Will & Harper: Dost dosttur

Will & Harper, ünlü komedyen Will Ferrell ve cinsiyet geçiş (uyum) sürecindeki dostu Harper Steele’in ABD’yi bir uçtan diğerine kat ettiği yolculuğu konu alıyor.
Will & Harper: Dost dosttur

25 Eylül - Akbank - Gündem
Akbank Sanat ile birlikte

34. Akbank Caz Festivali bu sene de etkileyici performanslara ev sahipliği yapacak Türkiye’nin en uzun soluklu ve Avrupa’nın en prestijli caz festivallerinden Akbank Caz Festivali , 28 Eylül - 13 Ekim tarihleri arasında cazın önde gelen isimlerini ağırlamaya hazırlanıyor. Kimler var? Meksikalı davulcu ve dörtlüsü Antonio Sánchez Quartet featuring Seamus Blake, Aydın Esen, Orlando le Fleming , Kanadalı caz trompetçisi ve besteci Daniel Hersog , Milo Fitzpatrick ile Jordan Smart’ın güç birliğinden oluşan Vega Trails , Tamer Temel, Ercüment Orkut ve Cem Aksel’in biraraya geldiği trio TÖZ ile çağdaş müziğin üretken topluluğu Hezarfen Ensemble , 1974’ten bugüne başarılara imza atan Kahil El’Zabar’s Ethnic Heritage Ensemble , Repertuarıyla zamansal ve tarz olarak geniş bir yelpazeye yayılan “Şarkı Projesi” ile Ayşe Tütüncü , Gürültü ve sessizlik arasında özgün bir performans sergileyen Tophane Noise Band ile eşlikçileri Berke Can Özcan ve Rana Uludağ , Farklı nesilleri anlatan son projesiyle Dave Okumu 7 Generations , Caz, funk, füzyon ve hip hop unsurlarını harmanlayan efsane trompetçi Takuya Kuroda , Soul, funk ve R B tınılarıyla Adi Oasis , NK-OK ve Mr DM ’in ortaklığıyla caz, hip-hop, Afrobeat, soul ve electronica’yı harmanlayan Blue Lab Beats , Vokalist Aydın Kahya ile orkestra şefi, piyanist, besteci Rustam Rahmedov . 34. Akbank Caz Festivali ’nde müziğe doymak için biletler Biletix’de! Ayrıca, biletler Akbank kartlarına %10 indirimli.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Film: Will & Harper

Yönetmen: Josh Greenbaum

Süre: 114 dakika

Yapım yılı: 2024

ABD’nin en ünlü komedyenlerinden, Saturday Night Live (SNL) çıkışlı Will Ferrell, 1994-2001 yılları arasında çalıştığı programdan ayrıldıktan sonra Elf (2003), Anchorman (2004), Step Brothers (2008) ve Daddy’s Home (2017) gibi komedi filmleriyle yıldızlaştı. Pandemi döndeminde yüzümüzü güldüren Netflix yapımı Eurovision Song Contest: The Story of Fire Saga (2020) dışında, Ferrell’in espri anlayışının beni güldürmediğini ve onun tarzı komediyi bir türlü sevmediğimi itiraf etmeliyim. 

Öte yandan Will Ferrell, birçokları gibi benim de hiç beklemediğim şekilde 2010’ların sonundan itibaren yapımcı kimliğiyle atağa geçti. İmza attığı projeler ve özellikle sinema ve televizyonda kadın temsiline verdiği destekle vizyonunun, kişiliğinin ve hepsinden önemlisi kalbinin mizah anlayışından katbekat iyi olduğunu kanıtladı. Kadınların yönettiği Booksmart (2018), Hustlers (2019), Am I OK? (2022), Theatre Camp (2023) ve Quiz Lady (2023) gibi filmlerin ve Dead to Me (2019-2022) dizisinin yapımcısı olan Ferrell aynı zamanda Succession (2018-2023) dizisi, The Menu (2022) ve May December (2023) filmlerinin de yapımcısıydı. Will Ferrell’ın yer aldığı ve yapımcılığını üstlendiği son proje ise oldukça kişisel: Onun insani yönünü ve kalbindeki iyiliği tüm çıplaklığıyla ortaya koyan ve yakın dostu Harper Steele ile çıktığı 17 günlük yolculuğu konu alan belgesel Will & Harper.

Will & Harper | Kaynak: Netflix

Harper Steele, 1995-2008 yılları arasında (son dört yılında başyazar olarak) SNL’de çalışmış, mizah anlayışı Will Ferrell ile oldukça örtüşen ve en son Ferrell’ın rol aldığı Eurovision Song Contest: The Story of Fire Saga filmini yazan bir komedi yazarı ve senarist. Pandemi döneminde Will Ferrell ve birçoğu SNL kökenli dostları, Steele’den, cinsiyet geçiş (uyum) sürecine girdiğine dair, “yeni isim daha sonra duyurulacaktır” imzalı bir e-posta alıyorlar. “Bu kararı 40 yıl önce almalıydım ama o zaman yanımda siz yoktunuz” diyor Harper Steele. E-postayı alanlardan Will Ferrell, Harper Steele’in yaşamı boyunca tek başına ABD’nin ücra köşelerindeki kasabalara gidip oralardaki “leş” barlarda “iğrenç” biralar içmeyi ne kadar sevdiğini bildiğini ve artık bir kadın olarak bunu yapamayacağını düşündüğünü fark ediyor ve ona birlikte ABD’yi bir uçtan diğerine kat edecekleri bir yolculuğa çıkmayı ve bu yolculuğun filmini yapmayı teklif ediyor: Harper ve Will batıya gidiyor.

Will & Harper | Kaynak: Netflix

Filmi izlemeye başladığımda iki endişem vardı. İlki Harper Steele’in bir pandalanma* prodüksiyonuna maruz bırakılıyor olmasıydı. Oysa film onun geçmişi ve bugünü arasında değişen hiçbir şey olmadığını, tüm iyi ve kötü yönleriyle hâlâ aynı insan, aynı dost ve aynı yaratıcı yazar olduğunu söylemeye bile gerek duymayacak kadar doğal işliyor. Bir trans bireyin trans olduğu için ne kadar farklı olduğunu güzellemek yerine, bireyin zevklerinin ve kurduğu ilişkilerin sırf bu yüzden (böyle olduğunu düşünen ve zorla düşündürmeye çalışan topluma rağmen) değişmediğini vurgulamaya çalışıyor. İkinci endişem ise kuir bireylerin fiziksel ya da psikolojik güvenliğinin, hatta hayatının tehlike altında olabileceği yerlere bir Hollywood ünlüsünün ve prodüksiyon ekibinin koruyucu kanatları altında giden bir trans bireyin izleyenlere vereceği cesaretin yanıltıcı olabileceğine dairdi. Oysaki filmin kimi yerlerinde o koruyucu kanatların dahi nefrete karşı etkili olamadığını görüp irkiliyor, Harper Steele’in bazı durumlarla yalnız başına yüzleşmek istediğine şahit oluyoruz. Will & Harper, bireysel cesaretin ve kendi ayakları üzerinde durmanın önemini de, arkadaşların ve müttefiklerin desteğinin değerini de gözardı etmemeyi başarıyor.

Film, Harper Steele ve Will Ferrell’ın duygusal anlarının çıplaklığının ve mizah aracılığıyla yaptıkları paylaşımların dengesini iyi kuruyor. Öte yandan SNL’in yapımcısı Loren Michaels ve eski SNL komedyenleri Tina Fey, Will Forte, Tim Meadows, Seth Meyers, Paula Pell, Molly Shannon ve Kristen Wiig gibi isimleri de işin içine katıyor. Özellikle Kristen Wiig’in projeye dahil edilme şekli oldukça yaratıcı. Wiig’in film için yazdığı ve “Harper ve Will batıya gidiyor; iki eski arkadaş ve bir çift yepyeni göğüs” dizesiyle başlayan şarkı “Harper and Will Go West” ise fazlaca kullandıkça anlamsızlaşan “Love is love.” sloganını daha anlamlı ve filme daha uyumlu bir forma sokarak “Friend is a friend.” diyor: Dost dosttur.

*Efe Re, Rast Magazine’deki “Günolanmak ve pandalanmak” başlıklı yazısında, Lubuncaya yerleşmiş bu terimi “kuir bir bireyin sanki nesli tükenen ve ender bulunan bir canlıymış gibi el üstünde tutulup, özgün tarzı ve nadide kimliğiyle ön plana çıkarılması, pohpohlanması, hayran olunması” olarak tanımlıyor.

Nerede izleyebilirsin? Will & Harper, 27 Eylül’de Netflix kataloğuna eklendi.

Benzer işler:

  • Transamerica (2005, Duncan Tucker)
  • Benim Çocuğum (2013, Can Candan)
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🦹 The Franchise ekibiyle sohbet, Netflix’ten Will & Harper

HBO ve BluTv’de yayınlanacak komedi The Franchise’ın yapımcı, yönetmen ve oyuncularıyla sohbet, Netflix’ten yol belgeseli Will & Harper…

04 Eki 2024

Akbank Sanat ile birlikte
The Franchise | Kaynak: HBO

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm

Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

Eda Solmaz

·

03 Ağu 2026

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm
DuendeDuende

HİKAYE

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

Bahar Çuhadar

·

03 Ağu 2026

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?
DuendeDuende

HİKAYE

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Tuba Büdüş

·

31 Tem 2026

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?
DuendeDuende

HİKAYE

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

Emre Eminoğlu

·

31 Tem 2026

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?
DuendeDuende

HİKAYE

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.

Soner Can

·

31 Tem 2026

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine