Alelade bir fikstürden ‘Der Klassiker’e: Bayern-Dortmund rekabeti


Aktif yaşam tarzının sembolü: Tissot T-Touch Connect Sport Tissot’nun yeni T-Touch Connect Sport modeli, spor ve sağlık yolculuğunuzun ayrılmaz bir parçası olacak. Gücünü güneşten alan saat, İsviçre saatçiliğini Tissot’nun özgün çizgisinde gösteriyor. Klasik kol saati görünümüyle tasarımdan taviz vermeden teknolojisi ve fonksiyonlarıyla öne çıkıyor. Dokunmatik AMOLED ekranlı safir camı ve 43mm çapındaki kasa tasarımıyla sportif bir şıklık sunan Tissot T-Touch Connect Spor saat, quartz mekanizması sayesinde güneş enerjisiyle şarj ediliyor. Fırçalanmış ve perdahlanmış sofistike yüzeyinde seramik bezel ve titanyum kasa gibi malzemeleri birleştiren saat, aylar boyunca şarj gerektirmeden kullanılabiliyor. Neler var? Egzersizler özelliği ile aktiviteler arasından dilediğinizi seçin, egzersiz boyunca katettiğiniz mesafeyi, kalp atış hızınızı ve ne kadar kalori yaktığınızı anlık takip edin. Egzersiz rutininize mercek tutun. Stats özelliği ile gelişiminizi takip edebilir, performans grafiklerini içeren detaylı bir analiz için uygulamayı inceleyebilirsiniz. Çağrılar, aktif zamanlayıcılar, alarmlar, hatırlatmalar ve daha fazlası için bildirimlerle hiçbir şeyi kaçırmayın. Yeni Strava entegrasyonu ile koşu, bisiklet ve diğer sporlar için aktivite takibini doğrudan bileğinize getirin. Performans izlemenin her zamankinden daha kolay ve erişilebilir olmasının keyfini çıkarın. Antrenman zonları belirleyin ve izleyin ve fitness hedeflerinize hassas bir biçimde ulaşın. Klasik ve şık tasarımla fonksiyonu biraraya getiren, aktif yaşam tarzının tamamlayıcısı Tissot T-Touch Connect Sport ile buradan tanışabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Bundan 53 yıl önce, 27 Kasım 1971’de Münih’teki Grünwalder Stadion’da oynanan Bayern Münih-Borussia Dortmund maçı, stat görevlilerinin yaratıcılığını zorlayan bir sonuca sahne oldu. Ev sahibi lehine 11-1’lik tarihî sonuçla biten maçta, yalnızca iki "1" tabelası olan skorbord sorumluları “11” yazabilmek için 1’lerden birinin yerine “7” tabelasını kullanmak zorunda kaldı. Sezon sonunda Bayern Münih, 2. Bundesliga şampiyonluğunu elde ederken Udo Lattek’in öğrencilerinin bugüne kadar devam edecek bir dominasyonu başlattığını öngörmek elbette kolay değildi. Bayern, o günden beri bu şampiyonluklardan 31 tane daha kazandı. Madalyonun öbür yüzündeki Borussia Dortmund ise o sezonu 83 gol yiyerek 20 puanla 17. tamamladı ve küme düştü.
Anlayacağınız, o tarihte, ne Bayern-Dortmund rekabeti vardı ne de bu maçların “Der Klassiker” diye havalı bir unvanı. Bu karşılaşmada Dortmund'un kalesini koruyan Jürgen Rynio'nun dediği gibi "alelade bir fikstür"dü, "normal bir maç"tı. Sıradan bir lig maçında, kaliteli, yıldızlarla dolu bir takımın zayıf rakibine karşı acımasız bir şovu… Olan biten bundan ibaretti. Bugünden bakınca Borussia Dortmund’un, kendini Bayern Münih’in Almanya’daki en büyük rakibi olarak kabul ettirmiş olması, esas büyük başarıymış gibi duruyor.

Evi, Dortmund’un her şeyi
Bundesliga öncesi 1956, 1957 ve 1963’te şampiyonluk yaşayan Borussia Dortmund’un yeniden yükselişine zemin hazırlayan olay içinse yine 1971’e gitmek gerekiyor. 1974 Dünya Kupası’nın orijinal ev sahibi kentlerinden Köln’ün, stadyum yenileme çalışmaları için gerekli bütçeyi sağlayamaması üzerine alternatif olarak belirlenen Dortmund şehri, yaklaşık 33 milyon marklık bir projeyle Westfalenstadion’u inşa etti. 54 bin kişilik, döneminin en modern stadyumu, Borussia Dortmund’a bir Bundesliga maçında ev sahipliği yapmak için 1976’ya kadar bekledi. Ama bu bekleyişe de değdi. Ruhr havzasının mavi yakalı emekçilerine ev sahipliği yapan kentlerden Dortmund’un büyüyen, sadık taraftar kitlesi, kulübe önemli bir gelir kapısı yarattı.
1990’lara gelindiğinde Borussia Dortmund nihayet iddialı bir kulüptü, Westfalenstadion ise her hafta dolup taşan bir futbol mabedi hâlini almıştı. 1994/95 ve 1995/96 sezonlarında Bayern Münih’i alaşağı ederek üst üste 2 kez şampiyon olan Ottmar Hitzfeld’in öğrencileri, 1997’de Şampiyonlar Ligi’ni kazanarak adını sonsuza dek futbol devleri arasına yazdırdı.
- Bilgi notu: Borussia Dortmund, Şampiyonlar Ligi zaferi sonrası kendisini bir aşırı harcama sarmalının içinde bulunca 2000'lerin başında iflas tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. 2004’te Bayern Münih, faiz beklentisi olmadan 2 milyon avroluk bir borç vererek 200 milyon avroluk borçla mücadele eden ve oyuncularının maaşlarını ödeyemeyen Borussia Dortmund’un nakit ihtiyacını karşıladı.
Borussia Dortmund o günden beri sadece 3 kez daha lig şampiyonu olabildi ama bu, Bayern’in mutlak hakimiyetinin daha da büyüdüğü 21. yüzyılda onu ülkenin “en büyük” 2. takımı yapmaya yetti. 2 takımın arasındaki maçlar da böylece, El Clásico’dan ilhamla “Der Klassiker” yani “Klasik” etiketini elde etti.
- Dahası: Bayern Münih, 2013’te Wembley’de oynanan Şampiyonlar Ligi finalinde, Jürgen Klopp’un çalıştırdığı Borussia Dortmund’u 2-1 yenerek kupayı 5. kez kazandı.
Güncel görünüm
Takımlar arasında bugüne kadar oynanan toplam 135 maçta Bayern 67, Dortmund 33 galibiyet elde etti. Bu rakamlar, Bayern’i Dortmund’u en çok mağlup eden takım; Dortmund’u da Bayern’i en çok mağlup eden takım yapıyor. 30 Kasım Cumartesi günü iki takım arasında oynanacak müsabakada Borussia Dortmund’un en büyük güvencesi evi (bugünkü adıyla Signal Iduna Park). Dortmund sahasında Bayern’e karşı başa baş istatistiklere (20 galibiyet 23 mağlubiyet) sahip.
Üstelik bu sezon ligde kendi evlerinde 6’da 6 yaptılar. Teknik Direktör Nuri Şahin’in de vurguladığı üzere Borussia Dortmund iç sahada bambaşka bir güçle oynuyor. Ancak Bayern’in deplasman karnesi de fena değil. 6 deplasman maçından 16 puan çıkardılar. Ligde oynadıkları son 5 maçı da gol dahi yemeden kazandılar. Bayern’in 10 puan gerisinde 5. sırada yer alan Borussia Dortmund’un bu sezona dair zirve iddiasını koruması için mutlaka kazanması gerekiyor. Hayal kırıklığı yaratan ve 11 yıl sonra şampiyonluğu kaybetmeleriyle sonuçlanan 2023/24 sezonu sonrası ise Bayern, ligde 29 puanla, en yakın rakibi Eintracht Frankfurt’un 6 puan önünde bulunuyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
"Bir kulüpten fazlası" FC Barcelona 125. yaşını kutluyor. Kutlamalara Johann Cruyff övgüleriyle katılıyoruz. Alman futbolunun "Der Klassiker"i Bayern Münih-Borussia Dortmund rekabetinin kısacık ama bol gollü tarihini hatırlıyoruz.
29 Kas 2024

YAZARLAR

Mithat Fabian Sözmen
Gazeteci. Sözmen, 10 yıl boyunca, 2008’den beri spor yazıları yazdığı Evrensel gazetesinin internet sitesini de yönetti Çeşitli dergi ve internet mecralarında spor, kültür ve politika konularında yazan Sözmen, #tarih dergisinin çıkardığı #tarih’te bugün bülteninin editörlüğünü yaptı.

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.
07 Tem 2026

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.




