4. BİLET


Şimdi Nereye? Beymen Club’la keşfetmeye, şehrin izini sürmeye, hayal etmeye Bir yerlere yetişmenin, içimize dönmenin, yeni yollar keşfetmenin, yeni seslere alan açmanın mevsimi geldi. Zaman hiç olmadığı kadar hızlı akarken insan, zamanla yarışında bir yandan doğayla uyum içinde kalmak, bir yandan da sınırlarını keşfetmek, yeniliklere yelken açmak istiyor. Bu iki arzu arasında kurulan hassas denge hareketi, ilerlemeyi, yolda olmayı beraberinde getiriyor. Modern ve stil dolu tasarımlarıyla şehir hayatının vazgeçilmezi Beymen Club, sonbahara ayrı bir anlam yüklüyor ve bu yılın koleksiyonunda "Şimdi Nereye?" diye soruyor. Şimdi Nereye?: Pusula bu kez şehre dönüyor. Beymen Club; 2021-22 Sonbahar/Kış koleksiyonuyla herkesi şehirde olan bitenin izini sürmeye, kültürel hayatı canlandırmaya, taze fikirlere yer açmaya, yeni sesler duymaya ve hayal etmeye doğru yola çıkarıyor. Sonu olmayan, yeni keşiflerle genişleyen bu yolculuğa bireysel stilleriyle fark yaratan iki ünlü isim eşlik ediyor: Büşra Develi ve Birkan Sokullu. Keşfedin: Beymen Club 2021-22 Sonbahar/Kış kadın koleksiyonunda bir yönüyle geometrik, bir yönüyle yağlıboya tabloları andıran desenler; kapitone detaylarla, peluş dokunuşlarla, teknik kumaşlarla buluşuyor. Beymen Club'ın vazgeçilmezi olan denimler, sofistike ve modern stilden ödün vermezken konfor da vadediyor. Beymen Club 2021-22 Sonbahar/Kış erkek koleksiyonunda ise farklı doku ve renkleri kullanarak casual giyimi çağdaş ve klasik bir zemine taşıyan parçalar öne çıkıyor. Ekru, buz mavisi ve camel tonları; özgün baskı ve nakışlar, jakar desenli trikolar iddiasını yalın çizgisinde saklıyor. Beymen Club'ın sürdürülebilirlik ilkesine uygun tasarımlarıyla daha iyi bir dünya için doğaya saygı duyan yeni koleksiyonunu keşfetmek için bu bağlantıyı kullanabilir, Beymen Club'ı Instagram'da takip edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
2010’ların ikinci yarısına damga vuran ‘Big 6’ efsanesi, Kuzey Londra temsilcilerinin seneler içindeki düşüşlerinden dolayı yerini 2000’lerin furyası olan ‘Top 4’a bırakmış gözüküyor. City, Liverpool, Chelsea ve United’ın diğer 16 takımla arasındaki fark, Şampiyonlar Ligi potasının -en azından bu sezonluk- kapalı olduğu tahminini yaptırıyor.
Bu tahminin kaynağı, 4 takımın makası açmasından ziyade potansiyel adaylardaki faktörler; Leicester’da son iki şanssız sezonun psikolojik hasarı, Tottenham ve Everton’ın yeni menajerlerinin alışma süreci, Arsenal’ın kadrosunun uzun vadeli planlara yönelik kurulumu ve West Ham’ın ivmelenen performansının sürdürülebilme olasılığının azlığı.

Kuzey Londra temsilcileri, Everton ile birlikte 4. bilet için en büyük adaylar sayılırken, Leicester ve West Ham’ın ise şansından şu aşamada söz edilemez.
7. haftanın sonunda ligin ilk 4 basamağına sürpriz bir ekip dahil olamazken, United’ın yaşadığı Solskjaer temelli problemlerin artması Kırmızı Şeytanlar’ın 4 takım arasındaki en kolay hedef olarak görülmesini sağladı ve kapalı gözüken ilk 4 sırada potansiyel adaylar minik bir şans belirdi.
Everton
Merseyside’ın kırmızı yakasında 6 yıllık başarılı bir dönem geçiren Rafael Benítez, başarılarını tekrarlamak üzere bu sezon mavi yakada fırsat buldu ve şu ana kadar beklentilerin üstüne çıktığını söyleyebiliriz. Demarai Gray’in “Benítez’in sağladığı özgürlük futboldan tekrar keyif almamı sağladı” açıklaması Everton’ın bu sezon başlangıcının özeti niteliğinde.
Görsel: Royal Blue Mersey
Carlo Ancelotti’nin şok ayrılığının ardından kısa ve uzun vadedeki planları suya düşen Everton, yeni bir rota çizmek zorunda kaldı.
Sezon öncesi transfere yalnızca 2 milyon euro harcayan Everton, geçtiğimiz dönemlerde yatırım yaptığı Digne, Mina, Doucure, Allan gibi örneklerden şu ana kadar maksimum verim alıyor. 4-4-1-1 şeklinde sahaya dizilen Everton, topu rakibe bırakan ve geçiş hücumlarını maksimum hızda geliştirerek tehlikeli olan bir yapıda; 7 maçta topla oynama oranlarında üstünlük sağladıkları tek rakip Burnley.
Leeds, Southampton, Burnley gibi ligin B-C sınıfı ekiplerine karşı diri gözükmeleri, kolay fiksütürün işlerini kolaylaştırdığını düşündürtse de Toffees’in Brighton ve Man Utd. sınavları, iddialı ekipler için de büyük problem yaratacaklarının kanıtı.
Tottenham
Nuno Espirito Santo ile yeniden yapılanan Tottenham’ın bu sene rekabetçi kalabilmesi, beklentilerin fazlasıyla karşılanması anlamına geliyor.
Ligin ilk üç haftasında da rakiplerini 1-0 mağlup eden Tottenham, oyunun hücum kısmında oldukça kısıtlı gözükmüştü. Palace, Chelsea ve Arsenal maçlarında savunma katılığını da kaybeden ve bu fikstürden 9 gol yiyerek çıkan Tottenham’ın tepeye oynayabilmesi için savunmasını sağlam tutması şart; çünkü takım ligin en gol üreten ve en az şut atan ekiplerinden biri.
12 puanla 8. sıradaki Tottenham, Kane & Son ikilisinin önderliğinde üst sıraları hedeflemeye devam edecek, ancak şansları yakın dönemde olduğundan oldukça az.
Arsenal
Kadro kalitesi bakımından ligin elitlerinden sayılabilen Arsenal, kilit oyuncularının sakat olması sebebiyle lige korkunç bir start vererek ilk 3 maçta puan alamamış ve tarihinin en kötü başlangıçlarından birini yapmıştı.
Krizdeki Arteta, nispeten kolaylaşan fikstürü iyi değerlendirerek Norwich ve Burnley karşısında hata yapmamış, Tottenham zaferiyle de koltuğunu sağlamlaştırmıştı. Brighton deplasmanında da gol yemeyerek 1 puanı kurtaran Arsenal, yıldızlar ve genç oyunculardan oluşan kadrosunun kimyasını geliştirerek üst sıraları hedefliyor.
Şampiyonlar Ligi’nden uzakta 5. sezonunu geçiren Arsenal için ilk 4 dışı kalmak, finansal açıdan problem yaratmaya devam edecek olsa da 25 yaş ortalamalı takım için saha içinde kabul edilemez değil. Olası bir ilk 4 ise planların Arteta’yla devam etmesi anlamına gelecektir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
YAZARLAR

Umut Öztürk
Premiercast.

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tadej Pogačar, Paris’te Fransa Turu'nu beş kez kazananların arasına girdiğinde tarihle ve rekorlarla ilgilenmek istemediğini söyledi. Birinci veya beşinci zafer olması fark etmiyordu, Tadej Pogačar o anın tadını çıkarmak istiyordu. Belki gerçekten böyledir. Biz Pogačar’ı Merckx’le, Hinault’yla ve henüz kazanmadığı kupalarla ölçerken o, bisikletin içinde daha yakın şeylere bakıyor: Karşısındaki rakibe, arkasında zorlanan arkadaşına, yol kenarında bekleyen sevdiğine.

Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?





