amber ile ilgili hikayeler

Martin Kuczmarski’nin yeni adresiMartin Kuczmarski’nin yeni adresi: The Dover’ın kurucusu Martin Kuczmarski, Londra'da Sloane Square’de açtığı Martino’s ile ziyaretçilerine uzun öğle yemekleri ve geç saatlere kadar uzayan akşam yemekleri için özel olarak tasarlanmış, romantik bir İtalyan usulü deneyim sunuyor. Ayrıntılar: The Willett Building’in zemin katında yer alan mekan, Studio Dragò imzasıyla 1950’ler İtalyan trattoria sıcaklığını çağrıştıran beyaz örtüler, yumuşak amber aydınlatma, Venedik tarzı terraz...Devamını Oku

25 Oca 2026

Barcelona'nın yeni esans barıBarcelona'nın yeni esans barı: Port Fòrum bölgesindeki SLS Hotel'de bu sezon hizmet vermeye başlayan Kyara, parfüm esanslarını geleneksel kokteyllerle biraraya getirerek verbana ve bergamotlu margarita , clamato ve kahveli bloody mary , walnut leather negroni gibi "çok duyulu" eşsiz kokteyller hazırlıyor. Ayrıntılar: İçinde bir esans kütüphanesi de bulunan barın menüsü yedi kategoriye ayrılıyor; meyve, narenciye, çiçek, amber, şipre, deri ve orman.

29 Haz 2025

Barcelona'nın yeni esans barıPort Fòrum bölgesindeki SLS Hotel'de bu sezon hizmet vermeye başlayan Kyara, parfüm esanslarını geleneksel kokteyllerle biraraya getirerek verbana ve bergamotlu margarita , clamato ve kahveli bloody mary , walnut leather negroni gibi "çok duyulu" eşsiz kokteyller hazırlıyor. Ayrıntılar: İçinde bir esans kütüphanesi de bulunan barın menüsü yedi kategoriye ayrılıyor; meyve, narenciye, çiçek, amber, şipre, deri ve orman.

29 Haz 2025

1930’larda ‘şerbet’ krizi: Binlerce insan aynı bardakta buluşuyor

Şerbette kristalize olan yazlık dertler... 1930'larda şerbet, yaz aylarında en iyi serinleticilerden biri. Şerbetçi dükkânları da gündüzleri kadın ve erkeğin bir arada takıldığı, en hareketli ve kalabalık mekanları. Seyyar şerbetçiler ise para basıyor. Serin bir içecek, sıcakkanlı insanlar ve güzel para... 'Şerbet' krizi böyle başladı.

1930’larda ‘şerbet’ krizi: Binlerce insan aynı bardakta buluşuyor
Bir şehir binbir kokuKoku, genellikle en az değer verilen, en önemsiz duyuymuş gibi düşünülüyor. Bu sebeple de kokuları anlatan kelime dağarcığımız çok kısıtlı. Kokuları betimlemeye çalışırken genelde diğer duyuları ya da kokuların bizde uyandırdığı hisleri tanımlayan kelimeleri ödünç alıyoruz. Sanırım yazıyı yazmakta zorlanmam da bundan. Ya da İstanbul’un her köşesinin bir başka kokmasından... Benim için İstanbul; biraya karışan Boğaz kokusu, metrosunun rutubeti, trafiğinin egzozu, baharda açan ...Devamını Oku

10 Mar 2021