

Hava Kararınca’da bu hafta: Σtella
Bizi farklı sahnelerde farklı etkinliklerle buluşturmaya doyamayan (bizim de doymak istediğimizden pek söz edilemez) Müze Gazhane , çarşamba akşamları Hava Kararınca konserleriyle mum ışığında aydınlanıyor. Meydanda ücretsiz gerçekleşen…
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
- Nedir? Grup sergisi. Gülden Ataman, Rânâ Kelleci ve Ayşegül Yapar’ın altı aylık birlikte düşünme ve üretme deneyinin çıktılarından oluşuyor.
- Nerede? Kasa Galeri
- Ne zaman? 9 Kasım’a kadar
- Neden gitmeli? Bireysel ve toplumsal ölçekteki bilinmezliklerle baş etme yollarını araştıran video, yerleştirme, desen ve interaktif yerleştirme mecralarındaki çalışmaları görmek için.
- Not almalı: Sergi, bilinmezlikleri ivedilikle çözülmesi gereken sorunlar değil öğrenme fırsatları olarak gören bir bakış açısıyla izleyiciye de kendi bilinmezliklerine bakabilme cesareti sunabilmeyi amaçlıyor.
Sanatçıların sergi hakkında ekibimize söyledikleri; “İstanbul’un en hareketli ve kalabalık noktalarından biri olan Karaköy Bankalar Caddesi’nde, Galata köprüsüne bakan Minerva Han’ın dış cephesinde asılı olan “Bilmesen ne olur?” sorusu serginin şehirle ilk buluşma noktası. Sürekli değişimin getirdiği belirsizlik halini şehrin her noktasında giderek daha gerilimli bir şekilde hissediyoruz. Bilmesen ne olur? sorusu izleyiciye bu karmaşanın içinde kendine dönebileceği bir nefes boşluğu yaratmak üzere bir tetikleyici işlevi görebilir belki. Bilinmezlik durumunu, bilinmesi ve çözülmesi gereken bir soru olmaktan çıkararak soruda kalabilmeyi, soruda yaşayabilmeyi önerebilir.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu haftanın durakları arasında; Güne Bakan Cam Kırıkları, Dipten ve Derinden, David Garrett, Yeraltından Notlar ve daha niceleri var.
17 Eki 2023

YAZARLAR

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.



