

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar.
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
Küresel tüketimin en hareketli dönemlerinden biri sona ermek üzere. Amerika’daki kimi özel günler ve alışkanlıklardan doğan ve dünyaya yayılan bu dönem, okula dönüş kampanyaları ile başlayıp şükran günü, Black Friday, noel ve yılbaşı ile devam eden alışveriş sezonu yıllardır okul ihtiyaçları, hediyeler, giysiler, seyahatler ve daha birçok harcama fırsatıyla farklı sektörleri canlandırıyor. Ülkemizde “kara” olamayan cumalar harika, süper, muhteşeme dönüşüyor, benzersiz kasım gibi versiyonlarla aya yayılıyor, Meksika’da mayıs ayı bile dahil ediliyor.
Hızlı tüketim henüz bu kadar normalleşmemiş, tüketmek için sebeplerin daha geçerli olduğu birkaç on yıl öncesinde ihtiyaç, fırsat ve gereklilikler daha anlamlı gibi görünebiliyor, reklam ve pazarlama dünyasının taktiklerine hayret edilebiliyordu. Git gide daha kolay, daha yeni, daha ucuz, daha fazla, daha moda, daha renkli, daha gerekli, daha herkeste var, daha olmazsa yaşayamayız kampanyalarla kendimizi günümüzde bulduk.
Geldiğimiz noktada tüketimi metadan çıkarıp daha geniş çerçeveden bakmak gerekirse; son zamanlarda günlük hayatın, ilişkilerin, eğlencenin, hatta bunları işleyen entelektüel tüketimlerimizin bile bu çerçevede şekillendiğini görmek mümkün. Dürtüsel alışverişlerin tatminsizliği, sosyal medyanın tetiklediği dopamin bağımlılığıyla gelen odaklanamama ve yol açtığı uzun içerik tüketememe gibi fenomenleri, yeni nesil haber sayfalarında veya sosyal medyada daha sık görüyoruz. Yılın kelimeleri, psikolojik terimleri, ilgi çeken makaleleri tüketime, tüketimin getirdiği tükenmişliğe, depresyon ve haz ilişkisine, çevreye etkisine odaklanan içerikleri de bol bol tüketiyor, beğeniyor, paylaşıyor ve unutuyoruz.
Günümüzde tüketim bir sezondan ya da mevsimden ibaret değil, bu aylarda muhteşem indirim olur, bikini sezonu gelir efsane diyet olur, Dubai çikolatası olur, mevsimi geçer trendi gelir, yepyeni bir kahve makinesi piyasaya sürülür. Black Friday yetmez stokları eritmek için ardından Cyber Monday gelir.
Hızlı moda artık yalnızca giyimle ilgili değil, hayatın her anını kaplıyor.
Trendin ya da mevsimin ne olduğu değil artık konu, bu trendlere duyduğumuz ihtiyaç.
Soru, Dubai çikolatasının neden bu kadar ünlü olduğu değil, o olmasa başka bir ürün ya da akım olacaktı, olacak da. Çikolataya değil bir trende dahil olmaya ihtiyaç duyuyoruz. Çok şikayet ettiğimiz sosyal medyadaki içerikleri de kendimiz üretiyoruz, sadece satın alarak ya da ekranı aşağı kaydırarak sistemin içinde sürüklenen pasif köleler olmanın çok daha ötesinde bu sisteme ihtiyaç duyan ve dönmesine el atan birer özne rolündeyiz. Daha fazlası, daha modası, daha hayatta hissedebilmek, dahil olabilmek için atılan adımlara dönüştükçe hayatın bir gereği haline geliyor. Görülmüş hissedebilmek için kendimizi göstermeye, dikkate alınmış hissetmek için sosyal medyada tartışmaya artık ihtiyaç duyduğumuz bir yerdeyiz. Bu sıralar kimi yerlerde moda çikolata, başka bir segmentte bir süpürge, simli makyaj, dans videosu çekmek ya da fırın da olabilirdi.
Sistem bizi tüketmeye muhtaç, tüketmezse kaybolacak bir yere mecbur ediyor. Durmanın, yavaşlamanın, sadeleşmenin önüne, üretmenin ve olmanın yerine geçiyor, meşgul ediyor, dahil ediyor, benzer yapıyor. İnsan olmaya dair nitelikleri, duyguları, kusurları görünmez yapıyor, durmaya dair öğretiler bile akımlaşıyor, moda ve metaya dönüşüyor.
Tüm bu tüketim bağımlılığının ve onu karşılamak için gereken aşırı üretimin insan haklarına, işçilerin çalışma koşullarına, çevreye, dünyaya etkilerini konuşmak bile bireysel düzlemdeki etkilerini konuşmanın gölgesinde biraz daha silikleşiyor. Belki de asıl soru şudur: Gerçekten durmak istiyor muyuz? Yoksa dahil olmak daha mı önemli?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
NEREDE YAYIMLANDI?
2024'te neler oldu?, ağaç portrelerinde bu sayıda "fıstık çamı", tüketim çılgınlığı, alışkanlık kazanmak için stratejiler, yeni yıla dair ilham, kitap önerisi ve çok daha fazlası...
27 Ara 2024

YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR


