BEDENİN HÜKMÜ

90-60-90'lar, bedenleri standartlaştırma meselesi ne zaman başladı, sonu ne zaman gelir?
BEDENİN HÜKMÜ

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

"Doğru" proporsiyonlar, 90-60-90 ölçüler, minimum boy sınırlamaları, ideal kilo... Kulağımıza aşina gelen bu tanımlamalar nasıl ortaya çıktı hiç düşündün mü? Daha doğrusu, giysilerin standart beden ölçülerinin neye göre belirlendiği ve neden belli bir kalıbın içine sığmak zorunda olduğun hiç aklına geldi mi? Bu sorular aklımı kurcalarken aslında derinlerde daha fazla sorulacak soru olduğunu farkettim. “Doğru beden” diye bir kavram var mı? Bu kavramlar nasıl değişiyor? Moda sistemi beden özgürlüğü tanıyor mu yoksa bizi belli kalıplara mı sokuyor? Peki kalıplar ne zaman ortaya çıktı?

Çok eskilere gitmemize gerek yok. Moda endüstrisinin özellikle de 1980’li yıllardan sonra, kadını estetik ve güzel olma yolunda toplumsal bir proje hâline getirerek, bedeni daha fazla görünür kıldığı söylenebilir. Çünkü, sürekli olarak değişen trendler, sürekli değişen bedenler olmaya başladığında beden ölçü sistemi de değişmeye ve gelişmeye başladı. Yani modaya ayak uydurmak için sadece tarzımız değil, bedenimiz de bu trendler boyunca değişime uyum sağlıyor. Dolayısıyla doğru beden ölçüsü, tüketici kadar üretici için de bir soru işareti hâline geliyor.

Ölçü kalıplarının tarihçesi: Tarih boyunca bedene ve kişiye özel giysiler vardı. Terziler tarafından sipariş üzerine dikilen giysiler sayesinde kimse özel bir kalıba girmek zorunda kalmıyordu. Bedenleri standartlaştırma, İkinci Dünya Savaşı sonrası Büyük Buhran döneminde başladı. Gelişen endüstriyel tekniklerle seri üretim gelişti ve böylece çok da uzak olmayan bir tarihte artık belli kalıpların içine girmelisi kuralı geldi. Bu dönemde ortaya çıkan reklamlar ve kataloglar, bir tüketici devrimini ateşledi. Yani sıra dışı ve hızlı. 

ANGST 

Standartlar: 1940'ların başlarında standart bir “etiketleme” sistemi oluşturma umuduyla kadın bedeni üzerine yapılan bir çalışma sırasında 15 bin kadından 59 farklı ölçü alındı. Ancak araştırmacılar Ruth O’Brien ve William Shelton tarafından yapılan en önemli keşif psikolojik oldu; Kadınlar ölçümlerini paylaşmak istemediler. Sonuç, standart ölçüler yaratıldı. 1958'de, yani uzun bir süre sonra, O'Brien ve Shelton'ın araştırması, ABD tarafından onayladı ve markalara kıyafetlerini buna göre yapmaları önerildi. 1983'e gelindiğinde ise O'Brien ve Shelton'ın ölçüleri ve tabii hayalleri suya düştü. Çünkü büyük beden kadınlar, uzun boylular, kısa boylular bu ölçülere uymuyordu ve birçok kişi alışverişten mahrum kalıyordu. 

Bedenin hükmü: Ve 2000’ler; yükselen sesler, değişen bedenler. Milenyumla beraber artık bu kalıplara sığmak zorlaştı. Kalıpların dışında kalanlar, özellikle büyük bedenler, kendilerine göre giysi bulamamaya başlayınca markalar da bakış açılarını değiştirmek zorunda kaldı. Böylece yeni trendler plus size, oversize, petit gibi terimlere döndü. Yani bedenler, trendleri yönetmeye başladı. Günümüzde ise yavaş yavaş, ön yargılar yıkılmaya başladı. Geçtiğimiz birkaç yıl içinde, birçok marka yeni sisteme katıldı. Universal Standard, 2015'teki başlangıcından bu yana Curvy Sense ve Good American'ın yanı sıra bu pazara hitap ediyor. 

Şu an için yeterli değil: Çünkü moda dünyası “Ya satılmazsa!” korkusunu hâlâ yaşıyor. Çoğu marka farklı bedenler için adımlar atsa da yeterli ürün üretmiyor, daha doğrusu trendleri yakalayan ürünler üretmiyor. Daha fazla kumaş, daha fazla desen ve daha fazla para gerektirdiği için daha büyük bedenler üretip stoklamanın kendileri için zor olduğunu söylüyor. Parsons School of Design'daki moda tasarımı programını yöneten Fiona Dieffenbacher, teknik olarak bunun tamamen doğru olduğunu söylüyor. “Çoğu tasarımcı, hâlâ giysilerinin büyük beden kadınlar tarafından giyildiğini düşünmek istemiyor. sözleriyle durumu açıklıyor.

Araştırmalara göre, 2027’ye kadar H&M, Forever 21 İnc., Ralph Lauren, Mango, H&M, Hanesbrands Inc. ve daha fazlası herkese hitap eden bir sistem yaratmayı hedefliyor. Şu an için her bedenin mutlu olması kısa vadede zor gibi görünse de hızlı moda sisteminde eğer trendler bu doğrultuda gitmeye devam ederse belki herkese göre tüketim dağılabilir ve standart ölçülerde üretim azalabilir. Aşırı tüketim değil, doğru tüketim için güzel bir adım olabilir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

ANGST 19: KİMİN HÜKMÜ, NEYİN MODASI?

Moda, “moda” olmadan ne yapar? Beden, trend ve ideal olabilir mi? İkinci el, kimin kurtuluşu?

07 Mar 2021

ANGST 19: KİMİN HÜKMÜ, NEYİN MODASI?

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Büküldüğümüz yerden buluşmak: Anksiyete politik mi?

Travma sadece olayın içinde olanların değil, ona tanık edilenlerin de bedenine yerleşir. Çünkü güven duygusunun yıkılışını görmek de insanın sinir sistemine yazılır. Bu yüzden bazı anksiyeteler kişisel değil; toplumsal ve politiktir. Çünkü sürekli alarmda yaşamak politiktir.

Nis Tuğba Çelik

·

25 Tem 2026

Büküldüğümüz yerden buluşmak: Anksiyete politik mi?
AngstAngst

HİKAYE

Olgunluktan itaate: Liseyi ne zaman kaybettik?

Farklı politikaları aynı şekilde uygulayarak liseyi kendi başına değer taşıyan bir yaşam alanı olmaktan çıkarıp üniversitenin bekleme salonuna dönüştürdük. Şimdi çocuklara hangi liseye gireceklerini soruyoruz; dört yıl sonra da hangi üniversiteyi kazanacaklarını soracağız. Déjà vu! Peki üniversite, bu bekleyişin sonunda başlayan bir başka bekleme odası olmasın?

Metin V. Bayrak

·

19 Tem 2026

Olgunluktan itaate: Liseyi ne zaman kaybettik?
AngstAngst

HİKAYE

Geri dönüşümle imtihanımız: Ambalaj tasarımından bağımsız ambalaj atığı sistemi işler mi?

1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.

Pelin Cengiz

·

12 Tem 2026

Geri dönüşümle imtihanımız: Ambalaj tasarımından bağımsız ambalaj atığı sistemi işler mi?
AngstAngst

HİKAYE

İlk şakayı kim yapar?

Deniz Göktaş, bize mizahın bildiğimiz hâlinin ne olduğunu hatırlattı. Bir zamanlar prime time’da politikacılarla kıyasıya dalga geçildiğini, bunun bir halüsinasyon olmadığını Yedi Uyurlar Mağarası'ndan çıkmış gibi hatırladık. Bu açıdan da Deniz Göktaş’a "sonunu düşünmeyen kahraman" değil, hoşgörünün ve gülüp geçmenin mümkün olduğu zamanların gerçek olduğunu hatırlatan biri gibi yaklaşmak gerek belki de.

Sinem Dönmez

·

10 Tem 2026

İlk şakayı kim yapar?
AngstAngst

HİKAYE

'Öğrenme kaybı': Çocuklar yaz tatilinde ne öğreniyor?

Asıl öğrenme kaybı, çocuğun bedeninden, akranlarından, oyundan, doğadan, sıkıntıdan, evin gündelik işlerinden, kendi iradesinden, hayatın beklenmedik karşılaşmalarından kopmasıdır. Çocuklar yaz tatilinde öğrenmeyi kaybetmez. Biz öğrenmeyi okul sanma yanılgımız yüzünden, çocukların hayattan öğrendiklerini görme yetimizi kaybederiz.

Metin V. Bayrak

·

05 Tem 2026

'Öğrenme kaybı': Çocuklar yaz tatilinde ne öğreniyor?