KKM: Dost mu, düşman mı?


Büyük düşünme zamanı: eOfis Alışık olduğumuz ofis fikri yerini daha özgürlükçü çalışma alanlarına bırakıyor. Girişimciler ve milenyum kuşağı dönüşümün voltranı olurken hibrit ofisler iş dünyasına yeni kapılar açıyor. Büyük düşünmenin oyunu değiştiren faktör olduğunu biliyoruz. eOfis tam da bunun için sınırları kaldırarak çalışma alanınızı Türkiye’nin farklı noktalarına taşımayı teklif ediyor ve ekliyor; “Gerisi artık sizin mesainiz”. Nedir? 2010'dan bu yana çalışma alanları çözümleri sunan eOfis ; 13 farklı şehirdeki 60 farklı lokasyonda 13.500’den fazla firmaya ek maliyetsiz hazır ofis , sanal ofis , paylaşımlı ofis ve toplantı odası kullanım hizmeti sağlıyor. Avantajları neler? Mobil çalışan, ofisinde sık bulunmayan ve bir ofisin genel maliyetleriyle uğraşmak istemeyen, girişimcilerden profesyonellere kadar çok farklı iş kollarında çalışan şirketlere %80 maliyet avantajıyla gerek teknolojik alt yapısıyla gerek modern ofis ve toplantı alanlarıyla kaliteli ofis çözümleri sunuyor. Ön rezervasyon koşuluyla saatlik, günlük, haftalık ya da aylık kiralama seçenekleri bulunuyor. Toplantı odası kullanım hakkınızı Türkiye genelindeki 60 farklı lokasyonda kullanabilirsiniz. 24 bin+ profesyonel şirket ve girişimciyle aynı network 'ü paylaşarak iş birlikleri kurabilir ve işinizi büyütebilirsiniz. Birçok sosyal buluşma, eğitimler ve çalışma atölyeleri düzenleyerek müşterilerinin hem sosyalleşmesini hem de iş yapmasını sağlıyor. eOfis ’in sizin için en uygun olacak ofis çözümünü buradan inceleyebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
"Friend or Foe", Türkçe mealiyle dost mu, düşman mı? Son yıllarda Türkiye'de yaşanan ekonomik ve finansal gelişmelere bakıldığında bu soruyu sonuna kadar hak eden bir gelişme var: Kur Korumalı Mevduat Hesapları, nam-ı diğer KKM. Hayatımıza dost olarak giren ve şu sıralar net bir şekilde istenmediği ilan edilen KKM, sarı ördek yavrularının içinde kapkara olanı... Şimdi, Türkiye ekonomisinde yarım asır sonra bir kez daha açılan KKM defterinin sayfalarında bir tur atalım.
KKM neden sevilmiyor?
Lafı çok da uzatmadan: Kur Korumalı Mevduat pek sevilmiyor. Çünkü parası olanların kur hareketleri nedeniyle uğradığı zararların telafisi için devletin bütçesinden ödeme yapılıyor. Devletin bütçesindeki paralar da vatandaşların vergileri anlamına geliyor.
- Yani: Çalışarak elde edilen gelirden, bu gelirle satın alınan, ev ve tüm alışverişlerden ödenen vergiler, parasını Kur Korumalı Mevduat ile değerlendiren ve dövizdeki yükseliş nedeniyle zarar eden yatırımcıların zararlarını karşıladı.
Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi ve eski Merkez Bankası Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, KKM’yi "Devletin Türk lirası mevduatını kur artışına karşı bedava sigortalayan bir araç" olarak tanımlıyor. Bu tanım, aslında KKM’yi basitçe özetliyor.
Peki hiç mi faydalı olmadı?
KKM ilk duyurulduğu 20 Aralık 2021 günü, 16,5 TL ile rekor kıran dolar/TL’yi 11 TL'nin altına kadar düşürdü. Sonrasında da yükselişler faiz oranının altında kaldığı sürece döviz talebinin törpülenmesinde ve yatay seyretmesinde oldukça etkili oldu. Bir diğer bakış açısı da şu ki, kimsenin kur riskine girmek istemediği bir ortamda ekonomi yönetimi kurdaki artışların bedelini üzerine aldı. Yaratılan bu ortam da dövize hücumu ciddi oranda azalttı.
Temel eleştiriler
Kur Korumalı Mevduat ile ilgili eleştiriler iki temel odak noktasında ele alınabilir.
- Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar beklemek:
Daha önce denenmiş olan, kurtulmak için kırk takla atılan ve bedeli ülke olarak yıllarca ödenen Dövize Çevrilebilir Mevduat (DÇM) ürününden ders çıkarılmaması altı çizilmesi gereken ilk nokta. 1970’li yıllarda uygulanan ve 1990’lara kadar devletin ve vatandaşın sırtında bir "kambur" olarak süren uygulamayı 2020 yılında yeniden gündeme getirmek büyük bir hata.
- Zoru değil kolayı seçmek:
Türkiye ekonomisinin yıllardır süregelen, öyle ya da böyle başa çıkmak zorunda olduğu sorunlar var ve bunlar son yıllarda zirve yaptı. Baş edilemeyen enflasyon, ekonomi politikaları neticesinde yabancı yatırımcının ülkeyi terk etmesi ve cari açık en önemli yapısal sorunlar olarak sıralanabilir. Sorunların ortak etkisi ise Türkiye’nin artan döviz ihtiyacı ve buna bağlı olarak değer kaybeden Türk Lirası. Böyle bir ortamda, dolar talebini azaltma politikası olarak beraberinde getireceği ağır yüklere rağmen KKM’nin piyasaya sürülmesi tercih edilebilecek en kolay yoldu.
2022 model KKM’nin tarihçesi
- Dönemin Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, Kur Korumalı Mevduat Hesabı ürününü 20 Aralık 2021 tarihinde duyurdu.
- Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Şubat 2022 itibarıyla KKM hesaplarında biriken tutara ilişkin verileri açıklamaya başladı.
- KKM hesaplarındaki bakiye, 2022 Haziran ayının son haftasında 1 trilyon TL'yi aştı. 6 ayda 1 trilyon TL'ye ulaşan KKM'nin 2 trilyon TL'yi aşması da 10 ay sürdü ve 2023 Nisan ayına denk geldi. Sonrasında sadece 3 ayda 1 trilyon TL daha artan KKM hesaplarında, 2023 Temmuz sonunda 3 trilyon TL seviyesi görüldü. 2021 model KKM'nin zirvesi ise 18 Ağustos 2023 haftasında 3 trilyon 407 milyar TL olarak kaydedildi.
- Merkez Bankası'nda Hafize Gaye Erkan dönemi ve Mehmet Şimşek bakanlığında yeni ekonomi yönetiminin göreve başlamasıyla düşüşe geçen KKM, 18 Ağustos'tan bu yana 4 ayda 700 milyar TL'den fazla çözülmeye uğradı ve 2,7 trilyon TL'ye kadar geriledi.

Tablo: TCMB, KKM tutarları haftalık seyir
KKM'nin yükü ne kadar?
KKM ilk uygulanmaya başladığında Türk Lirası'ndan gelen mevduatların kur farkı Hazine ve Maliye Bakanlığı, döviz bozdurup KKM'ye geçenlerin döviz kuru zararları ise Merkez Bankası tarafından karşılanıyordu. Fakat bu durum 2023 Temmuz döneminde değiştirildi ve tüm kur farkları Merkez Bankası'nın bilançolarına yazılmaya başladı.
KKM'nin devlet bütçesine getirdiği toplam yük 2022 yılında yaklaşık 93 milyar TL, 2023 yılında Merkez Bankası'na devredilene kadar bindirdiği yük yaklaşık 60 milyar TL olarak biliniyor.
Merkez Bankası Başkanı Erkan'ın TBMM'de yaptığı sunumda aktardığına göre, TCMB'nin 2022 yılında KKM için kasasından yapılan ödeme 70 milyar TL seviyesinde. Erkan, 2023 yılının ilk yarısı için de kesin olmayacak şekilde yaklaşık 90 milyar TL'lik bir fatura çıkardı.
Bu verilerden hareketle KKM'nin 2022 ve 2023 yıllarındaki bilançosu şu şekilde toparlanabilir:

KKM’den kurtulma planı: 4 ayda 700 milyar TL
Merkez Bankası ve ekonomi yönetimindeki değişiklik sonrasında peş peşe gelen rasyonel adımlar, piyasaların Türkiye’ye bakış açısını değiştirirken içerdeki en büyük mücadele konusu enflasyon oldu. Talebin daraltılması için kredi musluklarının kısılması ve rezervlerin güçlendirilmesi ilk 6 ay içinde alınan aksiyonlar oldu.
Ekonomi yönetiminin güncel hareket planında KKM de yer alıyor. KKM mevduat hesaplarının küçülmesi ve vatandaşların paralarını KKM’den çekmesi için faiz artırımları başta olmak üzere bir dizi adım atıldı. Bankalara KKM’de vadesi dolan müşterilerine mevduat önerilmesi için dönüşüm hedefleri atandı.
4 ay gibi kısa bir sürede bu hamleler meyvesini verdi ve KKM hesapları 3,4 trilyon TL'den 2,7 trilyon TL'ye çekildi. 700 milyar TL'lik düşüşün önümüzdeki aylarda devam etmesi kuvvetle muhtemel. Ancak buradaki asıl mesele KKM hesaplarında sıfırlanmanın ne kadar süreceği. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz 2023 Kasım ayı sonunda, “Kur korumalı mevduattan aşamalı bir şekilde çıkıyoruz, ani bir şekilde KKM'yi bitirme gibi bir perspektifimiz yok” açıklamasında bulundu.
İstikrarlı düşüşün son 4 aydaki tonda devam etmesi durumunda KKM tutarlarının ciddiye alınmayacak seviyelere inmesinin 2025’i bulması çok olası görünüyor.
Yarım asır sonra yeniden: DÇM’den KKM’ye
KKM'nin iki kuşak öncesi olan Dövize Çevrilebilir Mevduat (DÇM), 1967 yılında biraz daha farklı bir ihtiyaç dahilinde uygulanmıştı. KKM'de içerdeki döviz talebinin azaltılması hedeflenirken DÇM ile yurt dışından Türkiye'ye döviz girişinin desteklenmesi hedefleniyordu.
Dönemin iktisadi ihtiyaçları doğrultusunda, dış ticaret açığını kapatabilmek ve yurt dışındaki vatandaşların dövizlerini yurt içine getirmeleri yoluyla döviz ihtiyaçlarını karşılamak konuşuluyordu. Günümüzdeki KKM'ye benzer bir şekilde, dövize çevrilebilir mevduat hesaplarına kur garantisi bütçeden karşılanıyordu.
Nitekim, kur garantisi sebebiyle ödenen rakamların artık bütçeden karşılanamayacak düzeye ulaştığı 1979 yılında DÇM sonlandırıldı. Geriye hesaplarda toplanan mevduatlar için ödenmesi gereken yükler kaldı.

Dönemin Başbakanı Turgut Özal, klişe deyimle enkaz devraldıklarını şu sözlerle özetliyordu:
"1970'li yıllarda o zaman kendilerini akıllı, uyanık sananlar böyle bir yol buldular. Tam 221 bankaya borçlandık ve Türkiye bunları ödeyemedi. 84-89 arasında bu ödemeleri yapmasaydık aile başına herkese 1 milyon TL para ödeyebilirdik. 9 bin ilave okul, 900 orta boy fabrika, 500 hastane ve 4 bin km otoyol daha yapardık. 100 bin insan iş sahibi olabilirdi."
1984-1989 yıllarındaki enflasyonun en az yarısının DÇM'nin oluşturduğu yüklerden kaynaklı olduğunu söyleyen Özal, uygulanan sistemin vatandaşlara nasıl fatura edildiğini ise şu sözlerle çok net bir şekilde ifade etmişti:
"Benim memurum, işçim, esnafım diyenler, DÇM'nin yükünü vatandaşın sırtına yıktılar, orta direğin sırtına yıktılar. Bu borcu siz ödediniz."
Son olarak Turgut Özal'ın yıllar önce uyardığı ama 2021 yılında dinlenmeyen öğütlerini hatırlayalım:
"İnşallah gençlerimiz bundan ders alır. Bir daha böyle hesapsız kitapsız hatalar yaparak, gelecek nesilleri zor taşınan yük altına sokmaz. İşte geçmişin hatalarının bir topluma ne kadara mal olduğunun basit bir bilançosu budur."
Perspektif: 2o23 yılına dair birkaç hatırlatma;
- Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi 435 milyar TL,
- Sağlık Bakanlığı bütçesi 293 milyar TL,
- Kültür ve Turizm bakanlığı bütçesi 16,5 milyar TL,
- Sanayi ve Teknoloji bakanlığı bütçesi 36 milyar TL.
Sonuç olarak: KKM için iki yılda yaklaşık 400 milyar TL bedel ödenecek. Alınması gereken dersler alınmamış ve bir kez daha aynı borç ödenmeye başlanmış gibi görünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye ekonomisinin yıllardır süregelen sorunları son yıllarda zirve yaptı. Böyle bir ortamda KKM’nin piyasaya sürülmesi, beraberinde getireceği ağır yüklere rağmen tercih edilebilecek en kolay yol olarak öne çıktı.
21 Ara 2023

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.



