

Yenibirlider Gelişim Programı için başvurular başladı 2012 yılından bu yana, Türkiye’nin fark yaratan bireylerine, bu bireylerin uluslararası rol modeller olmalarını sağlayacak, sıra dışı olanaklar sunan liderlik ekosistemini oluşturmak ve yaygınlaştırmak amacıyla çalışmalarını sürdüren Yenibirlider Derneği’nin , Boğaziçi Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirdiği Yenibirlider Gelişim Programı için kurumsal ve bireysel başvurular başladı. Nedir? Türkiye’nin en önde gelen kurumlarında kariyerlerini devam ettiren ve dahil oldukları organizasyon ve topluluklarda fark yaratacak lider adayı profesyonellerine bilgi, anlayış ve beceri kazandırma amacıyla yürütülen Yenibirlider Gelişim Programı , mezunlarına, stratejik bir amaç doğrultusunda bilgiye dayalı kararların verildiği organizasyonları yönetebilecek liderler olma kazanımı sunuyor. Şubat 2022–Ocak 2023 tarihleri arasında sürecek olan program; akademik eğitimler, mentorluk, koçluk programları ve Yenibirlider Ekosistemi içerisinde çeşitli projelerde yer alma imkânı sağlıyor. 25-35 yaş arası profesyonellere özel tasarlanmış olan bu liderlik gelişim programına katılmak üzere başvurular 11 Ocak’a kadar devam edecek. Neden tercih etmeli? Yenibirlider, kapasite geliştirme programlarıyla fark yaratan bireylerin liderlik yetkinliklerini geliştirmeleri için alanlar yaratırken, mevcut liderler arasında köprüler kurarak karşılıklı etkileşimi ve dönüşümü kolaylaştırıyor. Ayrıca bütün çalışmalarını da, özel sektör, sivil toplum sektörü, kamu sektörü ve akademi iş birliğini etkin hâle getirmek üzerinden kurguluyor. Yenibirlider Gelişim Programı hakkında detaylı bilgi almak ve başvuru yapmak üzere bu adresi ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Apple, Android kullanıcılarının yakınlarında bir AirTag ya da diğer Find My uyumlu takip cihazlarının olup olmadığını kontrol edebilecekleri Tracker Detect isimli bir Android uygulaması yayımladı. Uygulama açıklamasında "Birinin konumunuzu izlemek için AirTag veya başka bir cihaz kullandığını düşünüyorsanız bulmak için tarama yapabilirsiniz" ifadeleri yer aldı.
Uygulama, kullanıcıların yakınlarında en az 10 dakika boyunca bir AirTag ya da takip cihazı bulunduğunu tespit ederse kullanıcılara uygulamayı kullanarak cihazın ses çalmasını sağlama olanağı sunuyor. Bu sayede cihazın konumu tespit edilebiliyor.
Neler oluyor?
Apple'ın bu hamlesi, Apple'ın ilgi çekici cihazlarından biri olan AirTag'lerin kötüye kullanımına dair çıkan haberlerin ardından geldi.
- AirTag: Apple'ın "kaybetme alışkanlığınız kayboluyor" mottosuyla piyasaya sunduğu AirTag'ler, kullanıcıların diledikleri eşyalarında kullanabilecekleri bir takip aracı olarak öne çıkıyor. Apple internet sitesinde uygulama "Birini anahtarlarınıza takın, diğerini sırt çantanıza atın. Ve Bul uygulamasıyla eşyalarınızın nerede olduğunu görün. Bu kadar basit. Üstelik Bul uygulaması sayesinde Apple aygıtlarınızı da takip edebiliyor, ailenizin ve arkadaşlarınızın nerede olduklarından haberdar olabiliyorsunuz." ifadeleriyle tanıtılıyor.
Yaşananlar
Bu ayın başında Kanada'nın York bölgesinde polis, otomobil hırsızlarının lüks otomobilleri çalmak için AirTag'lerden faydalandıklarının tespit edildiğini duyurmuştu. Açıklamada hırsızların AirTag yerleştirdikleri araçların gözden uzak yerlere park edilmeleri hâlinde soygun girişiminde bulundukları en az beş vaka tespit edildiği belirtildi.
ABD'nin Arkansas eyaletinden bir kadın da aracında bir AirTag bulduğunu belirtmiş ve muhtemelen biri tarafından takip edildiğini söylemişti. Yine ABD'nin Twin Falls şehrinde yetkili güvenlik görevlileri, AirTag'lerin özellikle iPhone sahibi olmayan kullanıcılar için tehlike yaratabileceğini açıklamıştı.
Sacramento'dan bir kullanıcının "Mevcut konumunuz bu cihazın sahibi tarafından görülebilir" başlıklı bir bildirimden sonra güvende hissetmediği haberleştirilmiş; Caleb Kwong isimli bir siber güvenlik uzmanı da AirTag'lere ilişkin güvenlik endişelerinin yaygınlaştığını, kötü birinin sizin nerede yaşadığınızı, nerede çalıştığınızı öğrenebilecek olmasının korkutucu olduğunu dile getirmişti.
AirTag nasıl yorumlanıyor?
Apple, AirTag'in istenmeyen takip durumlarını önleyecek şekilde tasarlandığını savunuyor. Başka birine ait bir AirTag'in sizin eşyalarınızın arasına karışması durumunda cihaz bir uyarı gönderiyor. Bulunamaması durumunda da AirTag ses çalmaya başlıyor.
The Washington Post'tan teknoloji yazarı Geoffrey A. Fowler, Mayıs 2021’de Apple'ın kötüye kullanımı engelleme yönündeki çabalarını yeterli bulmadığına ilişkin bir yazı yayımlamıştı. Cihazın sahibinden uzaklaştıktan üç gün sonra ses çıkardığını, bu sesin yeterince dikkat çekici olmadığını, Android kullanıcılarının bu olanaktan yararlanamayacağını ifade etmişti.
Apple bu süreçte cihazın ses çıkarma süresini üç günden 8 ila 24 saati kapsayan bir aralığa indirdi ve Android kullanıcılarının civarlarındaki AirTag’i tespit edebilmelerini mümkün kılan uygulamayı yayımladı. Şirketin bu hamleleri, ürünün öncü gizlilik ve güvenlik özellikleri sağladığına yönelik savını güçlendiriyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Quando'da bugün: AirTag'ler ve stalk, çip kıtlığı ve etkileri
16 Ara 2021

YAZARLAR

Mehmet Şimşek
ODTÜ Felsefe'yi bitirdi. İçinde Bulunduğum Durum isimli bir oyun yazdı, besteledi, sahneledi. Şarkıları da var.

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir sohbet robotunun hayatımızı kolaylaştırması, onu geliştiren şirketlerin gelecek planlarına onay verdiğimiz anlamına mı geliyor? Yapay zeka, insanın yerini almak için mi, yoksa insanın kapasitesini genişletmek için mi geliştiriliyor? Nobel ödüllü ekonomist Daron Acemoğlu’nun son dönemdeki açıklamaları bu sorulara odaklanıyor.

Televizyonda sunucuların “50 milyon bizi izliyor” dediği günlerden herkesin kendisi için üretilmiş başka bir içerik akışında yaşadığı "yankı odaları" dünyasına geldik. Sosyal medya ortak metni parçaladı, üretken yapay zeka ise kişiselleştirmeyi başka bir aşamaya taşıdı. Peki bu ortamda kitle iletişimi tamamen öldü mü? Belki de buradaki asıl krizi erişimin azalması değil, ortak gerçekliği kuran sistemlerin giderek daha az hesap verebilir hâle gelmesi olarak okumalıyız.

Kanada’da bir okul saldırganının ChatGPT hesabının sekiz ay önce şiddet içerikli kullanım nedeniyle işaretlendiğinin ortaya çıkması, sohbet botlarının kullanıcılarını ne ölçüde izlemesi ve hangi noktada yetkililere bildirmesi gerektiği tartışmasını büyüttü. British Columbia’nın OpenAI’a karşı açtığı dava, mahremiyet ile güvenlik arasındaki sınırın nerede çizileceğini tartışmaya açarken Türkiye’de okul saldırıları sonrası alınan önlemler benzer bir sorunun başka bir yüzünü gösteriyor.

Yapay zekanın insanlığı yok edeceğine dair felaket senaryoları, genellikle kontrolden çıkan süper zekalara ve “katil robotlara” odaklanıyor. Oysa uzmanların daha olası gördüğü risklerin çoğunda yapay zeka tek başına hareket etmiyor. Özellikle beş olası senaryo, kontrol zincirini geri dönüşü olmayacak şekilde kırma potansiyeli taşıyor.

Yapay zeka patlamasının da etkisiyle artık ürünlerin pazarlama materyallerinde sürekli aynı kelimeler tekrarlanıyor: Ajan tabanlı, AI destekli, kurumsal düzeyde, akıllı, uçtan uca, yeni nesil, ekosistem… Yıllar önce pazarlama ekiplerinin temel problemi, insanların üründen haberdar olmasını sağlamakken bugün bunun önünde çok daha kritik bir problem yer alıyor: İnsanların ürünün ne olduğunu anlamasını sağlamak.




