

34 Calling konserlerinde buluşuyoruz Sevgili Duende okuru, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Kültür AŞ organizasyonuyla gerçekleşecek 34 Calling konser serisinin , heyecanla beklediğimiz pek çok sanatçıyı ağırlayacağı müjdesini hatırlarsın ki seninle paylaşmıştık. Şimdi de 34 Calling kapsamında, performanslarıyla Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nu şenlendirecek değerli isimlerin tamamını seninle paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz. Kimler var? Hooverphonic with Orchestra, 11 Haziran : Serinin ilk konseri, trip-hop’u saykedelik, pop ve çok sesli elementlerle sentezleyen Belçikalı grup Hooverphonic’in orkestral performansıyla başlıyor. Mad About You şarkılarını birlikte söylemeye hazır mısın? Mark Eliyahu Friends, 13 Haziran : Mark Eliyahu’ya sahnede sürpriz isimlerin eşlik edeceği Mark Eliyahu Friends konseriyle Doğu ve Batı müziğinin naçizane harmonisine tanıklık edeceğiz. Gipsy Kings by André Reyes, 28 Haziran : Tutkulu latin müziği ziyafeti sunmaya hazırlanan Gipsy Kings by André Reyes konseriyle hem geleneksel hem de popüler flamenko ve rumba unsurlarını içeren şarkılara eşlik edeceğiz. Bamboléo şarkılarını duyduğumuzda yerimizde nasıl duracağız henüz biz de bilmiyoruz. Godspeed You! Black Emperor, 13 Temmuz : Tüyleri diken diken etmeye hazırsak post rock sahnesinin öncü ve en önemli gruplarından Godspeed You! Black Emperor ile Harbiye’de buluşacak ve bambaşka bir konser deneyimi yaşayacağız. İstanbul özlediğimiz ruhuna kavuşturacak 34 Calling konserlerine yavaştan ısınmaya başlamak istersen şuradan Kültür AŞ’nin bizler için hazırladığı çalma listesini dinleyebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: The Great Freedom / Große Freiheit
Yönetmen: Sebastian Meise
Süre: 116 dakika
Jenerik: Dünya prömiyerini geçtiğimiz yılki Cannes Film Festivali'nin Belirli Bir Bakış bölümünde yapan The Great Freedom, bölümün Jüri Ödülü'nü kazanmış ve ardından Saraybosna Film Festivali'nde En İyi Film seçilmişti. Film, II. Dünya Savaşı sonrası Almanya'sında Ceza Kanunu'nun 175. paragrafı nedeniyle sırf eşcinsel olduğu için ülkede ve dönemdeki tüm eşcinseller gibi art arda hapis cezasına çarptırılan Hans'ın yaşamından üç farklı dönemi konu alıyor.
Neden izleyelim?: Her şeyden önce, Victoria ve Transit gibi filmlerden hatırlayacağın Franz Rogowski'nin olağanüstü performansı için. Büyük Özgürlük, ülkede işlenen savaş suçlarının açığa çıktığı utanç verici yıllarda dahi LGBTİ+ bireylerin özgürlüklerini ceza kanununa dayanarak kısıtlamaya devam eden Almanya'nın tarihinden sayfaları karıştırıyor. Karakterinin zihninde iç içe geçmiş çekmeceler misali açtığı farklı hücrelerin kapılarından bakmanı sağlayacak yapım, cinsel özgürlük başta olmak üzere birçok özgürlüğün değerini anlamanı sağlayacak. Öte yandan, her şeyden önce var olma özgürlüğünün yaşamı boyunca tadına varamamış bir bireyin ikilemleri ve davranışları, üzerine düşünmeye ve tartışmaya değer.
Nerede izleyebilirsin?: The Great Freedom, geçtiğimiz hafta MUBI kataloğuna eklendi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Büyük Özgürlük MUBI'de; Zeynep Atakan'la Türkiye sinemasının Cannes yolculuğu; Arcade Fire'dan yeni albüm WE.
13 May 2022

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.




