Abu Dabi GP’si değerlendirmesi

Red Bull'un üstünlüğü, Ferrari'nin kazanma ihtimali
Abu Dabi GP’si değerlendirmesi

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

Bitmez denilen sezon bitti. Red Bull sezonun ikinci yarısında kazandığı ivmeyi bu yarışta da teyit ederek sezonu güçlü bir şekilde bitirdi. Büyük bir şampiyonun duygusal vedasına sahne olan yarışın sonunda büyük bir “donut” şov bekliyorduk. Ancak hem Alpine hem de Mercedes yarış dışı kalınca Vettel’in yol arkadaşları (kariyer rakipleri) vedaya katılamadı. Böylelikle biz de sezonu buruk bir şekilde kapamış olduk. Bu burukluğa bir de Mick’e yapılan kötü davranış eklenince üzüntümüz daha da arttı.

Bu kısa girişten sonra yarışta olanları soru cevaplarla anlamaya çalışalım.

Red Bull neden üstündü?

Oracle Red Bull Racing

Brezilya’daki Mercedes galibiyeti, aynı Red Bull mağlubiyeti gibi bir istisnaydı. Brezilya’da, sprint sıralama nedeniyle ilk antrenmanlardan sonra Parc Ferme kuralları geçerli olmuştu. Tüm takımlar hemen ilk antrenmanlarda doğru ayarları bulmak zorundaydı. Red Bull ise tek antrenmanda hedefi 12’den vurma konusunda nadiren iyidir. Bunu bu sezon Avusturya’daki sprint sıralama haftasında da görmüştük. Hatta bu konuya geçen sezon da dikkat çekmiştim. Geçen sezon Adrian Newey’nin raporlu (bisiklet kazası geçirmişti) olduğu dönemde de Red Bull yolunu şaşırmış, üstün olması gereken yarışlarda ayar hataları nedeniyle sorunlar yaşamıştı. Sonuç olarak Brezilya’da Red Bull ayar hatasıyla yarışta lastiklerini erkenden tüketmişti. Abu Dabi ise 3 antrenman seansının yapıldığı tamamen normal bir hafta sonuydu. Red Bull doğru ayarları bularak lastik aşınmasını kontrol altına aldı, düzlüklerdeyse olağan üstü hızlıydı.

Red Bull’un bu yarıştaki üstünlüğü bir nedenle daha önemliydi. Red Bull’un bazı aerodinamik parçaları ömrünü tamamlamıştı ve yenilenmeleri gerekiyordu. Ancak bütçe sınırı, sezon başına göre daha hafif olan güncel tasarımları üretmelerine olanak vermiyordu. Onlar da ömrünü tamamlamış hafif parçaları sökmüş, yerlerine o parçaların eski versiyonlarını takmıştı. Daha eski ve ağır tasarımlar araca monte edilmesine rağmen Red Bull’un üstünlüğü önemliydi. Tüm bu veriler Red Bull’un önümüzdeki sezonda da en güçlü takım olacağını gösteriyor.

Pilotlara gelirsek, Verstappen çok iyi start sonrasında yarışı tamamen kontrol altına aldı. Tüm sezon boyunca olduğu gibi hatasız ve hızlıydı. Temposunu lastiklerine ve rakiplerine göre ayarlayarak bu sezonki gelişimini teyit etti. Takım arkadaşına yardım etme konusundaysa her zamanki gibi isteksizdi. Bu isteksizliği Red Bull takımını hayal ettiği tarihi bir başarıdan etti diyebiliriz. Red Bull yarış takımı kurulduğundan beri ilk defa, pilotlar şampiyonasında iki pilotuyla ilk iki sırayı alacaktı. Horner’ın açıklamalarından bunun önemli bir hedef olduğunu anlıyoruz. Ama önce Brezilya’da sonra da Abu Dabi’de Verstappen takımının hedefini tutturamamasında pay sahibi oldu. Verstappen’ın yarıştan sonra yaptığı, “Yarış sırasında benim Leclerc’i yavaşlatmam, böylelikle Perez’in onu geçmesini sağlamam sportmence olmazdı.” açıklaması ise geçen sezon şampiyonluğu nasıl kazandığını unuttuğunu gösteriyordu. Perez bu yapılanları hafızasına yazacaktır. Önümüzdeki sezon Verstappen, eğer eşit araba verilirse, takım arkadaşıyla da mücadele etmek zorunda kalabilir. 

Helmut Marko’nun yarıştan sonra, “Perez ikinciliği Hamilton yüzünden kaybetti.” açıklamasını bir tebessümle geçiştirmek lazım. Marko’nun bu açıklaması, Perez’e yarışta yanlış strateji uygulayan takımını ve yine Perez’e destek olma konusunda isteksiz olan yıldız pilotunu koruma çabasıydı. Açıklamasında belki bir tutam da Hamilton takıntısı etkiliydi.

Her şeye rağmen Red Bull sezona güçlü bir kapanışla veda ederek geleceğe olumlu bir işaret bıraktı.

Ferrari yarışı kazanabilir miydi?

Scuderia Ferrari

Kazanamazdı. Red Bull – Verstappen ikilisi bu hafta sonu yenilmezdi. Ama Ferrari beklentilerin ötesinde iyiydi. Hafta sonu Ferrari için zor başlamıştı. Ferrari, tüm antrenmanlarda lastiklerini süratle tüketiyordu. Ancak takım daha sonrasında tercih edilen biraz daha yatay kanatlar sayesinde lastiklerini korumayı başardı. Bunda yarış sırasında hava sıcaklıklarının 2. antrenmanlara göre 3-4 derece düşük olması da rol oynadı. Bu sayede Ferrari’nin lastikleri aşırı ısınmadı ve lastik aşınması kontrol altına alındı. Bu yarıştaki rakibi Mercedes ise tam tersi daha büyük yere basma kuvvetini tercih etti. Yani Mercedes yarışta aracına yere basma kuvveti yüklerken, Ferrari tersini yaptı. Ferrari bu tercihi sayesinde lastiklerini daha iyi korudu.

Yatay kanatlar, Ferrari’nin lastiklerini korumasının yanında düzlüklerde de hızlı olmasını sağladı. Ferrari düzlüklerde Red Bull’dan eskisi kadar yavaş değildi. Ki Ferrari bu yarışta güç kısmıştı. Buna rağmen düzlüklerde ezilmediler. Binotto motor gücünü kısacaklarını, amaçlarının yarışı tamamlamak olduğunu hem takımlarda hem de pilotlarda ikinci olmak için önce yarışı tamamlamaları gerektiğini söylemişti. Binotto’yu, düzlüklerin sonunda Ferrari’lerin hız eğrilerindeki kırılma da teyit ediyor. Ferrari’nin düzlük sonlarında özellikle MGU-K ünitesinin aktardığı gücü kıstığını görmek mümkün. Sonuç olarak Ferrari gücü kısmış olmasına rağmen doğru ayarlarla yarışı hak ettiği yerde bitirdi. Leclerc de pilotlar şampiyonasında ikinci olarak gelecek adına olumlu işaretler verdi.

Leclerc bu sezon ilk defa şampiyonluk mücadelesi verdi. Baskı altında sonuca etki eden hataları (Fransa) da oldu. Ancak genç pilotun hata sayısının takımından çok daha az olduğunu da belirtmek lazım. Abu Dabi GP’sinde pilotlar şampiyonasındaki ikincilik mücadelesi nedeniyle baskı altındaydı. Leclerc baskıya rağmen hatasızdı. Hatta bir noktada takımına strateji konusunda meydan okudu. Takım çift pit stop, Leclerc ise tek pit stop istiyordu. Meydan okuması doğruydu, doğru strateji tek pit stop idi. Leclerc; strateji konusundaki inadı, lastiklerini koruyarak tek pitle yarışı bitirmesi sayesinde pilotlar şampiyonasında ikinci oldu.

Sainz ise pit sonrası bir noktada takım arkadaşını geçebilirdi. O da takım arkadaşının arkasında kalarak ona ikincilik mücadelesinde destek olmayı tercih etti. Doğru hareket buydu.

Mercedes neden kötüydü?

Mercedes-AMG Petronas F1 Team

Mercedes zaten çok iyi bir araba değildi. W13, Brezilya GP’sini kazanarak sansasyona imza attığında da belirtmiştim. Araba, rakiplerin kötü olduğu ve pist yapısının onlara uyduğu nadir günlerde, olduğundan iyi görünüyordu. Hepsi bu. Mercedes Abu Dabi’de de sezonu hak ettiği yerde, 3. sırada bitirdi.

Mercedes adına hafta sonunun en dikkat çekici konusu zıplamanın geri gelmiş olmasıydı. Araba tüm antrenmanlarda zıplayarak pilotlarına zor anlar yaşandı. Ayrıca antrenmanlarda zaman zaman düzlüklerde arkadan esen ve 15 km/sa hıza ulaşan rüzgâr sayesinde düzlük hızları olduğundan iyi göründü. Mercedes belki de bu antrenmanlardaki aldatıcı düzlük hızı nedeniyle rakiplerinden büyük yere basma kuvveti ayarını tercih etmişti. Tüm hesaplar, yüksek yere basma kuvveti ayarı tercih edilerek lastiklerin korunması üzerine yapılmıştı. Yüksek yere basma kuvveti lastiklerin çabuk ısınmasını sağlayacak, böylece lastikler yarış içinde korunacaktı. Gerçekten de Mercedes ısınma turunda lastiklerini ısıtmış, startla birlikte Ferrari’yi bile sıkıştıracak konumda görünmüştü. Ancak rüya kısa sürdü. Mercedes yüksek yere basma kuvvetine rağmen yarış içinde lastiklerini öldürdü. Hamilton, ilk turda Sainz ile sorun yaşamasaydı dahi geçtiğimiz pazar çok iyi bir sonuç almaları mümkün değildi.  

Yine de Hamilton – Sainz mücadelesi Hamilton’ın sezonunu bitiren mücadele oldu. Mücadele sırasında Hamilton’ın aracının önü havalandı ve yere çarptı. Bu çarpmadan sonra Hamilton aracında sıkıntı olduğunu telsizden söylese de takım emin olamadı. Yarışın bitimine birkaç tur kala Hamilton yarış dışı kalınca söylediklerinin doğru olduğu anlaşıldı.

Parantez açmak gerekirse, Hamilton – Sainz mücadelesi temizdi. Sainz biraz geç dalmış olsa da frenleme zamanlaması ve dozajı doğruydu. Mücadele sırasında apekse gelindiğinde Sainz biraz öndeydi. Apeksi temas yaşamadan (bomb diving yapmadan) tutturdu. Rakibine de sınırlı olmakla birlikte yeterli alanı bıraktı. Bir noktada Hamilton’ın geri çekilmesi lazımdı. Çekilmedi, sosis kerb’ün üzerinden uçarak aracını hasarladı. Yine de virajı keserek Sainz’ın önünde kaldı. Uzun süre yerini vermemek için direndi. Ama yerini vermeseydi ceza alacaktı.

Diğerleri ne yaptı?

Alpine F1 Team

McLaren – Alpine mücadelesi geçtiğimiz hafta bitmişti. Sadece matematiksel olarak teyit edilmesi gerekiyordu. O da oldu. Bu yarış Alpine açısından sezonun özeti gibiydi. Alonso’nun, yaşadığı mekanik arızayla yarış dışında kalması takımın daha iyi bir sonuç almasını engelledi. Buna rağmen aerodinamik anlamda daha iyi araba olan Alpine, McLaren’ı yendi.

Alpine tüm hafta sonu Alfa Romeo – Aston Martin mücadelesi diğer ilginç mücadelelerdendi. Sezona çok kötü başlayan Aston Martin sezonun ikinci yarısıyla birlikte şahlandı ve puan farkını azalttı. 2022’yi flaş rakipleri Alfa Romeo’nun önünde bitirebilirlerdi. Ama Vettel’de yaptıkları strateji hatası buna engel oldu. Yine de önümüzdeki sezon için olumlu işaretler verdiler.

Haas ile Mick’in yollarının ayrıldığını yarıştan önce biliyorduk. Haas’ın kararını doğru bulmamakla birlikte saygı duymak lazım diye düşünüyordum. Ancak Abu Dabi yarışı sonrası telsizde yaşananlar Haas’a olan saygımı azalttı. Takımla son yarışından sonra Mick de pek çok pilot gibi “donut” yapmak istedi. Ancak telsizden, “Donut yapmanı istemiyoruz. Lütfen donut yapmadan pite gel.” açıklaması gereksiz olduğu kadar üzücüydü de. Toto’nun yarıştan sonraki, “Günther dağlardan (Alpler’i kastederek) geliyor. Dağda hava ince olduğu için bazen çok iyi düşünemez.” açıklaması da sert ve yerinde bir eleştiriydi.

Vettel’i neden yazmadım diye soranlar olacaktır. Onu ayrı bir yazıyla anmak çok daha iyi bir seçenek olur diye düşünüyorum. 4 defa şampiyon olmuş, Ferrari kariyerinde ve sonrasında hak ettiği saygıyı görmemiş büyük bir pilotu buradaki 3 – 5 satıra sığdırmak doğru bir seçim olmazdı.

Sezon arası geldi. Ancak bir yazı planı üzerinde çalışıyorum. Soğuk kış arasında yazılarımla yanınızda olmaya devam edeceğim.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Punto Punto

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🏁 Abu Dabi GP’si değerlendirmesi

Red Bull neden üstündü?, Ferrari kazanabilir miydi?, Mercedes neden kötüydü?

24 Kas 2022

Mercedes Team

YAZARLAR

Fırat Keskin

Hobisini meslek haline getirmeyi başarmış nadir şanslı insanlardan. Formula 1 analisti ve otomotiv sektöründe danışman.

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Punto Punto

HİKAYE

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Alp Ulagay

·

15 Tem 2026

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası
Punto Punto

HİKAYE

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede
Punto Punto

HİKAYE

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Kavel Alpaslan

·

11 Tem 2026

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?
Punto Punto

HİKAYE

Trump, kartallar ve akbabalar: Dünya Kupası’nın siyasi yolsuzluklar tarihi

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.

07 Tem 2026

Trump, kartallar ve akbabalar: Dünya Kupası’nın siyasi yolsuzluklar tarihi
Punto Punto

HİKAYE

Padel efsanesi Fernando Belasteguín: Zirvede 16 yıl insana ne öğretir?

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.

Deniz Kaynak

·

02 Tem 2026

Padel efsanesi Fernando Belasteguín: Zirvede 16 yıl insana ne öğretir?