Bir veda ve şükran mektubu: Güle güle Herr Daum

Christoph Daum, sıfırdan gelerek Alman futbolunu dönüştüren, tiranlara meydan okumaktan çekinmeyen bir çatlak profesördü. Her seferinde kendini sabote etmeyi becermese belki de çok daha büyük övgülerle anılırdı ama kişisel bir nedenden ötürü benim için o, en büyüklerden biri.
Bir veda ve şükran mektubu: Güle güle Herr Daum

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

9 yaşındayken, yani 1994/95 futbol sezonunun içindeyken, tuttuğum takım Galatasaray’ın iyi bir dönem geçirdiği söylenemezdi. Karl-Heinz Feldkamp ve Reiner Hollmann yönetiminde kazanılan iki şampiyonluğun ertesinde göreve bir başka Alman Reinhard Saftig getirilmiş ancak Saftig’li Cimbom, ikinci yarı itibarıyla sezona havlu atmıştı. Özellikle Mart ayında, ikisi iç sahada biri Fenerbahçe deplasmanında üst üste 3 yenilginin alındığı süreç can sıkıcıydı. Ali Sami Yen’de Antalyaspor’a karşı gelen 3-0’lık yenilgi, Saftig’in sonu olmuş, ancak bir hafta sonra Kadıköy’de de Fenerbahçe’ye 3-0 kaybedilmişti. 

Şampiyonluk yarışının Beşiktaş’la Trabzonspor arasında geçtiği bu sezon bir başka Alman’ın takımı epey dikkatimi çekmişti. Bol gol atan, sürekli hücumu düşünen, rakiplerini boğan bu oyunun baş aktörü teknik direktör Christoph Daum’du. Medyada kendisinden sık sık “Herr Daum” diye bahsedilen bu heyecanlı, sarı bıyıklı adam, Beşiktaş’ı sezon sonunda şampiyonluğa taşıyacak, beni de futboldan keyif alabilmek için tuttuğumuz takıma mecbur olmadığımıza ikna edecekti. Haftalar ilerledikçe kendimi güzel futbol izlemek adına Daum’lu Beşiktaş’ın maçları için ekran karşısına geçerken bulmak epey hoşuma gitmişti.

  • Geniş açı: O dönemde ya da daha sonra onu Fenerbahçe’nin başında daha büyük başarılar kazanırken ve bir yandan da büyük hayal kırıklıkları yaşarken izlerken henüz Almanya’daki namından tam olarak haberdar değildik. Evet, Fenerbahçe’nin başındayken Almanya’dan “kokain sorunu” nedeniyle gönderildiğini medyadan okumuştuk ve bu konuda tribünlerimiz pek çok yaratıcı eyleme imza atmıştı ama Daum bundan ibaret değildi ki!

Köln yılları: Çatlak profesörün kendini takdimi

Doğu Alman kenti Zwickau’da doğan, babasının ölümü sonrası 7 yaşında Batı Almanya’ya, Duisburg’a taşınan Christoph Daum’un üst seviyelere çıkamayan faal futbolculuk hayatı Duisburg ve komşusu Köln kentinde geçti. 1981-1985 arası Köln’ün amatör takımını çalıştırdı. 1985/86 sezonunda Toni Schumacher(sonra Bodo Illgner), Thomas Hassler, Pierre Littbarski, Klaus Allofs gibi yıldızların forma giydiği Köln’ün as takımının antrenör kadrosuna girdi. Bir yıl sonra ise kendini esas koltukta otururken buldu.

1970’lerle birlikte, Hollanda ve SSCB ekollerinin getirdiği futbola bilimsel yaklaşım metotlarından etkilenen, motivasyona önem veren, değişik antrenman taktikleri geliştiren (futbolcularını kırık camların etrafından koşturmak gibi) Daum’un yönetiminde Köln zirveye oynadı; 1987/88’i 3., 1988/89 ve 1989/90’ı 2. bitirdi. 

Kariyerinin sonuna kadar didişeceği Bayern Münih’in önde gelen figürlerinden Uli Hoeness’le de bu dönemde karşı karşıya gelmeye başladı. Daum, ligin geri kalanının Bayern’den korktuğunu ve bu yüzden onu yenemediğini söylüyor, dev rakibi karşısında sürekli tansiyonu yükseltecek, cesur ve kavgacı açıklamalar yapıyordu. Buna karşılık Hoeness ise Bayern’in Daum’a özel basın sözcüsü rolüne bürünmüştü.

Stuttgart şampiyonluğu ve ilk sabotajı

Almanya’nın kazandığı 1990 Dünya Kupası sırasında aniden görevden alınan Daum, Stuttgart’ın yolunu tuttu ve 1991/92’de ekibi, tarihindeki 2. Bundesliga şampiyonluğuna taşıdı. Bu başarısına rağmen 1992/93’te, Kupa 1’in Şampiyonlar Ligi adıyla ilk kez düzenlendiği sezon, Leeds United eşleşmesinde yabancı kuralını ihlal etmesiyle büyük bir skandala imza attı. İlk maçı evinde 3-0 kazanan Stuttgart, rövanşta Leeds United’a 4-1 yenilmişti. Normalde deplasman golü kuralıyla Alman ekibinin üst tura çıkması gerekiyordu. Ama yabancı statüsündeki Jovo Simanic’in oyuna alınması Stuttgart’ın yabancı kuralını ihlali anlamına geliyordu. UEFA, Avrupa genelinde tepki çeken bir şekilde turu, tarafsız sahada oynanacak 3. maçı kazanan takımın geçmesine karar verdi. Leeds sahadan galip ayrıldı ve Daum’u büyük bir krize sürükledi. Alman futbolunun en hızlı yükselen yıldızı, böylece 1994/95 sezonu başlarken kendini Türkiye’de, Beşiktaş’ın başında bulmuştu.

Leverkusen’le Almanya’ya dönüş

Daum, Beşiktaş’ta kazandığı 3 kupanın ardından, Alman futboluna dönüşünü Bayer Leverkusen’le yaptı. Alman futbolunun orijinal plastik kulübü, ilaç devi Bayer’in sahibi olduğu takım, ülkenin en akıllıca yönetilen ekiplerinden biriydi. Yabancı transfer pazarlarını, özellikle de Brezilya ve Doğu Avrupa’yı yakından takip ediyorlardı, bu sayede kaliteli bir oyuncu grubu yakalamışlardı. Daum, o kadronun ihtiyacı olan zeka, motivasyon ve liderliği sağladı. Leverkusen’in başında geçirdiği 4 sezonun 3’ünü 2., 1’ini 3. bitirdi. Mucizevi şampiyonlukları son anda kaçırdı. Baş sorumlu elbette hep Bayern Münih’ti. Bu süreçte Hoeness’le polemikleri de artık çığırından çıktı. 1999/00 sezonunun son haftasında Leverkusen’e şampiyonluk için 1 puan yetiyordu ve kendi kendini sabote etme uzmanı Daum o son maçta Bavyera’nın zayıf takımı Unterhaching’e yenildi. Bayern Münih bir kez daha şampiyon olurken kıs kıs gülen Hoeness, “Leverkusen için üzgünüm” diyerek yalan söylüyordu!

Uyuşturucu skandalı, Fenerbahçe ve son maç trajedileri

2000’de adı millî takımla anılan Daum’un karşısına bu kez bir Münih tabloidi çıktı. Onun eşinden ayrılıp şarkıcı Angelica Camm’le birlikte olmasına dair yapılan haberde uyuşturucu kullandığı da ima edilmiş ve Uli Hoeness’in başlarda pek dikkate alınmayan bu iddiayı kamuoyuna taşımasıyla Daum’un üzerindeki baskı artmıştı. Saç örneği vermek zorunda kalan Alman çalıştırıcının testinin pozitif çıkması, millî takım hayallerini sona erdirirken Daum’un da bir kez daha Alman futbolundan aforoz edilmesine neden oldu.

Kısa süreli 2. Beşiktaş macerası ve Austria Wien’le kazandığı şampiyonluk sonrası 2003’te Fenerbahçe’nin başına geçti. 2004 ve 2005’te ligi domine eden kadroyu yönetti ama tam da onun kariyerini özetleyen bir trajediyle görevinden ayrılmak zorunda kaldı. 2005/06 sezonunun son maçında Denizlispor deplasmanında alınan beraberlikle şampiyonluğun görülmemiş şekilde Galatasaray’a kaptırılması sonrası Köln’e döndü. 2009/10’daki 2. Fenerbahçe macerası da benzer bir “son maç felaketi” ile sonuçlandı. Fenerbahçe, evinde Trabzonspor’u yenemeyince şampiyonluk Bursaspor’un oldu.

Daum daha sonra Eintracht Frankfurt, Club Brugge, Bursaspor ve Romanya millî takımını çalıştırdı ama en iyi günleri geride kalmıştı. Sağlık sorunları da ortaya çıkmaya başlayınca hocalığı bıraktı. 2020’de yayımlanan, çoksatan otobiyografisinde vurguladığı üzere hayatı hep sınırlarda yaşamış, başarının da başarısızlığın da zirvesini görmüş, nasılsa en mutlu olacağı anlarda hep kendini sabote etmeyi becermişti!

Her şeye rağmen Alman ve Türk futbolundan bir “dahi” geçti. Renkli kişiliğin, cesur futbolun, Hoeness’i sürekli kızdırdığın ve bana rakip takımların güzel futbolundan da keyif almayı öğrettiğin için teşekkürler. Güle güle Herr Daum!

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Punto Punto

BÜLTEN SAYISI

⚽️ Daum'un vedası, Buruk'un hatası

Hayatını kaybeden Christoph Daum'u şükranla anıyor, mirasını hatırlatıyoruz. Galatasaray'ın Devler Ligi'ne vedasını masaya yatırıyoruz.

30 Ağu 2024

AA

YAZARLAR

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Punto Punto

HİKAYE

Tadej Pogačar: Aynı anda şampiyon, rakip ve dost olarak kalabilmek

Tadej Pogačar, Paris’te Fransa Turu'nu beş kez kazananların arasına girdiğinde tarihle ve rekorlarla ilgilenmek istemediğini söyledi. Birinci veya beşinci zafer olması fark etmiyordu, Tadej Pogačar o anın tadını çıkarmak istiyordu. Belki gerçekten böyledir. Biz Pogačar’ı Merckx’le, Hinault’yla ve henüz kazanmadığı kupalarla ölçerken o, bisikletin içinde daha yakın şeylere bakıyor: Karşısındaki rakibe, arkasında zorlanan arkadaşına, yol kenarında bekleyen sevdiğine.

Ömer Şentürk

·

28 Tem 2026

Tadej Pogačar: Aynı anda şampiyon, rakip ve dost olarak kalabilmek
Punto Punto

HİKAYE

Serena’nın başlattığı tartışma: Zayıflama ilaçları doping sayılmalı mı?

Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Serena’nın başlattığı tartışma: Zayıflama ilaçları doping sayılmalı mı?
Punto Punto

HİKAYE

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Alp Ulagay

·

15 Tem 2026

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası
Punto Punto

HİKAYE

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede
Punto Punto

HİKAYE

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Kavel Alpaslan

·

11 Tem 2026

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?