2026 yılında küresel ekonomi ve finansal piyasalar

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
2025 yılının sonlarına gelmiş bulunuyoruz. Pandemi öncesinde başlayan ve pandemiyle birlikte tüm dünyada daha da belirginleşen bir değişim döneminin içinden geçmeye devam ediyoruz. “Büyük Sıfırlama” ya da uluslararası literatürdeki adıyla The Great Reset tartışmaları hâlen gündemdeyken, bu döneme damga vuran bir yılı daha geride bırakıp yenisine hazırlanıyoruz.
Belirsizlik ve dalgalanma
2025 yılına, “Trump 2.0” olarak adlandırılan, belirsizliği âdeta roket hızıyla yükselten süreç damgasını vurdu. Ocak ayında Trump’ın göreve başlamasıyla dünya belirsizlik endeksleri sert bir sıçrama yaşadı. Ticaret ve ekonomi politikalarındaki belirsizlikler zaman içinde bir miktar azalsa da hâlâ pandemi döneminin bile üzerinde, tarihî zirvelerini koruyor. Daha da önemlisi, ağırlıklı olarak ekonomi dışı faktörlerden etkilenen küresel belirsizlik endeksi zirveleri bırakmıyor. Jeopolitik riskler ve öngörülemeyen diplomatik ve uluslararası gelişmeler hem küresel ekonomik görünümü hem finans piyasalarını ciddi biçimde etkilemeye devam ediyor.
Yüksek belirsizliğin hâkim olduğu dönemler, farklı senaryoların her an gündeme gelebileceği süreçlerdir. Bu durum, özellikle finansal piyasaların senaryolar arası geçişleri hızlı fiyatlamasına imkân tanır. Bir başka ifadeyle, dalgalanma belirsizliğin en önemli sonuçlarından biridir. 2025 yılı boyunca hisse senetlerinden emtialara, döviz paritelerinden kripto varlıklara kadar çok sert dalgalanmaların yaşandığı bir dönemi geride bırakmak üzereyiz.
Belirsizlik algısı yüksek seviyelerde seyrini koruyor ve düşmesi için somut bir neden henüz görünmüyor. Dolayısıyla 2026 yılında da finansal piyasaların dalgalı bir seyir izlemesi şaşırtıcı olmayacaktır. Böyle dönemler özellikle doğrudan yatırım iştahını azaltır. Nitekim son yıllarda uluslararası yatırım artış oranlarındaki yavaşlama 2025’te de devam etti. Bu yatırım yapılmadığı anlamına gelmese de artış hızının düşmesi yatırımcı algısı açısından önemli bir sinyal veriyor. 2026 yılında da benzer bir eğilim görmek sürpriz olmayacaktır; yatırımcılar için “bekle-gör” politikasının ana strateji olmayı sürdüreceği anlaşılıyor.
Verimlilik artışı büyüme ve düşük enflasyonu destekliyor
2025’te Trump’ın yeniden başlattığı ticaret savaşıyla birlikte gümrük vergilerinde ciddi artışlar gördük. Nisan’dan Ocak’a kadar inişli çıkışlı fakat ortalamada yükselen gümrük vergileri, normal koşullarda küresel büyüme üzerinde baskı yaratması ve enflasyonu yukarı çekmesi beklenen bir tablo oluştururdu. Ancak yıl içinde gelen tahminler ve öncü göstergeler, bu beklentilerin tam anlamıyla gerçekleşmediğini gösteriyor. Küresel büyümenin yalnızca çok hafif bir yavaşlama sergilemesi, enflasyonun ise düşük seviyelerde kalmaya devam etmesi bekleniyor. Türkiye ve Arjantin hariç G20 ülkelerinde 2025 yılı enflasyon beklentisi ortalama %2,2; 2026 için ise %2,6 seviyesinde. OECD ve IMF’nin büyüme tahminleri de 2024, 2025 ve 2026 için ortalama %3 civarında seyrediyor. Özetle, ufukta bir resesyon görünmüyor; küresel büyüme gücünü koruyor, enflasyon birçok gelişmiş ülkede hedeflere yakın seyrediyor. ABD’de enflasyonun %3 seviyelerinde olması bir miktar hedef üstü olsa da dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin’de deflasyonist eğilimler dikkat çekiyor. Başta robotlar ve yapay zekâ olmak üzere teknolojik gelişmelerin ciddi bir verimlilik artışına yol açması bir taraftan maliyetleri düşürerek enflasyona baskı yaparken diğer taraftan büyümeye destek oluyor.
Orta vadede büyüme üzerinde riskler artabilir
2026 yılı için ortaya çıkan tablo, görece güçlü büyüme ve düşük enflasyon senaryosuna işaret ediyor. Bununla birlikte, Çin, Japonya, Fransa ve İtalya gibi büyük ekonomilerde kamu harcamalarındaki artış, siyasi ve jeopolitik gelişmeler büyüme üzerinde farklı kanallardan baskı oluşturmaya başlamış durumda. Bu unsurların 2026’nın ikinci yarısından itibaren küresel büyüme ve ticaret üzerinde daha belirgin bir baskıya dönüşme ihtimalini göz ardı etmemek gerekiyor.
Avro–Dolar paritesine dikkat
Parite tarafında ise, ABD Yüksek Mahkemesi’nin Trump’ın gümrük vergilerinin devam edip edemeyeceği ve kurul üyelerini görevden alma yetkisine ilişkin vereceği kararlar kritik önem taşıyor. Bu kararlar, hem Trump’ın gücünün hem de belirsizlik seviyesinin şekillenmesinde belirleyici olacak. Trump’ı güçlendiren bir karar, 2025 boyunca gördüğümüz doların değer kaybının devamını getirebilir. Tersi bir karar ise ABD’nin kurumsal yapısına ilişkin kaygıları azaltarak, ticaret savaşı risklerini düşürüp dolarda toparlanma yaratabilir. Pariteye ilişkin daha net resmin Ocak–Şubat aylarında ortaya çıkacağını öngörüyoruz.
Balon var mı?
Finansal piyasalarda 2026’nın dalgalı bir yıl olacağını belirtmiştik. Hisse senedi piyasalarından emtialara kadar dalgalanmanın sürmesini bekliyoruz. Bununla birlikte, güçlü büyüme ve düşük enflasyon senaryoları, finansal piyasalarda risk iştahının kalıcı biçimde çökmeyeceğine işaret ediyor. Sert düzeltmeler yaşansa bile büyük çaplı bir balon patlaması olasılığını şimdilik düşük görüyoruz. Yapay zekâ ve teknoloji alanındaki hızlı gelişme ve fiyatlamalar, bir balon ihtimalini akla getiriyor; ancak bunun tam olarak ne zaman gerçekleşeceğini öngörmek güç. Tahminimiz, büyümenin sürdüğü ve enflasyonun düşük seyrettiği bir tabloda risk iştahının genel olarak devam edeceği; fakat sert dalgalanmaların yeni normal olarak karşımıza çıkacağı yönündedir.
Şartlar değerli madenleri destekliyor
Bu kadar belirsizliğin ve oynaklığın olduğu bir ortamda, hem daha kurumsal hareket etmek zorunda olan merkez bankalarının hem de güvenli liman arayan yatırımcıların altın ve gümüş gibi değerli madenlere olan talebinin önemli ölçüde azalmayacağını düşünüyoruz. Bu talep, fiyatların dalgalı da olsa yukarı yönlü eğilimini korumasını sağlayacaktır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Erhan Aslanoğlu
İstanbul Topkapı Üniversitesi rektör yardımcısı, akademisyen ve ekonomist. Makroekonomi, Türkiye ve dünya ekonomisi alanlarıyla ilgilenen Aslanoğlu’nun yayımlanmış bir kitabı, kitap bölümleri, çok sayıda makalesi ve tebliğleri bulunuyor. Genel ekonomi, makroekonomik göstergelerin yorumlanması, Türkiye ve dünya ekonomisi, göstergeler ve gelişmeler üzerine seminer ve eğitimler veriyor.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
ABD'de 2026 ara seçimleri, Trump'ın ikinci döneminin kalan son iki yılının çerçevesini belirlemiş durumda. Resmi olmayan sonuçlara göre demokratlar hem temsilciler meclisinde hem de senatoda çoğunluğu ele geçirdi. Temsilciler meclisini demokratların kazanması beklenen bir sonuçtu. Sürpriz, cumhuriyetçilerin yıllardır elinde tuttuğu eyaletlerde de koltuklarını yitirerek senato tarafını da kaybetmesi oldu. Bu sonuç Washington'da Trump'ın gücünün yeniden dengelenmesi sürecini başlatırken, önümüzdeki iki yılın maliye, ticaret ve dış politika gündemini doğrudan etkileyecek

İstanbul Sanayi Odası’nda (İSO) 13 yıldır devam eden Erdal Bahçıvan dönemi sona erdi. 4 Kasım'da yapılan seçimlerde Adnan Dalgakıran, Bahçıvan'ın desteklediği Ender Yılmaz'ı 67'ye karşı 86 oyla geride bırakarak İSO'nun 2026-2030 dönemi Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Peki yeni İSO Başkanının programında hangi başlıklar var?

BIST 100’ün Ağustos ayında 14 bin 600 puanın üzerine çıktığı, ancak Eylül ayında yatırım fonlarında yaşanan likidite krizinin etkisiyle sert biçimde gerilediği üçüncü çeyrekte, Borsa İstanbul’un yatırımcı kompozisyonunda da belirgin bir ayrışma yaşandı. TÜYİD-Yatırımcı İlişkileri Derneği tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerinden yola çıkılarak hazırlanan Borsa Trendleri Raporu’nun 2026 üçüncü çeyrek sayısında, yerli yatırımcıların portföy değerindeki kayıpların yabancı yatırımcılara kıyasla çok daha yüksek olduğu, yabancıların ise özellikle sanayi ve ticaret şirketlerindeki ağırlıklarını artırdığı görüldü.

Bu hafta yurt içinde Ekim ayı enflasyonu, imalat sanayisi PMI verileri ve öncü dış ticaret istatistikleri öne çıkarken, yurt dışında ABD'de Ekim ayı istihdam verileri, İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) faiz kararı ve Avro Bölgesi öncü enflasyonu ön planda.
01 Kas 2026

Dünyanın en büyük kripto para borsası Binance'e yönelik tarihin en büyük saldırılarından birinde 6,3 milyar dolarlık varlık etkilendi. Saldırganlar farklı blokzincir ağlarında varlıkları transfer edip ETH ve Bitcoin'e dönüştürmeye yönelirken, Tether, Circle ve diğer kripto kuruluşlarının müdahaleleriyle yaklaşık 2,7 milyar dolarlık varlık donduruldu. Saldırı, dijital finans sisteminin güvenliğini ve kripto piyasasında merkezî müdahale gücünü yeniden tartışmaya açtı.




