

İstanbul Film Festivali’nin keyfi Nespresso ile yaşanıyor
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen, Türkiye’nin en büyük uluslararası sinema etkinliği — Duende okurunun da sabırsızlıkla beklediği İstanbul Film Festivali , bu yıl 41. kez, 8-19 Nisan tarihleri arasında…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Emre Eminoğlu
Film: Like Father, Like Son / Soshite chichi ni naru
Yönetmen: Hirokazu Kore-eda
Süre: 121 dakika
Jenerik: Eleştirmen Roger Ebert'ın "Ozu'nun vârisi" olarak tanımladığı, günümüz Japonya sinemasının en önemli yönetmenlerinden Hirokazu Kore-eda'nın birbiri ardına çektiği aile dramları ve dokunaklı hikâyelerinden sadece biri Like Father, Like Son. 2013 Cannes Film Festivali'nde Jüri Ödülü'ne layık görülen film, altı yaşındaki oğullarının aslında öz oğulları olmadığını, doğumun ardından hastanede bebeklerin karıştığını ve öz oğullarının başka bir aile tarafından büyütüldüğünü öğrenen bir ailenin zorlu karar sürecini konu alıyor.
Neden izleyelim? Sadece karakterlerini değil, izleyicisini de zorladığı sorgulama ve vicdan muhasebelerini yaşamak ve aile bağlarındaki küçük anların, anlık detayların anlamını düşünmek için. Filmin bir sahnesinde, işi gereği şehrin ortasında deney amacıyla kurulmuş yapay bir ormanı ziyaret eden baba karakteri, bazı böcek ve bitki türlerinin bu yapay ortama kolayca alıştığını ama bazılarının alışmasının 15 yıldan fazla sürdüğünü öğreniyor. Filmdeki tüm duygu değişimlerinin, simgeselliğin ve olay akışının kilit noktasının bu sahne olduğunu hemen anlıyorsunuz. Hastanenin avukatları, iki aileye çocukları "değiştirebileceklerini" söylüyor. Karar vermekse çok zor. Kayıp olduğunu, aradıklarını bile bilmedikleri bir bağı bulduklarında, altı yıldır kurdukları bir diğer bağdan vazgeçmeyi göze almak çok zor. Kore-eda'nın tüm filmlerinde sorgulanan aile bağları, bu kez kan bağı üzerinden sorgulanıyor: Altı yıllarını birlikte geçirdikleri bu çocuk mu, yoksa kendilerine yabancı olan bir başka çocuk mu ailelerinin bir parçası olan?
Nerede izleyebilirsin? Like Father, Like Son, 5 Nisan'dan itibaren "Küçük Mutluluklar: Bir Hirokazu Kore-eda Retrospektifi" seçkisi kapsamında MUBI'de izlenebilecek. MUBI'den yönetmen retrospektifleri, benim adını duyduğum, fakat o ana kadar hiçbir filmini izleme fırsatı bulmadığım birçok yönetmenle tanışmamı sağladı, umarım sizin için de öyle olur.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İstanbul Film Festivali'nin heyecanına kapılıyor, biletlerimizi cebimize koyup yola düşüyoruz. Yolda giderken Grammy bulmacasını çözüyor, metroda Ceylan Göksel'e rastlıyoruz.
01 Nis 2022

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Köklü rock grupları yıllardır büyük ölçüde aynı şarkı listeleri ve sahne düzenleriyle konser veriyor. Bir grubun geniş bir müzik kataloğuna sahip olması, dinleyiciye her konserde bu zenginliğin farklı bir bölümünü sunması için yeterli değil mi?

Bir düzeni reddetmekle onun yerine başka bir düzen kurmak arasındaki mesafe neden bu kadar büyük? Romain Gavras’ın 2022 yapımı "Athena"sı bu soruyu cevaplamaktan çok, bütün şiddetiyle önümüze koyuyor. Film, öfkenin nasıl kolektif bir enerjiye dönüşebildiğini, kalabalıkların kadraja her girişinde büyüyen bir hareket duygusu ve baş döndürücü bir kurgu temposuyla gösteriyor.

İstanbul ve Ankara ayakları sona eren, bu hafta sonu İzmir ve Mersin’de sürecek Filmekimi seçkisinde ölüm, yas, ahlaki ikilemler ve gerçek hayatlardan beslenen hikayeler öne çıktı.

Adalet, gerçeklik ve güvenlik sarsılırken yapay zeka yeni bir faili sahneye çıkarıyor. Netflix'in "Instadocs" serisi, kendi yarattığı sistemlerle yüzleşmek zorunda kalan insanlığın hikayesini anlatıyor.

Süleyman Doğru'nun dilimize kazandırdığı "Latin Amerika Patlaması - Boom Mektupları", kitabın editörlerinin imece usulü yazdığı "giriş" yazısı, yaklaşık 207 mektup ve mesaj, yazarların birbirleriyle yaptıkları söyleşiler, eserleri hakkında kaleme aldıkları deneme, eleştiri ve makalelerle bizi Latin Amerika ve İspanyolca edebiyatın dört çığır açan isminin dünyasına davet ediyor.



