ARYA ZENCEFİL VE TRANS SAATLER


Cildine iyi gelen saflık: Etat Pur | Pure Active Hyaluronic Acid 1,5%
Hyaluronik asit , özellikle yaşlanma belirtilerini azaltmak isteyen aynı zamanda da aşırı kuru bir cilde sahip olan kişiler için olmazsa olmaz içerikler arasında yer alıyor. Güzellik endüstrisi, sahte vaatler ve "hepsi bir arada" mucizevi…
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Söyleşi: Alara Demirel
Bir aktivist ve performans sanatçısı olarak "Türkiye'de kadın olmak" senin için ne demek? Bu doğrultuda deneyimlerin nasıl şekillendi?
Türkiye'de kadın olmak her şeyden önce sorgulanmak demek, attığımız her adım ve aldığımız her nefesin konuşulup tartışılacağı, emeklerimizin ve söylemlerimizin ıncık cıncık edileceği anlamına geliyor benim için. Örneğin güvende olmak istediğinizi söylediğinizde dahi önce tehlike altında olduğunuzu kanıtlamanız bekleniyor.
Aktivizm ve performans sanatıyla uğraşmam kendime ve başkalarına bu güvenli alanı yaratmak isteğiyle şekillendi öncelikle. Kadınların en büyük sorunlarından bir tanesi güvenlik bu LGBTİ+'larla da kesişen bir nokta. Kendine güvenen, kendini yaşayan kadınları istemiyorlar ve ben de hem drag yaparak hem de söylem üreterek Arya'yı yaşatıyorum.
Feminist aktivizm gündelik pratiklerine, üretimlerine ve metinlerine nasıl yansıyor? Kendini bu hareketlerin neresinde konumlandırıyorsun?
Gündelik hayatımda belki de feminist pratiğin en çok yansıdığı yer kullandığım dil. Mesela cinsiyetçi, eril küfürlerin çoğunu hayatımdan çıkardım. Belli başlı ilkelerim var — şiddetsizlik, güç dinamiklerini okumak gibi. Her aktivistin bunlar konusunda benimle aynı düşünmediğini biliyorum tabii ki ve bir söylem üretimi açısından çeşitliliği de sağlıklı buluyorum.
Dil, bizim dünyayla etkileşimde kullandığımız ve bilincimizi oluşturan yapı taşlarından, onu nasıl kullandığımız zihniyetimizi de şekillendiriyor. Uzlaşmacı olmaya, dinlemeye ve çözüme odaklanıyorum. Bunları söylediğimizde ya da kesişimsel feminist olduğumuzu belirttiğimizde insanlar bizi daha ılımlı bir feminizm noktasında konumlandırıyor ama aslında radikal bir yerde olduğumu da düşünüyorum.
Neticede ikili cinsiyet sistemi, ataerki, cis-heteroseksizm gibi tanımların hepsinin kapitalizm ve emperyalizmle el ele olduğunu gözlemliyor, sorunun kökten çözülmesi gerektiğine inanıyorum. Sosyal demokrasi, adil bir emek sistemi ve kapsayıcı bir dünyada barış mümkün. Bence feminizmin böylesine kesişimsel olması da radikal bir fikir ve ben oradayım.

Arya Zencefil
"Bugün de bununla ilgilenmeyeyim," diyemediğimiz, gündemin özneleri olduğumuz günler geçiyor. Cishet dünyanın yarattığı yorgunluğa karşı kendine yarattığın dinlenme alanları var mı?
Yakın bir zamanda bir süreliğine sosyal medyada aktivizmle ilgili gönderilere ara verdim, artık akıl sağlığım noktasında uğradığım zorbalıklar beni etkilemeye başlamıştı. "Twitter detoksu"m sırasında baya bir ses getiren — ki sesten kastım Twitter'daki sesli sohbet odalarında yaşandı — translarla alakalı gündemler başladı ve hatta günün trendlerine dâhil oldu. O gün "detoks"umu bozup tekrar söylem üretmem gerekti — "Gerekti," diyorum çünkü belli bir takipçi kitlesine sahip, söz üreten açık kimlikli bir trans kadın olarak topluluğuma karşı da sorumluluk hissediyorum.
Sonrasında dinlenme sürecime devam ettim ve bugün, tekrardan iyi bir enerjiyle yayınlarıma devam ediyor, yazılar yazabiliyorum. Kendimize alan ayırmamız, esenliğimize dikkat etmemiz hayati önem taşıyor: enerjimizi önemli mücadelelere saklayabilmeliyiz ki dahası biz olmadan, biz zarar görürsek, kendimizi kaybedersek ve daha kötüsü olursa — o zaman amacımız boşa çıkar, biz yaşamak ve yaşatmak istiyoruz.
O yüzden evet, dinlenebileceğimiz; esenliğimi geri toplayıp kazanabileceğim bir alan yaratma noktasında kitap okumaya tekrar başladım, oynayamadığım oyunları oynamaya ve hatta onlar hakkında da içerik üreterek ruh hâlimi toplamak üzerine benliğime vakit ayırdım.
Trans Saatler'i hazırlıyor ve sunuyorsun. Temsil bağlamında nasıl dönüşler alıyorsun?
Trans Saatler podcast'i uyum sürecim boyunca trans bir kadın olarak yaşadığım şeyleri topladığım ve natransların aklına gelmeyecek ya da üstüne biraz düşünmesi gereken farklar üzerine bir proje.
Çıkış noktası gerçekten bir düğüne ve kınaya aldığım davet üzerine oldu. Daveti aldıktan sonra aklıma gelen ilk soru "Kınaya davet edilecek miyim?" oldu. Bazıları kınaları sevmez, gitmez de ama benim için bir anda bu, arkadaşlarımın beni olduğum gibi kabul edip etmediklerinin bir göstergesi hâline geldi. O kınada bana karşı takılanacak tavır, gelinin etrafında dönüp dönemeyeceğim, türkü söyletip söyletmeyecekleri üstüne düşündüm.
Bir anda feminist bir gözle zaman zaman eleştirdiğimiz ve demode bulduğumuz o geleneklerin nasıl biz trans kadınlar için toplum gözünde bir imtihana dönüştüğünü anlatmak istedim. Yakın arkadaşım, ablam, UzayZuhal'e bunu anlattığım zaman o bu durumun ikililiğinin altını çizip bazı natrans ayrıcalıklarını daha önce fark etmediğini söyledi. Dedim ki "E o zaman ben bunları anlatayım!"
İlk sezon bitmek üzere ve önemli bir gündelik, sesli tarih tuttuğumu düşünüyorum. Yıllarca trans sesler sansürlendiği için günümüz teknolojisi ve fırsatlarıyla sansürleri aşıp bizim hikâyemizi aktarabilmek harika bir duygu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Birleşmiş Milletler Kadın Birimi ve Demet Evgar'la konuşuyoruz; Arya Zencefil'le kesişimsel feminizmin radikalliğine değiniyoruz.
08 Mar 2022

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
COP31'e doğru 2035 için belirlenen yıllık 1,3 trilyon dolarlık iklim finansmanı hedefi tartışılırken kaynakların hangi kanallardan sağlanacağı, ülkelerin katkısının nasıl paylaşılacağı ve finansmanın ne kadarının hibe olarak aktarılacağı belirsizliğini koruyor. Bakü–Belém Yol Haritası bu hedefe ulaşmak için bir çerçeve sunarken asıl sınav, finansmanın ihtiyaç sahiplerine hangi koşullarda ulaşacağı olacak.

Pandemi günlerinde bir adım geri atıp, yaşadığımız keşmekeşi çıplak gözlerle görünce, en çok da bizden nelerin esirgendiğini fark ettik. Ertelenen kitaplar okundu, filmler, diziler izlendi. Kimimiz sahiden de mutfakta becerikli olduğunu keşfetti, hemen herkes evde kendi ekmeğini pişirmeye başladı, bir kısmımız hızını alamayıp karnabaharı bile deterjanla yıkamaya soyundu. Ama ortak duygu şuydu: Çalışırken de kendimize vakit ayırabilirmişiz. Peki böyle bir hayat için illa küresel bir felaket mi yaşamamız gerekiyordu?

Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenleneceği için bu yıl özel bir önem atfedilen COP31’in ana gündem maddelerini, işleyiş ve iklim finansmanına ilişkin kritik konuları uluslararası iklim politikası, çevre hareketi ve iklim diplomasisi alanlarında 30 yılı aşkın deneyime sahip bir isim olan Jennifer Morgan ile birlikte değerlendirdik.

İnsanın toplulukla birlikte özneleşmesi, topluluğun içinde erimesini gerektirmez. Tersine, kendi sesini koruyabildiği, başkalarının sesini duyabildiği, ortak hayatı dönüştürmeye katılabildiği ölçüde, ben ile biz arasındaki ilişki yeni olanaklarla zenginleşerek güçlenir. Öyleyse birlikte yaşamanın sorusu, birarada kalırken birbirimizin özgürlüğünü nasıl koruyacağımızı yönelik olabilir. "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" serisinin ikinci yazısında "kovuk, çember, eşik" kavramlarından hareketle birlikte yaşamanın sınırlarının nasıl çizildiğine odaklanıyoruz.

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?



