

ENKA Sanat’ta bu sezon #ÇokŞeyVar
İstanbul şubat, mart ve nisan aylarına yayılan; tiyatroyu, müziği ve dansı aynı anda buluşturacak dopdolu bir programa hazır, peki sen hazır mısın? ENKA Sanat’ın birbirinden değerli sanatçıları aynı sahnede bir araya getirecek yeni sezon…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
1. Kimdir?
Grafik tasarımcı ve sanat yönetmeni.
2. Ne dinler?
Ne dinlediğim ruh hâlime göre çok değişiyor ama son zamanlarda en çok neo soul, R&B ve hip-hop dinliyorum. Sevdiğim birkaç isim vermem gerekirse; Snoh Aalegra, Erykah Badu, Daniel Caesar ve Frank Ocean diyebilirim. Bunlara ek olarak yer yer enerjimi 70'lerin disko klasiklerinden alıyorum.
3. Kimi takip eder?
Takip ettiklerim çoğunlukla moda, fotoğraf, mimari ve tasarımla alakalı oluşumlar ve kişiler. It’s Nice That, @stoppingoffplace, @turkiyemimarisi, @hello_artists, @thankyou_ok ve @press_sf favori Instagram hesaplarımdan bazıları. @gramparents da bonus olsun, o da favorilerimden.
4. Ne izler?
"French New Wave" filmlerini seviyorum. Agnes Varda, Eric Rohmer, Pedro Almodovar, Krzyztof Kieslowski ve Yorgos Lanthimos favori yönetmenlerimden bazıları. Son zamanlarda izleyip etkilendiğim bir film Happy as Lazzaro oldu. Estetiğine hayran olduğum, değişmeyen bir diğer favorim ise Wes Anderson. Dizi olarak da son zamanlarda severek izlediklerim Succession, Seinfeld, Euphoria ve Halston. Tekrar tekrar izleyip hiç sıkılmadığım, özellikle kış aylarında favori dizim Gilmore Girls.
5. Ne okur?
Sanat tarihi ve tasarımla ilgili okumalar yapmayı seviyorum. Resimlerine de bir o kadar hayran olduğum Etel Adnan’ın şiirleri bana huzur veriyor. Ek olarak dijital dergileri takip etmeyi seviyorum. En sık okuduklarım i-D ve Dazed. Bunun dışında okurken bana keyif veren birkaç isim Zülfü Livaneli, Joan Didion ve Paulo Coelho.
6. Neyi tekrar eder?
Sosyal medyadan soğuyup birkaç gün uzaklaşıp sonra geri dönmeyi. Bir de her şeyi ajandama yazmayı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Berlin Film Festivali'nin başlamasını kutluyor, Evdeki Saat konserine adım atıyor ve merakla beklediğimiz Paralel Anneler'in gösterimine katılıyoruz.
11 Şub 2022

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.



