Cannes sona erdi: Altın Palmiye Jafar Panahi'nin

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Cannes Film Festivali'nin 10 günlük yolculuğu dün gece düzenlenen törenle sona erdi. Bu yıl yarışan filmler ve verilen ödüller geçen yılki gibi büyük tartışmalara neden olmasa da her yıl beklenmedik nedenlerle kendinden söz ettiren festival yine olaylı başladı ve olaylı bitti.
Açılışın hemen öncesinde festival yönetimi, açıkladığı "kıyafet kurallarıyla" gündeme geldi. Kırmızı halıda ve festivalin diğer alanlarında çıplaklığın, hacimli ve uzun kuyruklu elbiselerin yasaklandığı duyuruldu. "Edebe uygunluk" gerekçesiyle açıklanan bu kararın yalnızca kadınları hedef aldığı ve festivalin ahlak polisliği yaptığı konuşuldu.
- Editörün önerisi:Çıplaklık yok, kabarık etek yok: Cannes'ın kıyafet kuralları ve kural tanımayanları | Seda Yılmaz, Duende
Festivalin son gününe ise Fransa'nın güneyinde geniş çapta yaşanan elektrik kesintileri damga vurdu. Cannes'ı da etkileyen kesintiler nedeniyle gösterimler beş saat boyunca aksadı, ödül töreni için alana jeneratörler getirildi.
Gelelim jüriye ve ödüllere: Juliette Binoche yönetimindeki jüride bu yıl Amerikalı aktörler Halle Berry ve Jeremy Strong, İtalyan aktör Alba Rohrwacher, yarı Fransız yarı Faslı yazar Leïla Slimani, yönetmenler Dieudo Hamadi, Hong Sang-soo, Payal Kapadia ve Carlos Reygadas yer aldı.
Büyük ödül Altın Palmiye'yi It Was Just an Accident filmiyle İranlı yönetmen Jafar Panahi kazanırken, törene katılmayan Kleber Mendonça Filho, The Secret Agent'la en iyi yönetmen ödülüne layık görüldü. Bu yıl verilen ödüllerden öne çıkanlar şöyle:
Altın Palmiye: It Was Just an Accident (yön. Jafar Panahi)
Grand Prix (Jüri Büyük Ödülü): Sentimental Value (yön. Joachim Trier)
En İyi Yönetmen: Kleber Mendonça Filho (The Secret Agent)
Jüri Ödülü: Sound of Falling (yön. Mascha Schilinski) ve Sirat (yön. Oliver Laxe)
Özel Ödül: Resurrection (yön. Bi Gan)
En İyi Senaryo: Jean-Pierre ve Luc Dardenne (The Young Mother’s Home)
En İyi Kadın Oyuncu: Nadia Melliti (La Petite Dernière)
En İyi Erkek Oyuncu: Wagner Moura (The Secret Agent)
Altın Kamera (En İyi İlk Film): The President’s Cake (yön. Hassan Hadi)
Altın Palmiye - Kısa Film: I’m Glad You’re Dead Now (yön. Tawfeek Barhom)
FIPRESCI Ödülü: The Secret Agent (yön. Kleber Mendonça Filho)
Cannes okumaları:
- Sarıp sarmalayan bir dünya: Cannes Immersive seçkisi | Melis Behlil, Duende
- Cannes notları: Festivalden fısıltılar, favoriler ve tartışmalar | Öykü Sofuoğlu, Duende
- NEON’un yükselişi: Bağımsız sinemanın risklerine dair | Emre Eminoğlu, Duende
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
jeneratör
Cannes Film Festivali
Seda Yılmaz
Fransa
Juliette Binoche
Halle Berry
Jeremy Strong
Alba Rohrwacher
Leïla Slimani
Dieudo Hamadi
Hong Sang-soo
Payal Kapadia
Carlos Reygadas
Altın Palmiye
It Was Just An Accident
İran
Yönetmen
Jafar Panahi
Kleber Mendonça Filho
The Secret Agent
Grand Prix
Sentimental Value
Joachim Trier
Mascha Schilinski
Sirat
Oliver Laxe
Jean-Pierre Ve Luc Dardenne
Festival
Cannes
YAZARLAR

Deniz Aytekin
Aposto'da kültür sanat ve çevre editörü

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İlkay Şencan, yeni EP’si “Origin”de çocukluğunun müzikal hafızasını elektronik müzikle buluşturuyor. Şencan ile biraraya geldik ve kariyerinin başlangıcından uluslararası başarıya, DJ kabinindeki seyirci beklentilerinden müzik sektöründeki network ilişkilerine uzanan pek çok konuyu konuştuk.

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.




