

Ses ve ışığın eşsiz dansı: Boşlukta Mevcut Boşlukta Mevcut sergisi İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İBB Kültür AŞ iş birliğiyle düzenlenen Boşlukta Mevcut , 28 Eylül ’e kadar Taksim metrosunun -1. katında bulunan Taksim Sanat ’ta ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek. Nedir? İBB Kültür AŞ ’nin 2022 yılındaki dördüncü sergisi olan Boşlukta Mevcut , ses, ışık ve kent üzerine düşünen, mekânsızlığı hem içerik hem form bağlamında bir deney alanı olarak ele almayı amaçlayan ve günümüz sanat pratiklerinde yapıt-mekân ilişkisine yönelen bir tema etrafında biçimleniyor. Kimler var? Küratörlüğünü Derya Yücel ’in, proje asistanlığını Merve Duran ’ın üstlendiği sergi; Ali M. Demirel, Ardan Özmenoğlu, Aytaç Aybak, Buşra Tunç, Candaş Şişman, Çağrı Saray, Çınar Eslek, Fırat Engin, Murat Germen, Ramazan Can, Seda Boy, Vahap Avşar ve Volkan Kızıltunç ’un ses ve ışık enstalasyonlarından oluşuyor. Şehirdeki görülme ve duyulma ihtiyacımıza odaklanan Boşlukta Mevcut sergisi hakkında daha fazla bilgi almak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Kimi
Yönetmen: Steven Soderbergh
Süre: 89 dakika
Yapım yılı: 2022
Jenerik: Steven Soderbergh, çağın koşullarına en iyi uyum sağlayan, sinema ve televizyon ayrımının ortadan kalktığı düzene en hızlı şekilde adapte olan yönetmenlerden biri. iPhone kameraları kullanarak çektiği Unsane (2018), Netflix ve HBO Max için çektiği High Flying Bird (2019), The Laundromat (2019) ve Let Them All Talk (2020) gibi orijinal yapımlar bunun kanıtları. Soderbergh biçimsel olarak pandeminin yarattığı izleme alışkanlıklarına, içerik anlamında da pandeminin yarattığı paranoyaya uyum sağlamakta gecikmedi. 2022'nin ilk aylarında, sinemalara uğramadan doğrudan HBO Max’te yayımlanan bir filme, Kimi’ye imza attı.
74. Primetime Emmy Ödülleri’nin odağımızda olduğu bu haftada, koşullar değişmeden önce pekâlâ “televizyon filmi” olarak değerlendirilebilecek bir film önermeyi uygun buldum. Zoë Kravitz’in başrolünde yer aldığı Kimi, COVID-19 pandemisinin ardından ortaya çıkan agorafobisi nedeniyle Seattle’daki evinden çalışan bir genç kadının, işi gereği bazı sesli verileri incelerken bir suça tanık olmasını ve bu yüzden başının belaya girmesini konu alıyor.
Neden izleyelim? Bugün birçoğumuz “normal” hayatına geri dönmüş olsa da bir buçuk-iki yıl öncesinde alışveriş torbalarını çamaşır suyuyla sildiğimiz, yan sokağımızda oturan arkadaşlarımızı dâhi aylarca görmediğimiz ve kimseye dokunmadığımız apokaliptik bir gerçekliğin içindeydik. Soderbergh’in filmi pandemiyi inkâr etmeyen filmlerden. Yarattığı karakterse pandeminin etkisini üzerinden atamamış, üstelik bunu bir fobiye dönüştürmüş biri.
Kimi; tüm bunlardan asla sıkıcılaşmayan, gerilimi yüksek, gizemi yerinde, üstelik çok büyük bir kısmı tek mekânda geçen, klostrofobik bir aksiyon filmi çıkarmayı başarıyor. Bu dijital çağ Rear Window’unda, karşı pencereden dürbünle görünenlerin yerini bir ses kaydının frekanslarıyla oynandığında duyulanlar alıyor. Filmin sürprizlerle dolu ve temposu yüksek ikinci yarısı, önceden detay sanılan birçok ögenin hızla ve kolaylıkla yerine oturtulan bir puzzle’ın son parçaları gibi kullanıldığı bir izleme deneyimi sunuyor.
Nerede izleyebilirsin? Kimi şu an Türkiye’de yasal yollarla izleyebileceğiniz herhangi bir platformda bulunmuyor.
Benzer işler:
- Panic Room (2002, David Fincher)
- Searching (2018, Aneesh Chaganty)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Elçin Yahşi’yle 74. Primetime Emmy ödülleri sohbeti, Soderbergh’in Rear Window güzellemesi, Kenny Beats’in ilk solo albümü Louie.
09 Eyl 2022

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.




