Will & Harper: Dost dosttur

Will & Harper, ünlü komedyen Will Ferrell ve cinsiyet geçiş (uyum) sürecindeki dostu Harper Steele’in ABD’yi bir uçtan diğerine kat ettiği yolculuğu konu alıyor.
Will & Harper: Dost dosttur

25 Eylül - Akbank - Gündem
Akbank Sanat ile birlikte

34. Akbank Caz Festivali bu sene de etkileyici performanslara ev sahipliği yapacak

Türkiye’nin en uzun soluklu ve Avrupa’nın en prestijli caz festivallerinden Akbank Caz Festivali , 28 Eylül - 13 Ekim tarihleri arasında cazın önde gelen isimlerini ağırlamaya hazırlanıyor. Kimler var?

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Film: Will & Harper

Yönetmen: Josh Greenbaum

Süre: 114 dakika

Yapım yılı: 2024

ABD’nin en ünlü komedyenlerinden, Saturday Night Live (SNL) çıkışlı Will Ferrell, 1994-2001 yılları arasında çalıştığı programdan ayrıldıktan sonra Elf (2003), Anchorman (2004), Step Brothers (2008) ve Daddy’s Home (2017) gibi komedi filmleriyle yıldızlaştı. Pandemi döndeminde yüzümüzü güldüren Netflix yapımı Eurovision Song Contest: The Story of Fire Saga (2020) dışında, Ferrell’in espri anlayışının beni güldürmediğini ve onun tarzı komediyi bir türlü sevmediğimi itiraf etmeliyim. 

Öte yandan Will Ferrell, birçokları gibi benim de hiç beklemediğim şekilde 2010’ların sonundan itibaren yapımcı kimliğiyle atağa geçti. İmza attığı projeler ve özellikle sinema ve televizyonda kadın temsiline verdiği destekle vizyonunun, kişiliğinin ve hepsinden önemlisi kalbinin mizah anlayışından katbekat iyi olduğunu kanıtladı. Kadınların yönettiği Booksmart (2018), Hustlers (2019), Am I OK? (2022), Theatre Camp (2023) ve Quiz Lady (2023) gibi filmlerin ve Dead to Me (2019-2022) dizisinin yapımcısı olan Ferrell aynı zamanda Succession (2018-2023) dizisi, The Menu (2022) ve May December (2023) filmlerinin de yapımcısıydı. Will Ferrell’ın yer aldığı ve yapımcılığını üstlendiği son proje ise oldukça kişisel: Onun insani yönünü ve kalbindeki iyiliği tüm çıplaklığıyla ortaya koyan ve yakın dostu Harper Steele ile çıktığı 17 günlük yolculuğu konu alan belgesel Will & Harper.

Will & Harper | Kaynak: Netflix

Harper Steele, 1995-2008 yılları arasında (son dört yılında başyazar olarak) SNL’de çalışmış, mizah anlayışı Will Ferrell ile oldukça örtüşen ve en son Ferrell’ın rol aldığı Eurovision Song Contest: The Story of Fire Saga filmini yazan bir komedi yazarı ve senarist. Pandemi döneminde Will Ferrell ve birçoğu SNL kökenli dostları, Steele’den, cinsiyet geçiş (uyum) sürecine girdiğine dair, “yeni isim daha sonra duyurulacaktır” imzalı bir e-posta alıyorlar. “Bu kararı 40 yıl önce almalıydım ama o zaman yanımda siz yoktunuz” diyor Harper Steele. E-postayı alanlardan Will Ferrell, Harper Steele’in yaşamı boyunca tek başına ABD’nin ücra köşelerindeki kasabalara gidip oralardaki “leş” barlarda “iğrenç” biralar içmeyi ne kadar sevdiğini bildiğini ve artık bir kadın olarak bunu yapamayacağını düşündüğünü fark ediyor ve ona birlikte ABD’yi bir uçtan diğerine kat edecekleri bir yolculuğa çıkmayı ve bu yolculuğun filmini yapmayı teklif ediyor: Harper ve Will batıya gidiyor.

Will & Harper | Kaynak: Netflix

Filmi izlemeye başladığımda iki endişem vardı. İlki Harper Steele’in bir pandalanma* prodüksiyonuna maruz bırakılıyor olmasıydı. Oysa film onun geçmişi ve bugünü arasında değişen hiçbir şey olmadığını, tüm iyi ve kötü yönleriyle hâlâ aynı insan, aynı dost ve aynı yaratıcı yazar olduğunu söylemeye bile gerek duymayacak kadar doğal işliyor. Bir trans bireyin trans olduğu için ne kadar farklı olduğunu güzellemek yerine, bireyin zevklerinin ve kurduğu ilişkilerin sırf bu yüzden (böyle olduğunu düşünen ve zorla düşündürmeye çalışan topluma rağmen) değişmediğini vurgulamaya çalışıyor. İkinci endişem ise kuir bireylerin fiziksel ya da psikolojik güvenliğinin, hatta hayatının tehlike altında olabileceği yerlere bir Hollywood ünlüsünün ve prodüksiyon ekibinin koruyucu kanatları altında giden bir trans bireyin izleyenlere vereceği cesaretin yanıltıcı olabileceğine dairdi. Oysaki filmin kimi yerlerinde o koruyucu kanatların dahi nefrete karşı etkili olamadığını görüp irkiliyor, Harper Steele’in bazı durumlarla yalnız başına yüzleşmek istediğine şahit oluyoruz. Will & Harper, bireysel cesaretin ve kendi ayakları üzerinde durmanın önemini de, arkadaşların ve müttefiklerin desteğinin değerini de gözardı etmemeyi başarıyor.

Film, Harper Steele ve Will Ferrell’ın duygusal anlarının çıplaklığının ve mizah aracılığıyla yaptıkları paylaşımların dengesini iyi kuruyor. Öte yandan SNL’in yapımcısı Loren Michaels ve eski SNL komedyenleri Tina Fey, Will Forte, Tim Meadows, Seth Meyers, Paula Pell, Molly Shannon ve Kristen Wiig gibi isimleri de işin içine katıyor. Özellikle Kristen Wiig’in projeye dahil edilme şekli oldukça yaratıcı. Wiig’in film için yazdığı ve “Harper ve Will batıya gidiyor; iki eski arkadaş ve bir çift yepyeni göğüs” dizesiyle başlayan şarkı “Harper and Will Go West” ise fazlaca kullandıkça anlamsızlaşan “Love is love.” sloganını daha anlamlı ve filme daha uyumlu bir forma sokarak “Friend is a friend.” diyor: Dost dosttur.

*Efe Re, Rast Magazine’deki “Günolanmak ve pandalanmak” başlıklı yazısında, Lubuncaya yerleşmiş bu terimi “kuir bir bireyin sanki nesli tükenen ve ender bulunan bir canlıymış gibi el üstünde tutulup, özgün tarzı ve nadide kimliğiyle ön plana çıkarılması, pohpohlanması, hayran olunması” olarak tanımlıyor.

Nerede izleyebilirsin? Will & Harper, 27 Eylül’de Netflix kataloğuna eklendi.

Benzer işler:

  • Transamerica (2005, Duncan Tucker)
  • Benim Çocuğum (2013, Can Candan)
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🦹 The Franchise ekibiyle sohbet, Netflix’ten Will & Harper

HBO ve BluTv’de yayınlanacak komedi The Franchise’ın yapımcı, yönetmen ve oyuncularıyla sohbet, Netflix’ten yol belgeseli Will & Harper…

04 Eki 2024

Akbank Sanat ile birlikte
The Franchise | Kaynak: HBO

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bir filmi 'duygular sosyolojisi' üzerinden okumak: Lanthimos'un 'The Lobster'ı

"The Lobster" postmodernizmin kimliklerin ve toplumsal normların kuruluşuna ilişkin sorgulamalarını, duygular sosyolojisinin temel meselesiyle buluşturur. Filmin asıl trajedisinin, insanların baskıcı kurallara itirazsız itaat etmelerinde değil, bu kuralların belirlediği duygusal ihtiyaçları kendi arzularıymış gibi yaşamalarında saklı olduğunu gösterir izleyiciye. David’in kişisel trajedisiyse, otelden ormana kaçmasına rağmen otelin “aşk kurallarını” da yanında götürmesidir.

Mehmet Sindel

·

06 Kas 2026

Bir filmi 'duygular sosyolojisi' üzerinden okumak: Lanthimos'un 'The Lobster'ı
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Aristo'nun 'Altın Orta'sından Z kuşağının isyankarlığına: Enes Özel'le 'Normal' üzerine

M. Enes Özel, bir hayli aktif kullandığı Instagram hesabında kendisini "Psikiyatri uzmanı. Kalan her şeyin amatörü, talihli ucube, falsolu kul" olarak takdim ediyor. Özel ile yeni kitabı "Normal" ve farklı kuşakların normali algılama biçimleri üzerine konuştuk.

Soner Can

·

04 Kas 2026

Aristo'nun 'Altın Orta'sından Z kuşağının isyankarlığına: Enes Özel'le 'Normal' üzerine
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti

Nathan Fielder ve Lance Oppenheim imzalı Elizabeth Holmes belgeseli "You Can See Everything", son yılların en tuhaf ve katmanlı filmlerinden biri. Filmde herkesin, Nathan dahil, farklı yansımalarını görüyoruz; hem kendilerini gördükleri gibi, hem herkesin onları gördüğü gibi, hem de bizim onları gördüğümüz gibi. Bu ayna labirentinde herkes, herkesi, izleyiciye oynuyor. Ve izliyor.

Aslı Ildır

·

03 Kas 2026

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Altın Portakal'ın ardından: Türkiye sineması nereye gidiyor?

24-31 Ekim tarihleri arasında düzenlenen 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali, yarışma seçkisi ve Film Forum etrafındaki tartışmalarla Türkiye sinemasının bugününü, geleceğini ve festivalin prestij iddiasını sorgulamaya açtı.

Emre Eminoğlu

·

02 Kas 2026

Altın Portakal'ın ardından: Türkiye sineması nereye gidiyor?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Norm: The Tale of Norm Macdonald: Şakanın sonunu beklerken

"Norm: The Tale of Norm Macdonald" bazen tanıdık görüntülerin rahatlığına fazla güveniyor, bazı güç soruların üzerinde daha uzun durabilecekken yeni bir şakaya geçiyor. Yine de Norm’la vakit geçirme duygusunu yakalıyor.

Ömer Şentürk

·

02 Kas 2026

Norm: The Tale of Norm Macdonald: Şakanın sonunu beklerken