Bir yaz rüyasının peşinde: Yılın en etkileyici cruise koleksiyonları

Cruise 2027 sezonu, büyük moda evlerinin arşivlerine ve kurucu hikayelerine döndüğü bir sezon olarak kayda geçti. Chanel’in Biarritz’te, Gucci ve Louis Vuitton’un New York’ta, Dior’un ise Los Angeles’ta sahnelediği şovlar; yeni kreatif direktörlerin markalarını yeniden tanımlarken şehirle doğrudan diyalog kuran koleksiyonlara yöneldiğini gösterdi.
Özgürlük ve kaçış fikri bu koleksiyonlarda silüetlere sinen bir tavır olarak öne çıkarken kumaşların akışı, kesimlerin rahatlığı ve jestlerin hafifliğiyle çağdaş bir zarafet dili yaratıldı.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
YAZARLAR

Akgün Akdil
Stilist, sanat yönetmeni ve editör 20 yılı aşkın süredir moda, tasarım, dekorasyon ve yaşam tarzı alanlarında içerikler üreten Akdil; estetik olan ile gündelik olanın kesiştiği noktaları görünür kılar. Uluslararası tasarım ve dekorasyon dünyasındaki gelişmeleri sahadan gözlemleyerek metinlerine taşır. Paris ve Milano Moda Haftaları başta olmak üzere önemli moda etkinliklerini yerinde takip eder ve bu deneyimleri yazılarına yansıtır. Ege Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı mezunu olan Akdil, disiplinlerarası yaklaşımını hem yazılarına hem de projelerine aktarır; peyzaj projeleri geliştirir, fotoğraf ve reklam filmlerinde sanat yönetmenliği yapmaya devam etmektedir.

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
Sanatçı misafirlik programları, yaratıcıları yerel bilgiyle buluşturan araştırma ve karşılıklı öğrenme alanları. Şeflerin, tasarımcıların ve araştırmacıların katıldığı bu programlarda, gidilen yerin insanlarıyla, doğasıyla ve kültürüyle kurulan ilişki de üretimi şekillendiriyor. Kapadokya’dan Sardinya’ya uzanan örnekler, zanaat bilgisinin aktarılması ve kırsal kalkınma için yeni olanaklar sunuyor. Programların değeri ise sanatçıların, ev sahiplerinin ve yerel toplulukların birbirinden ne öğrendiğine ve birlikte ne üretebildiğine bağlı.

Verona’daki Biblioteca Capitolare, 1.500 yılı aşkın geçmişiyle dünyanın hâlâ faaliyet gösteren en eski kütüphanesi kabul ediliyor. 517 tarihli elyazmalarından silinip yeniden ortaya çıkan metinlere uzanan koleksiyon, yalnızca yazının tarihine değil, kitapların yüzyıllar boyunca nasıl korunduğuna da ışık tutuyor.

Dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden biri olan Reykjavík, adaya adım atan gezginler için genelde yalnızca bir konaklama noktası ya da doğa turlarına geçiş güzergahı olarak görülüyor. Oysa şehir; insan ölçeği, özgün mimari yapısı ve kamusal alan kullanımıyla adadaki yaşam kültürünün en somut özetini sunuyor. Üstelik “buralı olmanın” ve adadaki gündelik hayatın izlerini sürmek isteyenlere karşı da son derece cömert. Kentin 10 yerel durağını bir güne sığdırmak isteyenler için bir rehber.

Bali’den Koh Phangan’a, Goa’dan Tulum’a uzanan görünmez hatta “Coğrafi Rezonans Hattı” demek gerek belki. Burası insanların kaybettikleri ritmi yeniden bulmaya çalıştıkları bir dolaşım ağı. Fakat bir süre sonra başka bir şey fark ediliyor: İnsanlar rezonansı bulamıyor, onu bir ülkeden diğerine taşıyor sadece. Bu yüzden Coğrafi Rezonans Hattı bir çözüm haritasından çok, bir semptom haritası.

Etkinlikler, şehrin farklı aktörlerini buluşturan, boş alanları görünür kılan, mahallelerin hikayesini değiştiren ve ekonomik hareket yaratan; üstelik bütün bunları ölçülebilir ve programlanabilir bir yapıya dönüştüren kullanışlı formatlar. Ancak bir şehrin “etkinlik sahnesi” olarak tasarlanması, her zaman doğru cevabı vermiyor. Etkinlik bittiğinde geriye ne kalıyor? Yaratılan değer, kültürel ekosistemin yanı sıra kamusal alanlara erişime, yerel işletmelere ve mahallelerin gündelik yaşamına da katkıda bulunuyor mu?




