

Koç Holding tüm sanatseverleri Bienal ’e davet ediyor İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen ve 2007 yılından bu yana sponsorluğunu Koç Holding ’in üstlendiği İstanbul Bienali , 17’nci edisyonuyla başladı. Bir yıl ertelenmesi ve pandemi koşulları altında düzenlenmesi nedeniyle; ölçeği, yöntemi ve hedefleri açısından bizi farklı bir deneyimle karşılayacak olan Bienal’i 20 Kasım’a kadar ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz. Nerelerde? 17. İstanbul Bienali, bu yıl aralarında kitapçılar, sahaflar, hastaneler, huzurevleri, kafeler, metro durakları ve Açık Radyo'nun da bulunduğu şehrin pek çok farklı noktasında konumlanıyor . Dahası: Vehbi Koç Vakfı çatısı altında faaliyet gösteren kültür kurumlarından Topluluk şirketlerinin bu alanda yürüttüğü çalışmalara kadar kültür sanata desteğini hız kesmeden sürdüren Koç Holding , İstanbul Bienali sponsorluğunu 2036 yılına kadar uzatmış olmanın mutluluğunu paylaşıyor. Koç Holding’in bu yıl Bienal’i karşıladığı, “Sanatla Değiş, Dünyayı Dönüştür” söylemini sahiplenerek sanatın iyileştirici ve dönüştürücü gücüne dikkat çeken filmini buradan izleyebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Zuhal
Yönetmen: Nazlı Elif Durlu
Süre: 88 dakika
Yapım yılı: 2021
Jenerik: Nazlı Elif Durlu ve Ziya Demirel ikilisi, üretken bir yıl geçirdi. İkilinin birlikte kaleme aldığı ve Nazlı Elif Durlu’nun yönettiği Zuhal geçtiğimiz yılki Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde, Ziya Demirel’in yönettiği Ela ile Hilmi ve Ali ise İstanbul Film Festivali’nde ilk gösterimlerini yaptıktan sonra Türkiye’deki çeşitli festivallerden ödüllerle döndüler. Bunlardan Nihal Yalçın’ın başrolünde yer aldığı Zuhal, kentli bir kadının bir gece apartman dairesinin duvarları arasından duyduğu kedi miyavlamasını kafasına takmasını ve sesin kaynağını bulmak için yıllardır aynı dairede yaşamasına rağmen iletişim içinde olmadığı komşularıyla bağlar kurmasını konu alıyor.
Neden izleyelim? Türkiye sinemasında çok sık görmeye alışık olmadığımız kadın hikâyeleri bir yana, kentli kadın hikâyeleri öyle kolay kolay karşımıza çıkmıyor. Zuhal, varlığından çok yokluğuyla ilgilendiğimiz bir erkek partnerin yarattığı boşluğu, yaşadığı evin koridorlarını tıkayan bir büfenin yarattığı sıkışıklığı, var olup olmadığına film karakterleri kadar biz izleyicinin de karar veremediği bir kedi sesinin bilinmezliğini güçlü simgelere dönüştürüyor ve başarılı bir kentli kadın portresi çiziyor. Nihal Yalçın’ın son yılların en iyi kadın oyuncu performanslarından birine imza attığı filmde, Zuhal’in dünyası yaşadığı apartmanın farklı dairelerindeki hayatlarla kesişiyor. Apartmandaki kadınların arasındaki sessiz dayanışma Zuhal’e güç ve güven verirken, erkeklerin şüphecilikten tehditkarlığa uzanan bir yelpazedeki tekinsiz tavırları, filme feminist bir derinlik katıyor. Tek mekânı farklı dairelere dönüştüren ve zekice detaylarla süsleyen prodüksiyon tasarımı, kedi sesinin muallaklığını destekleyen ses tasarımı ve oyunbaz müzikleri de filmi güzel kılanlardan.
Nerede izleyebilirsin? Zuhal, bu hafta Başka Sinema salonlarında gösterime giriyor.
Benzer işler:
- Hayatboyu (2013, Aslı Özge)
- Ela ile Hilmi ve Ali (2022, Ziya Demirel)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Batu Akyol'la Türkiye'de Caz belgeseli söyleşisi, The Comet is Coming'in elektronik müziği yeniden keşfi, kentli bir kadın kahraman filmi Zuhal.
30 Eyl 2022

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.




