ARYA ZENCEFİL VE TRANS SAATLER

Aktivist, KuirFest koordinatörü, Trans Saatler'in sunucusu ve kreatif direktör Arya'yla tanış.
ARYA ZENCEFİL VE TRANS SAATLER

8 Mart - Etat Pur - ANGST
Etat Pur ile birlikte

Cildine iyi gelen saflık: Etat Pur | Pure Active Hyaluronic Acid 1,5% Hyaluronik asit , özellikle yaşlanma belirtilerini azaltmak isteyen aynı zamanda da aşırı kuru bir cilde sahip olan kişiler için olmazsa olmaz içerikler arasında yer alıyor. Güzellik endüstrisi, sahte vaatler ve "hepsi bir arada" mucizevi çözümlerle ürünlerin ve içeriklerin sayısını artırırken kökleşmiş inançlara aykırı bir düşünceden doğan Etat Pur , cildin ihtiyaç duyduğu Hyaluronik asit dengesini sağlamak üzere ultra güvenli bir cilt bakımı için sıkı formülasyon prensiplerini yansıtan, ince kırışıklık karşıtı ve sıkılaştırıcı etkili konsantre bakım ürünü Pure Active Hyaluronic Acid 1,5% ’ı sunuyor. Nedir? Etat Pur Pure Active Hyaluronic Acid 1,5% yüksek ve düşük moleküle sahip oranıyla farkını ortaya koyuyor. Sahip olduğu patentli In-skin teknoloji sayesinde cildin ihtiyacı olan katmana kadar inerek cilt endişelerine yönelik çözüm sağlıyor. Pure Active Hyaluronic Acid %1,5 ; %100 Cilt tarafından anında emilmeyi, %94 Cilde esnekliğini ve canlılığını yeniden kazandırmayı, %91 Sıkı ve dolgun bir cilt görünümü sağlamayı, %91 İnce kırışıklıkları ve mimik çizgilerini azaltmayı sağlar. Neden önemli? Vücudumuzda doğal olarak bulunan bir bileşen olan Hyaluronik asit, cildin nemlendirilmesinin yanı sıra yumuşak ve sağlıklı görünmesine yardımcı olabilen bir su tutucu olarak karşımıza çıkıyor. Kendi ağırlığının bin katına kadar su tutabilme kapasitesine sahip olan Hyaluronik asit; nemsiz cilt görünümünü ortadan kaldırmaya yardımcı olabiliyor, cildin elastikiyetini artırarak ince çizgi ve kaz ayaklarının görünümünü azaltabiliyor, ciltteki pürüzlerin giderilmesine katkı sağlayabiliyor. Minimum 8 hafta boyunca kırışıklar ve mimik çizgilerini azaltmak için sabah ve akşam nemlendirici kremden önce 4 damla olarak yüz çevresine uygulanması önerilen Pure Active Hyaluronic Acid %1,5’ı keşfetmek için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren →

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Söyleşi: Alara Demirel

Bir aktivist ve performans sanatçısı olarak "Türkiye'de kadın olmak" senin için ne demek? Bu doğrultuda deneyimlerin nasıl şekillendi?

Türkiye'de kadın olmak her şeyden önce sorgulanmak demek, attığımız her adım ve aldığımız her nefesin konuşulup tartışılacağı, emeklerimizin ve söylemlerimizin ıncık cıncık edileceği anlamına geliyor benim için. Örneğin güvende olmak istediğinizi söylediğinizde dahi önce tehlike altında olduğunuzu kanıtlamanız bekleniyor. 

Aktivizm ve performans sanatıyla uğraşmam kendime ve başkalarına bu güvenli alanı yaratmak isteğiyle şekillendi öncelikle. Kadınların en büyük sorunlarından bir tanesi güvenlik bu LGBTİ+'larla da kesişen bir nokta. Kendine güvenen, kendini yaşayan kadınları istemiyorlar ve ben de hem drag yaparak hem de söylem üreterek Arya'yı yaşatıyorum.

Feminist aktivizm gündelik pratiklerine, üretimlerine ve metinlerine nasıl yansıyor? Kendini bu hareketlerin neresinde konumlandırıyorsun?

Gündelik hayatımda belki de feminist pratiğin en çok yansıdığı yer kullandığım dil. Mesela cinsiyetçi, eril küfürlerin çoğunu hayatımdan çıkardım. Belli başlı ilkelerim var — şiddetsizlik, güç dinamiklerini okumak gibi. Her aktivistin bunlar konusunda benimle aynı düşünmediğini biliyorum tabii ki ve bir söylem üretimi açısından çeşitliliği de sağlıklı buluyorum. 

Dil, bizim dünyayla etkileşimde kullandığımız ve bilincimizi oluşturan yapı taşlarından, onu nasıl kullandığımız zihniyetimizi de şekillendiriyor. Uzlaşmacı olmaya, dinlemeye ve çözüme odaklanıyorum. Bunları söylediğimizde ya da kesişimsel feminist olduğumuzu belirttiğimizde insanlar bizi daha ılımlı bir feminizm noktasında konumlandırıyor ama aslında radikal bir yerde olduğumu da düşünüyorum. 

Neticede ikili cinsiyet sistemi, ataerki, cis-heteroseksizm gibi tanımların hepsinin kapitalizm ve emperyalizmle el ele olduğunu gözlemliyor, sorunun kökten çözülmesi gerektiğine inanıyorum. Sosyal demokrasi, adil bir emek sistemi ve kapsayıcı bir dünyada barış mümkün. Bence feminizmin böylesine kesişimsel olması da radikal bir fikir ve ben oradayım.

Arya Zencefil


"Bugün de bununla ilgilenmeyeyim," diyemediğimiz, gündemin özneleri olduğumuz günler geçiyor. Cishet dünyanın yarattığı yorgunluğa karşı kendine yarattığın dinlenme alanları var mı?

Yakın bir zamanda bir süreliğine sosyal medyada aktivizmle ilgili gönderilere ara verdim, artık akıl sağlığım noktasında uğradığım zorbalıklar beni etkilemeye başlamıştı. "Twitter detoksu"m sırasında baya bir ses getiren — ki sesten kastım Twitter'daki sesli sohbet odalarında yaşandı — translarla alakalı gündemler başladı ve hatta günün trendlerine dâhil oldu. O gün "detoks"umu bozup tekrar söylem üretmem gerekti — "Gerekti," diyorum çünkü belli bir takipçi kitlesine sahip, söz üreten açık kimlikli bir trans kadın olarak topluluğuma karşı da sorumluluk hissediyorum. 

Sonrasında dinlenme sürecime devam ettim ve bugün, tekrardan iyi bir enerjiyle yayınlarıma devam ediyor, yazılar yazabiliyorum. Kendimize alan ayırmamız, esenliğimize dikkat etmemiz hayati önem taşıyor: enerjimizi önemli mücadelelere saklayabilmeliyiz ki dahası biz olmadan, biz zarar görürsek, kendimizi kaybedersek ve daha kötüsü olursa — o zaman amacımız boşa çıkar, biz yaşamak ve yaşatmak istiyoruz. 

O yüzden evet, dinlenebileceğimiz; esenliğimi geri toplayıp kazanabileceğim bir alan yaratma noktasında kitap okumaya tekrar başladım, oynayamadığım oyunları oynamaya ve hatta onlar hakkında da içerik üreterek ruh hâlimi toplamak üzerine benliğime vakit ayırdım.

Trans Saatler'i hazırlıyor ve sunuyorsun. Temsil bağlamında nasıl dönüşler alıyorsun? 

Trans Saatler podcast'i uyum sürecim boyunca trans bir kadın olarak yaşadığım şeyleri topladığım ve natransların aklına gelmeyecek ya da üstüne biraz düşünmesi gereken farklar üzerine bir proje. 

Çıkış noktası gerçekten bir düğüne ve kınaya aldığım davet üzerine oldu. Daveti aldıktan sonra aklıma gelen ilk soru "Kınaya davet edilecek miyim?" oldu. Bazıları kınaları sevmez, gitmez de ama benim için bir anda bu, arkadaşlarımın beni olduğum gibi kabul edip etmediklerinin bir göstergesi hâline geldi. O kınada bana karşı takılanacak tavır, gelinin etrafında dönüp dönemeyeceğim, türkü söyletip söyletmeyecekleri üstüne düşündüm. 

Bir anda feminist bir gözle zaman zaman eleştirdiğimiz ve demode bulduğumuz o geleneklerin nasıl biz trans kadınlar için toplum gözünde bir imtihana dönüştüğünü anlatmak istedim. Yakın arkadaşım, ablam, UzayZuhal'e bunu anlattığım zaman o bu durumun ikililiğinin altını çizip bazı natrans ayrıcalıklarını daha önce fark etmediğini söyledi. Dedim ki "E o zaman ben bunları anlatayım!" 

İlk sezon bitmek üzere ve önemli bir gündelik, sesli tarih tuttuğumu düşünüyorum. Yıllarca trans sesler sansürlendiği için günümüz teknolojisi ve fırsatlarıyla sansürleri aşıp bizim hikâyemizi aktarabilmek harika bir duygu.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst
∙

BÜLTEN SAYISI

💜 8 MART, TRANS SAATLER, DEMET EVGAR

Birleşmiş Milletler Kadın Birimi ve Demet Evgar'la konuşuyoruz; Arya Zencefil'le kesişimsel feminizmin radikalliğine değiniyoruz.

08 Mar 2022

Etat Pur ile birlikte
💜 8 MART, TRANS SAATLER, DEMET EVGAR

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst
∙

HİKAYE

Ölümcül körlük #3 | Menopoz: Kadınların 30 yılı nasıl tıbbın dışında kaldı?

Kadınların hayatının yaklaşık üçte birine yayılan menopoz, yüzyıllar boyunca doğurganlığın kaybı ve toplumsal değerin azalması üzerinden konuşuldu; sağlık boyutu ancak son yüzyılda görünür olmaya başladı. Bugün hormon tedavisinden osteoporoza, çalışma hayatından ayrımcılığa uzanan etkileri daha fazla tartışılsa da birçok kadın hâlâ ne yaşadığını anlamak, doğru teşhisi almak ve tedaviye ulaşmak için kendi başlarına bırakılıyor.

Ayça Örer

·

20 Eyl 2026

Ölümcül körlük #3 | Menopoz: Kadınların 30 yılı nasıl tıbbın dışında kaldı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Süheyla Doğan: 'Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim'

2026 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi Süheyla Doğan’a bu ödül başta Kazdağları olmak üzere pek çok yerde ekoloji mücadelesini cesaretle sürdürdüğü, doğayı ve yaşamı savunmaktan vazgeçmediği, kadın hakları için mücadele ettiği, devlet destekli ekokırım projelerine karşı ısrarla ses çıkardığı ve doğayla birlikte yaşam hakkını savunduğu için verildi. Doğan, “Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim. Baskıların da bir sonu olacak. Geleceğe dair umutlarımı da kaybetmiyorum” diyor.

Pelin Cengiz

·

19 Eyl 2026

Süheyla Doğan: 'Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim'
AngstAngst
∙

HİKAYE

Moda ve benlik: Giyinmek neden sadece giyinmek değildir?

Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...

Nazlı Tan

·

16 Eyl 2026

Moda ve benlik: Giyinmek neden sadece giyinmek değildir?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Milenyallerin seçenek krizi: İradece özgür müyüz, ihtimallerce tutsak mı?

Y kuşağından önceki kuşakların takip ettiği "eğitim, iş, terfi, evlilik, çocuk, ev, emeklilik" senaryosu çökeli çok oluyor; yerine yeni bir senaryo da konmadı. Milenyaller, yetişkinliğin her şeyi çözmek ve garanti bir hayat kurmak olmadığını deneyimleyerek öğrenen, aynı anda sonsuz seçenekli bir dünyaya uyum sağlamaya çalışan ilk kuşak oluyor. Peki çok seçenek gerçekten özgürlük mü? Yaşanan ne kararsızlık ne de kimlik krizi; bildiğiniz seçenek krizi.

Elif Bayram

·

16 Eyl 2026

Milenyallerin seçenek krizi: İradece özgür müyüz, ihtimallerce tutsak mı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Ölümcül körlük #2 | O muayen günler: Regl tabuları kadınlara neye mâl oluyor?

Dünyada her ay 2 milyardan fazla kadın regl oluyor. Bu durum kadın fizyolojisinin doğal bir parçası olsa da tıp literatüründe en az araştırılan konulardan biri. Bu görmezden gelme hâli, milyonlarca kadının güvenli hijyen koşullarına, hijyenik ürünlere ve doğru bilgiye erişemediği daha geniş bir tablonun parçası. "Ölümcül körlük" yazı dizisinin ikinci bölümünde regl tabusunun hastalıkların teşhisini geciktirmekten okulda ve işyerinde ayrımcılığa uzanan görünmez sonuçlarını kadınların tanıklıklarıyla ele alıyoruz.

Ayça Örer

·

13 Eyl 2026

Ölümcül körlük #2 | O muayen günler: Regl tabuları kadınlara neye mâl oluyor?