Apple “Zaman Uçar” dedi

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Apple, her yıl eylül ayında düzenlediği ve iPhone modelleri dâhil olmak üzere yeni ürünlerini tanıttığı “Apple Special Event”ini bu yıl “Time Flies” (Zaman Uçar) ismiyle 15 Eylül’de düzenledi. Teknoloji basınında daha önce gündeme gelen sızıntılar doğru çıktı ve Kaliforniya merkezli teknoloji üreticisi Apple, tarihinde ilk kez etkinlikte yeni iPhone modellerini tanıtmadı.
Pandemi döneminde yaşanan tedarik sıkıntısı sebebiyle iPhone 12’nin ekim ayında satışa sunulacağı Apple’ın Finans Grubu Başkanı Luca Maestri tarafından açıklanmıştı. Ancak pek çok kişi etkinlikte yeni iPhone 12 modellerinin tanıtılacağını öngörüyordu. Beklenen olmadı ve iPhone 12’yi görmek isteyenler etkinlikte aradıklarını bulamadı. Şirket Time Flies adı altında düzenlediği etkinlikte yeni iPad Air 4 modelini, 8. Nesil iPad’i, yeni Apple Watch Series 6 ile daha uygun fiyatlı Apple Watch SE modelini tanıttı. Apple, etkinlikte yeni ürünlerinin yanı sıra ayrıca yeni abonelik sistemi Apple One ile yeni fitness uygulaması Apple Fitnes+'ı tanıttı.
- Apple belki etkinlikte iPhone 12’yi tanıtmadı ancak önemli iyileştirmeler ve yenilikler yaptığı iPad Air 4 ve Apple Watch Series 6 modellerine yakında bakalım...
- Apple’ın şimdiye kadar ürettiği en güçlü işlemci iPad Air 4: Yeni iPad Air, köşeli kenarlı tasarımıyla, beş farklı renk seçeneğiyle satışa çıkacak. Cihazın köşeli tasarımı, “iPhone 12, iPhone 5’in tasarımına benzeyecek” iddialarını da güçlendirmiş oldu.

- Yeni iPad Air, önceki nesle göre daha büyük bir ekranla geliyor. 10.9 inç Liquid Retina ekranı bulunan cihaz 264 piksel (ppi) yoğunlukta 2360 x 1640 piksel çözünürlük sunuyor. True Tone ve yansıma önleyici bir kaplamaya sahip olan yeni iPad Air 4, ayrıca yağ tutmayan bir ekrana sahip ve kullanıcıya 500 nit parlaklık sunuyor.
- Etkinlikte iPad Air 4’te görülen en büyük değişikliklerden biri Touch ID’nin güç butonuna taşınması oldu. Bu özelliğiyle iPad Air 4, biyometrik verileri güç butonuna taşıyan ilk iPad oldu.
- Etkinlikte dikkat çeken başka bir konu ise Apple’ın bugüne kadar geliştirdiği en gelişmiş çip olan A14 Bionic’in iPad Air 4’le gelmesi oldu. 5 nanometre işleme teknolojisini kullanan A14 Bionic, 6 çekirdekli tasarımıyla bir önceki modele göre CPU performansında %40 artış ve yeni 4 çekirdekli grafik mimarisiyle GPU performansında ise grafiklerde %30 iyileşme sağlıyor. Bu durum pil ömrüne ve güç verimliliğine katkı yapıyor. Saniyede 11 trilyon işlem gerçekleştirebilen çip yapay zekâ ve makine öğrenme uygulamalarında yeni bir seviyeye ulaşıyor ve yeni nesil Neural Engine'le %70 daha hızlı yapay öğrenme teknolojisi sunuyor.
- Görüntü ve seste de önemli iyileştirmelere gidilen yeni iPad Air, 7MP ön kamera ve 4K video çekimleri için daha önce iPad Pro’da kullanılan 12 MP arka kameraya sahip.
- Cihaz ayrıca daha önce iPad Pro’lardan alışık olduğumuz ve 10 kat daha hızlı veri aktarımı sağlayan bir USB-C bağlantı noktasıyla gelen ilk iPad Air olarak anılıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Facebook geçtiğimiz hafta açıkladığı Kampüs uygulamasıyla 2005 yılındaki Facebook'u yeniden keşfetti. TikTok ise milyar dolarlık bir şirkete dönüşmesini sağlayan algoritmalarını açıkladı.
17 Eyl 2020

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bugün şirketler, faaliyet gösterdikleri süre boyunca müşterilerinden çalışanlarına, iş ortaklarından tedarikçilerine kadar milyonlarca kişi ve kuruma ait veri topluyor. Şirket kapandığında ise bu devasa dijital arşiv bir anda ortadan kaybolmuyor. Verilerin bir bölümü yasal yükümlülükler nedeniyle saklanmaya devam ederken bazıları, başka şirketlere devredilebiliyor; hatta iflas sürecinde satışa çıkarılan varlıklar arasında yer alabiliyor.

Algoritmalar artık iş dağıtıyor, çalışanları puanlıyor ve hatta işten çıkarma kararlarında belirleyici oluyor; insan denetimi ise otomasyon yanlılığı ve gig ekonomisinin hukuki boşlukları nedeniyle her zaman gerçek bir güvence sağlamıyor. Kaliforniya, “Robot Patrona Hayır” yasası ile işten çıkarma ve disiplin kararlarının yalnızca yapay zekaya bırakılmasını yasaklayan ilk ABD eyaleti oldu belki ama asıl sorunun kapitalizmin ulaştığı noktayla ilgili olduğunu hatırlamak gerekiyor.

Şirketler yapay zekayı toplantı notu çıkaran araçlardan operasyon yürüten ajanlara dönüştürmek istiyor; ancak bir yandan da güvenilmez veri, eksik bağlam ve belirsiz sorumluluklar kurumların yıllardır kapalı odalarda tuttuğu dağınıklığı da su yüzüne çıkarıyor. Üstelik ajanların gerçekten işe yaradığı bir düzende asıl mesele, onlara hangi işleri devredeceğimiz kadar açılan zamanı insanın muhakemesine, öğrenmesine ve daha nitelikli üretime ayırıp ayıramayacağımız da.

Yıllarca makineleri insanların anlayabileceği biçimde tasarlamaya çalıştık. Yapay zeka bu problemi çözüyor gibi görünüyor ama önümüze daha tuhaf bir tasarım sorusu çıkarıyor: İnsanların kendilerini makinelerin anlayacağı biçimde yeniden düzenlemeye başladığını nasıl fark edeceğiz ve hangi noktada bunu gerçekten problem sayacağız?

Birkaç yıl önce bir ürünün ismine “yapay zeka destekli” ifadesini eklemek, onu bir anda daha yeni, daha akıllı ve daha değerli gösterirdi. Bugün ise bu ifade, hemen hemen her üründe rastlanan son derece sıradan ve hatta kimi zaman “korkutucu” bir etiket hâline geldi. Güvenlik endişeleri, şirketleri ürünlerini “sevimli dijital maskotlar” arkasına gizlemeye iterken ABD hükümeti, çözümü yapay zekanın adını “süper zeka” olarak değiştirmekte buldu.



