Albüm incelemesi: Beirut, Hadsel


Belleğin izinde: Salt’tan Üç İç Denizin Ülkesi Nedir? Sanatçı sergisi . İsmi, Handan Börüteçene ’nin taşı toprağı ve mavilikleri kadar mitleriyle bereketli bir kültür mirasından ilham aldığı coğrafyaya; Anadolu ve Trakya’ya işaret eden sergisi Üç İç Denizin Ülkesi , hafızanın geride bıraktıklarına meydan okuyor. Sanatçının tutkularını, işlediği temaları, peşini ısrarla bırakmadığı meseleleri ve üretimindeki yeni açılımları bütünlüklü şekilde yorumlayabileceğin bir keşfe davetlisin. Nerede ve ne zaman? 14 Nisan 2024’e kadar Salt Beyoğlu’nda ücretsiz ziyaret edebilirsin. Neden gitmeli? Börüteçene’nin bugüne kadar düzenlenen en kapsamlı sergisi niteliğindeki Üç İç Denizin Ülkesi , sanatçının erken dönem işlerinden ödüllü enstalasyonu Kır/Gör ’e (1985), 1987’de Urart Sanat Galerisi’nde gösterdiği terracotta serilerinden İstanbul’un kamuya açık mekânlarına yerleştirilen büyük ölçekli heykellerine birçok eseri yeniden bizlerle buluşturuyor. Sergi, Türkiye’deki kültür mirası ve sanat eserlerine yönelik ihmalkâr tavra da dikkat çekiyor. Not almalı: Sergi paralelinde gerçekleştirilecek programları saltonline.org adresinden veya Salt ’ın sosyal medya hesaplarından takip edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Beirut, Hadsel
Süre: 47 dakika
Plak şirketi: Pompeii Records
Yayın tarihi: 10 Kasım 2023

Pandemiden hemen önce 2019’da Zach Condon yani Beirut, Gallipoli albümünün turnesini boğazındaki enfeksiyon nedeniyle iptal etmek zorunda kaldı. Türk eşinden boşanması sonrası yaşadığı depresyon, stres ve kronik uykusuzluk da, kendi deyimiyle 2019’u “paramparça bir ruh hâlinde” geçirmesine neden olmuştu.
Verdiği bir röportajda o dönemi şu sözlerle anlatıyordu: “Korkunç bir üst solunum yolu enfeksiyonu geçirdim, antibiyotik ve steroid kullanıyordum. Daha sonra Avrupa’da üçüncü bir tura çıktım. Ve bir hafta sonra fena hâlde hastalandım. Doktora gidip ‘Bana ilaç ver’ dediğimde ‘Bunu yapmaya devam edersen artık şarkı söyleyemeyeceksin ve vücudun parçalanacak. Bunu kendine neden yaptın?’ dedi. Bu yüzden her şeyi iptal ettim. Bu fiziksel sorunlara bazı psikolojik problemlerim neden oldu. 15-16 yaşımdan beri bastırdığım şeylerden kaçıyordum. Hepsini alkolle örtbas ediyordum.”
Karanlıkta huzur bulup her şeyden uzaklaşmak için, soğuğun ve gecenin hâkim olduğu Norveç’in kuzey adalarından Hadsel’de bir ev kiraladı. Condon, “Bu büyülü yere kaçabileceğimi ve her şeyin yoluna girebileceğini düşündüm” diyordu. İşte 4 yıl aradan sonra çıkardığı Hadsel albümünü, hayatının en karamsar dönemlerinden birini geçirirken, kasabadaki kilisede karşısına çıkan 19. yüzyıldan kalma devasa orgla yazdı.
Albümü D.I.Y. (kendin yap) yöntemiyle yaptı. Uzun çalardaki 12 şarkının sözlerinin yanı sıra müziklerine de kendisi imza attı. Org, baritone ukulele, Fransız kornosu, trompet ve modüler synth seslerinin ağırlıkta olduğu albümün atmosferini ise yalnızlık, çaresizlik, boş manzaralar ve bitmiş ilişkiler belirledi. Condon, müziğinde klasikleşen akordeon sesini ise bir bakıma orgla ikame etti.
Beirut’un müziğindeki Balkan eğilimleri burada yerini organik ve manevi bir müziğe bırakıyor. Sanki bu albüm kendisinin yeniden doğuşu gibi… Albümün tamamına yayılan dürüst şarkı sözleri hem kendini daha iyi tanımasını sağladı hem de hayranlarıyla bağını da güçlendirdi.
Acısını sözlere döktü

Albüme ismini veren Hadsel şarkısı, açılışta yer alıyor. Parçada, org ve trompet, kilise korosuyla birleştiriyor. Böylelikle daha sonraki parçalarda nelerle karşılaşacağımızın da ipuçlarını veriyor. Baion şarkısı ise acıların artık dile döküldüğü an oluyor. Bir ilişkiden kopuşun neler hissettirdiği burada dürüstçe dile getiriliyor. Adeta bir koroyu andıran sakin ses tonuyla, yaşadığı acıyı şarkı sözü hâline getirerek belki de hafifletiyor.
Oh, since you’ve gone
I don’t know what’s gone wrong
I wait in the bed
Near the stairs in my head
And I, full of scorn
Laid you down on my thorns
I wish to be gone
I bite hard on my tongue
Manzarayı konuşturan şarkılar

So Many Plans ise albümün kişiliğini ve çizgisini gösteren en iyi Beirut şarkılarından. Zach Condon’un trompet kullanımındaki ustalığı dinleyiciyi adeta başka bir dünyaya götürüyor. Ukuleleyle başladığı şarkının sözlerinde yine derin bir hüzün hâkim. Ama arkadan gelen müzik tüm bunların aksine neşe dolu. Condon, şarkıyı da şu sözlerle anlatıyor: “Bu şarkının kabullenme, umut ve vazgeçme duyguları arasında bir denge kurması hoşuma gitti. Şarkı sözü, zahmetsizce yazılan kısa ninniyi andırıyor, adeta COVID zamanlarının ağıtı gibi... Bu şarkıyı yaptığımda orga daha alışamamıştım. O yüzden kilise orgunu kullanmadım.”
Albümdeki birçok şarkıda adeta manzara da konuşuyor. Adını Norveçli bir balıkçı köyünden alan Stokmarknes, melankolik bir atmosfere sahip. Parçada Fransız kornosuyla perküsyon net şekilde işitiliyor. Condon, burada da ilişkisine gönderme yapıyor:
At least sit up
Let me fill your cup
Been waiting for
What’s left to come unstuck
Island Life, birçok enstrümanın birbiriyle uyumlu şekilde karıştığı bir balad. January 18th’de org başrolde giriş yapıyor. Condon’un sesi ise eşsiz bir koro düzenlemesiyle yankılanıyor. Şarkıda bir bandoyu andıran düzenlemeler de dikkat çekiyor.
Favorim ise Süddeutsches Ton-Bild-Studio. Bu şarkı aynı zamanda albümün en uzun parçası. Bir balad gibi başlayıp sonrasında bir vals gibi ilerliyor. The Tern’ün sözlerinden anlıyoruz ki Condon albümde kafasını karıştıran tüm soruların cevabını buluyor. Zack Condon’un sesi ise adeta bir enstrüman görevi üstleniyor.
Not so easier
No, it’s not too late to find where you are
…
Oh, you’re not too late to find who you are
You’re not too late to find who you are
Kuzey ışıkları ve korkunç fırtınalarda yapılan müzik

Albümde tempo genel olarak yavaş; düzenlemeler düşünceli; Zach Condon’un sesi büyüleyici. Kuzey’in etkisi altındaki albüm, dinleyicisinde meditatif bir etki bırakıyor. Albümün kapak görselinde Hadsel’deki ahşap kilisenin çizimi var. Aynı kilisenin soğuk kış aylarındaki görüntüsü gibi bembeyaz. Uçsuz bucaksız beyaz görüntü, korkutucu değil tam tersi rahatlatıcı.
Hâlâ turneye çıkmak için hazır olmadığını söyleyen müzisyen, önümüzdeki yıl sadece yaşadığı Berlin’de birkaç konser verecek. Condon şöyle diyor: “Hadsel’de geçirdiğim süre boyunca müzik üzerinde çok çalıştım; trans hâlinde kayboldum ve gençliğimden beri bir kenara ittiğim zihinsel çöküşün içinde körlemesine tökezledim. Bu şarkılar geldi ve sanki bir zil çaldı. Doğanın güzelliği, kuzey ışıkları ve korkunç fırtınalar etrafımda müthiş bir gösteri yaparken, ben geçmiş ve bugün yaşanmış pek çok olayın acısını çekiyordum. Birkaç saatlik ışık, dağların ve fiyortların akıl almaz güzelliğini ortaya çıkaracak ve saatlerce süren alacakaranlık, beni bastırılmış bir heyecanla dolduracak diye…”
Folk pop türündeki bu şarkılarda Condon iyileşirken, artık geçmişe sırtını dönüyor ve dinleyicisinin de elinden tutup ileriye doğru ilerliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Post-punk'ın en büyük gruplarından IDLES ise yılın son büyük konseri ile bu akşam Zorlu PSM'de sahne alıyor. Beirut'un yeni albümü 4 yıllık bir aranın ardından çıktı.
27 Kas 2023

YAZARLAR

Eda Solmaz
Müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR



