Aral Denizi, küçülmeye devam ediyor


Bu sayı Yapı Kredi Sürdürülebilir Tercih Programı ile birlikte ulaşıyor.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Bir zamanlar Orta Asya’nın en büyük iç su kütlelerinden biri olan Aral Denizi, insan yapımı mühendislik ve tarımsal projelerin yanı sıra iklim değişikliğinin de etkisiyle dramatik bir şekilde küçüldü. Şu an eski büyüklüğünün dörtte birinden daha azını kaplıyor.
- Güncel durum: Özbekistan’daki Muynak bölgesi sakinlerinin de aralarında bulunduğu yerel halk, Aral Denizi’nin yok oluşunun getirdiği zorluklarla mücadele ediyor. Balıkçılık endüstrisinin çöküşü ve tarımsal hasatların azalması, bölge halkının geçim kaynaklarını tehdit ediyor.

Paslanmış bir gemi, Aral Denizi’nin kurumuş bir kısmında duruyor, 25 Haziran 2023 / Fotoğraf: AP Photo, Ebrahim Noroozi
- Çözüm arayışı: Kazakistan’da—Dünya Bankası’nın desteklediği Kokaral Barajı projesi sayesinde—denizin bir kısmında su seviyesi arttı ve balıkçılık endüstrisi canlandı. Özbekistan’da ise erozyonu yavaşlatmak ve toz fırtınalarını önlemek için kuraklığa dayanıklı bitkiler dikiliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Çocukların sürdürülebilirlik konusunda hem öğrenme hem de öğretme rollerini üstlenmelerini teşvik eden ve nesiller arası bilgi alışverişini öne çıkaran bir perspektif üzerine.
17 Şub 2024

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar hayatın akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen karşılaşmalar giderek programlanan, paketlenen ve satın alınan hizmetlere dönüşüyor. Kiminle, nerede ve nasıl karşılaşacağımızı belirleyen sosyal altyapılar artık teknoloji şirketleri, hospitality sektörü ve üyelik sistemleri tarafından şekillendiriliyor. Peki daha pürüzsüz bir sosyal yaşam uğruna farklı olanla karşılaşma ihtimalinden tümden vazgeçiyor olabilir miyiz?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?



