Absürtlüğün ortasından yükselen siyah notalar: Atlanta

Donald Glover'ın absürtlüğün sınırlarını zorladığı kara komedisi Atlanta'nın bitiş çizgisinde, dizinin siyah kahramanlarıyla şekillenen engin müzik denizindeyiz.
Absürtlüğün ortasından yükselen siyah notalar: Atlanta

11 Kasım - Paribu - Duende
Paribu ile birlikte

Paribu Cineverse ’ten Dünya Sinema Günü’ne özel kutlama Paribu ve CGV Mars Cinema Group iş birliğinde sinemalarda yeni bir dönem başlatan Paribu Cineverse , Dünya Sinema Günü ’ne özel bir kampanya düzenliyor. Nedir? Paribu Cineverse , Dünya Sinema Günü’nü Paribu kullanıcılarıyla kutluyor. Düzenlediği kampanyayla Paribu kullanıcılarına Paribu Cineverse salonlarında geçerli 140 TL değerinde CGV Para ve mısır menülerinde geçerli %25 indirim kodu hediye ediyor. Neler var? 11 - 20 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek kampanyadan, “PARIBU CINEVERSE” yazarak 0850 303 60 00'e mesaj atan ilk 14 bin Paribu kullanıcısı faydalanabilecek. Kampanyadan yararlanabilmek için kullanıcıların Paribu’da en az 10 TL değerinde kripto varlığı bulunması gerekiyor. 11 - 20 Kasım arasında alınan hediye kodları 14 Aralık'a kadar kullanılabilecek. Kampanya ile ilgili detaylar ve katılım koşulları için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Donald Glover; Martin Scorsese, Jim Jarmusch, Vince Gilligan gibi isimlerin de mezunları arasında bulunduğu Tisch School of the Arts’tan başlayarak basamaklarını birer birer çıktığı bir yazarlık, oyunculuk, yönetmenlik ve müzisyenlik kariyerine sahip. Community dizisinde nerd bir öğrenci olarak karşımıza çıkan, ardından 30 Rock’ta dramatik yazarlık sularına yelken açan Glover, 2011 yılında müzik dünyasına giriş yaptı. Childish Gambino sahne adıyla bugüne kadar onlarca teklinin yanında 3 kısaçalar ve 4 de stüdyo albümü yayımlayan sanatçı, Atlanta dizisiyle keskileştirdiği disiplinlerarası yeteneklerini buluşturdu.

Donald Glover, Community | Kaynak: rollingstone.com

Atlanta’nın yaratıcı, yapımcı, yazar, yönetmen ve de oyuncu koltuklarında oturan Donald Glover, dizinin soundtrack’siz akışına bestelediği kimi müziklerle de katkıda bulundu. Yapımın orijinal müziklerinden Paperboi’un yazarlarından Childish Gambino, şarkı için mikrofon arkasına da geçti. Atlanta’yı FX kanalına “David Lynch ya da Coen kardeşlerin hip-hop kültürü hakkında bir yapıma imza atması gibi” sunan Glover, eklektik çalışan sıra dışı zihninin tüm deneysel imkânlarını kullandığı diziyle yeni bir eşik atladı. 

Final sezonu 10 Kasım'da yayımlanan Atlanta'nın vedasının ardından, müzikler eşliğinde sezonlar arası bir geçide davetlisin.

Atlanta ve bu dünyada siyah olmak

ABD'nin en canlı hip-hop şehirlerinden Atlanta; “ABD’de (üçüncü sezonla birlikte artık dünyada da) siyah olmak deneyiminin” müzikle kesişim kümesi için absürdist bir metafor işlevi gördü. Sosyo-ekonomik çerçevesine Afrikalı-Amerikalıların yerleştirildiği dizi, dramayla komedi arasında salınan ve konvansiyonel akışın dışında kalan öyküsel örüngüsüyle köşeli tanımlamalardan bağımsızlığını ilan etmiş bir yapım. Zira Atlanta, her ne kadar dünyaya “WASP” (Beyaz, Anglosakson ve protestan) çizgisinden uzakta bir yerden bakıyor ve siyah Amerikalıların kültür mirasına ve geleneklerine güzellemeler yapıyor olsa da alışılageldik dikotomilerin popülist potansiyelinden de soyutlandı. 

Atlanta, Sezon 4 | Kaynak: FX

Bu minvalde, etnik kimliklerin ve aidiyetlerin iyice geçişken olduğu modern zamanlarda siyah bir Amerikalı olmanın varoluşsal açmazları (Bkz. 3. sezon, 9.bölüm - Siyah olmak yalnızca bir deri rengi midir?) tartışmaya açıldı. Endüstrileşmiş toplumsal adalet kavramının “imaj” ve kâr öncelikli renk körlüğünün ırklar arası bulaşıcılığıyla (Bkz. 3. sezon, 6. bölüm - Beyaz bir moda dünyasında ne kadar “siyah” kalabilirsin?) yüzleşildi. Afrika kökenli olmanın dünyanın her yerinde tıpatıp yaşanan yekpare bir deneyim olmayabileceği; burjuvalaşan ve hipsterlaşan “mış gibiliklerin” farklı siyah insanları birbirlerine daha da yabancılaştırıcı bir etkisi olabileceği gösterildi. (Bkz. 3. sezon, 3. bölüm)

Tarihsel bir retrospektif: Amerika’nın “siyah” müziği

Öte taraftan; gittikçe absürtleşen, Glover’ın David Lynch benzetmesini iyiden iyiye Twin Peaks estetiğiyle buluşturan Atlanta’nın sezonları boyunca tutarlılığını koruduğu yönü müzik kullanımları oldu. Bazen bölümlerin başındaki bazen de sonundaki kredilere eşlik eden, yer yer konu örgüsüyle “anlamlı” bir bütün oluşturan, yer yer de bağlamsız duyduğumuz nice müzik ortak bir paydada buluştu: Çoğunlukla Afrikalı-Amerikalı olan, ara ara da ABD’nin dışından yükselen siyah müzikal kahramanlar.

Temeline 40 yılı aşkın hip-hop kültürünün en hareketli başkentlerinden biri Atlanta’yı oturtan dizi, radarına hip-hop’un dışında başka birçok janrı da aldı. hip-hop’u aşan müzik türleri ve gelenekleri, Atlantalı süper yıldızlar (Young Thug, Gucci Mane) ve çıkıştaki yeni isimlerin (Dae Dae) yanına eklemlenen onlarca kült müzisyen, Afrikalı-Amerikalıların 100 yılı aşkın ses miraslarına dair geniş bir retrospektif oluşturdu. Cazdan funk’a, soul’den blues’a açılan bir spektrumdan seçme şarkılar ve bu müziklerin tomurcuklanıp serpilmesini sağlamış kült sanatçılar; Atlanta’nın ayyuka çıkardığı tüm soru işaretleri ve hilkat-garibeleri boyunca tutunabildiğimiz tek sabit oldu.

DJ Kool Herc | Kaynak: theaterpre.com

Hip-Hop

Her ne kadar Atlanta’nın hip-hop’u Atlanta şehri odaklı olsa da dizide ABD’nin doğusundan batısına, güneyinden kuzeyine uzanan geniş bir hip-hop seçkisi mevcut. 1920'lerden itibaren 40 yıl boyunca ABD popüler müziğinin durakları olan caz, soul, funk ve blues’un ardından Afrikalı-Amerikalı komüniteyle en çok özdeşleştirilen janr olan hip-hop, siyah müzikal geleneği ve mirasında büyüyen bir etkiye sahip. 1970'li yılların başında DJ Kool Herc'ün break dans performansları sırasındaki DJ setleriyle tohumları atılan müzik, 40 yılı aşkın hayatı boyunca sayısız alt türle ABD'den dünyaya yayılan ve beraberinde klasikleşen onlarca albüm ve kült kahraman yarattı. 

Atlanta, bu müzikal mirasın farklı sıfır noktalarına uğradığı ve 30 yılın üstünde bir zaman diliminde yolculuk ettiği diskografisinde Atlanta şehrinin ötesine uzandı. Hip-hop'un mekkesi olarak bilinen New York'un erken 90'lar dönemine ve east coast hip-hop janrına damgasını vurmuş olan Nas, It Was Written albümünden Lauryn Hill'le düeti If I Ruled the World (Imagine That) şarkısıyla karşımıza çıktı. Nas'la akran olan ve 90'lı yıllar boyunca doğu yakasıyla çekişen batı yakasının kısa ömürlü olduğu kadar efsanevi grubu The Pharcyde ise, Passing' Me By'la arz-ı endam etti. 

Doğuyla batı yakası arasında mekik dokumaya devam eden Atlanta, radarını yakın geçmişimize çevirerek Nas'ı A$AP Rocky'le, The Pharcyde'ı ise Vince Staples'la yer değiştirdi. Güneyde Kodak Black'e direksiyon kıran, ardından da beklenmedik bir yerden deneysel hip-hop'un uzamlarını keşfeden Shabazz Palaces'ı ABD'nin kuzeyi Seattle'da ziyaret eden dizi, hip-hop müziğinin geçmişinin ve bugününün farklı başkentlerden kahramanlarını bir araya getirdi.

Nina Simone | Kaynak: Icon And Image

Caz

ABD’nin belki de ilk uluslararası müzikal ihracatı caz, 20. yüzyılın başında New Orleans’ta atılan temellerinden sonra ülkenin dört bir yanına yayılmış, yüzyılın yarısına doğru da yurt dışına açılmıştı. Dixieland ve big band ile popülerleşen, ardından bebop, spiritüel caz ve dahasıyla dallanan caz müziği, 100 yılı aşkın hikâyesinde nice kahramanlar ortaya çıkardı. Atlanta, yine siyah aktörleri öne çıkardığı ve çoğunlukla ABD'den yer verdiği isimlerle caz müziğinin asırlık tarihinde on yılları gezen bir retrospektif sundu. 

Cool cazın öncü ismi Miles Davis, ABD'nin cazınnı Hindistan klasik müziğiyle kesiştirerek esrik ve ruhani uzamlar keşfeden Alice Coltrane ve vokal cazın divası Nina Simone bu seyahatin bazı “retro” durakları. Diğer taraftan, Atlanta’da ilhamı yurt dışına taşan ve yerelin müziğiyle yeni formlara bürünen “cazları” da duymak mümkün. Nijerya'nın Afrobeat/caz-funk dahisi, Yoruba müziğinin call-and-response vokalini uzun ve funky melodiler üzerinden cazla buluşturan Fela Kuti, dizideki tek Naija (Nijeryalı) Darius’un ve modern zamanların göçmen Afrikalılarının arka plan sesi oldu. Dizide; 21. yüzyılda (yukarıda adını da geçirdiğimiz) caz efsanelerinin omzunda yükselen ve caz müziğine yeni füzyon boyutları kazandıran Kamasi Washington gibi müzisyenleri de duymak mümkün.

Funkadelic | Fotoğraf: Michael Ochs

Soul & Funk

Atlanta’nın müzik seçkisinde hip-hop’tan sonra en çok duyduğumuz ve esrarengiz keşifler yaptığımız türler soul ve funk oldu. Dizinin olay örgüsü boyunca bağlamdan yoksun kaldığımız anları görkemli vokalleriyle dolduran çokça müzisyen ve müzik grubu, hem ABD’den hem de yurt dışından konuklarımız oldu. Memphis’ten Londra’ya, New Orleans ve Chicago’dan Lagos’a seyahat ettiğimiz “soul & funk transatlantiği”, dünyanın dört bir tarafından bu janrları yaratan siyah ikonları buluşturdu; soul & funk müziğinin çıkıştaki isimlerine alanlar açtı.

Bir tarafta Funkadelic, Sly & The Family Stone, Curtis Mayfield gibi soul ve funk müziğini kendi filtresinden geçiren başat isimler; diğer tarafta gölgede kalmış olan ve Donald Glover’ın tozlu raflardan çektiği Loose Ends, The Meters ve The Temprees gibi gizli cevherler kapsayıcı bir dinleme odasında yankılanan plaklar oldu. Yine Atlantik okyanusunu aşan ve günümüzün soul & funk’ının modern ses manzaralarını çizen Birleşik Krallık kıyılarından Michael Kiwanuka, ABD kıyılarından da The Internet; Atlanta’nın zamanlar ve denizler arası yolculuğunun güncel durakları.

OutKast | Fotoğraf: Timothy White

Atlanta Köşesi

Adı Atlanta olan ve odağına Atlanta rap sahnesini alan bir dizinin müziklerini sunarken o şehrin hip-hop kahramanları ve yükselen yıldızları için ayrı bir köşe açmamak olmazdı. Şehrin son 10 yılında iyice çeşitlenen ve dizide müzikleriyle olduğu kadar oyunculuklarıyla da varlık gösteren (Bkz. Migos, 1.sezon, 3.bölüm) müzisyenleri “doğal habitatlarında keşfetmek” mümkün. Diğer taraftan, yakın tarihindeki “süper yıldızlarıyla” bir ilgi merkezi olan Atlanta’nın hip-hop müziği için çıkardığı kült isimlere de rastlayabilirsin.

André 3000 ve Big Boi ikilisinin soul müziğine de göz kırpan klasik southern hip-hop ikilisi OutKast, tek kişilik dirty mouth Ludacris, trap müziğini küresel bir fenomene dönüştüren 2 Chainz, Migos ve Gunna, cloud rap’le hip-hop’a sisli ve uçucu bir prodüksiyon estetiği getiren Playboi Carti şehrin müziğinden öne çıkan isimler arasında. 

Her ne kadar müziğini duymasak da, Trigger Warning with Killer Mike’la bir ara Netflix profil akışlarımızın tepelerinde gezinen Atlantalı Killer Mike ve yan projesi Run the Jewels’a da bir şans vermek isteyebilirsin. 

Bir not: Atlanta’dan olmasa da 4.sezonun ilk bölümünde Blue Blood (Earl Sweatshirt sesiyle) olarak anısına atıf da yapılan MF DOOM ve sayısız yan projesi, Atlanta dizisinden çıkardığın en çarpıcı keşif olabilir.   

Atlanta’nın müzikleriyle daha yakından tanışmak istersen dizinin 4 sezonundan derlediğimiz Best of: Atlanta çalma listemize aşağıdan kulak verebilirsin. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎤 Söz, müzik ve sahne: Atlanta

Benjamin Clementine'ın mahremle kamusal arasında salınan yeni albümü, Maryna Gorbach'ın Ukrayna savaşı sınır draması, SALT'ın Perşembe Sineması'ndan Von Trier'in Kingdom'ına izleme listesi, final yapan Atlanta'nın müziğinde yolculuk.

11 Kas 2022

Paribu ile birlikte
Fotoğraf: Everett Collection Inc

YAZARLAR

Koray Soylu

Editor @ Aposto

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR