Bir marka doğuyor: Air

Ben Affleck'in yönettiği, başrolünde Matt Damon'ın yer aldığı Air; Air Jordan markasının doğuşunu anlatıyor.
Bir marka doğuyor: Air

19 Mayıs - The Irish Spirit - Duende
The Irish Spirit ile birlikte

Kombo x Jam’s Space buluşmalarında kaçırılmaması gerekenler Yepyeni bir yaşam alanı yaratan Vertical ’in içerisinde bulunan Jam’s Space ’te, Kombo ile canlı performanslara, tasarım, sinema, moda ve gastronomiden çeşitli etkinliklere, atölye ve konuşmalara ve dönemsel olarak gerçekleşen pop-up içeriklere uğramaya devam ediyoruz. Jam’s Space ve Kombo ’nun önümüzdeki günlerde kaçırmamanı tavsiye ettiğimiz buluşmalarını aşağıda senin için sıraladık: Underdog Friends: Kerem Akdağ, Janbo | 20 Mayıs 21.00: “Barış, sevgi ve korsanlık” pankartı açan Underdog ekibiyle Kerem Akdağ ve Janbo bir cumartesi akşamından beklediğiniz tüm hareketi sunmaya hazır. Musiki FM Selectors: Ahu, Hünkar | 26 Mayıs 21.00: Dünyanın farklı sahnelerinden yolu geçen DJ ve söz yazarı Ahu ile yerel sahnenin pek sevdiğimiz bir diğer başarılı DJ’i Hünkar, setin başında selam vermeye hazırlar. Meşeli Sohbetler: Gürkan Gümüş, Teoman Hünal | 1 Haziran 21.00: Meşe tadında bir sohbete hazırsan viskiye dair ne var ne yok konuşmak üzere iki uzman isim Gürkan Gümüş ve Teoman Hünal’la bir randevuya davetlisin. Dahası: “Daha başka neler var?” diye sormak istersen The Irish Spirit birlikteliğiyle hazırlanan buluşmalar arasında bugün 21.00 ’de Jolly Joker Pub Kanyon ’da Gülinler ve yarın 22.00’ de Aksi Cadde ’de Ozan Algül seni bekliyor. Yarın için bir başka önerimizse 22.00 ’de The Wall ’da Emre Nalbantoğlu ve Acil Servis ’i sahnede yakalaman. Jam’s Space ve Kombo ’da neler olacağını takip etmek için burayı , The Irish Spirit buluşmalarını kaçırmamak için şurayı takip edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Film: Air

Yönetmen: Ben Affleck

Süre: 111 dakika

Yapım yılı: 2023

Her şey senarist Alex Convery'nin Netflix'teki belgesel mini-dizi The Last Dance'i izlemesiyle başlamış. Daha net olmak gerekirse basketbol tarihinin efsanevi oyuncularından Michael Jordan'ın kariyerine odaklanan bu belgeselin özellikle onun Nike ile olan işbirliğine ve Air Jordan markasının yaratım sürecine dair olan kısmını izlemesiyle... Senaryo 2022 baharında Amazon Studios tarafından satın alınmış ve 1990'lardan beri birlikte üreten sıkı dostlar Ben Affleck ile Matt Damon ikilisi projeye dâhil edilmiş. Michael Jordan'ın filmdeki yeri ve önemine yazının sonraki satırlarında değineceğim fakat prodüksiyon süreci boyunca da görüşülen ve fikri alınan sporcu; senaryonun önemli ölçüde değişmesine, bazı karakterlerin eklenmesine önayak olmuş: Nike ile anlaşma imzalamasını tavsiye eden ilk kişi olan antrenör George Raveling ile Nike'ın Jordan markasının yöneticilerinden Howard White sıfırdan senaryoya eklenirken Jordan'ın ebeveynlerinin, bilhassa annesinin rolleri de genişletilmiş. Annesini Viola Davis'in oynamasını arzu eden de bizzat Jordan olmuş. 

İzleyicisini 1984 yılına götüren ve Nike markasının basketbol ayakkabıları departmanı kapısından içeri sokan Air, departmanın pazarlama yöneticilerinin marka için yeni bir yüz bulması için yetenek avcısı Sonny Vaccaro'yu (Matt Damon) görevlendirmesini ve onun dönemin yükselişteki basketbolcularından Michael Jordan'ı ikna etme çabasını konu alıyor. Sonuç olarak hepimizin bildiği o markanın temelleri atılıyor: Air Jordan.

Air | Kaynak: Prime Video

Sporla, hele ki takım sporlarıyla aram hiçbir zaman iyi olmadı. Dolayısıyla bir basketbol ayakkabısının bir koşu ayakkabısından nasıl farklı üretilmiş olduğu da hiçbir zaman umurumda değildi. Ama spor ayakkabılar (ya da sneaker'lar) ve sneaker kültürü daima ilgimi çekti. En ciddi ortamda dahi sneaker giymeye, takım elbiseyle sneaker "kombinlemeyi" normalleştirmeye, farklı markaların farklı modellerini ilk görüşte tanımaya başladım. Kendi ekonomik özgürlüğümü elde ettiğim andan itibaren de bağımlılık derecesinde, ihtiyacın ötesinde sneaker satın almaya başladım. Bu tutkunun altında yatan sebep rahat olmak, sürekli aktif ya da sporla iç içe olmak değildi. Sporla ilgilenmiyor olduğumdan sporcuların değil belki ama hayranı olduğum oyuncuların, müzisyenlerin ve modellerin ya da sadece sokakta görüp beğendiğim sıradan insanların ayağında gördüğüm sneaker'ların bir arzu nesnesine dönüşmesi, onlar gibi olma isteğininse satın alınabilir olmasıydı. İşte Alex Convery'nin Air senaryosu tam olarak bu anlatmaya çalıştığım histen besleniyor, bu son derece kapitalist döngüyü temel alarak yola çıkıyor. Film boyunca defalarca duyduğumuz o cümlenin varlığı da bu yüzden: "Bir ayakkabı sadece bir ayakkabıdır, biri onu giyene kadar."

Ben Affleck'in Air filmi ise senaryonun temellerinin dayandığı fikri ne yazık ki layıkıyla somutlaştıran bir filme dönüşemiyor. Kafası karışık bir film izlediğimiz. İçinde basketbol, tarih, marka yönetimi ve moda başta olmak üzere birçok katmanı olan bir hikâyeyi anlatırken odağını bulamıyor. İşin pazarlama, işletme, ekonomi boyutlarına ve bir şirket departmanındaki dinamiklere odaklanmamızı; şirketin aldığı riskleri düşünmemizi beklerken aynı anda kişisel hayatlarına dair detaylar öğrendiğimiz çalışanlarla empati kurmadan da geçmememizi çünkü insani boyutun da önemli olduğunu öğütlüyor. The Last Dance'i, Michael Jordan'ın kariyerini ya da büyüklüğünü, tarihî gerçekleri düşünmemizi beklerken aynı anda 80'lerin nostaljisine kapılmamız için çırpınıyor: 80'lerin tüketim ürünleri, tüketim alışkanlıkları, televizyon programları, kültürü ve popüler kültürüne dair akıp giden görüntüler sanki bir fon oluşturmayı değil de bizi filmin gerçekten 80'lerde geçtiğine inandırmayı amaçlıyor.

Ve Michael Jordan... Air'in tüm gücünü aldığı, aurası ve etkisi üzerine inşa edildiği, Air Jordan markasına adını veren o sporcu; kısacası filmin var olma sebebi. Filmin en zayıf noktası, ne yazık ki Michael Jordan'ı kullanma şekli. Michael Jordan'ın sürece müdahil oluşu ve isteklerinin yerine getirilmesi, filmle ilgili bir sorunu olmadığının açık bir göstergesi. Filmde isminin ve cisminin kullanılabiliyor oluşu, "orada" oluşu da yanılmıyorsam yasal bir engelin olmadığını işaret ediyor. Filmde Michael Jordan'ın yalnızca silüetini, ensesini ya da sırtını görüyor; sesini olabildiğince az duyuyor ve yüzünü asla görmüyoruz. Onun ikonikliğinin ve insanüstülüğünü yansıtmanın hedeflendiği belli. Fakat birçok sahnede yer aldığı bir senaryoda Jordan'ı bu şekilde kullanmak bir yerden sonra amacına ulaşamıyor. Hem Jordan'ı hem de bu biçimsel seçimi karikatürleştiriyor. Michael Jordan'ın etkisini ve büyüklüğünü, var olma amacı onu karikatürleştirmesi olan Space Jam (1996, Joe Pytka) kadar bile iyi hissettiremiyor. Hatta akıllara Anthony Quinn'in boşluğa bakarak kurduğu diyalogları ve The Message / Çağrı (1976, Mustafa Akkad) filmini getiriyor. Sanki defalarca söylendiğinin aksine bunun sadece bir ayakkabının (ya da onu üretenlerin) değil, onu giyen kişinin de hikâyesi olduğu unutuluyor. Her yerde onun izleri ve adı olmasına rağmen. 

Air | Kaynak: Prime Video

Odağını bulamayan karmaşası ve Michael Jordan'ı hatalı konumlandırması dışında Air'in tempo ve izlenebilirlikle ilgili hiçbir sorunu olduğunu düşünmüyorum. Oyuncu seçimlerini, dönemi yansıtmadaki titizliğini, espri anlayışını ve markayı kullanışını gayet başarılı buldum. 90'lar değil de 80'ler çocuğu olsam filme yedirilmiş motivasyon cümlelerinin, risk güzellemelerinin ve dad joke'ların da etkisiyle Air'i şimdiden yılın en iyisi ilân edebilirdim. Bir üst nesil genel izleyicinin de bu filmi neden seveceğine anlam verebiliyorum. Filmin başlangıçta doğrudan dijitalde yayınlanması planlansa da ortaya çıkan sonuç ve deneme gösterimleri Amazon'u filmi ABD'de gösterime sokmaya ikna etmişti. İlk bir ayda 90 milyon dolara yaklaşan gişe hasılatı ve filmin gişede üçüncü sıraya kadar yükselmesi bu kararın doğruluğunu kanıtlıyor. Öte yandan filmin özellikle 35 yaş üzeri izleyiciyi sinema salonlarına çektiği gözlemleniyor. Bu da başka bir şeyin kanıtı: Air'in her şeyden önce nostaljiye oynadığının...

Nerede izleyebilirsin? Air12 Mayıs'ta Prime Video kataloğuna eklendi.

Alternatif işler:

  • Moneyball (2011, Bennett Miller)
  • Steve Jobs (2015, Danny Boyle)
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

👟 Ben Affleck'in Air filmi, billy woods'un yol günlüğü

Ben Affleck'in Air Jordan markasının doğuşunu odağına alan filmi; billy woods & Kenny Segal'ın caz rap soyutluluğunda bir yolculuk güncesi; Berlin'in highlife ve afrobeat esinli kolektifi Jemba Groove'un afro-soul müziği.

19 May 2023

The Irish Spirit ile birlikte
Kaynak: Prime Video

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm

Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

Eda Solmaz

·

03 Ağu 2026

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm
DuendeDuende

HİKAYE

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

Bahar Çuhadar

·

03 Ağu 2026

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?
DuendeDuende

HİKAYE

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Tuba Büdüş

·

31 Tem 2026

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?
DuendeDuende

HİKAYE

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

Emre Eminoğlu

·

31 Tem 2026

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?
DuendeDuende

HİKAYE

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.

Soner Can

·

31 Tem 2026

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine