üretiminde kullanılan kimyasal gübreler, dışkı yönetimi, hayvanların içmesi ve temizliği için tüketilen su, ürünlerin paketlenmesi, soğutulması, dağıtımı, pişirilmesi gibi süreçlerin tümü ve bunlar için gerekli olan makine parkı ve inşaat işleri, ciddi boyutlarda sera gazı salımına, su kullanımına, su ve toprak kirliliğine yol açıyor. 

Öte yandan, gıda atıkları da çevresel yükü artırıyor.  Her şey bir yana, 1 kalorilik sığır eti üretmek için 30 kalorilik tahıla ihtiyaç duyuyoruz. Aynı şekilde 1 kilogram sığır eti, tam tamına 91 kilogram sera gazı üretiyor. Bu oran sebzelerin yarattığı salımın neredeyse 10 katı! Yani bu inanılmaz derecede tutarsız bir durum. Eğer biz bu alanları sadece insan beslenmesi için kullansak, tam 4 milyar insanın gıdası karşılanmış olacak. Günün sonunda etik açıdan baktığımızda damak tadımız ve hedonik ihtiyaçlarımız(!) için hayvanları kullanıyor ve bununla da kalmayarak ekonomik olarak verimsiz bir yöntemle iklim krizini sürekli harlıyoruz. 

Dolayısıyla yapılabilecek en akılcı şey, bitki temelli bir tarım sistemi kurgulayarak, iklim dostu, etik, daha renkli ve dengeli bir mutfağa geçiş yapmak. İşte, bu akılcı mutfağa, “İklim Mutfağı” diyoruz.

Peki bunca alıştığımız lezzet ve geleneksel bir mutfak yapımız var. Dönüşüm için ne yapacağız? Nasıl bir geçiş öneriyorsunuz?

Vegan bir hayata geçiş noktasında kişilerin en çok zorlandığı ve sorular sorduğu alan bu. Aslında birçok kişi, hayvansal gıdaları sevmediği için değil; ama etik kaygılardan dolayı vegan bir hayata geçiş yapıyor. Eski zamanlarda, etik kaygılar uğruna vazgeçtiğimiz gıdalara alternatifler üretmek oldukça zordu; ama şimdi besleyici ve o alıştığımız geleneksel lezzetleri mimik eden, bitki temelli, temiz ve sağlıklı gıdalar var. Sebzelerden yapılma etsiz burger köftelerinden, kebaplara, bitkisel yoğurtlardan, sütsüz peynirlere kadar yerli üreticiler tarafından üretilen yüzlerce etik, kaygısız ve iklim dostu alternatifler mevcut. Biz de Veganİstasyon’da bu ürünlerin görünürlük ve bulunurluğunun artması için canla koşturuyoruz.

Sizden son eklemek istediklerinizi de alabilir miyiz?

Artık bir karar vermemiz gerekiyor. Durum artık “Ya o ya bu” durumu. Ya gıdamızı dönüştüreceğiz ya da daha zorlu günlerden geçeceğiz. Ya gıdamızı dönüştüreceğiz ya da kuraklıkla savaşacağız. Sizce hangisi kolay? Gıdamızı dönüştürmek mi; yoksa konforlarımızdan vazgeçmek mi? Bu sebeple eğer her anlamda yaşamdan yanaysanız, sizi vegan, şenlikli ve bolca renkli bir dünyaya davet ediyoruz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

NEREDE YAYIMLANDI?

DünyahaliDünyahali

BÜLTEN SAYISI

154: Yazın Çağrısı 🪸

Marmara Denizi'nin biyoçeşitliliği, nar ağacı, yaz aylarının ritmi ve kuzey yürüyüşü, kentlerin iklim krizindeki rolü, Türkiye'de artan orman yangınları, Veganlığa giriş ve çok daha fazlası..

11 Tem 2025

BMW i ile birlikte
154: Yazın Çağrısı 🪸

YAZARLAR

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ OKUMALAR

DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fısıldayan ağaçlar

Ağaçların Görünmez İletişim Ağı ve Doğanın Dili

01 Tem 2026

Fısıldayan ağaçlar
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek

Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj

01 Tem 2026

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fıstık Ağacı

Bir Coğrafyanın Hafızası: Fıstık Ağaçları

01 Tem 2026

Fıstık Ağacı