Bir şehir binbir koku

Koku, genellikle en az değer verilen, en önemsiz duyuymuş gibi düşünülüyor. Bu sebeple de kokuları anlatan kelime dağarcığımız çok kısıtlı. Kokuları betimlemeye çalışırken genelde diğer duyuları ya da kokuların bizde uyandırdığı hisleri tanımlayan kelimeleri ödünç alıyoruz. Sanırım yazıyı yazmakta zorlanmam da bundan. Ya da İstanbul’un her köşesinin bir başka kokmasından... Benim için İstanbul; biraya karışan Boğaz kokusu, metrosunun rutubeti, trafiğinin egzozu, baharda açan ıhlamur ve erguvanı... Bu kadar büyük ve kozmopolit bir şehirden bahsederken tabii ki tek bir kokudan veya herkes için ortak kokulardan bahsetmek güç. İstanbul bir kokular şehri; onu kokular şehri yapansa tarihi, kültürü, devinimi...

Eminönü: Mısır Çarşısı bugün belki eskiden olduğu kadar buram buram baharat kokmuyor; ama koku deyince akla şehrin en büyük baharat çarşısının gelmesi doğal. Haliç’in ucunda, gemilerin kolayca yanaştığı bir konumda olması, Mısır’dan gelen envaiçeşit baharata ev sahipliği yapmasına sebep olmuş; zamanında İstanbul’u ziyaret eden gezginlerin başını döndürmüş. Dükkânlardan yükselen yoğun gül yağı, misk, amber, günlük, öd ve sandal ağacı kokuları şimdilerde önceden öğütülüp keyifli kokusunu geride bırakan anason, tarçın, kekik, tarhun, defne, muskat ve karanfile dönüşmüş.

Galata Köprüsü’ne doğru yürürken açken daha da iştah açan, tokken de burnu biraz yoran pişmiş balık kokusu denizden gelen kesif bir yosun kokusuna karışıyor. Ama hemen az yukarıda Tahmis Sokak, Kurukahveci Mehmet Efendi ve Mahdumları'ndan gelen kahve kokusuyla dolup taşıyor. Zaten TDK’ya bakınca “tahmis” kelimesinin anlamına şaşırmıyorum: Kahve kavurmak; kavrulmuş ve öğütülmüş kahve satan yer.

Karaköy: Kahve kokusunu takip eden burnum beni Karaköy’e götürüyor. Yeni nesil kahve dükkânlarının sarıp sarmaladığı mahalle bu kokuyu gerçekten son 10 yılda mı sahiplenmiş? Koku Uzmanı ve Parfümör Vedat Ozan, “eskiden onların yerinde demir işçiliği yapan atölyelerin yaydığı yarı endüstriyel bir "zanaat" kokusu mevcuttu. Dolayısıyla kentsel dönüşümden bahsetmeden kent ve koku kavramlarını anlayabilmek pek mümkün değil.” diyor. Önümüzdeki yıllarda daha da "soylulaşacak" Karaköy’ün kokusunu Galataport’tan yükselen parfümler mi oluşturacak, bilinmez.

Kadıköy: Vapurda Boğaz’ı içime çekip karşıya geçince beni kokoreç, midye ve nargile kokusu karşılıyor. Kadıköy’ün ara sokaklarından sızan bu kokular, gece geç saatlerde dükkânların atıklarının hep birlikte fermente olmasıyla yoğun bir çöp kokusuna dönüşebiliyor. Pandemi öncesinde bu kokulara, sokaklara yayılan gençlerden sebep alkol ve amonyak kokusu da karışırdı tabii. Şimdilerde Kadıköy sokaklarında bu kokuları almak zor; ama sahile doğru inerken sağlı sollu dizilmiş meyhanelerden yükselen hafif anason kokusunu almamak mümkün değil.

Burnumu yaşadığım şehrin kokusuna açmamı sağlayan hocam Vedat Ozan’a, yazıya yaptığı katkılardan dolayı teşekkür ederim.

Kaynakça
Göksan Göktaş, İstanbul'u kokluyorum gözlerim kapalı. Sabah Gazetesi, 26 Ocak 2019
Vedat Ozan, Kokular Kitabı-III- Kültürler. Everest Yayınları, 2016.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

💭 İstanbul nasıl kokar?

Şehrin kokuları, bozanın faydaları, İlber Ortaylı ile İstanbul dersleri

27 Eyl 2020

💭 İstanbul nasıl kokar?

İLGİLİ OKUMALAR